Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/413 E. 2022/723 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/413
Karar No
2022/723
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/200 KARAR NO: 2024/641 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/09/2020 NUMARASI: 2018/1007 Esas - 2020/470 Karar DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Holding A.Ş'nin 03.10.1997 tarihinde ... tarafından 100.000 milyar TL sermaye ile kurulduğunu, şirketin İstanbul Ticaret Siciline kayıtlı ... sicil numarası ile kayıtlı olduğunu ve tek imza yetkilisinin ... olduğunu, doksanlı yıllarda ...San. ve Tic. A.Ş.'nin yerli otomotiv üretimine geçeceği bahanesiyle, ... Grubu Avrupa'da da para toplayabilmek için 19,12.1996 tarihinde Federal Almanya Cumhuriyeti Frankfurt Ticaret Siciline ... tescil numaralı ... şirketini kurduğunu ve para toplama faaliyetini bu şirket üzerinden sürdürmeye başladığını, 03.10.1997 tarihinde ... tarafından Avrupa'da toplanan paraların Türkiye'ye aktarılmasının önüne geçilmesi amacıyla paravan bir şirket olarak hiçbir ticari faaliyeti olmayan; ..., ..., ..., ...,...'m ortağı olduğu ... A.Ş. İstanbul Ticaret siciline ... sicil numarasıyla tescil edilerek kurulduğunu, 10.08.1998 tarihinde ...unvanıyla bir şirket daha kurulduğunu, kurulan bu iki şirket tarafından Avrupa'da toplanan paraların ... Holding A.Ş'ye aktarıldığını, 03.02.1999 tarihinde ... Holding A.Ş'nin genel kurulunda şirket sermayesinin 620 kat artırılması kararı alındığını ve ...'nîn %42,5 ve ...'nin %7,5 İle ... Holding A.Ş'nin hissedarı olduğunu, ... tarafından kurulan şirketlerin hisselerinin ... Holding A.Ş tarafından sermaye artırımı yapılmadan önce değerinin çok üzerinde bir rakamla satın alındığını, satın alınan hisse bedellerinin ödenmediğini ve böylelikle; ... Holding A.Ş'nin bu şirketlerin sahibi olan ... ve yakınlarına borçlandırdığını, ... Holding A.Ş hesabına giren paraların bir miktarının bu altı iştirak şirketinin hissedarlarına yani ... ve yakınlarına ödendiğini, müvekkilinden 30.10.1999 tarihli Tahsilat Makbuzu karşılığında 20.000- DEM tahsil edildiğini, tahsil edilen karşılığında müvekkiline 13.12.1999 tarihli ... Ortaklık Sözleşmesi adlı belge verildiğini, bu belge ile ... şirketine sessiz ortak olduğunun iddia ve ifade edildiğini, ... ve ve ... AG şirketlerinin tüzel kişiliklerinin sona erdiğini ve ticaret sicillerinden terkin edildiğini, bu sebeple söz konusu iki şirkete karşı herhangi bir dava açma imkanı bulunmadığını, söz konusu şirketlerin paravan olarak kullanıldığını, işlevleri sona erdiğinde ise iflasa terk edildiğini, davalılarca yapılan işlemlerin ve yürütülen faaliyetlerin SPK mevzuatı, Bankalar Kanunu, Eski Türk Ticaret Kanunu, Eski Borçlar Kanunu, 4028 sayılı Kara Paranın Önlenmesine Dair Kanun, Türk Ceza Kanunu ve sair mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu, müvekkilinin zararlarından davalılar ... ve ... Holding A.Ş'nin sorumlu olduğunu, açıklanan nedenlerle davalıların ve benzeri yapılanmaların yapmış olduğu hukuksuzlukların ve yasadışı işlemlerin basın yayın organları ile T.C. Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), TBMM araştırma komisyonu raporları ve diğer resmi kurum raporları ile de desteklenmesi, davalılar hakkında ceza kararlarının olması, ... AG ve ... GmbH şirketlerinin iflas etmiş olması ve kayıtlarının ticaret sicilinden terkin edilmiş olmaları ile mevcut alacaklar nedeniyle davalı şirketin iflas etmesi olasılığı göz önüne alındığında mal kaçırma tehlikesi bulunduğundan davalıların malvarlığı üzerine dava gereğince karar kesinleşinceye kadar İhtiyati Tedbir konulmasına, yurt dışındaki ... ve ... A.G. şirketlerince toplanan paraların davalılara aktarılması, bu şirketlerin iflas ettirilmiş ve ticaret sicilinden terkin edilmiş olmaları nedeniyle bu şirketlere başvuru ve bu şirketlerden tahsilat imkânının olmaması nedeniyle davalıların sorumluluklarının bulunduğunun tespit edilmesine, müvekkili ile davalılar arasında Eski TTK, BK, SPK ve sair mevzuata aykırı olarak kurulan ilişkinin hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak davacının, müvekkilinden tahsil edilen 10.225,84 Euro (20.000,00 DEMJ'nun tahsil tarihi itibarı ile S095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile yargılama ve vekâlet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak pasif husumet ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını; esasa ilişkin olarak, davacının dava dışı şirkete para yatırıp yatırmadığının kesin olarak bilinmediğini, davacının bu konuda söz konusu şirkete karşı açmış ve alacağını kesinleştirmiş olduğu bir dava bulunmadığını, davacının öncelikle alacağının varlığını İspatlaması ve banka dekontu veya makbuz asıllarını ibraz etmesi gerektiğini, müvekkili ... ile davacı arasında yapılan bir akit ya da para alışverişinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin kurucusu ve tek yetkilisi olduğu ... GmbH'nin Almanya'da kurulmuş bir şirket olduğunu, diğer şirket olan ... AG'nin ise Liechtenstein'da kurulmuş olan ve o ülkenin yasaları gereğince kuruluşundan itibaren yediemin tarafından yönetilen bir şirket olduğunu, bu şirketlerin TTK hükümlerine ve ilgili diğer yasal mevzuat hükümlerine uygun biçimde diğer müvekkili ... Holding A.Ş'ye ortak olduğunu, ... GmbH ve ... AG şirketlerine ortak olmak isteyenlerin imzalamış olduğu sözleşme metinlerinde açıkça kar ve zarara ortak olunacağının belirtilmiş olduğunu, ... GmbH ve ... AG şirketleri ile ortaklar arasında sessiz ortaklık sistemi kurulduğunu, dava dışı şirketlerin Türkiye'de kurulu bulunan diğer davalı müvekkil ... Holding'e ortak olduklarını ve sermaye taahhütlerine karşılık olarak para ödemesinde bulunduklarını, ... Holding A.Ş'ye ödenen bu paraların; Yabancı Sermaye Mevzuatına uygun olarak Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığından gerekli izinler alınmak suretiyle resmi kanaldan banka havaleleri ile aktarıldığını, bu şirketlerin ticari faaliyet içinde olan ve süreli kar ettiğini, proton marka araç satışı, beyaz eşya satışı ve turizm alanında otel odası satışı gibi çeşitli ticari faaliyetler içinde olduğunu ve paravan şirket olmadıklarını, davacının ortağı olduğunu ve para verdiğini iddia ettiği şirketin müvekkili holdingin halen yasal ortağı olduğunu, bu şirketin ortaklarına ödeme yapamamış olması sebebinin Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilmiş olan ihtiyati tedbir kararından kaynaklanan hukuki ve fiili imkânsızlık olduğunu, dava dilekçesinde yer alan tüm iddiaların öncelikle davacı tarafından ispatlanmasının zorunlu olduğunu, açıklanan nedenlerle öncelikle davanın usulden reddine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde ise haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacı vekili tarafından, dilekçe ekinde 30.10.1999 tarihli ve 24415 numaralı, 10.225,84 Euro (20.000-DM) tutarında Tahsilat Makbuzu fotokopisi sunulmuştur. Söz konusu makbuz fotokopisinden de anlaşılacağı üzere; davalı, söz konusu tutarı davacıdan 30.10.1999 tarihinde tahsil etmiş ve davalı, 30.10.1999 tarihi itibariyle temerrüde düşmüştür. 3095 Sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca, "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştınImadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." %0,65'tir. Bu faiz oranı esas alınarak yapılan hesap tablosu, rapor ekinde sunulmuş olup, yapılan hesaplamaya göre, tahsil tarihi olan 30.10.1999 tarihinden günümüze kadar (16.06.2020) 10.225,84 Euro (20.000,00 DEM)'ya 8.654,08 Euro faiz işlemiş ve davacının toplam alacağı, 18.880,64 Euro'ya yükseltildiği açıklanmış, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, davacının 30/10/1999 tarihli tahsilat makbuzu ile ... AG ye 20.000 DEM para yatırdığı, 20869 seri numaralı ortaklık sözleşmesinin olduğu, ... AG şirketi ile ilgili şirketin iflas ettiği, ... GmbH nin sicil kaydının silinmiş olduğu, ... Grup olarak ... Holding A.Ş ve yukarıdaki şirketlerin yetkilisinin davalı ... olduğu, 03/10/1997 tarihinde ... Holding A.Ş nin davalı ... tarafından kurulduğu, 10/08/1998 tarihinde ise ... AG nin davalı ... tarafından kurulduğu ve şirketin tek yönetim kurulu ve tek imza yetkilisi olduğu, Bakırköy 7 ATM nin 2011/462 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, ... Holding in ... GmbH ye 31/12/2012 tarihi itibariyle 4.767.117,35 TL borçlu olduğu, ....davacının 20.000 DM yatırarak ... AG ye sessiz ortak olduğu, bu firmanın da 2006 yılında iflas ettiği, bu şirketin ... Holding A.Ş den 2000 yılı sonu itibariyle 25.730.000 TL sermaye payı bulunduğu, dolayısıyla davacının davalıdan yatırmış olduğu bedeli davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil talebinde haklı olduğuna ve davanın kabulüne" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin Türk Lirası olarak hüküm tesis etmesinin mümkün olamayacağını, 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi yabancı para alacaklarına uygulanacak faiz oranını işaret ettiğini, yerel mahkemenin davanın kabulüne karar vermesine karşılık taleplerinin aksine Türk Lirası olarak hüküm tesis edilip bu rakama da 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesince yabancı para alacaklarına uygulanacak faiz işletmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararındaki hüküm kısmının ikinci fıkrasında takdir edilen vekalet ücreti ve yargılama giderinin ''davalıdan alınıp davacıya verilmesine'' şeklinde kurulan hükmün hatalı olduğunu, söz konusu dosyanın iki davalısının bulunduğunu, ''davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili le davacıya verilmesine'' şeklinde düzeltilerek tekrar hüküm kurulması gerektiğini, ayrıca yerel mahkemenin vermiş olduğu 22/09/2020 tarihli gerekçeli kararındaki davalılardan ...'ün isminin ''...'' olarak yazıldığını, davalının isminin ... olduğunu, gerekçeli kararın davalı kısmının maddi bir hatayla yanlış yazıldığını, kendilerince 10/11/2020 tarihinde bu hatanın düzeltilmesi için tavzih talepli dilekçenin yerel mahkemeye sunulduğunu, ancak yerel mahkemece henüz bir tavzih yapılmadığından hak kaybına sebebiyet vermemesi adına Bölge Adliye Mahkemesinde de bu hususun düzeltilmesi için başvurulması zorunluluğunun hasıl olduğunu ve bu hususun düzeltilmesi gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının düzeltilerek tekrar hüküm kurulmasını veya yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür. GEREKÇE: Dava; davacının dava dışı ... A.G. şirketine yatırdığı paranın tazminiyle yükümlü olduğunu iddia ettiği davalılardan tahsiline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup süresi içerisinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dava dosyası istinaf aşamasındayken ticaret sicil kayıtlarına göre, davalı ...'nin Bakırköy 1. ATM'nin 2021/413 E., 2022/723 K. sayılı ve 06/07/2022 tarihli kararıyla iflasına karar verildiği, bu karara karşı istinaf başvurusunun İstanbul BAM 17. HD'nin 2022/1627 E., 2022/1450 K. sayılı ve 24/11/2022 tarihli kararıyla esastan reddedildiği ve temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. HD'nin 2023/1080 E., 2023/1009 K. sayılı ve 13/03/2023 tarihli ilamıyla kararın onanarak aynı tarihde kesinleştiği; Ticaret Sicil Gazetesi'nde iflasa ilişkin gerekli ilanların yapıldığı ve iflas tasfiyesinin Bakırköy 1. İcra (ve İflas) Dairesinin...iflas sayılı dosyası üzerinden devam ettiği anlaşılmıştır. Kural olarak, İİK'nın 191. maddesi gereğince borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olup, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflas ile kısıtlandığından, aynı Kanunun 226. maddesinde de masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması (İİK m.191), müflisin iflas masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkiler. Müflis, nasıl iflasın açılması ile hak ehliyetini kaybetmiyorsa, dava ehliyetini de kaybetmez. Ancak müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflas idaresine aittir. Adi tasfiyede İİK'nın 226-229 maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK 218.madde ) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Dairesine aittir. İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını (yani davaları takip edip etmeyeceğini) tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle Kanun, müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflasın açılması ile belli bir süre için durmasını kabul etmiştir (m.194). İflastan önce açılmış olup da devam eden, müflisin (davacı veya davalı olarak) taraf bulunduğu hukuk davaları, (maddede yazılı istisnalar dışında) iflasın açılması ile durur. Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından (m.237) on gün sonraya kadar devam eder ancak bundan sonra duran hukuk davalarına devam edilebilir (m.194/1). Taraf ehliyeti re'sen incelenmesi gereken bir husus olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece İİK'nın 194. maddesi uyarınca gerekli işlemler yapılmak üzere istinaf başvurularının esası incelenmeksizin hükmün kaldırılması gerektiğinden hükmün kaldırılması gerekir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak işaret edilen hususlarda yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahal mahkemesine iadesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.02/05/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/413, K. 2022/723, T. 16.06.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-413-e-2022-723-k-9d957651f74f