Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2021/356 E. 2026/717 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/356
- Karar No
- 2026/717
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2021/356 KARAR NO : 2026/717
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 11/11/2020 ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/980E., 2020/685K. DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 01/04/2026 YAZIM TARİHİ : 01/04/2026
Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili özetle: 01/11/2016 tarihinde dava dışı ... AŞ ye ait işyerinde meydana gelen kaza sonucunda müvekkillerinin murisi ...’in vefat ettiğini, iş kazasıın işverenin kusur ile meydana geldiğini, davalı ... şirketinin ise iş yerini kobi paket sigortası ile sigortaladığını, bu sigorta poliçesi kapsamında sorumluluğunun bulunduğunu belirterek şimdilik 10.000,00 TL tutarındaki destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili, 17/03/2020 tarihli bedel artırım dilekçesiyle dava değerini toplamda 206.271,00 TL ye çıkarmıştır.
Davalı vekili özetle: Davacılarla yapılan sulh görüşmeleri sonucunda dava dışı işyeri sahibi şirket tarafından davacılara 110.000,00 TL ödeme yapıldığını, zararın tazmin edildiğini, davacıların tazminat talep etme haklarının bulunmadığını, zararın poliçe kapsamında olmadığını, meydana gelen olayda işyerinin de kusurunun bulunduğunu, SGK tarafından yapılan ödemelerin de indirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince "...davalı ... şirketine işyeri kaza sigortası ile sigortalı bulunan iş yerinde meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden müteveffanın mirasçıları tarafından davalı ... şirketine karşı işbu destekten yoksun kalma tazminatı talepli davanın açıldığı, gerek SGK Teftiş ve Rehberlik Başkanlığının inceleme raporundaki tespitlere ve gerekse mahmememizce kusura yönelik alınan bilirkişi raporundaki kanaat dikkate alındığında meydana gelen iş kazasında dava dışı işverenin yüzde 60, ölen işçinin yüzde 40 oranında kusurlu olduğu, karar tarihine en yakın güncel veriler ile ölen işçiye yol ve yemek yardımı yapıldığına dair işveren beyanı sebebiyle bu ücretler de nazara alınarak yapılan hesaplamalar doğrultusunda davacıların talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının toplam 206.271,00 TL olacağı, iş kazasının sigorta poliçesinde gösterilen işyerinde ve poliçenin geçerli olduğu tarihte gerçekleştiği hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı ... şirketinin tanzim edilen poliçe sebebiyle bu tazminattan sorumlu olduğu sonucuna varılmış, tazminat miktarlarının poliçe limiti dahilinde kaldığı tespit edilmiş ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunan 12/03/2020 tarihli 2. ek raporda her bir davacı için yapılan hesaplamalar dikkate alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar yargılamalar boyunca davalı ... şirketi vekili, davacılara 110.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığından ve tarafların birbirini ibra ettiğinden bahisle davacıların destekten yoksun kalam tazminatı talep edemeyeceğini savunmuşsa da; cevap dilekçesindeki anlatım ve dosyada bılunan diğer deliller nazara alındığında bu ödemenin dava dışı ... şirketi tarafından ölen işçi ile davadışı şirket arasında yapılan iş sözleşmesine dayalı olarak yapıldığı, eldeki davanın ise paket işyeri poliçesinden kaynaklandığı, davacının tüm iddialarını bu poliçeye yasladığı hususları birlikte değerlendirilerek davadışı şirketin davacılara yaptığı belirtilen 110.000,00 TL tutarındaki ödemenin tenzili yoluna da gidilmemiştir. Öte yandan; davalı vekili, davacının ıslah dilekçesiyle artırdığı bedele yönelik zaman aşımı def’ii ileri sürmüşse de, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğu ve bu şekilde açılmasının doğru ve mümkün olduğu, bu tür davalarda zararın miktarının yargılamalar sırasında ortaya çıktığı, bu doğrultuda eldeki davada da zarar miktarının mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamalarla ortaya konulduğu görüldüğünden ve bedel artırım tarihi itibariyle de zaman aşımı süresinin dolmadığı tespit edildiğinden davalının zaman aşımı def’inin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca davadan önce davalı ... şirketinin temerrüde düşürülmediği ve davadaki talebin kaynağının işyeri paket poliçesi olduğu da nazara alınarak dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekmiş ve neticede davanın kabulüne ..." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İlk derece mahkemesince verilen kararda sigorta hukuku açısından hiçbir hukuki değerlendirmede bulunulmadığını, savunmalarının hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeksizin dikkate alınmadığını, sigortacı ile işveren sorumluluğunun; iş kazasından kaynaklı aynı taleplere ilişkin olduğunu, mahkemece yapılan ödemenin ayrı bir hukuki ilişkiden kaynaklandığı gerekçesi ile tenzilat yapılmadığı gerekçesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, işverenin sorumluluk sigortası yapılma amacı ile uyuşmadığını, davaya konu mezkur kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirket nezdinde sigortalısının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, avans faizine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, davacılar yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ekonomisine ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, İşveren Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi kapsamında tazminat taleplidir. Uyuşmazlık konusu olan sigorta poliçesi bir sorumluluk sigortası olup, sorumluluk sigortasında sigorta ettirenin üçüncü kişiye verdiği zararlar sonucunda ortaya çıkan sorumluluğun prim karşılığında sigortacı tarafından karşılanması öngörülmüştür. Sigortacı, zararı sigorta sözleşmesinde yer alan hükümler çerçevesinde tazmin etmekle yükümlüdür. Bu kapsamda zararın miktarı önemlidir. Somut olayda, davacı vekili, dava dışı ...sanayi A.Ş ye ait işyerinde meydana gelen kaza sonucunda müvekkillerinin murisi ...’in vefat ettiğini, iş kazasıın işverenin kusur ile meydana geldiğini, davalı ... şirketinin sigorta poliçesi kapsamında sorumluluğunun bulunduğunu belirterek şimdilik 10.000,00 TL tutarındaki destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacı yanca iddia olunan zararlara karşılık olarak dava dışı ... . A.Ş. tarafından bila tarihinde davacılara 100.000,00-TL, davacılar vekili Av. ...'ya ise 10.000,00-TL olmak üzere toplam 110.000,00-TL ödeme yaptığı ... . A.Ş. tarafından yapılan ödeme neticesinde davacılar vekili Av. ... tarafından ibraname verilerek müvekkil şirket ve ... . A.Ş.'nin gayrikabili rücu olarak kesin ve tamamen ibra edildiği, İbraname verilmesinin iddia olunan alacağın tamamının alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dava dışı ... şirketi tarafından ölen işçi ile davadışı şirket arasında yapılan iş sözleşmesine dayalı olarak yapıldığı, eldeki davanın ise paket işyeri poliçesinden kaynaklandığı, davacının tüm iddialarını bu poliçeye dayandırdığı buna göre davadışı şirketin davacılara yaptığı belirtilen 110.000,00 TL tutarındaki ödeme tenzil edilmeden davanın kabulüne karar verilmiş ise de Sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalısının (veya zarar verenin) hukuki sorumluluğuna bağlıdır; asıl borç ortadan kalktığında sigortacının da ödeme yükümlülüğü sona erer . O halde mahkemece davalı yanın dayandığı ibraname aslı celp edip incelenerek ibranamenin asıl borcu oradan kaldırıp kaldırmadığı buna göre davalı ... şirketinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığını değerlendirilerek taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli olacak şekilde oluşturulacak yeni heyetten rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca mahkemece, tüm delillerin toplanıp değerlendirilmesi ve bu kapsamda sonuca gidilmesi gerekirken yetersiz araştırmaya dayalı olarak verilen kararda isabet bulunmamıştır. Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a.6 maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiğinden davalının istinaf talebinin kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.a.6 gereğince kabulü ile: Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/980E., 2020/685K. sayılı 11/11/2020 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-) Peşin alınan istinaf karar harcının davalıya iadesine, 3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01/04/2026
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...