Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/330 E. 2022/262 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/330
- Karar No
- 2022/262
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/544 - 2025/721 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/544 KARAR NO : 2025/721 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/10/2022 NUMARASI : 2021/330 E. - 2022/262 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/10/2022 tarih ve 2021/330 E. - 2022/262 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 19/11/2019 tarihinde 2019/114415 numaralı " ..." ibareli markanın 01, 35 ve 40. sınıflarda tescili isteğinde bulunduğunu, davalı şirketin 2013/49738 numaralı "..." ibareli markaya benzerlik iddiası ile yapmış olduğu itiraz sonucunda Markalar Dairesi Başkanlığının 12/04/2021 tarihli kararı ile 35. sınıf yönünden bir kısım hizmetin markadan çıkarıldığını, anılan karara yönelik davalı şirketin yeniden inceleme talebi üzerine YİDK'in 08/11/2021 tarihli nihai kararı ile 01. sınıftaki mallar yönünden başvurunun reddine karar verildiğini, itiraza mesnet markanın 03, 05, ve 35. sınıfta tescilli olup markalar arasındaki benzerliğin 35. sınıftaki bir kısım hizmete ilişkin olduğunu, aynı hizmet grubunda faaliyet gösterilecek olmasının markaları benzer yapmadığını, davalı şirketin markası 03 ve 05. sınıflarda tescilli iken müvekkiline ait marka başvurusundan sonra davalının 01. sınıf için kötü niyetli olarak markasını tescil ettirmesi ve müvekkilinin markasının bu sınıf yönünden reddinin haklı bir nedene dayanmadığını ve davalı şirketin sunmuş olduğu faturaların kullanımı ispat etmediğini ileri sürerek 2021-M-9095 sayılı YİDK kararının iptaline ve davalının markasının 01. sınıfta hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, gıda, kozmetik, deterjan, ilaç, tekstil, boya seramik ve metal sanayi sektörlerinde Türkiye'nin önde gelen distribütörlerinden olan müvekkilinin, bu faaliyetinin yanı sıra "..." ibaresini ticaret unvanının esaslı unsuru olarak kullandığını, bu ibareyi içeren markanın 03, 05 ve 35. sınıflarda 2013/49738 numarası ile ve 01 sınıfta 4/10/2021 tarihinde 2021/066441 numarası ile tescilli olduğunu, ibare marka olarak 2013 ve 2021 yılında tescil edilmiş ise de müvekkilinin ticaret unvanındaki kullanımı ile markasal kullanımın 2003 yılına kadar geri gittiğini, işaretlerinin aynı olması nedeniyle markaların görsel, işitsel ve anlam bakımından benzer olup iltibasın varlığının tartışmasız olduğunu ve başvuruya konu markanın müvekkiline ait marka ile benzerliğinin haksız rekabete neden olacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, “...” ibaresini ortak olarak içeren markalar aralarında yüksek seviyede işaret benzerliği mevcut olup kapsamlarındaki mal ve hizmetler ilişkilendirilebilir olduğundan markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, hem işaretsel hem de mal ve hizmetsel bazda mevcut olan yüksek seviyeli benzerlik nedeniyle taraf markalarını gören tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamalarının mümkün olmadığı, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer unsurların taraf markalarını farklı kılmaya yetmeyeceği, dolayısıyla somut olay bakımından taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin mevcut olduğu, hükümsüzlüğü istenen 2021/066441 sayılı marka başvurusunun kötü niyetli olarak tescil başvurusuna konu edildiğine ilişkin ticari dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturan somut bir eyleminin tespit edilemediği, 4721 sayılı TMK'nın 3. maddesi uyarınca kötü niyetin müddei tarafından ispata muhtaç olduğu ve davalı şirketin kötü niyetli olduğuna ilişkin objektif kriterlere uygun nesnel delillerin dosya kapsamında mevcut olmadığı gerekçeleriyle YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü taleplerinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markasının 01, 35 ve 40. sınıflarda tescilini talep ettiği 19/11/2019 tarihinde davalı markanın 03, 05 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunu, bu itibarla benzerliğin yalnızca 35. sınıfta söz konusu olup davalının bu başvurudan sonra kötü niyetli olarak markasını 01. sınıfta tescil ettirdiğini, bu sınıfta bir kısım emtia benzerliği mevcut ise de, bu benzerlik davalı tarafından meydana getirildiğinden iltibastan söz edilemeyeceğini, davalı tarafından markasının 35. sınıftaki ''müşterilerin malları görmesi ve satın alması için sanayide, bilim sahasında fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar'' yönünden kullanıldığı iddia edilmişse de, müvekkilinin marka başvurusuna kadar davalının bu emtialar açısından bir mal sınıfının mevcut olmadığını, dolayısı ile 01 sınıfında ilk başvurunun müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, bu durumun bilirkişi ve mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, davalı şirketin 2013/49735 sayılı markasında faturalara dayalı olarak davalı şirketin markayı kullandığı kanaatine varılmışsa da bu faturaların gerçekliğinin vergi dairesinden araştırılmadığını, davalı şirketin hakkı olmadan markasını 01. sınıfta tescil ettirdiğini, 2003 yılından beri imalat yaptığını iddia eden davalının 2013/49735 sayılı markasını gerçekten kullanılmış olması halinde 01. sınıfa tescil etmesi gerektiğini, 35. sınıftaki tescilin yalnızca satış yetkisi vereceğini, sahibine ayrıca imalat yetkisi vermeyeceğini, 01. sınıfta tescilli bulunmayan mallar nedeniyle benzerlik kurulamayacağını, müvekkilinin tescil başvurusunda bulunduğu marka ile davalı şirket markasının ayırt edilemeyecek derece de aynı veya benzer olmadığını, ve markalar bir bütün olarak ele alındığında görsel, işitsel ve bir bütün olarak ortaya çıkan izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırılmaya yol açabilecek derece benzer olmadıklarını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davalının itiraz aşamasında sunmuş olduğu fatura, vergi levhası vs belgelerle markasal kullanımı ortaya koyduğu, davalının markasında 35.sınıfta tescilli bulunan mal ve hizmetler ile davacının 01. sınıftaki mallar arasında tamamlayıcılık ilişkisi mevcut olduğundan emtiaların aynı veya benzer olması şartının oluştuğu, aynı/ aynı tür ya da benzer olduğu tespit edilen mal ve hizmetler yönünden işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/04/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.