Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/328 E. 2022/236 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/328
Karar No
2022/236
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/22 KARAR NO : 2025/309 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/09/2022 NUMARASI : 2021/328 E. - 2022/236 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali ve Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/09/2022 Tarih ve 2021/328 Esas - 2022/236 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şahısa ait 2020/24008 sayılı görselli markanın tescil edilmek üzere ilanına müvekkilinin SMK m. 6/3 hükmüne dayalı olarak yaptığı itirazın nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira SMK'nın 6/3 hükmünde aranan markasal kullanımın ölçütünün “Türkiye’de yaygın ve yoğun bir kullanım” bulunmadığını, işaretin piyasada markasal hüviyette fiili kullanımın SMK'nın 6/3 hükmü kapsamında markanın gerçek hak sahibine öncelikli bir hak sağlamada yeterli bir ölçüt olduğunu, müvekkilinin “...” isimli ...’da yerleşik barının 2016 yılından beri faaliyette bulunduğunu, markasal kullanımın gerçekleştiği bu mekanın günümüzde eğlence ve turizm sektörünün en önemli merkezlerinden birinde yerleşik olması nedeniyle, müvekkilinin markasal kullanımlarının “yerelliği aşan” bir özellikte olduğunun kabulünün gerektiğini, müvekkilinin Foursquare, Facebook ve Instagram gibi sosyal medya hesaplarının incelenmesinden de bu sonuca ulaşılacağını, dava konusu edilen YİDK kararında taraf markalarının benzemediği yönündeki tespitlere davacının kullanımlarının “... ...” ve “...” olduğu gerçeğinin mesnet alındığını, halbuki SMK'nın 6/3 hükmünün uygulanabilmesi için markaların birebir aynı olması koşulunun gerekmediğini ileri sürerek, YİDK’nın 2021-M-8086 sayılı kararının “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama hizmetleri dahil)” hizmetleri açısından iptaline ve 2020/24008 sayılı markanın aynı hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Şahıs vekili, müvekkilinin dava konusu edilen markayı sergi alanında kullanmak üzere tescil ettirmek istediğini, davacının gerek huzurdaki dava dosyasına gerekse marka işlem dosyasına sunmuş olduğu belgeler ile markasının ticari etki doğuracak biçimde kullanıldığını ispat edemediğini, davacının “...” markası üzerinde üstün hak sahibi olduğu bir an için kabul edilse dahi davacının markasal kullanımlarının sadece ...’da yerel olarak gerçekleştiğini, yani bu kullanımların Türkiye çapında gerçekleşmiş yaygın ve fasılasız kullanımlar olmadığını, dolayısıyla davacının somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/3 hükmü gereğince bir korunma talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şahsın 25.02.2020 tarihinde başvurusunu yaptığı "... ... + şekil" ibareli markası ile davacının bu tarihten daha önceki "... ..." ve "... ..." şeklinde, ... ilçesinde, "Kültür ve eğlence hizmetleri, içecek sağlanması hizmetleri" için markasal kullanımları açısından, dava konusu markanın kapsamında yer alan 41. Sınıftaki "Spor, Kültür ve Eğlence Hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). hizmetleri" yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel, işitsel, anlamsal benzerlik oluştuğu, her iki taraf markalarındaki "..." ibaresinin markada asli unsur/ işaret olarak yer aldığı, bilirkişi raporunda davacının SMK'nın 6/3 hükmüne dayalı iddialarının, davalının 2020 24008 sayılı markasının, dava konusu edilen hizmetler açısından tesciline/hükmüne engel/etkili olamayacağı kısmına ise iştirak edilmediği, zira; her şeyden önce davacının işletme adı ve aynı zamanda markası olarak tanıtımını yaptığı, ilgili Belediye ve diğer resmi kurumlardan aldığı izin belgeleri kapsamında 2016 yılından beri kullandığı (sosyal medya ve internet ortamı dahil) tescilsiz “...” ibareli markasının ... ilçesi Yalıkavak dışında veya başka yerlerde yaygın kullanmadığı gerekçesi başvuru markası açısından önceye dayalı kullanımını ortadan kaldırmayacağı, davacının ... dışında başka bir yerde bu markasını işyeri veya tanıtım aracı şeklinde kullanması gerekliliği ve mecburiyetinin olmadığı, buradaki sorunun tescilsiz markasını işyerinde yoğun olarak/kesintisiz kullanıp kullanmadığına ve bu yerin (coğrafi bölge) de gerek turizm gerekse de insan popilasyonunun yoğun olduğu bölgelerden biri olup olmadığına bakmak gerektiği, hele hele bu yerin turizm ve insan potansiyelinin yoğunluk kazandırdığı bir coğrafi yer ise, bu durumun daha da önem kazanacağı, dosyaya davacı tarafca yansıtılan tüm belgelerin davacının 2016 yılından beri bölgesel düzeyde etkisi yoğun şekilde işletmesinde “...” ibaresini "Kültür ve eğlence hizmetleri, içecek sağlanması hizmetleri " açısından kullandığını kanıtladığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 2021-M-8086 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2020/24008 sayılı markanın kapsamında yer alan 41. Sınıftaki "Spor, Kültür ve Eğlence Hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil)." hizmetleri yönünden iptaline, markanın bu hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine, karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafından sunulan delillerin hiçbirinin eskiye dayalı kullanımı ispatlamaya elverişli olmadığını, eskiye dayalı kullanımın ispatı açısından, Türkiye'de yaygın, fasılasız, ticari etki doğuracak biçimde kullanıldığının ispatının gerektiğini, bir an için bu kapsamda davacının "..." markası üzerinde üstün hak sahibi olduğu kabul edilse dahi iş bu kullanımların bölgesel anlamda kaldığı, yalnızca ...'da yerel olarak kullanıldığının açıkça ortada olduğunu, mahkeme tarafından ise salt ...'da kullanılıyor olmasın yerelliği aşmaya yeterli görüldüğünü, müvekkilinin markası "... ..." olup, davacının markasını kullanmadığını, farklılık bulunduğunu, müvekkilinin markasının tescilinden sonra 28.05.2020 tarihinde davacının "..." ibareli markanın 35, 41 ve 43. Sınıflar bakımından tescili için 2020/55059 başvuru numarasıyla ... nezdinde başvuruda bulunduğunu, söz konusu markanın 29.06.2020 tarihli ve 351 sayılı Resmi Marka Bülteni'nde yayınlanmasına karar verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tescilsiz marka sahibinin bu ibare üzerinde hak elde edebilmesi için, kullanma sonucu markaya ayırt edicilik, bilinirlik kazandırılması, belli bir oranda tanınır hale, eski ifadesi ile markanın piyasada “maruf” hale getirilmesi gerektiğini, somut olayda davacı tarafından gerek müvekkili Kurum nezdinde sunulan, gerekse dava dilekçesi ile birlikte sunulan belgelerin internet ve sosyal medya ekran görüntü örnekleri ile ... Belediye Başkanlığı tarafından 2016 yılında verilmiş bulunan "işyeri açma ve çalışma ruhsatı" ve 2017 yılında verilmiş bulunan "canlı müzik izin belgesi", mesleki faaliyet belgesi ve vergi levhası örnekleri vs. olduğunu, bu belgelerin incelenmesi sonucu davacının buradaki kullanımının "... ..." ve/veya "... ..." şeklinde olduğunu, davacının kullanımına konu "... ..." ve "... ..." ibareleri ile başvuru konusu “... ...” ibaresinin benzerlik taşımadığını, bunun yanında davacının SMK 6/3. madde kapsamında, söz konusu ibare üzerinde bir hak elde ettiği ve eskiye dayalı kullanım nedeniyle gerçek hak sahibi olduğu yolundaki Mahkeme kararı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu, davacının kullanımının SMK'nın 6/3. madde kapsamında aranan yoğunlukta ve ciddi boyutta olduğu ve dava konusu ibareye kullanım yoluyla hukuken korunması gereken bir ekonomik değer kazandırıldığını ispatlamaktan uzak bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu olan davacının önceki "... ..." ve "... ..." ibareli "Kültür ve eğlence hizmetleri, içecek sağlanması hizmetleri" için markasal kullanımları ile davalının başvuru konusu "... ...+şekil" ibareli markası arasında dava konusu markanın kapsamında yer alan 41. Sınıftaki "Spor, Kültür ve Eğlence Hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). hizmetleri" yönünden ortalama tüketici kesimi nazarında görsel, işitsel, anlamsal benzerlik oluştuğu, zira her iki taraf markalarındaki esas unsurun "..." ibaresi olduğu anlaşılmakta olup, bu husus ilk derece mahkemesince de yerinde olarak belirlenmiştir. 6769 sayılı SMK’nın 6/3. maddesinde, “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmü bulunmakta olup, bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamak için düzenlenmiştir. Bu madde ile SMK, istisnai olarak, marka hakkının tescile dayanmadan ilk kullanım yoluyla da elde edilebileceğini ve korunabileceğini kabul etmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 6/3. maddesinde düzenlenen "gerçek hak sahipliği" ilkesi uyarınca, önceye dayalı hak sahipliğine dayanılabilmesi için, marka başvurusundan önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, işaretin yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette markasal kullanılması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Markanın münferit kullanımları ile başvuru kapsamı dışında kalan mal ve hizmetler yönünden kullanımlar, ilgilisine önceye dayalı hak sahipliği vermeyecektir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/2275 Esas, 2019/3674 Karar ve 13/05/2019 tarihli kararı da bu yöndedir. Bu madde uyarınca, tescilsiz bir işaret üzerinde bir hakkın doğması ve korunması için, markasal bir kullanım olması, bu kullanımın ciddi seviyelerde olması ve yerelden daha geniş bir coğrafyada gerçekleşmesi gerekmekte olup, bunun aksinin kabulü halinde, piyasada işareti “ilk” kullanan kişiye korunma sağlanması gerekir ki, bu durumda SMK hükümleri uyarınca sağlanan korunmanın tescil ile elde edileceği ilkesi anlamsız hale gelir. Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre, davacının “...” ibaresini ...'da bulunan barının ve sosyal medya hesaplarının adı olarak markasal hüviyette 2016 yılından itibaren olmak üzere kullandığı, ancak davacının gerçek hak sahipliğine gerekçe olarak gösterdiği bu kullanımların, SMK'nın 6/3. maddesinde aranan ciddi ve yaygın bir kullanım olmadığı, zira; davacının sosyal medya hesaplarında takipçi sayısının 1000 kişinin altında kaldığı, yorumlarda bulunan ziyaretçi sayısının 200’ü geçmediği, bu hesapların davacının ticari faaliyetlerinin yaygınlığını ve yoğunluğunu kanıtlamaktan uzak olduğu, davacının, bir işletme açması için asgari gereklilikler olan bir takım ruhsat ve izleri almış olmasının, sadece davacının işletmesinin 2016 yılında faaliyete başladığını gösteren nitelikte belge ve deliller olup, belgelerin, davacının tescilsiz markasal kullanımlarının yoğunluğunu ve ciddiyetini kanıtlayamayacağı, diğer yandan bunların sadece markanın mutad kullanımını gösterdiği, ayrıca davacının markasal kullanımlarının gerçekleştiği mekanın yerleşik olduğu ... ilçesinin sosyal/kültürel/coğrafi özellikleri ile bir eğlence, kültür ve turizm merkezi olmasının bu duruma etki etmeyeceği, zira işletmenin bulunduğu yerin öneminin davacının markasal kullanımlarının, yerelden öte yoğun ve ciddi kullanım haline dönüşmesini sağlamayacağı, davacının SMK m. 6/3 hükmüne dayalı iddialarının, davalının markasının, dava konusu edilen hizmetler açısından tesciline engel olamayacağı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, SMK'nın 6/3. maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 19/09/2022 gün ve 2021/328 Esas - 2022/236 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30.TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yatırılan 66,00 TL posta masrafı, 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı olmak üzere hesaplanan toplam 286,7‬0 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... Kurumuna verilmesine, bakiyesinin davalı ... üzerinde bırakılmasınai 7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yatırılan 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, bakiyesinin davalı ... üzerinde bırakılmasına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70'er.TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/02/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/328, K. 2022/236, T. 29.06.2020, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-328-e-2022-236-k-6061dd05ce12