Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/293 E. 2022/247 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/293
- Karar No
- 2022/247
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2031 - 2025/75 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/2031 KARAR NO : 2025/75 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/09/2022 NUMARASI : 2021/293 E. - 2022/247 K. DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/09/2022 tarih ve 2021/293 E. - 2022/247 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı şirket ve davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı Şirketin 2020/48594 sayılı "... Denizcilik Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, alınan kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan iltibas yaratacak derecede benzer bulunduğunu, ayrıca karşılaştırılan markaların aynı/benzer hizmetlerde kullanılacağını, karşılaştırılan markalarda ayırt edici niteliği en yüksek unsur olan "..." ibaresinin, müvekkili ile özdeşleşmiş bir marka olduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen markanın esas unsuru olarak kullanılmasının markaların karıştırılması ihtimalini doğurduğunu, ayrıca her iki tarafın da aynı sektörde ve hatta aynı coğrafyada, İskenderun’da, faaliyet göstermesinin iltibas tehlikesini arttırdığını, nitekim davalı firmaya gönderilmek istenilen e-postaların müvekkiline gönderilmesinin de markaların karıştırıldığını gösterdiğini, davalı Şirketin daha önce başvuruya konu ettiği "..." ibareli ve 2019/32459 sayılı markanın da itirazları üzerine reddedildiğini, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de başvurunun reddinin gerektiğini, başvuru konusu ibare üzerinde müvekkilinin gerçek hak sahibi bulunduğunu, davalının kendisine marka olarak seçebileceği sayısız kelime varken müvekkilinin tanınmış markasını tercih etmesinin davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2021-M-6470 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, taraf markalarında ön takı olarak kullanılan "..." ibaresinin, Akdeniz’in İngilizcesi olan "..." kelimesinden geldiğini ve bu ibarenin uyuşmazlık konusu edilen hizmetlerde herkes tarafından kullanılabilecek ve marka olarak tercih edilebilecek bir ibare olduğunu, ayrıca davacının markalarında kullanılmış olan logoların dava konusu edilen markayla benzemediğini, dolayısıyla müvekkilinin dava konusu edilen markayı tescil ettirmek istemesinin kötü niyetle bir alakası olmadığını, karşılaştırılan markaların genel görünümleri itibariyle de birbirlerine benzemediğini, müvekkilinin usulünce tescilli ticaret unvanını kendisine marka olarak seçmesinin haksız ve hukuka aykırı bulunmadığını, taraf markalarında kullanılan bir takım unsurların teknik zorunluluk nedeniyle kullanılmasının markaları benzer kılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının 2017/48703, 2007/60268, 2005/56959 ve 2005/56960 sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan markaların görsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzediği, davacının diğer markaları açısından ise böyle bir benzerlikten bahsedilemeyeceği, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm hizmetler yönünden somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen hizmetlerin hitap ettiği alıcıların, bu hizmetleri satın aldıkları anda bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı, davacının 2017/48703, 2007/60268, 2005/56959 ve 2005/56960 sayılı markaları açısından, karşılaştırılan markalar arasında iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının diğer markaları açısından ise böyle bir ihtimalin bulunmadığı, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak ve tanınmışlık iddialarının davalının markasının tesciline bir etkisinin olamayacağı, davacının “kötü niyet” iddialarının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2021-M-6470 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile davacı markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılacak derecede benzer olmadığını, başvuru markasının esas unsurunu "..." ibaresi, davacı markalarının esas unsurunu ise "... ..." ibarelerinin oluşturduğunu, "..." ibaresinin ortak kullanımından ve benzerliğinden hareketle karıştırılma ihtimali bulunduğunun söylenemeyeceğini, taraf markaları arasında seri marka algısının doğmayacağını, ayrıca anılan markaların kapsamlarında yer alan hizmetlerin tüketicilerinin daha bilinçli tüketici olduklarını ve taraf markalarını karıştırmayacaklarını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili markası ile davacının itirazına dayanak yaptığı markaların genel izlenim itibariyle farklı olduğunu, bu durumun YİDK tarafından da kabul edildiğini, davacının itirazının kaynağının "..." kelimesi olduğunu ve mahkemenin de bu doğrultuda değerlendirme yaptığını, "..." ibaresinin, Akdeniz'in İngilizcesi olan "..." kelimesini ifade ettiğini, müvekkilinin ve davacının deniz ticareti ve taşımacılık işiyle uğraştığını, ayrıca müvekkilinin ticari faaliyeti kapsamında yaptığı işlerin ağırlıklı bir bölümünün Akdeniz'de gerçekleştiğini, müvekkili uluslararası bir firma olduğundan ve iş yoğunluğunun büyük bir kısmını da yabancı müşteri ve tedarikçileriyle birlikte gerçekleştirildiğinden, unvanında uluslararası iletişim dili olan İngilizce'ye ait kelimeleri kullanmayı tercih ettiğini, bu kapsamda ''...'' ibaresini kullandığını, faaliyetin süregeldiği coğrafi bölgeyi kasteden "..." ibaresinin ayırt edici olmadığını ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını, davacının markası ile müvekkili markası arasında şekil unsurları yönünden de benzerlik kurulamayacağını, dosya kapsamında yeterli bir bilirkişi incelemesi yapılmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, taraf markalarının kapsamlarında yer alan hizmetlerin tüketicilerinin bilgi ve dikkat düzeylerinin düşük olmadığını ve bu tüketicilerin taraf markalarını karıştırmayacağını, müvekkili başvurunun kötü niyetli de olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... Denizcilik Taşımacılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2017/48703, 2007/60268, 2005/56959 ve 2005/56960 sayılı "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı, öte yandan "..." ibaresinin, başvuru kapsamında yer alan hizmetler yönünden tanımlayıcı da olmadığı, bir an için ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edilse dahi başvuruda da aynı ibarenin asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruda başkaca ayırt edici bir unsura yer verilmediği gözetildiğinde, markaların karıştırılacağı anlaşılmakla, davalı Şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı Şirket vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70'ar-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıların uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.