Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/287 E. 2022/34 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/287
Karar No
2022/34
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/959 Esas KARAR NO: 2025/31 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 02/03/2022 NUMARASI: 2021/287 E. - 2022/34 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/01/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin Türkiye dahil dünyanın birçok ülkesinde ... ve türevi markalarını aktif olarak kullandığını, gerek “TürkPatent” gerek 1941 yılından bu yana 200’ün üstünde tescille WIPO ve EUIPO gibi birçok uluslararası marka tescil ofisi nezdinde başta 05. Sınıfta olmak üzere çeşitli sınıflarda markalarını tescil ettirdiğini, ... markasının 1984 yılında ... tescil numarasıyla ve 05. Sınıfta tescilli olduğunu, ... markasının da ... tescil numarasıyla 20.03.2014 tarihinde tescil ettirdiğini, ... markasında gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, ... markası ile dava konusu ... markasının ayırt edilemez derecede benzer olduğunu ve araların karıştırılma ihtimali bulunduğunu, ... markasının spazm giderici bir ürün üstünde kullanıldığını ve tüketiciler arasında bu şekilde tanındığını, davalının ... markasının müvekkiline ait marka ile bu açıdan da karıştırılacağını, her iki markanın 05. Sınıfta tescilli olduğunu, bütün olarak bıraktıkları izlenim değerlendirildiğinde karıştırılma ve/veya ilişkilendirilme tehlikesinin bulunduğunu, 05. Sınıfta ... başlangıcına sahip müvekkili markaları dışında marka olmadığını, yapılan başvuruların da reddedildiğini, müvekkili şirketin ... adında bir markasının da bulunması nedeni ile ... ibareli markanın tüketici nezdinde seri markalarından biri olduğu izlenimi yaratabileceğini, ... markasının gerek kullanım süresi, gerek kullanıldığı coğrafyanın genişliği gerekse satış rakamları itibariyle tanınmış bir marka olduğunu, reçetesiz şekilde satıldığını, özellikle başta kadınlar tarafından sıklıkla kullanıldığını, dolayısıyla hitap edilen tüketici kitlesinin doktor ve eczacılar yanında direkt olarak tüketiciler olduğunu, ... markasının dünyaca ünlü olması nedeni ile Paris Sözleşmesi kapsamında sınıflardan bağımsız olarak korunacağını , ... markasının müvekkili tarafından yaratıldığını tüm dünyada aktif olarak kullanıldığını, ... markasının hiçbir zorunluluk olmamasına karşın müvekkili markasına benzetilerek oluşturulduğunu, marka tescilinin kötü niyetli olduğunu beyanla , ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin TürkPatent nezdinde 83 adet kayıtlı markasının olduğunu, ... markasının ... tescil numarası ile 30.05.2019 tarihinde tescil edildiğini, 22.11.2018 tarihinde başvurusu yapılan dava konusu markaya tescile kadar davacı tarafından itirazda bulunulmadığını, daha sonra bu haksız ve kötü niyetli davayı açtığını, markanın kullanıldığı ürünün ilaç olduğu ancak eczanelerde satılabildiğini, bu durumda sağlık sektöründe faaliyet gösteren uzman kişiler olan doktor ve eczacılarla ortalama bir tüketicinin ayrım gücü ve dikkat ölçüsünün birbirinden çok farklı olduğunu, reçete ile satılan bir ilacın karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı tarafça müvekkili şirketin markasının kendi markalarıyla karıştırılacak mahiyette görülmesinin mantıklı olmadığını, markaların ayırt ediciliği konusunda yanlış bir değerlendirme yapıldığını, bilindiği üzere ... isimlerinin Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından kabul edilen ilaçlardaki etken maddenin veya farmasötik maddelerin belirlenmesini sağladığını, kamuya ait bu isimlerin kimsenin mülkiyetine geçemeyeceğini, bir ilacın etken maddesinin adından türetilen markaların zayıf markalar olduğunu, ufak değişikliklerle ayırt ediciliğin sağlanabildiğini, müvekkili markasının diğer markadan görüntü ve şekil bakımından ayrıldığını, ortak harflerin hepsinin ilacın etken maddesinde geçtiğini, ... ibaresi INN kökü olduğundan bu ibare üstünde kimsenin hak iddia edemeyeceğini, markalar arasında görsel ya da şekilsel yazılış, okunuş, telaffuz, anlam, kullanılan görsel ögeler bakımından herhangi bir benzerlik bulunmadığını, haksız yarar ve tanınmışlık iddiasının ispat edilmesi gerektiğini, doğası gereği ilaç ürünlerinin piyasaya girdikten sonra ömürleri dolduğunda piyasayı terk etmek zorunda kaldıklarını dolayısıyla pratikte tanınmış marka olmalarının mümkün olmadığını, zira ürün bazlı ilaç markalarının ürünün satış ömrüyle orantılı olarak piyasada kaldıklarından istisnalar hariç tanınmış marka olarak addedilemeyeceğini bu nedenle haksız davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili dava dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; " Davacının davasının KABULÜ ile, -Davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen davanın kabul kararının "hukuki" ve "maddi" dayanaktan yoksun olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporlarının hatalı ve çelişkili olduğunu, alınan ilk raporda davacının markasının tanınmış bir marka olmadığı yönünde görüş bildirilmişken, ikinci raporda çelişkili tespitte bulunulduğunu, mahkeme yeni bir rapor almadan çelişkili olan raporu dikkate alarak karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Türk Patent sicilinde davacı markasına benzer birçok başvuru ya da marka ilaç sınıfında tescil aldığını, davacının markasının özgün olduğu ve benzeri bulunmadığı şeklinde açıklamaların yanıltıcı olduğunu, davaya konu markaların hiçbir kimsenin tekeline bırakılamayacak isimlerden yararlanılarak oluşturulduğunun tespit edildiğini, bu tespitle çelişir içerikte iltibas değerlendirmesi yapıldığını, dava konusu markaları taşıyan ilaçların, spazm tedavisinde reçete ile satılan ilaçlar olduğunu, reçetesiz satıldığı tespitinin yanıltıcı olduğunu, müvekkili markasının bütünsel olarak ayırt edicilik niteliğine sahip olduğunu, bilirkişinin markayı parçalara ayırarak benzerlik yaratmaya çalıştığını, kötü niyet tespitinin de hukuki dayanağı bulunmadığını,, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığını beyanla istinaf isteminin kabulü ile mahkemece eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının istinaf isteminin yerinde olmadığını, istinaf sebebi olan iddiaların yerinde olmadığını davalının haksız ve hukuki mesnetten yoksun istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davalıya ait ... tescil numaralı "..." markasının markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili şirketin ... numaralı 05. Sınıfta tescilli tanınmış ... ve türevi markaların sahibi olduğunu, davalıya ait aynı sınıfta tescilli ... markasının ayırt edilemez derecede benzer olduğunu karıştırılma ihtimali bulunduğunu, marka tescilinin kötü niyetli olduğunu belirterek hükümsüzlük kararı verilmesini talep etmiştir. ... markasının ... tescil numarası ile 30.05.2019 tarihinde 05.sınıfta davalı adına tescil edildiği, ... numaralı ... markasının 05.sınıfta davacı adına tescil edildiği, davacı adına aynı sınıfta ... ibaresi ile başlayan çok sayıda marka tescili bulunduğu görülmektedir. 11/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda; "davacı yana ait ... kod numaralı "..." ibareli markanın dava konusu ... kod numaralı markanın tescil müracaatına konu edildiği tarihte tanınmış olduğunun ispatlanamadığı, her ne kadar davacı yana ait davaya mesnet markanın tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı kanaatleri arasında ise de dosya arasına sunulmuş olan sosyal medya kayıtları incelendiğinde markaya atıf yapılarak yapılan yazışma, bildirim ve irade beyanlarının yoğunluğu göz önünde bulundurulduğunda markanın hitap ettiği, tüketici kesimi nezdinde belirli bir bilinirliğe ulaştığı, davalı yana ait ... kod numaralı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, davalı yanın söz konusu tescilde kötüniyetli olduğunun değerlendirilebileceği " belirtilmiştir. 27/08/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda ; "Davacının markasının, davalının hükümsüzlük konusu markasının tescil tarihinde, tanınmış marka olduğu, SMK m.25/1, m.6/1 ve m. 6/5 uyarınca davalıya ait ... numaralı ... markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğu; SMK m.25 ve m.6/9 uyarınca marka başvurusunun yapıldığı tarihte davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin somut delil dosya muhteviyatında bulunmadığından davalının kötü niyetli olmadığı" belirtilmiştir. Markalar arasında halk tarafından karıştırılma ihtimâlinden (iltibas) bahsetmek için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Ancak farklı mal ve hizmetlerde tescilli olmakla birlikte, SMK 6/5 maddesi hükmüne göre; tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Zira tanınmış niteliği haiz bir markanın farklı mal veya hizmetlerde kullanımı hâlinde, o markanın tüketicileri çoğu zaman tanınmış marka sahibinin faaliyet alanını genişlettiğine inanarak mal veya hizmet tercihlerini değiştirebilirler. Böyle bir durumda tanınmış marka ile işletme arasındaki bağ, marka hakkı sahibinin arzusu dışında zayıflayarak markanın itibarında zedelenme ya da ayırt edici karakterini kaybetme , tescil ettirenin haksız yarar sağlaması gibi sonuçlar doğurabilmektedir. Dosya kapsamına göre; davacıya ait ... ve davalıya ait ... ibareli markaların 05. Sınıfta tescilli ilaç markaları olduğu, kelime markası olan dava konusu markalar arasında fonetik, görsel ve anlamsal yüksek benzerlik bulunduğu, ilaç emtiasında etken madde veya tedavisi hedeflenen hastalığa doğrudan atıf yapan işaretlerin tanımlayıcı olduğu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağı kabul edilmekte ise de, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacının ... markasının doğrudan etken madde ismi olmadığı birden fazla etken maddeden türetilen yeni bir ibare olduğu ve kullanımla ayırt edicilik kazandığı, davalının aynı etken maddelere atıf yapma hakkı bulunmakla birlikte seçtiği işaretin davacı tarafından oluşturulan marka ile yüksek benzerlik arz ettiği , ilacın sektördeki profesyonel kişilere hitap ettiği gibi reçetesiz satılabilmesi nedeniyle toplumun her kesiminden tüketiciye hitap ettiği , sektörde ve toplumda bilinirliği yüksek olan davacı markasının dünyanın pek çok ülkesinde tescilli olduğu sunulan delillere göre markanın tanınmış marka olarak kabulünün gerektiği, bu durumda davacının ayırt edilemeyecek derecede ayniyet taşıyan davacı tanınmış markasını aynı emtiada kullanmasının tüketiciler nezdinde tanınmış marka ile irtibatlandırma, o markaya ait yan ürünler olarak algılama ve ya tanınmış marka ibaresi taşıması sebebiyle diğer ürünlere oranla tercihi etkileme sonucu iltibasa neden olacağı , bu şekilde tanınmış markadan haksız yarar sağlama , itibarını zedeleme ve ayırt ediciliğinin zayıflaması sonuçlarının doğacağı, buna karşılık tanınmış markanın benzerinin tescili tek başına kötüniyetli tescil olarak kabule yeterli olmadığından kötüniyetli tescil iddiasının ispatlanamadığı, somut olayda SMK 6/1 ,6/5 maddesindeki hükümsüzlük koşullarının bulunduğu, mahkemece davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin sonucu itibariyle dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu ancak kötüniyetli tescil yönünden ilk derece mahkemesi gerekçesi düzeltildiğinden, davalı vekilinin, istinaf başvurusunun kısmen kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 02/03/2022 tarih, 2021/287 E., 2022/34 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davacının davasının KABULÜ ile, -Davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile 571,00 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 127,10 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 4.222,3‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 82,80 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 69,85 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/01/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/287, K. 2022/34, T. 30.05.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-287-e-2022-34-k-5d5271d6675d