Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/259 E. 2022/137 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/259
Karar No
2022/137
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1559 KARAR NO : 2024/1814 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2022 NUMARASI : 2021/259 E. - 2022/137 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2022 Tarih ve 2021/259 Esas - 2022/137 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/63578 numarası verilen başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini 1990 yılında ilk kez tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını arttırdığını, çok sayıda "..." ibaresini ihtiva eden markası olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda "..." ibaresini de içerir nitelikte endüstriyel tasarım tescillerinin bulunduğunu, "..." ibareli markaların WIPO nezdinde de tescilli olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markasının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin yerleşik yüksek mahkeme içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmış marka olduğunu, tüketicilerin halihazırda sahip oldukları "..." marka imajının, işbu dava konusu "... ..." markasına transferinin iltibasa sebebiyet vereceğini, ortalama gıda tüketicisinin "... ..." ibareli marka ile müvekkil şirketin "..." ibareli markalarını benzer olarak algılayacağını, davaya konu "... ..." markası müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalar arasında iltibas oluşturabilecek düzeyde benzerlik olduğunu, dava konusu markanın sahibi olan şirketin "..." ibaresini defalarca tescil konusu yaptığını, buna rağmen davalı yanın ilgili ibarenin yanına müvekkilinin tanınmış markası olan "..." ibaresini ekleyerek yeni bir marka oluşturma çabası içerisine girdiğini, dava konusu markanın, müvekkilinin seri markalarının arasına sızacağını, davalının müvekkiline ait tanınmış markalara benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, davalı şirkete ait başvurunun tesciline cevaz verildiği takdirde bu durumun müvekkiline ait "..." ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterine zarar vereceğini ve davalının müvekkili markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-5393 sayılı kararın iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacı markalarının asli unsurunu oluşturan ve taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, davacının tanınmışlık ve kötü niyete dayalı iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin faaliyetlerinde kullandığı "..." markasının, müvekkilinin yoğun emek ve faaliyetleri doğrultusunda dünya çapında tüketicilerce tercih edilen, son derece tanınan ve bilinen bir marka haline geldiğini, çok sayıda "..." ibareli tescilli markası bulunduğunu, davacının ... nezdindeki itirazlarında dayanmadığı nedenlere huzurdaki dosyada dayanmasının mümkün olmadığını, yine dava dilekçesinde yer verilen endüstriyel tasarımların da YİDK kararı kapsamı dışında kalması sebebiyle değerlendirme dışında tutulması gerektiğini, ... nezdinde dayanılmayan markalara huzurdaki dosyada dayanılmasının mümkün olmadığını, davacının dilekçesinde yer verdiği ve tescil tarihleri itibariyle üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiş markaların SMK uyarınca kullanımının ispatlanmasını talep ettiklerini, müvekkilinin başvuru üzerinde müktesep hakkının olduğunu, dava konusu marka ile davacı markalarının benzer olmadığını, müvekkili markasında "..." ibaresinin asli unsur konumunda bulunmadığını, müvekkil markası bakımından bu ibarenin malların cinsine, vasfına dair nitelendirme yapan bir ibare olduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğunu, davacı markalarının tanınmış olduğuna dair delil sunulmadığını, kötü niyet iddialarının da hiçbir somut gerekçesinin veya hukuki dayanağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacının YİDK kararının iptali yönünden itiraza dayanak markaları ve hükümsüzlük istemi yönünden dayandığı markaları arasında 6769 Sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali ve/ya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olduğu iddiasının yeterli delil, bilgi ve belge ile ispatlanamadığı, dava konusu marka bakımından 6769 Sayılı Kanunun 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı, davacının, kötü niyet iddiasını da ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkil adına tescilli "..." markasının, yoğun kullanım ve ciddi mali külfet yüklenerek oluşturulmuş olan sayısız tanıtım projeleri sonucunda tanınmış marka statüsüne ulaştığını, markaların tanınmışlığına ilişkin tutulan ... marka sicilinin, tanınmışlık yönünden açıklayıcı etkiye sahip olduğunu, ilgili araştırma raporlarından da anlaşılacağı üzere "..." ibaresini gören ortalama gıda tüketicisinin aklına doğrudan müvekkili Şirketin "..." ibareli ürünlerin geldiğini, "..." ibaresi özelinde verilen ve ibarenin yüksek ayırt edici ve tanınmış nitelikte olduğunu belirten kesinleşmiş yargı kararlarının bulunduğunu, tanınmış markaya dair incelemenin yapılış şeklinin SMK'nın 6/1 maddesi hükmünden farklı olduğunu, tanınmış markaya tanınan yasal koruma için markalar arasında iltibas ihtimalinin mevcudiyetine gerek olmadığını, tanınmış marka ile herhangi bir şekilde bağlantı kurabilecek bir şeklin/ibarenin tescili halinde tanınmış marka sahibinin bahse konu marka başvurusunun iptalini/durdurulmasını talep edebileceğini, "..." ibaresinin ayırt edici vasfının düşük olduğunun kabul edilemeyeceğini, davaya konu markaların asli unsurlarının hatalı olarak tespit edildiğini, işbu dava konusu markanın asli unsurunun "..." ibaresi olduğuna yönelik tespit hukukuka, yasaya ve yüksek mahkeme pratiğine aykırı bulunduğunu, karara esas alınan raporu tanzim eden heyetin eksik incelemede bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirketin 16.06.2020 tarihinde 2020/63578 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığı, başvuru kapsamında 32. sınıf malların yer aldığı, davacı Şirketin "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak karıştırılma tehlikesi ve tanınmışlık gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davacı itirazının reddine karar verildiği, bu karara yönelik davacı itirazının ise YİDK'in 16.07.2021 tarih, 2021-M-5393 sayılı kararıyla reddedildiği ve ret kararının davacı tarafa 19.07.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığı, SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların oluşmadığı, başvurunun kötü niyetli bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları da gözetiliğinde; istinaf incelemesine konu uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibas bulunup bulunmadığı, somut olay bakımından SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). Davalı Şirket tarafından cevap dilekçesi ile usulüne uygun olarak kullanmama def'inde bulunulmuş olup, davacının itirazına mesnet olan ve tescil tarihlerinden dava konusu başvuru tarihine kadar 5 yıllık süre geçmeyen çok sayıda markası bulunduğu anlaşıldığından, bu markaların kullanımının ispatına gerek görülmemiştir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacının gerek YİDK kararının iptali gerekse de marka hükümsüzlüğü istemi bakımından dikkate alınması gereken markalarının asli unsuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu başvuruda "... ..." ibareli olup, başvuruda yer alan "..." ibaresi davalı Şirketin çatı markası olduğundan, başvurunun asli unsurunu da "..." ibaresi oluşturmaktadır. Buna göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında, asli unsurlarının aynı olmasından kaynaklı olarak, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu savunulmuş ise de, anılan ibarenin tanımlayıcı nitelikte olmadığı, anlamı itibariyle gıda ürünleri yönünden ayırt ediciliği düşük olmakla birlikte asgari olsa da bir korumayı haiz olduğu, başvuruda "..." ibaresi dışında yer verilen "..." ibaresinin davalının çatı markası olması nedeniyle iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, buna göre başvurunun asli unsurunun da yalnızca "..." ibaresinden oluştuğu, bunun dışında başvuruya ayırt ediciliği sağlayacak herhangi bir unsura yer verilmediği anlaşıldığından, davalıların bu yöndeki savunmaları yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığına ilişkin kabulü yerinde görülmemiş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları haklı bulunmuştur. Tarafların marka kapsamlarının karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru kapsamında 32. sınıf mallar yer almakta olup, bu mallar davacının kullanım ispatına tabi olmayan 2018/59250,2018/92162,2019/046622019/04664 sayılı markalarının kapsamlarında da aynen yer aldığından, somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşul da gerçekleşmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.-2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine gerek görülmemiştir. Diğer taraftan davacı tarafça, tanınmışlık vakıasına dayanılmış ise de gerek marka başvuru aşamasında gerekse de işbu dava sırasında sunulan delillerle SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının davacı yararına gerçekleştiği ispat edilemediğinden, bu iddiaya itibar edilmemiş, sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın kötü niyet olarak kabul edilemeyeceği, bunun dışında davalı başvuru sahibinin marka başvurusunu gerçekleştirirken kötü niyetli olarak hareket ettiğine dair de bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının kötü niyet iddiası da yerinde görülmemiştir. Ayrıca, her ne kadar davalı Şirket dava konusu başvurunun önceki markalarının serisi mahiyetinde olduğunu savunmuşsa da davalı adına tescilli olan ve müktesep hak koşullarını sağlayan önceki tarihli "..." ibareli marka bulunmadığından, bu savunma yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında başvuru kapsamında yer alan 32. Sınıf malların tamamı bakımından SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca karıştırılma tehlikesi bulunduğu, bu bağlamda dava konusu YİDK kararının iptali ve dava konusu markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2022 Tarih ve 2021/259 Esas - 2022/137 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 16.07.2021 tarih, 2021-M-5393 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu 2020/63578 sayılı "... ..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.300,00.TL bilirkişi ücreti, 171,00.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 95,50.TL tebligat ve posta giderleri, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamından oluşan 2.787,20‬ TL yargılama gideri ve 59,90.TL başvurma harcı, 59,30.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.906,4‬0.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 54,40.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/11/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/11/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/259, K. 2022/137, T. 16.07.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-259-e-2022-137-k-03e0030d69e4