Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/201 E. 2021/201 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/201
Karar No
2021/201
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/702 KARAR NO: 2024/1821 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 10/11/2021 NUMARASI: 2021/201 E. - 2021/201 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/11/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili olduğu firmanın 1986 yılında tekstil sektörüne girerek ... Kumaşçılık markasıyla kumaş üretimi ve pazarlaması yapmaya başladığını, ... Tekstil ünvanını ilk kez 1998 yılında resmi olarak kullanmaya başladığını, 09/07/2014 tarihinde ... markasının ilk tescilini aldığını, Davalı ... Kumaşçılık firmasının kuruluş tarihinin 08/03/2016 olduğunu, müvekkili olduğu firmanın kendisine ait 7 katlı toplam 1102 m2 işyerinde kumaş teşhir ve satışını yaptığını, şirketin kuruluş sermayesinin 2.000,000,00 TL olduğunu, davalı firmanın ise 120.000,00 TL olduğunu, müvekkili olduğu firmanın ... markasını 1998 yılından itibaren kesintisiz olarak kullandığını, 11/06/2014 tarihinde İstanbul Ticaret Odasına kaydının yapıldığını, www...com.tr uzantılı adresin müvekkiline ait olduğunu, bu adreste ... markasının tanıtımının yapıldığını, davalı firmanın Zeytinburnu ilçesi, ... mahallesinde müvekkili olduğu firma ile aynı cadde üzerinde iki mağaza ile faaliyet gösterdiğini, davalı firmanın kurulduğu 08/03/2016 tarihinden itibaren müvekkilinin rızası dışında izinsiz olarak ... markasının yazılış, telaffuz ve fonetik olarak ayırt edilemeyecek şekilde benzeri olan ... Kumaşçılık ibaresini ünvansal kullanımının dışına taşan bir şekilde tabelasında, ürettiği kumaşlarda, ambalajlarda ve her türlü tanıtım materyallerinde kullandığını, bu kullanımın Sinai Mülkiyet Kanununa göre marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve aynı zamanda Türk Ticaret Kanunu'na göre de haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkil firmanın markasının davalı tarafından markasal biçimde ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması müvekkilinin ticari hayatında ciddi sıkıntılarla karşılaşmasına neden olduğunu, müvekkil ve davalının bulunduğu bölgeye gelen müşterilerin markanın taklidi sebebiyle karşı tarafın mağazasına girdiğini, davalı tarafın kargosunun isim ve adres benzerliği nedeniyle sürekli karıştırıldığını, kargo bedellerinin yanlış firmaya kesildiğini, bu durumun firmaya zaman ve maliyet gideri olarak zarar verdiğini, davalı firmanın çalıştığı ve borçlu olduğu firmalardan borç dökümü ve cari hesap mutabakatının müvekkili firmaya geldiğini, davalı firmaya kurulduğu ve faaliyetine başladığı tarihten itibaren marka ve unvan karışıklığına sebep olacağı hususunda gerekli uyarıların yapıldığını, taklit fiillerinden vazgeçmesini ihtar eden 28/08/2019 tarihli ihtarname keşide edildiğini ancak ihtara rağmen olumsuz yanıt verildiğini, anlaşma yolu ile çözüm bulma imkanı kalmadığından 30/09/2019 tarihinde Bakırköy 1. Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2019/475 D.iş sayılı ihtiyati tedbir talepli delil tespiti davası açıldığını, Bilirkişi Av. ... tarafından 10/10/2019 tarihinde davalıya ait 2 işyerinde keşif yapıldığını, yapılan inceleme neticesinde; ... Kumaşçılık firmasına ait markaları ihtiva eden tekstil amaçlı iplikler, kumaşlar vb emtiaların yoğun olarak sürdürüldüğü, tespit talep eden tarafın tespite konu markalarının Türk patent ve marka kurumu nezdinde tescilli olduğu, tespit talep eden ... Kumaşçılık firmasına ait markalar ile nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzerlik arz ettiğinin değerlendirilebileceği yönünde rapor sunulduğunu, Mahkemenin 25/10/2019 tarihli kararı ile ihyati tedbir kabul kararı verildiğini, 10.000 TL teminatın süresi içinde yatırıldığını, ardından Bakırköy ... İcra müdürlüğünün ... esası ile icra dosyası açıldığını, icra müdürlüğünce ihtiyati tedbir kararının uygulanması için davalının adresine gidildiğini, tabelalardaki ve kumaş topu ambalajlarındaki ... ibaresinin firma tarafından kaldırıldığını ve bu durumun tutanağa kaydedildiğini, bahsi geçen nedenlerden dolayı müvekkili adına tescilli ... markasına davalı tarafından vaki tecavüzün tespiti, önlenmesi, tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün kaldırılması, davalının eyleminin haksız rekabet yarattığının tespiti, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin silinmesi ve unvanın ticaret sicilinden terkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Marka tecavüzüne ilişkin taleplerin yasal mevzuat gereği 2 yıllık zamanaşımı süresinin olduğunu, ancak davacı tarafın 2016 yılından 3 yıl sonra huzurdaki davayı açtığını, açılan davada davacının iddialarına karşı zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davacının taleplerinin marka tecavüzüne ilişkin ise de somut olayda marka hakkına bir tecavüz söz konusu olmadığını, ticaret ünvanı kullanımı olduğunu, davalı tarafın marka ibaresinde hiçbir taklit ya da iltibasın olmadığını, davalı müvekkilinin kendi ismi olan ...'tan ismini ticaret ünvanı olarak kullandığını, müvekkilinin işletmesindeki tabelada dahi "... KUMAŞÇILIK" ibaresinin mevcut olup davacının markasıyla iltibas mevcut olmadığını, Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/475 D.İş sayılı dosya ile yapılan tespitin hatalı olduğunu ve buna ilişkin İstinaf Kanun yoluna başvurulduğunu, ilgili delil tespiti dosyasında bilirkişi raporunun gerçeğe aykırı hazırlandığını, dosya içerisinde yer alan "... Kumaşçılık" ibaresinden hiç bahsedilmediğini, doğrudan "... Kumaşçılık" ibaresi olduğunun belirtildiğini, ayrıca müvekkilinin ürün ambalajlarının üstüne kime ait olduğunu göstermek amacıyla yapıştırılmış kağıtların marka ibaresi şeklinde hatalı olarak değerlendirildiğini ve gerçeğe aykırı bir rapor tanzim edilerek haksız bir karar oluşturulduğunu, bilirkişi raporunda yer alan fotoğrafların top kumaşların alıcısına ilişkin boyahane tarafından yapıştırılan etiketlerden ibaret olduğunu, ancak raporda bu durumun farklı aksettirilmek suretiyle bir marka yapıştırması şeklinde değerlendirildiğini, söz konusu rapordaki fotoğraflara bakıldığında bu yapıştırmaların marka olabilecek nitelikte etiketler olmadığı alıcısını belli etmek amacıyla yapıştırılmış etiketler olduğunun açıkça görüleceğini, davaya konu her iki tarafın da toptan kumaş alım satım işi yaptığını, müşteri kitlesinin ticari şirketlerden oluştuğunu, TTK gereği basiretli davranma yükümlülükleri var olduğundan isimlerin karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığını, bu nedenle somut olayda bir marka iltibasının söz konusu olmayıp davacının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, davacı tarafın amacının marka tecavüzü olmayıp yakınında rakip istememesi nedeniyle kötü niyetli olarak müvekkil firmanın sektörden silinmesini sağlamaya çalışmak olduğunu, uzunca bir süre geçmesine rağmen huzurdaki davanın yeni açılmış olmasının bu durumu gözler önüne serdiğini, TTK uyarınca kişilerin isimlerinin ticaret unvanlarında kullanmasının hukuken serbest olduğunu, İçtihat gereğince müvekkili tarafından ... Kumaşçılık ibaresinin önüne sayı eklenmek suretiyle bu hususun da giderilmiş olduğunu, haksız rekabetin düzenleniş amacının gerçek veya tüzel kişilerin tüm ticari emek ve hayatlarını sonlandırmak olmadığını, ancak davacı tarafça haksız rekabet düzenlemesi kullanılmak suretiyle bunun yapılmaya çalışıldığını, izah edilen nedenlerden ötürü davacı tarafın haksız ve hukuka aykırı taleplerinin ve davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulüne, davalının davacıya ait ... ve ... tescil numaralı markalarından doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, men'ine, davalının ticari unvanından "..." ibaresinin terkinine, Hüküm özetinin masrafı davalı taraftan karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin markasal bir kullanımı olmadığını, müvekkili şirkete ait kumaşların üzerinde markasal kullanım olarak değil salt müvekkili şirketin ortağı ve yetkilisi olan kişinin ismi yani "..." yazdığını, bu hususun alelade basit etiket olarak kullanılmakta olup amaç ürünün boyandığı boyahaneler tarafından ürünün kime ait olduğunun karışmaması olduğunu, nitekim dosyada mübrez görseller incelendiğinde hepsinde farklı fontlar ve büyüklüklerde "..." ismi yazıldığının görüleceğini, hiçbir fonetik ya logosal özellik barındırmadığını, alelade müvekkilinin isminin yazıldığını, Kaldı ki her ne kadar hükme esas alınan 07.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirketin tabelasında sadece "..." ibaresinin yer aldığı ifade edilse de, dosyaya sunulan belgelerden de görüleceği üzere "... KUMAŞÇILIK" ibaresine ek yapılarak "..." tabelası kullanıldığını, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlar hakkında hiçbir değerlendirme yapılmadığını, salt davacının iddiaları dikkate alınarak objektif olmayan bir rapor tanzim edildiğini, Müvekkili şirketinin unvanında "..." ibaresinin bulunmasının sebebi şirket ortakların birinin isminin ... olması olduğunu, herkesçe bilindiği üzere sermaye şirketlerinde ortakların isim ve soy isimlerini ticaret unvanı olarak kullanabildiğini, bu hususun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda sarih şekilde belirtildiğini, müvekkili şirket ortağının ise TTK'da düzenlenen bu hakkını kullanarak ticaret unvanında "..." ibaresini kullandığını, aynı kanunun 45. maddesinde; Türkiye'nin herhangi bir yerinde tescil edilmiş olan bir unvanın diğer bir unvandan ayırt edilebilmesi için gerekli olduğu takdirde ek yapılması gerektiğinin belirtildiğini, ünvana ayırt edici olarak 75 ibaresinin eklendiğini,Davacı tarafından müvekkili şirketin kuruluşundan beri sessiz kalınmadığı iddia olunmuş ise de, delillerinde sunmuş olduğu ihtarname tarihi 28.08.2019 olup tebliğ tarihinin ise 03.09.2019 olduğunu, davacının, dava dilekçesinde müvekkili şirketin 08.03.2016 tarihinde kurulduğunu beyan ederek kuruluş tarihi itibariyle müvekkilinin gerek ticaret unvanını gerekse tabela ismini bildiğini ikrar ettiğini, arada geçen 3 yılı aşkın zamanda davacının sessiz kaldığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat davasıdır. TPMK kayıtları incelendiğinde; davacı ... Kumaşçılık Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti adına tescilli ..., ... tescil numaralı, ''... Kumaşçılık Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'' ve ''...'' ibareli markaların 23, 24, 26 ve 40.sınıflarda tescilli bulunduğu, davalının kullanımlarının tescilsiz olduğu görülmektedir. Davacı; davalının ... Kumaşçılık Tekstil ve İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti ünvanıyla faaliyet gösterdiğini, bu markasal kullanımları ve ticaret ünvanı itibariyle kullanımların davacı markasıyla iltibas tehlikesi meydana getirdiğini iddia etmiştir. Ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarına göre, davalı şirketin ana sözleşme tescil tarihinin 08.03.2016 olduğu, her iki şirketin de aynı mahalle ve aynı cadde üzerinde aynı ve benzer mal ve hizmetlerde faaliyet gösterdiği, davacının markalarının ''... Kumaşçılık Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'' ve ''...'' ibareli olup, 2015 ve 2019 yıllarında tescil edildiği, davalının ünvanının ise ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. olarak tescil edildiği, davacıya ait ''...'' ibareli marka ile davalı kullanımlarında markasal olarak öne çıkan ve davalının ticaret ünvanında yer alan ''...'' ibaresinin işitsel ve görsel olarak benzer olduğu, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, davacı markalarının tescil tarihinin, davalının tespit edilen kullanımları ile ticaret ünvanı tescil tarihinden daha eskiye dayandığı, bu durumun ortalama tüketici nezdinde ilti,bas tehlikesi doğurduğu görülmektedir. Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2019-475 D.İş Sayılı dosyasının dosya içerisinde bulunduğu görülmüştür. Her ne kadar davalı yanca davalının ünvanının '' ... KUMAŞÇILIK'' olarak gerçekleştiği ileri sürülse de, davalının işyeri tabelasındaki kullanımın ''... KUMAŞÇILIK'' olarak gerçekleştiğinin Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi 2019/475 Sayılı D.İş sayılı dosyası ile tespit edildiği, yine aynı dosyada davalının 25 kg kumaş olan 2000 top ürün, tabela kartvizit ve faturalarında yine davalının ''...'' ibareli markasal kullanımlarda bulunduğu tespitinin yapıldığı, toplanan delillere göre davalının kullanımlarının markasal kullanımın olduğu sonucuna varılmıştır. Davalının ''...'' ibaresi, davacının ''...'' tescilli ile öne çıkan ibarelerin, aynı tip ürünlerde ve aynı mal ve hizmet sınıfında ürünler üzerinde, etiketlerde, kartvizitlerde, tabelalarda kullanılmış olduğu ve toplanan tüm delillere göre, markasal kullanım sebebiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet ile ünvan terkini şartlarının gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Davalı her ne kadar, davacının gönderdiği ihtarname tarihi 28.08.2019 olup tebliğ tarihinin ise 03.09.2019 olduğunu, davacının, dava dilekçesinde müvekkili şirketin 08.03.2016 tarihinde kurulduğunu beyan ederek kuruluş tarihi itibariyle müvekkilinin gerek ticaret unvanını gerekse tabela ismini bildiğini ikrar ettiğini, arada geçen 3 yılı aşkın zamanda davacının sessiz kaldığını beyan ederek, emsal Yargıtay kararı sunmuş ise de; davalı şirketin ana sözleşme tescil tarihinin 08.03.2016 olduğu, değişik dosyasındaki tespit tarihinin 2019 yılı olduğu, ihtarnamenin yine 2019 yılında gönderildiği, davanın ise 2019 yılında ikame edildiği dikkate alındığında ara da geçen zamanda davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının kabul edilemeyeceği, davalının aksi yönde sunduğu Yargıtay kararının ise, uyuşmazlığın her somut olayın durum ve özelliklerine göre değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek (Kararda; tarafların daha önce birlikte çalıştıkları, ...'nun davacıdan ayrılarak davacı işletmeyle aynı adreste faaliyet göstermek üzere davalı şirketi kurduğu, davacı ile aynı adreste 3,5 yıldan fazla bir süre faaliyette bulunan davalı şirketin ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin kullanıldığı davacı tarafından bilindiği halde bu kullanıma karşı anılan süre içinde her hangi bir ihtar, açılmış bir dava veya muaraza çıkarılmamış olması karşısında davacı tarafından anılan ibarenin kullanılmasının benimsediğinin kabulü gerektiği...vurgulanmıştır.) somut dava açısından emsal teşkil etmeyeceği kanaatine varıldığından, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 10/11/2021 tarih ve 2021/201 E., 2021/201 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/201, K. 2021/201, T. 08.03.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-201-e-2021-201-k-8ac59d3d3e9c