Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/193 E. 2022/107 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/193
Karar No
2022/107
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1840 - 2024/2160 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1840 KARAR NO : 2024/2160 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/03/2022 NUMARASI : 2021/193 E. - 2022/107 K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/03/2022 tarih ve 2021/193 E. - 2022/107 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şahsın 2019/111492 sayılı ve "..." ibaresinin 39. sınıf hizmetlerde tescili için davalı kuruma başvurduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek yaptıkları itirazın davalı ... 2021-M-3860 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa “...” ibareli markanın marka olarak tescil edilebilecek nitelikleri haiz olmadığını, zira bu markanın “...” ve “...” ibarelerinin birleştirilmesi şeklinde ve düz yazı karakterinde yazılmış bir ibare olduğunu, işaretin başkaca hiçbir resim, şekil, renk ya da ayırt edici unsur ihtiva etmediğini, “...” kelimesinin “otomobil” ibaresinin kısaltması olduğunu ve “...” ibaresinin de bilinen anlamı gözetildiğinde “...” ibaresinin “otomobillerin ölçülmesi, değerinin ortaya konulması, nitelik ve niceliğinin yoklanması” anlamlarına geldiğini, davalının bu marka altında otomobil ve benzeri araçlar için ekspertiz hizmeti vereceğini, halbuki bu hizmetler açısından “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin olmadığını, ibarenin tanımlayıcı olduğunu, ticaret alanında herkes tarafından kullanılabilecek bir ibare olduğunu ve davalının marka başvurusunun 42. sınıfa giren hizmetler için değil de 39. sınıfa giren hizmetler için yapılmış olmasının tüketicileri yanıltıcı bir yanının olduğunu, ayrıca müvekkilinin tescilli ve 2017/23407 ve 2017/01142 sayılı “...” markalarının dava konusu edilen marka ile iltibas yaratacak derecede benzer markalar olduğunu, dava konusu edilen markanın bu nedenle de reddinin gerektiğini, davalı şahsın www.....com.tr web sitesinde ticari işletmelerinde otomobiller için ekpertiz hizmeti verdiğini ikrar ettiğini, dolayısıyla davanın esasına cevap dilekçesinde aksi yönde ileri sürdüğü iddialarının doğru olmadığını ileri sürerek, ... YİDK’nın dava konusu edilen 04.06.2021 tarih ve 2021-M-3860 sayılı kararının iptaline ve davalı adına tescili talep edilen 2019/111492 sayılı markanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin, davacının iddialarının aksine ... ekspertiz alanında hizmet vermediğini, yani dava konusu edilen markanın davacının iddia ettiği gibi aslında 42. sınıfa giren hizmetlerde kullanılmak ve halkı yanıltmak üzere tescil edilmediğini, zaten müvekkilinin markasını bu hizmetlerde kullandığı iddialarının huzurdaki davanın konusunu ilgilendirmediğini, dava konusu edilen markanın 39. sınıfa giren hizmetler açısından ayırt edici niteliğe haiz bir marka olduğunu ve tanımlayıcı ya da halkı yanıltıcı bir marka olmadığını, bu sınıfa giren hizmetlerde herkes tarafından kullanılan/kullanılabilecek bir ibareyi de ihtiva etmediğini, davacının ... nezdindeki itirazları aşamasında ileri sürmediği, SMK'nın 5/1(b), (c), (d), (f) hükümlerine dayalı olarak huzurdaki davada iddialarda ve taleplerde bulunamayacağını, taraf markalarının tamamen farklı sınıflara giren hizmetlerde kullanılacağını, ayrıca da karşılaştırılan markaların benzer olmadığını, dolayısıyla somut uyuşmazlıkta markaların karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu edilen "..." işaretinin, bir bütün olarak, 39. sınıfa giren hizmetler yönünden, somut ayırt edici niteliği haiz, marka olabilecek bir işaret/ibare olduğu ve “tanımlayıcı” bir işaret olarak algılanamayacağı; davalının "..."markasında, “...” ve “...” ibareleri bitişik olarak, aynı puntolarda ve aynı yazım karakterinde, siyah renkli harflerle yazıldığı, bu kompozisyonu itibariyle “...” ibaresinin bir bütün olarak algılandığı, her ne kadar “...” ibaresini gören bir kişinin zihninde oluşacak ilk algı, “otomobilin belli nitelikleri itibariyle teste tabi tutulması” şeklinde olacak ise de, bu algı markanın tescil edilmek istendiği 39. sınıfa giren hizmetler ile ilintili/alakalı olmadığından, bu ibarenin söz konusu hizmetlerle iştigal eden sektörde herkes tarafından kullanılabilecek olan bir ibare olmadığı, bu hizmetler yönünden, davalının ticari faaliyetlerini başkaca firmaların ticari faaliyetlerinden ayırt etmeyi sağlayacak biçimde tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle özgün bir kompozisyonda yaratılmış bir tamlama olduğu; bu nedenle SMK’nın 5/1-d maddesinde düzenlenen mutlak red nedeninin de gerçekleşmediği; dava konusu ibarenin 39. sınıfa giren; “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri” açısından hizmetin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda hangi açıdan “yanıltıcı” olarak nitelendirilebileceğinin anlaşılamadığı, ayrıca; “...” ibaresinin ilk anda zihinde yarattığı algı ile ilintili bir hizmet dışında markasal hüviyette kullanılması halinde, tüketici, “...” kısaltmasının “otomobil”den değil, örneğin “otomatik”ten kaynaklandığını da düşünebileceği ve ibareyi “kendi kendini ... etme” şeklinde de algılayabileceği, dava konusu edilen markanın 39. sınıfa giren hizmetlerle doğrudan bir bağlantısı olmadığı cihetle halkı yanıltıcı olduğu söylenebiliyor ise, aynı şekilde, davacının SMK'nın 6/1. maddesi hükmü kapsamındaki itirazlarına mesnet aldığı 2017/01142 sayılı “...” markasının da, tüketici zihninde uyandırdığı dava konusu edilen markaya benzer algı nedeniyle tescilli olduğu 35 ve 37. sınıflara giren hizmetlerin tamamında halkı yanıltıcı olduğunun ileri sürülebileceği, bir markanın tescilli olduğu sınıflar dışında kalan mal ve hizmetlerde kullanılması durumunun SMK'nın 5/1(f) hükmü kapsamındaki “halkı yanıltıcı olma” durumundan farklı bir hukuki olgu olduğu ve bahsi geçen mevzuat hükmü kapsamında engellenebilecek bir durum olmadığı, davacının, dava konusu edilen markanın davalı şahıs tarafından 39. sınıf dışında kalan hizmetlerde kullanıldığı iddialarının da, SMK 5/1(f) hükmündeki düzenleme kapsamında nitelendirilebilecek bir durum olmadığı, karşılaştırılan markalar arasında, SMK'nın 6/1 hükmü anlamında bilhassa kavramsal açıdan ve genel görünüm itibariyle benzerlik şartının somut olayda gerçekleştiği; davalının markasının kapsamına alınmak istenilen, 39. sınıftaki hizmetler için tescilli olmadığı, davacının markalarının tescilli olduğu 35, 37 ve 42. sınıflardaki hizmetler ile 39. sınıftaki hizmetlerin de aynı/benzer/türdeş hizmetler olarak adlandırılabilmesinin mümkün olmadığı; davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davacının itiraza mesnet markalarının tanınmışlığına ilişkin delil sunulmadığı, davacının SMK'nın 6/6 maddesine dayalı iddiasına ilişkin açıklamada bulunmadığı, davacının bu madde hükmüne dayalı hak iddiasının da dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, davacının “kötü niyet” iddialarının davalının yeni bir marka tescil başvurusunda bulunması eyleminin kötü niyet olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının "..." ibaresini tescil ettirmek için farklı sınıflarda başvuru yaptığını, ibareyi gören tüketicilerin otomobillerin ... edilmesine ilişkin olarak hizmet verildiğini, tanımlayıcı olan marka ibaresini anlayacağını, "..." ibaresinin herkes tarafından kullanılabilecek bir ibare olduğunu ve davalının tekeline verileceğini, hatalı olarak SMK'nın 5/1-d maddesinin gerçekleşmediğinin belirtildiğini, başvurunun tescil edilmek istendiği hizmetlerde yanıltıcı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin markasını tescil kapsamında yer almayan 42. sınıf hizmetlerde kullanacağı iddiasının YİDK karar iptali ve hükümsüzlük talebiyle açılan eldeki davanın konusu olmadığı, her ne kadar dava konusu "..." ibareli marka ile davacının itiraza mesnet "..." ibareli marka işaretleri benzer ise de, taraf markaları kapsamında aynı/aynı tür/benzer mal ve hizmet yer almadığından SMK'nın 6/1. maddesi şartlarının gerçekleşmediği, öte yandan, tescil kapsamındaki 39. sınıf hizmetler yönünden "..." ibaresinin tanımlayıcı olmadığı, ayırt edici olduğu, ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içermediği, 39. sınıf hizmetlerin niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak işaretlerden olmadığı, böylece mutlak tescil engellerinin de gerçekleşmediği, başvurunun kötü niyetle yapıldığının da ispatlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 30/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 25/01/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/193, K. 2022/107, T. 04.06.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-193-e-2022-107-k-30aed92a7ddf