Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/150 E. 2021/395 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/150
Karar No
2021/395
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/230 - 2024/483 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/230 KARAR NO : 2024/483 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/12/2021 NUMARASI : 2021/150 E. - 2021/395 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2021 Tarih ve 2021/150 Esas - 2021/395 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2019/25844, 2019/11944, 2019/11939, 2019/08554, 2019/04601, 2018/82172, 2011/43340, 2019/09444, 2019/09453 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı...’e başvuruda bulunduğunu, 2019/110343 kod numarasını alan başvuruya müvekkili tarafından gerçekleştirilen itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davacının 1999 yılına uzanan "..." ibareli tescilli markaları olduğunu, davalı tarafından başvurusu yapılan "..." markasına, davacı markalarına benzerlik, karıştırılma ihtimali, haksız rekabet, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle itiraz edildiğini, dava konusu "..." markasının davacının markasının tanınmışlığından haksız menfaat elde edeceğini, zira bu markanın da davacı markaları gibi 25. sınıf mallarda tescil edilmek istendiğini, bunun yanında ... ibaresinin davacı şirketin ticaret unvanı olduğunu ve 6769 s.SMK 6/6.maddesi kapsamında korunması gerektiğini ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nun 2021-M-1907 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/110343 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, karşılaştırılan ibarelerin karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olmadığını, benzerlik değerlendirmesinin markanın bütüncül algısı üzerinden yapılması gerektiğini, karıştırılma ihtimali yaratacağı iddia edilen "..." ibaresinin YİDK kararında da belirtildiği üzere "pamuk/pamuklu" anlamına geldiğini ve çekişme konusu 25.sınıf "bornozlar" emtiası bakımından doğrudan tanımlayıcı bir ibare olduğunu, dolayısıyla 5/1-c hükmü anlamında çekişmeli "bornozlar" emtiasında marka olarak tescil edilemeyecek ve tek bir kişinin tekeline bırakılamayacak işaretlerden olduğunu, bu ibarenin içinde yer aldığı işaretlerde yapılan ufak bazı eklemeler veya değişikliklerin genel görünümü kolaylıkla farklılaştırabildiğini, "..." markasının bir bütün olarak değerlendirilmesi ve "..." ve "..." ibarelerinin bir araya getirilmesi yolu ile oluşturulmuş özgün bir ibare olduğunu, bir bütün olarak "..." markasının genel görünüm ve dizaynı itibariyle davacı markalarından tamamen farklılaşmış olduğunu, YİDK kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili, davalının "..." ve "..." unsurlarından oluşan markasının davacı markalarına görsel, işitsel veya anlamsal olarak benzerliğinin bulunmadığını, koruma altına alınmak istenenin ... ibaresi değil bir bütün olarak "... + şekil" unsurlarının bütünü olduğunu, davalı şirkete ait markada yer alan "..." sözcüğünün İngilizcede pamuk, pamuklu anlamına geldiğini bu anlamı itibarıyla tescil edilmek istenen "bornoz" emtiası bakımından cins,çeşit,vasıf, fonksiyon bildiren tanımlayıcı ve yaygın olarak kullanılan bir ibare olması nedeniyle karıştırılma ihtimaline gerekçe teşkil etmeyeceğini, davacıya ait markaların 25.sınıfta birtakım emtialarda tescilli olsa dahi "bornoz" emtiası ile davacı markalarının tescilli oldukları 25.sınıftaki emtiaların aynı yerlerde satılabilir emtialar olmadığını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, 6769 sayılı Kanun'un 19/2 bendindeki hüküm gereği davacının "bornoz" emtiası bakımından markasını kullandığını ispat etmesi gerektiğini, tanınmışlık iddialarının yersiz olduğunu, tanınmışlık kabul edilse dahi davada inceleme konusu yapılan bornoz emtiası bakımından davacı tarafa herhangi bir hak sağlamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının ... markasının özellikle 25.sınıf ürünler bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu da göz önüne alındığında, başvuru konusu "..." markası ile iltibas ihtimalinin ortaya çıkmayacağı, ortalama bilinç düzeyine sahip tüketiciler nezdinde markalar arasında çekişme konusu 25.sınıf "bornoz" emtiası bakımından karıştırılma ihtimali de dahil iltibas ihtimali bulunmadığı, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, hükümsüzlük talebi açısından, taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, “...” markası ile davacının "..." ibareli markalarının aynı/benzer sınıfta tescilli olduğunu, marka işaretleri arasında da benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, ... markasının yıllardır süregelen mevcudiyeti ve tanınmışlığı ile “...” kelimesinin tek başına ve doğrudan müvekkili şirketi akla getirdiğini, "..." ibaresinin başta, cins, vasıf belirtse de artık müvekkil şirketin tanınmışlığıyla ayırt ediciliğe sahip olduğunu, sundukları emsal yargı kararlarının mahkemece dikkate alınmadığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin 08/11/2019 tarihinde, "..." ibaresinin, 25. sınıfta yer alan "bornozlar" emtiasında tescili için yaptığı 2019/110343 sayılı marka başvurusuna, davacı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacı Şirketin bu karara itirazının da YİDK'in 2021-M-1907 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 15/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 12/05/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan emtia yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşmadığı, davacını diğer iddialarının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulduğu gözetildiğinde, istinaf incelmesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1, 6/5 ve 6/9. maddeleri uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, tanınmışlık şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve başvurunun kötüniyetli olup olmadığı noktasındadır. 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesinde, tescil için başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davalı şirketin 2019/110343 sayılı başvurusu kapsamındaki 25. sınıf "bornozlar" emtiası ile davacının 2019/25844 sayılı "... ...", 2019/11939 sayılı " ... ... ...", 2019/08554 sayılı "... ...", 2019/04601 sayılı "... ...", 2018/82172 sayılı "... ...", 2019/09444 sayılı "... ... ...", 2019/09453 sayılı "... girls ..." markalarının kapsamındaki “25.sınıf: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler,”emtiasının aynı / aynı tür, davacının 2019/25844 sayılı "... ...", 2019/11939 sayılı "... ... ...", 2019/09444 sayılı "... ... ...", 2019/09453 sayılı "... ... ..." markalarının kapsamındaki "35.sınıf:Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler,mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) hizmetlerinin benzer olduğu anlaşıldığından, markalar arasında emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir. Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu başvuru da "..." ibareli olup, asıl ve ayırt edici unsuru "..." kelimesidir. Taraf markalarında yer alan "..." ile "..." ibarelerinin görsel ve sesçil olarak benzer olduğu ve davacının “...” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markaları bulunduğu da gözetildiğinde, başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu durumda ortalama tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilse bile, marka kapsamında sunulan hizmetlerin aynı ya da aralarında idari veya ekonomik bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu yanılgısına kapılabileceği, bu nedenle tarafların marka işaretleri arasında ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin tarafların marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı yönündeki kabulü Dairemizce isabetli görülmemiştir. Her ne kadar YİDK kararında "..." ibaresinin pamuk/ pamuklu anlamına geldiği, çekişme konusu mal ve hizmetler yönünden ayırt edici olmadığı belirtilmiş ve mahkemece aynı kabulle karar verilmiş ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/10/2022 tarihli ve 2021/2679 Esas, 2022/6941 Karar sayılı ilamında "..." ibaresinin ayırt edici olduğu vurgulandıktan sonra, davacının "..." ibareli markaları ile "..." ibareli marka benzer kabul edildiğinden, "..." ibareli başvuru ile davacının "..." asli unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, iltibas koşullarının gerçekleştiği kanaatine ulaşılmıştır. Davalı Şirket, YİDK sürecinde 2019/73378 sayılı markalarına dayalı olarak müktesep hak savunmasında bulunmuştur. Ne var ki davalı Şirketin 2019/73378 sayılı markası 25.sınıfta tescilli olmadığı gibi süre yönünden de müktesep hak şartlarını sağlamadığından, anılan savunmaya itibar edilmemiştir. Yine davalı Şirket tarafından davaya cevap dilekçesinde, münhasıran "bornoz" emtiası için kullanmama def'i öne sürülmüş ise de, davacının itiraza mesnet markalarının tescil tarihleri itibariyle kullanım ispatına tabi olmadığı, kaldı ki davacı markalarının bornoz dışında da aynı tür ya da benzer emtia içerdiği, bu nedenle kullanım ispatının aranmayacağı kanaatine varılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanılmıştır. Her ne kadar davacı vekili, markalarının tanınmış olduğunu ve başvurunun kötüniyetle yapıldığını da ileri sürmüş ise de, dava konusu marka başvurusunun münhasıran "bornozlar" emtiası için yapıldığı ve markanın "bornozlar" emtiası için tescil edildiği, başvuru kapsamında başkaca mal ve hizmet bulunmadığı, anılan mallar yönünden SMK'nın 6/1. maddesi koşulların da oluştuğu anlaşıldığından SMK'nın 6/5.maddesindeki tanınmışlık şartlarının gerçekleşmesinin sonuca etkili bulunmadığı, öte yandan davalının SMK'nın 6/9.maddesi anlamında kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas koşularının oluşması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 09/12/2021 gün ve 2021/150 Esas - 2021/395 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile; Türk Patent ve Marka Kurumunun 12/03/2021 tarih, 2021-M-1907 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, 3-Davaya konu 2019/110343 sayılı "..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.100,00-TL bilirkişi ücreti, 110,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 87,00-TL tebligat masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.517,70-TL yargılama giderine, 59,30-TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.636,30-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/03/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/150, K. 2021/395, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-150-e-2021-395-k-bf1386baece9