Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/1365 E. 2025/211 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/1365
- Karar No
- 2025/211
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1365 Esas
KARAR NO: 2025/211
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/04/2021
NUMARASI: 2019/1049 Esas, 2021/454 Karar
DAVA: Tazminat (İşyeri Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 06/02/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ... poliçe numaralı, 28/05/2018 sigorta başlangıç tarihli, 28/05/2019 sigorta bitiş tarihli ve 18/05/2018 tanzim tarihli kapsamlı işyeri sigorta poliçesi ve ... poliçe nolu, 19/06/2018 sigorta başlangıç tarihli, 16/05/2019 sigorta bitiş tarihli ve 19/06/2018 tanzim tarihli kapsamlı işyeri sigorta poliçesi düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından poliçede belirtilen primlerin ödendiğini, müvekkili şirketin toptan kumaş alışverişi yapan bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin işyerinde oluşan su baskını sonucunda kumaşlarda deformasyon ve ıslanmadan dolayı kumaşlarda hasar meydana geldiğini, kumaşlarda oluşan hasar miktarının 79.920,00 TL olduğunu, su basması sonucunda oluşan zararın sigorta poliçesi kapsamında ödenmesi amacıyla müvekkili şirket tarafından 15/08/2018 tarihinde davalıya başvurulduğunu, yapılan başvuru sonucunda davalı şirket tarafından ... numaralı hasar dosyası açıldığını, 18/09/2018 tarihli dilekçeleriyle "sigortalı mahalde oluşan hasarın kumaşların paletler üzerinde olmaması" gerekçesiyle sigorta poliçesi kapsamında her hangi bir ödemenin yapılmayacağının bildirildiğini, davalı sigorta şirketinin keyfi bir gerekçe göstererek ödeme yapmadığını, müvekkili şirketin oluşan zararda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kumaşlarda oluşan zararın su basması sonucunda oluşan bir zarar olduğunu, bu zararın sigorta poliçesi kapsamında ödenmesi gerektiğini, fakat davalı sigorta şirketinin hukuka aykırı olarak oluşan zararı ödemediğini belirterek 79.920,00 TL toplam maddi zararın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; TTK 1409. ve 1423. , Sigortacılık Kanununun 11/3. fıkrası, Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirilme Yönetmeliğinin 5. , 7. ve 8. maddesi hükümleri hep birlikte değerlendirildiğinde, davalı sigorta şirketi tarafından davacı sigorta ettireni usulüne uygun şekilde aydınlattığına dair ispata yarar bir delilin dosyaya sunulmadığı, poliçedeki özel şartlar bölümündeki ''Paletlerin emtianın üzeriden bulundurmak kaydı ile teminata dahil'' kaydını içeren klozunun sigortacı tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeni ile geçerli olmadığı, davacının zararını davalı sigorta şirketinden talep edebileceği, davacının dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davacıya ait sigortalı işyerinin bulunduğu binanın ana giderinin tıkanmasıyla pis suların 13.08.2018 tarihinde tuvalet giderinden geri tepmesi sonucu kumaş deposu olarak kullanılan davacıya ait sigortalı işyerindeki kumaşları ıslatması ve kirletmesi sonucu hasarın oluştuğu, su hasarı nedeniyle sigortalı davacı zararının 14.800,00 TL olduğu, bu miktarın %2 tenzili muafiyet koşulu kapsamında davacının 3.400,00 TL maddi zarar alacağını davalı taraftan talep edebileceği, uyuşmazlık TTK'da düzenlenen sigorta hukukundan kaynaklandığından ve özellikle sigorta poliçesinin iş yerine ilişkin olması nedeniyle avans faizi talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.400,00 TL maddi zararın 15/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; uyuşmazlıkta önemli olan hususun kumaşlarda oluşan zarar miktarının ne kadar olduğunu, dosyadaki fotoğraflardan da görüldüğü üzere kumaşların tamamında zararın oluştuğunu, fakat bilirkişilerin eksper raporuna bakarak zarar miktarını hesapladıklarını, fotoğraflara bakarak zarar miktarını hesaplamadıklarını, bu yönüyle bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, rapora itirazlarının ise mahkeme tarafından kabul edilmediğini, raporu hükme esas alan mahkeme kararının hatalı olduğunu, bilirkişilerin özel şartların geçerli olmaması halinde zarar miktarının 14.800,00 TL olduğunu belirttiklerini, mahkeme gerekçesinde ise özel klozların geçerli olmadığının açıkça belirtildiğini, %2 tenzili muafiyet koşulu da özel koşul olup bu özel koşulun da geçersiz olduğunu, sigorta şirketinin sigorta mevzuatına aykırı davranarak özel şartlar düzenlediğini, bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğinin mahkemenin de kabulünde olduğunu, dain-i mürtehin çerçevesinde bankadan gelen cevapta da poliçedeki kaydın banka ile alakalı olmadığının belirtildiğini, bu durumun dahi sigorta şirketinin hukuka aykırı davranarak işlemler yaptığını gösterdiğini, mahkemenin bir taraftan özel klozların geçerli olmadığını kabul ettiğini fakat diğer taraftan özel koşul olan %2 tenzili muafiyet koşulunu geçerli sayarak zarar miktarında indirim yaptığını, bu durumun bir çelişki olduğunu, özel koşul olan %2 tenzili muafiyet kaydının da geçerli olmadığını, çünkü sigorta şirketinin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu nedenle mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; sigorta poliçesi incelendiğinde 8. sayfada "Özel Şartlar" başlıklı hükümde "Emtialar palet üzerinde bulundurulmak kaydıyla teminata dahildir." klozunun bulunduğunu, davaya konu hasarda ise hasar gören emtianın yerde depolandığını, poliçede açıkça belirtildiği üzere paletlerin üzerine konulmadığını, bu durumun poliçede belirtilen koza açıkça aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirketin poliçe ile emtianın ancak palet üzerinde hasar görmesi durumunda hasarı poliçe şartları çerçevesinde karşılayacağını taahhüt ettiğini, davaya konu hasarda emtianın palet üzerinde depolanmadığının açıkça görüldüğünü, bu hususun bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, mahkemece müvekkili şirketin teminat kapsamına almadığı bir rizikonun tazmini yönünde kurulan hükmün kanun ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme gerekçesinde aydınlatma yükümlülüğüne atıfta bulunmasının da hatalı olduğunu, zira davacı taraf tacir olup basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğunu, davacı tarafın kabul etmediği klozlara TTK nın belirlediği süreler içerisinde itiraz etmeyerek poliçe klozlarını kabul ettiğini, bu nedenle hükmün hatalı olduğunu, mahkemece 15.08.2018 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu, zira faiz işletilebilmesi için müvekkili şirketin temerrüre düşürülmesi gerektiğini, bu sebeple faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava; işyeri sigorta poliçesi kapsamında hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin maddi tazminat davasıdır. Uyuşmazlık; dava konusu sigorta poliçesi kapsamında poliçenin düzenlenmesi esnasında davalı sigorta şirketi tarafından sigortalının bu konuda aydınlatılıp aydınlatılmadığı, poliçedeki özel şartların geçerli olup olmadığı, olayın poliçe kapsamında kalıp kalmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının yerinde olup olmadığı ile davacının hasar bedelini talep etmekte haklı olup olmadığına ilişkindir. Kural olarak geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi (TTK. 1409/1 md.) rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir (TTK. 1409/2 md.). Ancak, sigortalı da rizikonun meydana geldiğini ve riziko sonucu oluşan zarar miktarını ispatlamalıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021/1875 Esas 2021/2724 Karar sayılı ilamı). Eksper raporunda; sonu 39/4 ile biten poliçe için hasar dosyasının düzenlendiği, riziko adresinin 9/a olduğu, ekspertiz adresi ile riziko adresinin uyumlu olduğu, poliçeler ile ilgili iki ayrı zeyilnamenin olduğu, ancak zayilnameler ile buna dayanak belgelerin kendisine sunulmadığı, hasarın 13/08/2018 tarihinde meydana geldiği, hasarın 14/08/2018 tarihinde sigorta şirketine ihbar edildiği, dava konusu yerin yüksek zemin katta yer aldığı, yerin depo olarak kullanıldığı, davacının kiracı olarak yer aldığı, hasar sebebi olarak bina ana giderlerinin tıkanmasıyla pis suların tuvalet giderlerinden ters tepmesi sonucu hasarın oluştuğu, emtiaların palet üzerinde olmadığı, yerde üst üste ve dikey olarak istiflendiği, bu nedenle poliçe özel şartları gereği olayın teminat dışında olduğu, bilgi mahiyetinde yapılan hasar hesabı neticesinde hasar bedelinin 14.800,00 TL olduğu, %2 muafiyet oranı uygulandığında muafiyet bedelinin 11.268,22 TL olduğu, neticeten davacının olayın teminat kapsamında olduğunun kabulü halinde emtia hasar bedelinin 3.531,78 TL olduğu tespit edilmiştir. 20/11/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; davacıya ait sigortalı işyerinin bulunduğu binanın ana giderinin tıkanmasıyla pis suların 13.08.2018 tarihinde tuvalet giderinden geri tepmesi sonucu kumaş deposu olarak kullanılan davacıya ait sigortalı işyerindeki kumaşları ıslatması ve kirletmesi sonucu hasar oluştuğu, su hasarı nedeniyle sigortalı davacının zararının 14.800,00 TL olduğu, poliçede yer alan özel klozların geçerli olup olmadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu, geçerli olduğuna kanaat getirilmesi ve emtiaların palet üzerinde bulundurulmadığının kabulü halinde davalı sigorta şirketinin sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, aksi halde %2 tenzili muafiyet koşulu kapsamında 3.400,00 TL talep edilebileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Dosya kapsamında istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; taraflar arasında 19/06/2018 başlangıç tarihli 16/05/2019 bitiş tarihli, rizİko adresi 9/a olan yerle ilgili işyeri poliçesinin düzenlendiği, bu poliçe üzerinden hasar dosyasının düzenlendiği, hasarın 13/08/2018 tarihinde meydana geldiği, sigorta şirketine ihbarın 14/08/2018 tarihinde yapıldığı, davacının 15/08/2018 tarihli ekspere başvuru dilekçesinde hasar miktarının 14.800,00 TL olduğunu bildirdiği, eksperin ve bilirkişilerin yerinde inceleme yaparak hasarlı emtiaları ve dava konusu yeri fotoğrafladıkları, eksper raporu ve bilirkişi raporuna göre hasar bedelinin 14.800,00 TL olarak tespit edildiği, hasar tazmin talebinin davacı iddiasına göre 18/09/2018 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından reddedildiği, eksper ve bilirkişi raporunda emtiaların yerde istiflenmesi nedeniyle poliçe özel şartı gereği olayın teminat kapsamı dışında olduğu, mahkemenin aksini kabul etmesi halinde ise poliçedeki %2 muafiyet şartının uygulanmasıyla davacının talep edebileceği hasar bedelinin 3.400,00 TL olduğunun tespit edildiği, mahkemece davalı sigorta şirketinin aydınlatma yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle poliçedeki yerde istiflenmeme özel şartının geçerli olmadığı gerekçesiyle %2 muafiyet oranı üzerinden hesaplanan bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Davaya konu İşyeri Sigorta Poliçesi incelendiğinde; 8. sayfada "Özel Şartlar" başlıklı hükümde "Emtialar palet üzerinde bulundurulmak kaydıyla teminata dahildir." ve "her bir dahili su hasarında sigorta bedelinin %2 si oranında tenzili muafiyet uygulanacaktır." klozlarının poliçede bulunduğu görülmüştür. Sigorta Sözleşmesi tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1401. maddesinde sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. 1041/1. fıkrada, sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. TTK 1409/ 1. fıkrasında ise, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğuna yer verilmiştir. Aynı yasada, tarafların borç ve yükümlülükleri üst başlığı altında sigortacının borç ve yükümlülükleri arasında 1423. maddede aydınlatma yükümlülüğü düzenlenmiştir. Düzenlemede, sigortacı ve acentesinin sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalanın özel olarak dikkat etmesi gereken hükümlere, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildireceği, 2. fıkrada ise aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde, sigorta ettirenin sözleşmenin yapılmasına 14 gün içinde itiraz etmemiş ise sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla yapılmış olacağı belirtilmiştir. Zarar sigortaları arasında yer alan mal sigortalarına dair düzenleme kapsamında TTK'nın 1459. maddesinde, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği belirtilmiştir. Sigorta değeri ise yine aynı yasanın, 1460. maddesinde sigorta değeri, sigorta olunan menfaatin tam değeri olarak açıklanmıştır. Sigorta bedeli yasanın 1461. maddesinde, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sorumlu olduğu, sigorta bedelinin rizikonun gerçekleştiği andaki sigortalı menfaati değeri aşsa bile sigortacının uğranılan zarardan fazlasını ödemeyeceğine yer verilmiştir. Somut olayda öncelikle vurgulanması gereken husus dava konusu sigorta poliçesi tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümlerine göre değerlendirme yapılması gereğidir. Bu kapsamda, yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler sonucunda, davalı sigorta şirketi ancak sigorta poliçesinde belirlenen rizikonun gerçekleşmesi halinde sigorta bedeli ile sınırlı olarak sorumlu olacaktır. Diğer taraftan, davacı vekilince sigorta şirketi tarafından aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği iddiası ileri sürülmüş ise de 6102 sayılı yasanın 1423. maddesinin 2. fıkrası gereğince, sigorta ettiren tarafından sözleşmenin yapılmasına 14 gün içerisinde itiraz edildiğine dair dosya içerisine herhangi bir belge ve bilgi ibraz edilmediği, hatta bu konuda itiraz da bulunulmadığından sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla yapılmış olacağı kabul edilmiştir. Bu durumda, sigorta poliçesinin özel şartlarında açıkça yer verildiği üzere dahili su baskınında tenzili muafiyetle birlikte istiflemeye ilişkin kloz kapsamında değerlendirme yapılması gerekecektir. Çünkü sigorta şirketi ancak sigorta sözleşmesi sonucu gerçekleşen rizikodan kaynaklanan zarar kapsamında, ancak poliçede belirtilen teminat bedeli ve sigorta özel ve genel şartlarıyla sigortalıya karşı gerçek zarardan sorumlu olacaktır. Somut olayda, eksper ve bilirkişi raporunda, emtiaların palet üzerinde olmadığı, yerde üst üste ve dikey olarak istiflendiği tespit edildiğinden poliçe özel şartları gereği olayın teminat dışında olduğu anlaşıldığından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/1049 Esas, 2021/454 Karar sayılı ve 22/04/2021 tarihli kararının HMK'nın 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 3-a)Davanın REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.364,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 749,44 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, c)Davacı tarafından yatırılan harçların ve yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,d)Davalı tarafından yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, e)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
İstinaf Giderleri Yönünden; 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından peşin peşin olarak yatırılan 341,89 TL harcın mahsubu ile bakiye 273,51 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yatırılan 341,89 TL istinaf karar harcı, 162,10 TL istinaf başvurma harcı ile 48,50 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 552,49 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8-HMK'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-2 bendi ile aynı kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 06/02/2025