Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/12907 E. 2022/6237 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/12907
- Karar No
- 2022/6237
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/384 KARAR NO: 2024/1177 DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 10/07/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; 01/10/2015 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın kusurlu olarak, müvekkilinin sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu müvekkili ...'ın yaralandığını, bu nedenle davalının kaza tarihinde kişi başına olan teminat çerçevesinde sorumluluğunun bulunduğunu, bu kaza sonrasında müvekkilinin tedavi gördüğünü, müvekkilinin davadan maluliyetine ilişkin eksik bir ödeme aldığını, yine müvekkili tedavi süresinde % 100 iş göremezlik durumu ve bakıcı giderine ilişkin herhangi bir ödeme almadığını belirterek, 6111 Sayılı Yasa'nın 107. Maddesine göre belirlenecek bakıcı giderlerinden kaynaklanan maddi tazminatın tedavi gideri teminatından karşılanmak üzere hüküm altına alınmasını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda pmf 1931 yaşam tablosu kullanılarak hesaplama yapılmasını ve müvekkilinin bakıcı gideri ve maluliyet zararı tazminatının hesaplanmasını talep ettiklerini, kusur durumunda ihtilaf bulunmaması nedeniyle delillerin toplanmasına müteakip dosyanın tazminat bilirkişisine gönderilmesini, müvekkilinde oluşan cismani zarar nedeniyle oluşacak maddi tazminat nedeniyle, sürekli ve geçici maluliyet dönemine ilişkin tazminat tutarının, bakıcı giderinin fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, öncelikle 6100 sayılı Yasa'nın 107.maddesine göre belirlenecek maddi tazminatın davalı açısından temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından Güvence Hesabı'na müracaat edilip tazminat talebinde bulunduğunu, 131856 sayılı işlem dosyası açıldığını, başvuru üzerine yapılan inceleme neticesinde davacının sürekli sakatlık (maluliyet oranı) 28 olarak tespit edildiğini, davacı otomobil sürücüsüne kusura katılımı dolayısıyla % 25 kusur indirimi dikkate alınmak suretiyle aktüerya uzmanı tarafından düzenlenen hesap raporu ile davacı için 101.006,00-TL tazminat hesaplandığını, hesaplanan tazminatın 09.05.2016 tarihinde davacıya ödenmiş olduğunu, ödeme ve ibraya ilişkin ibranamenin davacı tarafından 03.05.2016 tarihinde imzalandığını, tamamen usulüne uygun düzenlenen ibranameyi kendi rızası ile imzalamış bulunan davacı tarafın başkaca bir alacağı kalmadığını, açılan davanın haksız olduğunu, bu nedenle asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yana ödenen meblağ ile varsa aşan zarar arasında açık nispetsizlik olduğunun ispatının gerektiğini, hesaplamanın vekil eden kurumun ödeme tarihine göre tespit edilmesi ve yapılan ödemenin asgari yasal faizi ile hesaplama yapılan tarihe kadar geçen sürede yeniden değerleme tutarının dikkate alınması gerekmekte olduğunu, davacının kaza esnasında otomobil sürücüsü olduğunu, trafik kazası tespit tutanağına göre davaya konu kazanın tek aracın karıştığı bir kaza olduğunu, kazada ikinci aracın kusuru ile dahlinin ispat edilmesi gerektiğini, kusur bilirkişi raporunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanması gerektiğini, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı yönünden vekil eden kurumun herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, hatır taşımasının kabulü ile tazminat tutarından belirli bir oranda indirime gidilmesi de gerektiğini, yukarıda yer alan somut itirazlara istinaden ve ayrıca dava öncesinde sürekli sakatlık tazminatı ödenmiş olduğundan esas bakımından dahi haksız ve mesnetsiz açılmış bulunan davanın esastan reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Asıl ve ıslah ile açılan davanın kabulü ile, 10.807,56 TL geçici iş görememezlik, 50.330,28 TL sürekli iş göremezlik, 2.001,08 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 63.138,92 TL meblağının 09/05/2016 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur oranlarına ilişkin çelişki giderilmesi gerektiği halde, eksik inceleme ile karar verildiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun uygun yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmediğini, dava öncesi başvuru sırasında ibraz edilen maluliyet raporu ile yargılama sırasında alınan raporlar arasındaki çelişki giderilmediğini, hesap bilirkişi raporuna karşı haklı itirazlarının inceleme dışı bırakıldığını, ek hesap raporunda açıklamaya rağmen PMF 1931 Yaşam Tablosu kullanılmadığını, vekil eden sorumlu olmadığı halde geçici iş göremezlik yönünden karar verildiğini, kararda ayrıca vekil eden sorumlu olmadığı ve ihtiyaç olduğu ispatlanmamış olmasına rağmen bakıcı gideri yönünden karar verildiğini, bakıcı giderinin brüt tutar üzerinden hesaplanabilmesi için fiilen bakıcı tutulduğunun ispatı gerektiğini, hükmedilen tazminata yürütülecek faiz başlangıcının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davalı vekilinin 18/01/2022 tarihinde ek istinaf dilekçesi sunduğu görülmüştür. Davalı vekilinin ek istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece Mahkemesi tashih kararı ile yargılama giderleri bakımından borç yükler nitelikte karar oluştuğunu, bu durum HMK 305/2. maddesi hükmüne de aykırılık oluşturduğunu, tashih şerhinin usul hükümlerine aykırı şekilde verilmiş olması nedeniyle, tarafımızca sunulan istinaf gerekçeleriyle birlikte bu düzenlemenin de incelenmesini, kararın vekil eden yararına kaldırılmasını talep ettiklerini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 01.10.2015 günü, saat 09:00 sıralarında davacı sürücü...'ın yönetimindeki ... plaka sayılı otomobiline Ataköy 1. Kısım, Sahil Keneddy caddesi, Galeria AVM karşısında plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen beyaz renkli bir aracın çarpması akabinde direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüje çıkarak bu mahalde bulunan ağaca çarpması sonucunda dava konusu kazanın meydana geldiği anlaşılmıştır. Kaza tespit tutanağında kusur belirlemesi yapılamadığının belirtildiği görülmüştür. Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda "...Plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen vasıta sürücüsü, yola gereken dikkati vermemiş, seyrini müteyakkız bir şekilde sürdürmeyip sevk ve idare hatası ile önünde aynı yönde seyir halinde bulunan davacı idaresindeki araca önlemsiz vaziyette çarparak olayın meydana gelmesine sebebiyet vermiş, dikkatsiz, özensiz ve nizamlara aykırı hareket etmiş olup olayda asli ve tam kusurludur. Davacı sürücü ...'ın yönetimindeki otomobil ile nizami bir şekilde seyretmekte iken karıştığı olayda kusuru görülmemiştir..." belirlemesi yapılmıştır. Kazanın meydana gelişine ilişkin kamera kaydı yada tanık beyanları bulunmadığından ve davalı tarafından da kazanın başka türlü olduğuna ilişkin delil ibraz edilmemiş olduğundan dosya kapsamına uygun olan kusur raporuna itirazın reddi gerekmiştir. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince tazminatın belirlenmesinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunda belirlenen %23 oranındaki maluliyet esas alınarak yapılan hesaplama sonucu belirlenen tazminat raporunun hükme esas alınmış olması nedeni ile bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı Kararı ile "Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Bölümünde Yer Alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5., 13., 17., 35. ve 48. maddelerine aykırı olduğundan oy çokluğu ile iptallerine karar vermiştir. Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve %1.8 teknik faiz ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formül esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın belirlenmesi gerektiğinden %1,8 teknik faiz uygulanarak hazırlanan rapor davalı lehine bulunduğundan PMF yaşam tablosu uygulanması yönündeki istinaf talebi yerinde bulunmamıştır. Hükme esas alınan ATK maluliyet raporunda davacının iyileşme süresi içerisinde iki ay süre ile başka birisinin yardımına ihtiyaç duyacağı belirtilmiş olduğundan ve bakıcı giderine hükmedilmesi için bakıcı tutulduğuna ilişkin belge de gerekmediğinden bu yönde hesap yapılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında; geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiği yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı tazminatına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları). Davalının davadan önce davacının müracaatı ile ödeme yapmış olması nedeni ile ödeme tarihi itibari ile temerrüte düşmüş olduğundan ödeme tarihinin faiz başlangıcı olarak alınmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece verilen ek karar maddi hatanın düzeltilmesi niteliğinde bulunduğundan bu yöne ilişkin istinafın reddi gerekmiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.313,52 TL harçtan peşin alınan 1.078,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.235,14 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.10/07/2024