Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/10 E. 2021/61 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/10
Karar No
2021/61
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/71 KARAR NO: 2024/243 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2019/757 Esas KARAR NO: 2020/546 KARAR TARİHİ: 03/11/2020 DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 21/02/2024 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkil firma ile ... A.Ş. arasında 25.06.2009 tarihinde Lisans ve Bakım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamda 28.09.2018 tarihinde TBB Risk Merkezi Genelgesi Değişikliği, Risk Raporu Münferit Sorgu İlave Bilgi Başlıkları Altyapı Değişikliği, 31.10.2018 tarihinde Convertion Envanteri & Detay Tablo Excelleri, 05.07.2018 tarihinde YPK Testi geliştirmeleri yapıldığını, geliştirmelerin yapılmasını takiben faturaları gönderildiğini, geliştirme hizmetlerinin tamamlanmasından itibaren 12 ay geçmemiş olmasına rağmen müvekkil firma çalışanlarından üstelik davalı firma ile olan geliştirmelerde görevli olan ...’ın 27.05.2019 tarihinde müvekkil firmadan ayrılması üzerine davalı firma iştiraklerinden ... San. ve Tic. A.Ş. firmasında işe başladığı duyumu alındığını, sözleşmenin ihlal edilen 5.4. maddesi uyarınca davalı firma iştirakinde işe başlayan ...’ın son aldığı 14.553,34-TL aylık brüt ücret üzerinden 1 yıllık brüt ücret tutarı olan 174.640,08-TL’sının talep edilmesi zorunluluğu doğduğunu beyan ederek 174.640,08-TL’sının dava tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalı firmadan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Taraflar arasında 25.06.2009 tarihinde imzalanan sözleşmeye göre müvekkil şirketin davacı şirketten ... adlı yazılım ürününü satın almış olup, verilen hizmete geliştirme, bakım ve destek hizmetleri de dahil edildiğini, cezai şart niteliğinde olan sözleşmenin 5.4. maddesinin uygulanma süresi geliştirme hizmeti tamamlanmasından 12 ay sonra bittiğini, davacı şirketin davaya konu çalışanının 23.05.2019 tarihinde işten ayrıldığını belirttiğini, ancak davacı şirketten yazılım ürününün satın alınma tarihi 2009 olup, sözleşmeye göre geliştirme hizmetinin tamamlanması yıllar önce gerçekleştiğini, bu bağlamda ilk olarak dayanak gösterilen sözleşme hükmü gereğince çalışanın işten çıkmasından önceki 12 ay içinde olmak üzere daha da öncesinde herhangi bir geliştirme hizmeti alınmamış olup, cezai şart hükmünün bu açıdan uygulanması mümkün olmadığını, “28.09.2018 tarihli TBB risk merkezi genelgesi değişiklik: risk raporu münferit sorgu ilave bilgi başlıkları altyapı değişikliği hizmeti ile 05.07.2018 tarihli YPK testi hizmeti” davacı şirket tarafından hizmet verdikleri şirketler için zaman zaman getirilen kanuni zorunluluklar çerçevesinde hazırlanan ve kendi bünyelerinde oluşturulmuş olan eklenti paketleri olup, bu paketler taraflar arasında yapılmış sözleşmeden bağımsız olarak müvekkiline teklif edildiğini ve ayrı bir ücret karşılığı satın alındığını, bu eklenti paketleri müvekkiline davacı tarafça önceden meydana getirilmiş bir ürün olarak ayrıca satılmış olup, davacı şirket tarafından müvekkil şirkete münhasıran verilmiş bir hizmet ya da mevcut yazılım üzerinde çalışılmış bir hizmet olmadığını, “31.10.2018 tarihli Convertion Envanteri Ve Deta Tablo Exelleri Hizmeti” ise davacıdan satın alınmış ve geliştirme hizmet çoktan tamamlanmış olan yazılımda yer alan verilerin müvekkil şirket tarafından kullanılacak olan yeni sisteme aktarılması işleminin davacı şirketçe yapılması için müvekkiline verilecek fiyat teklifinin ön çalışmasına ait olduğunu, bu hizmette de mevcut yazılım üzerinde herhangi bir çalışma geliştirme yapılmamış olup, fiyat teklifi verilebilmesi için yapılan ön çalışma işleminden ibaret olduğunu, davacı tarafça bildirilen tüm bu hizmetlerin kendileri tarafından hazırlanmış paket halinde ek uygulamalar ya da eklentilerin diğer tüm müşterileri ile birlikte müvekkiline de teklif edilerek satılması ya da talep edilen bir iş için teklif verilmek üzere yapılan ön hazırlık hizmetleri olduğunu, bu bağlamda 2019 mayıs ayından geriye 12 aylık süreçte herhangi bir geliştirme hizmeti alınmadığı gibi davacı tarafça sunulan ve bildirilen bu işler geliştirme hizmetlerine ait işler olmadığını, huzurdaki davaya dayanak rekabet yasağı içeren cezai şart maddesinin Türk Borçlar Kanunu Rekabet Yasağı maddeleri ile çeliştiğini, üzerinden 10 yıl geçmiş bir sözleşmeye dayanarak işçinin ya da sözleşme tarafının bu derece kısıtlamaya uğramasının iyiniyet ve hakkaniyet ilkeleri ile çelişmediğini, dava konu işçi dava dışı ... şirketinde davacı şirkettekinden farklı bir pozisyonda çalıştığını, davacı şirkette yapmış olduğu işi yapmadığını, bu hususun ise tek başına huzurdaki davada talep edilen cezai şartın geçerliliğini çürüttüğünü, dava dışı ... San. ve Tic. A. Ş.nin müvekkil şirketten tamamen farklı ayrı tüzel kişiliğe haiz bir şirket olduğunu, müvekkil şirketin ilgili şirketin kararlarına bir etkisi bulunmadığını, müvekkil şirketin davaya konu işçinin dava dışı ... şirketinde çalışması hususunda arabuluculuk sürecine değin hiçbir bilgiye sahip olmadığı gibi, herhangi bir şekilde ... şirketinde çalışmasını sağlamış ya da aracılık etmiş de olmadığını, yine müvekkilinin sembolik bir hissesi bulunduğu ve tamamen farklı bir yönetime ve karar merciine sahip dava dışı şirketin eleman alımlarını sürekli ya da geçici olarak takip etmesi ya da hiçbir söz hakkı olmayan bir şirketin işleyişine müdahale etmesi hayatın olağan akışına aykırı olup, böyle bir hususun müvekkilden beklenilmesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek davanın dava dışı ... San Ve Tic A.Ş'ne ihbarını ve davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "...Şirket içi ve taraflar arasında gerçekleşen email yazışmaları, fatura içerikleri ve sair belgeler üzerinde yapılan incelemede; davacı tarafın davalı tarafa yazılım geliştirme, bakım ve destek hizmetleri verdiği, düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin eski çalışanı ...'ın 23.05.2019 tarihinde işten ayrılarak, 10.06.2019 tarihinde davalı şirketin hissedarı olan dava dışı ... San ve Tic A.Ş'de çalıştırılmaya başlanmasının taraflar arasındaki 25.06.2009 tarihli lisans ve bakım sözleşmesinin 5.4 maddesine aykırılık oluşturduğunu ve davalının söz konusu hükümde kararlaştırılan dava dışı işçinin brüt ücreti tutarındaki (14.553,34 TL aylık brüt ücret x 12 ay (1 yıl)=174.640,08 TL'yi davacıya ödemesi gerektiği " gerekçesiyle davanın kabulü ile 174.640,08 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde cevap dilekçesindeki nedenler tekrarlanarak istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, Lisans ve Bakım sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre; davacı tarafından sözleşme ekinde belirtilen yazılım ürününün lisansının davalıya sağlanması ile yazılımın davalının belirlediği lokasyona kurulumu, bakım, destek ve geliştirme hizmetlerinin verilmesi konusunda taraflar arasında 25.06.2009 tarihinde lisans ve bakım sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 5.4. maddesi; "Taraflar geliştirme hizmetlerinin tamamlanmasından 12 (on iki) ay sonrasına kadar, yazılı onay almadan diğer tarafın bordrosunda çalışan ve işbu sözleşme ilişkisi dolayısıyla diğer tarafın elemanı olduğunu açıkça bildiği elemanları kendi bünyesinde ya da herhangi bir iştirakinde veya hissedarı olan herhangi bir kurumda işe almayacağını, bu hükmü ihlal ederse, diğer tarafa ilgili elemanın 1 (bir) yıllık brüt ücreti tutarında bir bedel ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt eder" şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Davacı taraf; taraflar arasında sözleşmeye konu geliştirme hizmetlerinin tamamlanmasından itibaren 12 ay geçmemiş olmasına rağmen davacı firma çalışanlarından, davalı firma ile olan geliştirmelerde görevli olan, ...’ın 27.05.2019 tarihinde davacı firmadan ayrılarak davalı firma iştiraklerinden ... San. ve Tic. A.Ş. firmasında işe başlaması nedeniyle sözleşmenin 5.4 maddesi uyarınca cezai şart talep etmektedir. Davala yan ise; davaya konu personelin davacı işyerinden ayrılmasından son bir yıl içerisinde, davacı şirketten alınmış geliştirme hizmeti bulunmadığından sözleşmenin 5.4 maddesindeki rekabet yasağına ilişkin cezai şart hükmün uygulanmasının mümkün olmadığını, davaya dayanak yapılan rekabet yasağı içeren cezai şart maddesinin Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağı maddeleri ile çeliştiğini, dava dışı işçinin dava dışı Ibtech şirketinde davacı şirketten farklı bir pozisyonda çalıştığını ve ilgili şirketin kararlarına bir etkisinin bulunmadığını, davadışı ... şirketinin davalı şirketten ayrı bir tüzel kişiliğe haiz olup davalı şirketin sembolik hissesi bulunduğunu ve davalı şirketin, dava dışı işçinin İbtech şirketinde işe başlamasında bir dahli, aracılığı olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davalı vekili, davaya dayanak yapılan rekabet yasağı içeren cezai şart maddesinin Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağı maddeleri ile çeliştiğini ileri sürmüş ise de burada işçi (...) ile davacı şirket arasında TBK m. 445 anlamında işçinin rekabet etme yasağına ilişkin bir sözleşme söz konusu değildir. Dolayısıyla davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin 5.4. maddesinin geçerliliği ve uygulanması bakımından TBK m. 445 hükmü doğrudan uygulanama imkanı bulunmamaktadır. Somut olayda; taraflar, haksız rekabete dayalı olarak 25.06.2009 tarihli Lisans ve Bakım Sözleşmesinin 5.4. Maddesinde; a- Taraflar geliştirme hizmetlerinin tamamlanmasından 12 (on iki) ay sonrasına kadar, b- Yazılı onay almadan diğer tarafın bordrosunda çalışan ve işbu sözleşme ilişkisi dolayısıyla diğer tarafın elemanı olduğunu açıkça bildiği çalışanlar c- Kendi bünyesinde ya da herhangi bir iştirakinde veya hissedarı olan herhangi bir kurumda işe almayacağını, ç- Hükmün ihlal edilmesi halinde, cezai şart olarak diğer tarafa, ilgili elemanın 1 (bir) yıllık brüt ücreti tutarında bir bedel ödemeyi" kabul ve taahhüt etmişlerdir. Davalının, davacıdan geliştirme hizmeti alıp almadığı, almış ise hangi tarihte tamamlandığı, cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı, varsa alacak miktarı konusunda bilgisayar mühendisi, finans uzmanı ve ticaret hukuku bilirkişilerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 15/06/2020 tarihli raporda özetle; "Şirket içi ve ayrıca taraflar arasında gerçekleşen e-mail yazışmaları incelendiğinde; ... tarafından gönderilen 02.05.2019 tarihli mailde, Finans ile kaynak kodları testini gerçekleştirdiği, yedeği USB ortamına aldığı belirtildiği, ... tarafından gönderilen 20.12.2018 tarihli mail ve içeriğindeki bilgilendirme mailinde, risk raporuna eklenecek ilave bilgi başlıkları, ..., ..., ..., ... ve ... kredi sorgulama için kullanıcı adları zorunlu hale getirilmesi ve ... münferit sorgu kapsamında yeniden yapılandırılan itfa planına bağlanan kredi kodları ekleme ve değişiklikleri ve ... servis altyapı değişiklikleri çalışması kapsamında davalı yana bir fiyat teklifi verildiği, işbu fiyat teklifinin 21.12.2018 tarihli mail cevabı ile onaylandığı bilgisine ulaşıldığı, ... tarafından gönderilen 31.10.2018 tarihli mailde, “Conversion Envanteri & Detay Tablo Excelleri” isimli çalışma ile ilgili proje analiz çalışmaları yapılıp maliyet ile ilgili bilgilerin paylaşılacağı ve onay verilmesi halinde proje planının iletileceği bildirildiği, işbu maile cevaben ... tarafından gönderilen 13.11.2018 tarihli mailde proje planının ne zaman paylaşılacağı sorulduğu, ... tarafından gönderilen 21.12.2018 tarihli mailde, “YBB Risk Merkezi Genelgesi Değişiklik: Risk Raporu Münferit Sorgu İlave Bilgi Başlıkları ve Paylaşımı Altyapı Değişikliği” çalışmasına onay verildiği, ... (...) ile implementasyonu organize etmeye başlayacakları belirtildiği, ... tarafından gönderilen 27.11.2018 tarihli mailde, “Tablo Conversion” çalışması ile ilgili olarak verilerin alınması için gereken scriptlerin çalıştırılabilecek şekilde ve conversiona kadar istenildiği zaman istenildiği an çalıştırabilecekleri şekilde iletilmesinin teyidi istenildiği, ... tarafından gönderilen 09.04.2018 tarihli mailde, “Yabancı Para Kredilerin Bildirimi ve Paylaşımı” çalışmasının onaylandığı, uygulamanın sisteme uyarlanması için gereken çalışmaların hemen başlatılması istendiği, 22.06.2018 tarihli maillerde, yazılım testleri yapıldığı, test aşamasında gözlemlenen bazı durumlar ile ilgili fikir alışverişinde bulunulduğu, ... tarafından gönderilen 04.05.2018 tarihli mailde, “Yurtiçi Hesaplarda Yabancı Para Kredi Kullandırımı” için geliştirilecek özellik ile ilgili projeye katılım gösterecek kurumların dönüş yapması istendiği, işbu maile cevaben ... tarafından gönderilen 15.04.2018 tarihli mailde, proje maliyetinin onaylandığı, entegrasyon süresinin paylaşılması istendiği, ... tarafından gönderilen 04.04.2018 tarihli mailde, “Yabancı Para Kredilerin Bildirimi ve Paylaşımı” için geliştirilecek özellik ile ilgili proje maliyetinin belirtildiği, işbu maile cevaben ... tarafından gönderilen 09.04.2018 tarihli mailde, çalışmanın onaylandığı, uygulamanın sisteme uyarlanması için gerekli çalışmaları hemen başlatmak istediklerini bildirdiği, ... tarafından gönderilen 23.02.2018 tarihli mailde, tamamlanan yazışmalar ile ilgili kalan tutarların faturalandırıldığı bilgisi paylaşıldığı, Faturalarda geçen hizmet ile ilgili olarak geliştirilen ek (add) modüllere (yazılımlara) ya da yazılım güncelleştirmelerine (edit) ilişkin yazılım geliştirme ortak ara yüz ekran görüntülerinin dosyada mevcut olduğu gözlendiği, davacı şirket tarafından davalı yana kesilen muhtelif tarihli faturalardan, 05.06.2018 tarihli fatura içeriğindeki mal/hizmetin, ... Haziran 2018 Geliştirme bedelini, 09.06.2019 tarihli fatura içeriğindeki mal/hizmetin, ... Haziran 2019 Geliştirme bedelini kapsadığı, Bu nedenle henüz taraflar arasındaki geliştirme hizmetlerinin tamamlanmadığı ve 12 aylık sürenin de başlamadığı anlaşıldığı, ikinci olarak davacının çalışanın davalı şirket veya herhangi bir iştirakinde ya da hissedarı olduğu bir şirkette işe başlatılıp başlatılmadığının tespiti gerekmekte olup davalı vekilinin cevap dilekçesinde müvekkili şirketin “... San Ve Tic A.Ş'de çok cüzi sembolik bir hissesi bulunmakta olup, bu hisse payı 2.000 TL ve oranı %0.013 " şeklinde beyan ve ikrarı bulunduğu, bu durumda davacı şirketin eski çalışanı ...'ın 23.05.2019 tarihinde işten ayrılarak, 10.06.2019 tarihinde davalı şirketin hissedarı olan dava dışı ... San. ve Tic. A. Ş.te çalıştığı anlaşılmakla, davalı ... A.Ş.nin davacı ile aralarındaki 25.06.2009 tarihli Lisans ve Bakım Sözleşmesinin 5.4. maddesine aykırı davrandığı ve ilgili maddede kararlaştırılan cezai şart tazminatı tutarı olan ...'ın son aldığı 14.553,34 TL aylık brüt ücret x 12 ay toplam 174.640,08-TL davacıya ödemesi" gerektiği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiş olup alınan rapor denetime açık, ayrıntılı, hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmüştür. Buna göre; davalının, süregelen 25.06.2009 tarihli Lisans ve Bakım sözleşmesi kapsamında en son 09.06.2019 tarihinde davacıdan geliştirme hizmeti aldığı, on iki aylık süre dolmadan işbu sözleşme ilişkisinde çalışan davacı çalışanı ...'ın 10.06.2019 tarihinde davalı şirketinin hissedarı da olduğu dava dışı ... şirketinde bilgisayar mühendisi olarak çalışmaya başladığı anlaşılmakla davacının, haksız rekabete dayalı olarak 25.06.2009 tarihli Lisans ve Bakım Sözleşmesinin 5.4. Maddesinde düzenlenen cezai şartı talep etme hakkı bulunduğundan davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı vekili her ne kadar, dava dışı ... şirketinin, davalı şirketten tamamen farklı tüzel kişiliğe haiz bir şirket olduğunu, davalı şirketin dava dışı şirkette sembolik bir hissesi bulunduğunu, davayı konu edilen işçinin, dava dışı ... şirketinde, davacı şirketinden farklı bir pozisyonda çalıştığını ve davalı şirketin, davacı şirkette çalışması için herhangi bir aracılık faaliyetinde bulunmadığını, bu konuda bir dahli olmadığını ileri sürmüş ise de dava dışı şirketin davalı şirketten ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olmasının, davalı şirketin, söz konusu şirketteki pay oranının, dava dışı işçinin, ... şirketinde hangi konumda çalıştığının ve davalı firmanın aracılık yapıp yapmadığının sözleşmenin 5.4 maddesi kapsamında bir önemi yoktur. Davalı, sözleşme ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi ile ilgili davacı çalışanın, sözleşmede belirlenen süre içerisinde, davalının kendi bünyesinde ya da herhangi bir iştirakinde veya hissedarı olan herhangi bir kurumda çalışmayacağını taahhüt ve beyan ettiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-HMK' nın 353/1.b.1 Maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davalı tarafından yatırılan 2.982,42 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.554,82 TL' nin istemi halinde davalı tarafa iadesine, 4-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına, 5- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere harç yönünden oy çokluğu ile diğer yönlerden oy birliği karar verildi.21/02/2024 MUHALEFET ŞERHİ 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu " belirtilmiştir. Harçlar Kanunu Genel Tebliği , (1) Sayılı Tarife Yargı Harçlarının III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı", 1/e maddesinde " (değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E 2021/7367 K sayılı ilamında da ''...... Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nın 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına ''dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/10, K. 2021/61, T. 27.12.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-10-e-2021-61-k-249a529a3ec4