Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/73 E. 2021/802 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/73
- Karar No
- 2021/802
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2022/264 Esas KARAR NO:2024/1560 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:02/11/2021 NUMARASI:2020/73 E. - 2021/802 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/09/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ... İcra Dairesi'nin ... icra takip numaralı dosyası ile başlattıkları icra takibine davalı borçlu tarafından itiraz edildiğini itiraz dilekçesinde,"Alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı, takip konusu bedelin finansal kiralama sözleşmesinden doğduğunu" belirttiğini, icra takibine konu yapılan bedelin finansal kiralama sözleşmesinden doğduğu iddiasının yazılı belge ile ispatlanması gerekmeksine rağmen, itiraz eden borçlu tarafından iddiasını ispatlar nitelikte bir belge dosyaya sunulmadığını ve itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında imzalanan 07.06.2017 tarihli finansal kiralama sözleşmesine göre kiracı sıfatı ile müvekkili şirketin ve kiralayan sıfatı ile davalı şirketin anlaşması neticesinde davalı şirketin satıcı .... A.Ş. firmasından satın aldığı asansörlerin müvekkili şirkete kiralanması ve müvekkili şirketin ilgili asansörlerin ödemesini davalı şirketten kredi kullanımı ile yapması konusunda anlaşıldığını, ödemelerin 12 ay süre ile Türk Lirası üzerinden ve sabit kira yöntemi ile yapılacağının kararlaştırılmış olmasına ve son kira 16 Mayıs 2018 tarihinde davalı şirkete ödenerek asansörün müvekkili şirkete satışının yapılması aşamasına geçilmiş olmasına rağmen davalının 07.12.2018 tarihinde kestiği fatura ile müvekkil şirketten; davalı şirketin satıcı firmaya yaptığı verim sonrası ödemelerden doğan kur farkı talep ettiğini, Bursa .... Noterliği'nin .... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile faturaya itirazlar bildirilerek 15.12.2018 tarihli ... sıra no.lu 6.682,17 TL bedelli iade faturasının davalı firmaya gönderildiğini, akabinde müvekkil şirketin, mağdur olmamak ve ticari hayatında zedelenme yaşamamak adına haksız yere kesilen 07.12.2018 tarihli faturayı ihtirazi kayıt ile ödediğini, davalının kur farkından dolayı müvekkilinden bir talebinin olamayacağını beyan ile icra takibine itirazın iptalini ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere hesaplanacak icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesine konu mala ilişkin satıcısı .... A.Ş.'ye ait 25/05/2017 tarihli proforma fatura konusu 30.300 USD tutarındaki 1 adet Yolcu Asansörü müvekkil şirketçe satın alınarak davacı/finansal kiracıya teslim edildiğini, asansörünün satış bedelinin %35'inin Finansal Kiralama Sözleşmesi'nin imzalanmasını müteakip, %50'sinin mala ilişkin malzemeler gümrüğe geldiğinde, %10'unun montajda, %5'inin ise iş bitiminde ödeneceği konusunda anlaşıldığını, mal bedelinin 10.500 USD'lik kısmı 16.06.2017 tarihinde avans olarak ödendiğini, 6361 sayılı Finansal Kiralama, ... ve ... Şirketleri Kanunu'nun 20. Maddesi ve müvekkil şirket ile davacı arasında akdedilen Finansal Kiralama Sözleşmesi'nin 7.1/c maddesi uyarınca, mal henüz davacıya teslim edilmeden davacı tarafından kira ödemelerine başlanmak istenmesi üzerine mal bedeli ve masraflar üzerinden 15/12/2017 tarihinde; mal bedelinin ödenmeyen kısımları için endikatif kur; 3,955258 baz alınarak Kesin Ödeme Planı oluşturulmuş ve 20/12/2017 tarihinde Beşiktaş .... Noterliği'nin ....yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacıya gönderildiğini, müvekkili şirketçe, kalan satış bedelleri proforma faturada ve sipariş koşullarına uygun olarak; 18/12/2017 tarihinde 15.000 USD (söz konusu ödemenin yapıldığı tarihteki maliyet kuru 3,8730304'dür) ve 06/12/2018 tarihinde 4.800 USD (bu ödemenin maliyet kuru 5,391982'dir) olarak ödendiğini, davacının müvekkili aleyhinde haksız yere takip başlattığını beyan etmiş olmakla, davanın reddi gerektiğini savunmuş ve davacının % 20 tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin usulüne uygun ve yazılı şekilde yapıldığı, Türk Borçlar Kanununa göre kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulmasının zorunlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ile ödeme planı hazırlanmış, davacının borcu Türk Lirası cinsinden taksitlendirildiği ve davacı tarafça ödemelerin plana uygun şekilde yapıldığı, taraflar arasında bundan başka ödeme planının değiştirilmesine ya da daha sonra çıkacak, kur farkı gibi masraf, harç gibi maliyetlere kiralayan-davacı tarafça katlanılacağına dair bir sözleşme ve yazılı düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmakla, davalının kur farkını davacıya fatura etmekte haklı olmadığı, dolayısı ile davacının ödediği fatura bedeli kadar davalıdan alacaklı olduğu kanaatine varılmakla, davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve davalının... sayılı takip dosyasında takibe itirazının iptaline, takibin 7.059,61 TL alacak üzerinden devamına" şeklindeki gerekçeleri ile; "1-Davacının davasının KABULÜNE, Davalının ... sayılı takip dosyasında takibe itirazının iptaline, takibin 7.059,61 TL alacak üzerinden devamına, Alacağın takip tarihinden itibaren %9 oranı geçmemek üzere değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına, Alacak likit ve hesaplana bilir olduğundan alacak miktarı üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece önceki beyan ve itirazlarının dikkate alınmadığını, hatalı tespitler de bulunan bilirkişi raporlarının esas alınarak haksız şekilde usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiğini, davacı ile müvekkil şirket arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin 16. maddesinde delil sözleşmesine yer verilmiş olmasına ve bu bağlamda bilirkişi raporu kapsamında incelenecek ticari defterlerin münhasıran müvekkilinin defterleri olması gerekmesine karşın davacı taraf defterleri üzerinde de inceleme yapıldığını, daha da önemlisi davacının defterinde eksiklikler olduğu hususu göz ardı edildiğini, yerel mahkemece bilirkişilerin çelişkili tespitlerine karşın davanın kabulüne karar verildiğini, eksik inceleme ile yeterince değerlendirme yapılmadan hüküm oluşturulmasının hatalı olduğunu, Bilirkişilerce tanzim edilen 11/06/2021 tarihli raporda “Öncelikle, davalının kur farkı tale-binin haklı görülebilmesi için, bu konuda taraflar arasındaki sözleşmede açık bir hüküm bu-lunması ya da asıl faturada açıkça döviz karşılığının yazılması gerekmektedir.” denilmekte ve devamında sözleşmede buna ilişkin bir düzenleme olmadığının belirtilmekte olduğunu, bu değerlendirmelerin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira daha önceden ifade ettikleri gibi davacı adına düzenlenen 07/12/2018 tarih ve ... nolu 7.059,61 TL tutarındaki bedel, taraflar arasında akdedilen Finansal Kiralama Sözleşmesi'nin 7.2. (g) maddesinin (i) fıkrası uyarınca finansal kiralama konusu ekipmana ilişkin yapılan satıcı ödemelerinden doğan ve davacının mal teslim edilmeden kira ödemelerine başlamak istemesi sebebi ile de Kesin Ödeme Planı'nda kiralamaya esas maliyete dahil edilemeyen farktan kaynaklandığını, bilirkişilerin sözleşmede bu yönde hüküm bulunmadığı yönündeki değerlendirmesi ve sayın yerel mahkemece bu değerlendirmeler esas alınarak hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından malın henüz teslim edilmeden ödemelere başlanmak istenmesi sebebiyle Kesin Ödeme Planı mal bedeli kesinleşmeden hazırlandığını, kesin ödeme planı mal teslim edildikten sonra oluşturulmuş olsa idi her ödeme tarihindeki kurlar dikkate alınarak hesaplama yapılacak, dolayısıyla davacıya fatura edilen verim sonrası kur farkı bedeli tutarı kesin ödeme planına yansıtılacağını, ancak söz konusu maliyetlerin oluştuğu tarih itibariyle kesin ödeme planına konu kira ödemeleri tamamlanmış olduğundan fiili ödeme tarihindeki maliyet kurları üzerinden oluşan kur farkı davacıya fatura edildiğini, bu hususlar, müvekkilince davacı tarafa Beşiktaş ... Noterliği'nin 02/01/2019 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile bildirildiğini, buna rağmen davacı tarafın müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını ve haksız ve dayanaktan yoksun icra takibine müvekkilince itiraz edildiğini, Oysa, müvekkil şirketin söz konusu verim sonrası kur farkının oluşmasında herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı gibi, bizzat davacının talepleri neticesinde anılan bedel ortaya çıktığınından bahisle ilk derece mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;müvekkilinin ve davalı şirket arasındaki hukuki ilişki finansal kiralama sözleşmesi olduğunu, bedelinin Türk Lirası üzerinden belirlendiğini, sabit kira yöntemli işbu sözleşmeye istinaden müvekkilinin ödemesi gereken tüm taksitleri Türk Lirası olarak zamanında ödediğini, dolayısıyla davalı şirketin satıcı firmaya yaptığı kur farkı ödemelerinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili ve davalı şirket arasındaki hukuki ilişki finansal kiralama sözleşmesine dayandığını, taraflar arasında 07.06.2017 tarihli finansal kiralama sözleşmesine göre; kiracı sıfatı ile müvekkili ve kiralayan sıfatı ile davalı şirketin anlaşması neticesinde davalı şirket, satıcı.... A.ş. Firmasından satın aldığı asansörlerin müvekkiline kiralanması ve müvekkilinin ilgili asansörlerin ödemesini davalı şirketten kredi kullanımı ile yapması konusunda anlaştıklarını, müvekkili ve davalı şirket arasında imzalanan Sabit Kira yöntemli işbu sözleşmeye istinaden müvekkilinin, ödemesi gereken tüm taksitleri zamanında ödediğini, söz konusu ödemelere ilişkin son kira 16 Mayıs 2018 tarihinde davalı şirkete ödendiğini, tarafların anlaştığı üzere ise kira ödemeleri tamamlanmış ve asansörün müvekkiline satışının yapılmasına aşamasına geçildiğini, ancak davalı şirket tarafından müvekkiline 07.12.2018 tarihinde kesilen fatura ile müvekkilinden davalı şirketin satıcı firmaya yaptığı verim sonrası ödemelerden doğan 6.682,17 TL kur farkı haksız yere talep edildiğini, müvekkilinin daha fazla mağdur olmamak ve ticari hayatında zedelenme yaşamamak adına haksız yere kesilen 07.12.2018 tarihli faturayı ödemek zorunda kaldığını, söz konusu fatura ihtirazi kayıtlı olarak ödendiğini, davalı tarafça iddia edildiği üzere yerel mahkemece eksik inceleme ve yeterince değerlendirme yapılmadan hükme varıldığı iddiası haksız olduğunu, yerel mahkeme tarafından icra takip dosyası ve dava dosyası kapsamında her iki tarafın da ticari defter ve kayıtları üzerinde incelemeler yaptırılmış ve bunun sonucunda bir karara varıldığını, yerel mahkemece dava konusu somut olayla ilgili olarak detaylı bir şekilde inceleme yapılmış olup, tespit edilen hususlar yeterli inceleme ve eksiksiz araştırma sonucu tespit edilmiş olup hukuka uygun karar olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı imzalanmış olup davalı tarafça sözleşme şartları bilindiği halde mesnetsiz ve dayanaktan yoksun soyut gerekçelerle kötüniyetli bir şekilde kur farkına dayalı ödemelerin taraflarından talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve kendilerince kabulünün de mümkün olmadığını, müvekkilinin yalnızca sözleşme ile bağlı olup davalı tarafça haksız yere müvekkiline isnat edilen ödemenin taraflarınca iadesinin gerektiğini, işbu hukuka uygun ilk derece mahkemesi kararı ile de görüleceği üzere, davalı tarafın kendilerince başlatılan icra takibine borçlu olduğunu bile bile haksız ve kötüniyetli bir şekilde itiraz ederek müvekkilini mağdur ettiği gibi, haksız menfaat sağlama gayesinde olduğunu, davalı tarafça bilirkişi raporlarında hatalı tespitler bulunduğunu, müvekkilinin ticari defterlerinde eksiklikler bulunduğu şeklindeki mesnetsiz ve soyut iddialarına itibar edilmemesi gerektiğinden bahisle, yargılamayı sürüncemede bırakan ve müvekkilinin alacağına ulaşmasını engelleyen davalı tarafın kötüniyetinin göz önünde bulundurulması ve haksız ve gerekçesiz istinaf başvurusunun reddi ile hukuka uygun olan ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 67 maddeye göre açlan itirazın iptali davasıdır.... sayılı dosyasında, icra takibinin dayanağı;, taraflar arasında 07.06.2017 tarihli finansal kiralama sözleşmesinin akdedildiği, ticari ilişkilerinin bundan ibaret olduğu, davacının, davalı tarafça kesilen ve ihtirazi kayıt ile bedeli ödenen, 07.12.2018 tarihli kur farkı faturasından ve kur farkından ötürü, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davalıya borçlu olmadığından bahisle icra takibinde ödenen bu fatura bedelinin tahsilini talep etmiştir.Taraflar arasında sözleşmenin ve ticari ilişkinin varlığı, sözleşme konusu emtia bedelinin davacı tarafça ödendiği hususlarında bir ihtilaf bulunmayıp, uyuşmazlık davalının kiralanan emtianın temini aşamasında doğan kur farkından davacı-kiralayanın sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı cevap dilekçesinde; Davacı tarafından mal henüz teslim edilmeden ödemelere başlanmak istenmesi sebebiyle Kesin Ödeme Planı mal bedeli kesinleşmeden hazırlandığını, Şayet Kesin Ödeme Planı mal teslim edildikten sonra oluşturulmuş olsa idi her ödeme tarihindeki kurlar dikkate alınarak hesaplama yapılacağını dolayısıyla davacıya fatura edilen verim sonrası kur farkı bedeli tutarı Kesin Ödeme Planı'na yansıtılacağını, ancak, söz konusu maliyetlerin oluştuğu tarih itibariyle Kesin Ödeme Planı'na konu kira ödemeleri tamamlanmış olduğundan fiili ödeme tarihindeki maliyet kurları üzerinden oluşan kur farkının davacıya fatura edildiğini davacının kur farkından sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 11/06/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda ; Davalının kur farkı talebinin haklı görülebilmesi için, bu konuda taraflar arasındaki sözleşmede açık bir hüküm bulunması ya da asıl faturada açıkça döviz karşılığının yazılması gerektiği, Davalı tarafından, malın sözleşmenin kurulmasından sonra teslim edilmesi halinde malın teslim edileceği andaki kurun esas alınarak sözleşmenin revize edileceği konusunda mutabakata varıldığı, ya da asıl faturada açıkça döviz karşılığının yazıldığı hususlarının geçerli delillerle kanıtlanması gerektiği, bu yönde davalı tarafından herhangi bir kanıt sunulmadığı, Tam aksine, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bedelinin ve ödeme planının Türk Lirası üzerinden belirlendiği, ödemelerin de Türk Lirası üzerinden yapıldığı, faturada açıkça döviz karşılığının da yazılmadığı anlaşıldığından davalının dava konusu bedeli haksız olarak tahsil ettiği dolayısıyla icra takibine yapılan itirazın yerinde olmadığı, İcra inkar tazminatı talep etme şartlarının da oluştuğu, ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde; davacı adına düzenlenen faturadaki bedelin, taraflar arasında akdedilen Finansal Kiralama Sözleşmesi'nin 7.2. (g) maddesinin (i) fıkrası uyarınca finansal kiralama konusu ekipmana ilişkin yapılan satıcı ödemelerinden doğan ve davacının mal teslim edilmeden kira ödemelerine başlamak istemesi sebebi ile de Kesin Ödeme Planı'nda kiralamaya esas maliyete dahil edilemeyen farktan kaynaklandığının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.Taraflar arasında düzenlenen Finansal Kiralama Sözleşmesinin 7/2-g maddesinde; "Madde 7.1.b) kapsamındaki işlemlerde KEM tüm mal bedeli üzerinden hesaplanarak kesin ödeme planı oluşturulur ve kira ödemeleri başlar. Sonrasında; akreditif kapsamında vadeli bedelin ödendiği tarih, verim sorası bedelin ödendiği veya verim sonrası bedelin ödenmeyeceğinin kesinleştiği tarih itibarıyla KEM madde 7.1/b hükümlerine göre tekrar hesaplanır. Bulunan yeni KEM değerinin; j) İİK KEM değerinden büyük olması halinde, oluşan fark kiralayan tarafından kiracıya fatura edilir." düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda, 15/12/2018 tarihli ... nolu faturada finansal kiralama verim sonrası ödeme farkı açıklaması ile toplam 6.682,17 TL bedelli fatura düzenlendiği anlaşılmıştır. Mahkemece davalı savunmaları üzerinde durularak, davaya konu alacağın ileri sürülen sözleşme hükümlerine göre talep edilip edilemeyeceği üzerinde durulması, bu hususta bilirkişilerden ek rapor alınması gerekirken, faturaya konu alacağın niteliği üzerinde değerlendirme yapılmaksızın kur farkı alacağı olduğundan hareketle değerlendirme yapılarak eksik inceleme ile sonuca gidilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2021 tarih, 2020/73 E. 2021/802 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024