Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/686 E. 2021/1133 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/686
Karar No
2021/1133
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/422 KARAR NO: 2025/676 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/12/2021 NUMARASI: 2020/686 E. - 2021/1133 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, ticari defter kayıtları, kayıtların mesnedi olan belgeler ve faturalar uyarınca davalıdan 61.475,19 TL alacaklı durumda olduğunu, davalının borcunu ödememesi nedeniyle davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ,itirazın haksız olduğunu iddia ederek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; Davacı tarafından icra takibinde cari hesaba dayanıldığını ve dava dilekçesinde de cari hesap alacağının bulunduğunu belirttiğini, ancak davacı tarafından herhangi bir cari hesap sözleşmesinin sunulmadığını, taraflar arasında hesap kat edildiğine dair de herhangi bir vesika sunulmadığını, bu nedenle TTK m 97 gereği icra takibine konu borcun varlığından söz edilemeyeceğini, davacının iddia ettiğinin aksine müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari münasebetin yapı sektöründe kur farkının müşterilere yansımaması için fiyat sabitlemek amacıyla müvekkili şirket tarafından davacı ile anlaşılarak önden avans ödemesi alınmak suretiyle çalışma şekli ile satış yapılmasına karar verildiğini, davacı tarafından müvekkiline avans ödemesi yapılarak fiyatların sabitlendiği kampanyadan davacının istifade ettiğini, avans ödemesi alan müvekkili şirketin davacının talep etmiş olduğu ürünleri tam ve eksiksiz olarak teslim ettiğini, bu nedenle de davacıya para borcunun bulunmadığını, davacı tarafın hiçbir gerekçe göstermeksizin mal almaktan kaçındığını, davacıya teslim edilen ürünlerde herhangi bir hata veya ayıbın olmadığını, davacının da buna yönelik her hangi bir bildirimin olmadığını savunarak, davanın reddi ile davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasındaki ticari ilişki sebebiyle cari hesaptan kaynaklanan alacağının bulunduğu, davalı şirketin carı hesaptan kaynaklanan borcunu ödemediği, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe geçildiği, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğu anlatımındadır. Davalı ise; dava dilekçesinin usulüne uygun olmadığı, davacı ile yapılan bir cari hesap sözleşmesinin bulunmadığı, davacının yaptığı takipteki miktarda borçlarının bulunmadığı, davacının talep etmiş olduğu ürünleri tam ve eksiksiz olarak teslim ettiği, bu nedenle de davacıya para borcunun bulunmadığı. Davacı tarafın hiçbir gerekçe göstermeksizin mal almaktan kaçındığı, davacıya teslim edilen ürünlerde herhangi bir hata veya ayıbın olmadığı, davacının da buna yönelik herhangi bir bildiriminin de olmadığı bildirmektedir. İlk inceleme günü davalı şirket tarafından sunulan ticari defterlerinde davalı, davacı ile olan ticari münasebetini 120.08.049 nolu hesap kodu altında takip etmekte olduğu. Davacıya düzenlemiş olduğu faturaları bu hesabın borcuna kaydetmiş olduğu, davacı tarafından düzenlenen iade faturalarını ve ödemeleri ise bu hesabın alacağına kaydetmiş olduğu belirlenmiştir. Ancak 30/03/2019 tarihi itibariyle bu hesabın 61.475,19-TL alacak bakiyesi vermiş olduğu, yani davalının, kendi defterlerinde davacıya bu tutar kadar borçlu olduğu görülmektedir. Akabinde 31/12/2019 tarihinde ... yevmiye madde nosunda yapılan "Alınan Avansların Virmanı" açıklamalı kayıt ile bu hesabın kapatılmış olduğu görülmektedir. İlk bilirkişi raporuna itiraz edilmesi üzerine ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, davacı vekili ek rapor incelemesi aşamasında defterlerini ibraz ederek incelemeye sunmuştur. Davacı şirket tarafından sunulan ticari defterlerinde; davacı, davalı ile olan ticari münasebetini 320.01.080 nolu hesap kodu altında takip etmekte olduğu. Davalı tarafından düzenlenen faturaları bu hesabın borcuna, davacıya yapmış olduğu ödemeleri ise bu hesabın alacağına kaydetmiş oldu. Davacı Ticari defterlerine göre 2018 yılı kapanış bakiyesinin 152.302,53-TL alacaklı durumda olduğu, davalı ticari defterleri ile de bu tutarın eşleşmiş olduğu. 2019 yılında ise davalının düzenlemiş olduğu tüm faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalıya düzenlenen 26.945,30-TL lik faturanın da davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu. Buna göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan halen 61.475,19-TL alacaklı durumda olduğu, bu bakiyenin de 159.01.01.013 nolu verilen sipariş avansları hesabına virman edilmiş olduğu görülmektedir.Buna göre taraf ticari defterlerinin karşılaştırması sonucunda davacının davalıdan 61.475,19-TL alacaklı olduğu konusunda her iki taraf ticari defterlerinin de birbiri ile örtüşmüş olduğu, davalı iddialarına ilişkin dosyada herhangi bir doneye rastlanılmadığından davacının alacağının bulunduğu kanaatine varılmıştır. Taraflar tacir olduklarından ilişkilerinde faiz esas olup, önceden kararlaştırılmasa bile faiz istenebilir. Bir alacağa faiz istenebilmesi için, ödeneceği tarihin net olarak belli olması veya belli değilse alacaklı tarafından çekilerek bir ihtar veya ihbar ile borçlunun temerrüde düşürülmesi veya icra takibine başvurulması gerekir. Dosyamızda davalının temerrüdüne dair bir belge ve iddia yoktur. Bu nedenle temerrüt takiple oluşmuştur. Zaten talepte bu yöndedir. Tüm bu nedenlerle..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 61.475,19 TL üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacak olan bu miktara yasal faiz uygulanmasına, %20 oranında icra inkâr tazminatı tutarı olan 12.295 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, muaccel bir borcun bulunmadığını, davacının iddia ettiğinin aksine müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili ile davalı arasındaki ticari münasebette yapı sektöründe kur farkının müşterilere yansımaması için fiyat sabitlemek amacıyla müvekkili şirket tarafından davacı ile anlaşmaya varılarak önden avans ödemesi alınmak suretiyle çalışma şekliyle satış yapılmasına karar verildiğini, davacı tarafça müvekkiline avans ödemesi yapılarak fiyatların sabitlendiği kampanyadan davacı şirketin istifa ettiğini, avans ödemesi alan müvekkilinin davacının talep etmiş olduğu ürünleri tam ve eksiksiz olarak teslim ettiğini, para borcunun bulunmadığını, davacının artık mal alınmayacağına yönelik müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunmadığını bu sebeple muaccel bir borç olmadığını, ürünlerin ayıplı olduğuna yönelik müvekkiline yapılmış bir bildirimin bulunmadığını, davacının müvekkilinden mal almaktan kaçınmasında müvekkilinin kusurunun olmadığını, alınan avansın virmanı ifadesi ile taraflar arasındaki ticari ilişki gereğince sektördeki kur farkının müşterilere yansımaması için fiyatları sabitlemek amacıyla önden alınan avansı ifade ettiğini, müvekkili şirketin davacının talep etmiş ettiği ürünleri tam ve eksiksiz teslim ettiğini, davacının cari hesaba dayandığını, taraflar arasında hesabın kat edildiğine dair herhangi bir belgenin sunulmadığını, icra inkar tazminat talebinin yersiz olduğunu, alacağın likit olmadığını iddia ederek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddi ile kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takibe konu etmiş olduğu cari hesap alacağının sübuta erip ermediği ile kabul edilen icra inkar tazminatının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 21.02.2020 tarihinde 61.475,19 TL cari hesap alacağının tahsili amacı ile icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından icra takibe karşı itiraz edildiği, davacı şirketin ise İİK'nın 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı, davadan önce arabuluculuğa başvuru koşulunun gerçekleştirilmiş olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 01.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı tarafın incelemeye katılmadığı, herhangi bir ticari defter ve/veya belge ibraz etmediği, her ne kadar yerinde inceleme talebinde bulunulmuş ise de mahkemece bu yönde bir yetki verilmediği, davalının kendi defterlerinde davacıya 61.475,19 TL borçlu durumda olduğu, akabinde dönem sonunda (31/12/2019 tarihinde ) ... yevmiye madde nosunda yapılan "Alınan Avansların Virmanı" açıklamalı kayıt ile bu hesap bakiyesinin kapatılmış olduğu, ancak yukarıda detaylıca arz edildiği üzere, bunun muhasebe ve bilanço tekniği gereği yapılan bir virman işlemi olduğunun değerlendirildiği, dosyada taraflar arasında fiilen mevcut olduğu anlaşılan, ticari ilişkiye ait yazılı bir sözleşmeye rastlanmadığı, bu nedenle davalı iddialarının ispata muhtaç olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; yerinde inceleme talep edildiğini ve gerekli iletişim bilgilerinin sunulduğunu, dilekçelerinin incelemeden önce işleme alınmadığını, ticari defter ve belgelerin inceleme günü şirket merkezinde hazır bulundurulduğunu, ibrazdan kaçınmanın söz konusu olmadığını, bilirkişiden haber beklenildiğini, müvekkilinin ticari defter ve belgelerinin incelenmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili rapora itiraz dilekçesinde; müvekkilinin borcunun bulunmadığını, raporu kabul etmediklerini, yapı sektöründe kur farkının müşterilere yansımaması için fiyat sabitlemek amacıyla müvekkili şirket tarafından davacı ile anlaşılarak önden avans ödemesi alındığını, çalışma şekli ve satış yapılmasının kararlaştırıldığını, fiyatların sabitlenmesi ile kampanyadan davacı şirketin istifade ettiğini, avans ödemesi alan müvekkilinin davacının talep etmiş ürünleri tam ve eksiksiz olarak teslim ettiğini, alınan avansın virmanı ifadesinin davacı ile müvekkili arasındaki ticari ilişki gereğince sektördeki kur farkının müşterilere yansımaması için fiyat sabitlemek amacıyla önden alınan avansı ifade ettiğini belirterek, ek rapor için dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmesini talep etmiştir. 05.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacının kendi defterlerinde davalıdan 61.475,19 TL alacaklı durumda olduğu ve bu bakiyenin takip tarihi itibariyle 159.01.01.,013 nolu verilen sipariş avansları hesabına virman edilmiş olduğu, kök raporda davalının da kendi defterlerinde davacıya takip tarihi itibariyle 61.475,19 TL borçlu durumda olduğu, akabinde dönem sonunda (31/12/2019 tarihinde ) ... yevmiye madde nosunda yapılan "Alınan Avansların Virmanı” açıklamalı kayıt ile bu hesap bakiyesinin kapatılmış olduğu, taraf ticari defterlerinin karşılaştırması sonucunda davacının davalıdan 61.475,19 TL alacaklı olduğu konusunda her iki taraf ticari defterlerinin de birbiri ile örtüştüğü, davalı iddialarına ilişkin dosyada herhangi bir doneye rastlanılmadığından davalı iddialarının ispata muhtaç olduğu belirtilmiştir. Davalı şirket tarafından kök rapora karşı itirazlar tekrarlanarak ek rapora itiraz edilmiştir. Mahkemece, bilirkişi rapor ve ek rapora göre davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı tartışmasızdır. Davacı cari hesap alacağından dolayı icra takibi başlatmıştır. Davalı, yapı sektöründe kur farkının müşterilere yansımaması için müvekkili ile davacının anlaşarak önden avans ödemesi alındığını, fiyatların sabitlendiğini, davacı şirketin kampanyadan istifade ettiğini talep etmiş olduğu ürünlerin tam ve eksiksiz olarak teslim edildiğini savunmuştur. Bu durumda, davacı tarafça ödenen bedelin, sektörel çalışma gereğince avans ödemesi olarak alındığının ve ürünlerin teslim edildiğinin HMK'nın 190 ve TMK'nın 6. maddesine göre davalı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Ne var ki davalı tarafça savunmayı ispata yeterli bir delil ibraz edilemediği gibi, davalı ticari defter ve kayıtlarında davacı tarafa takip konusu bedel kadar borçlu olduğu tespit edilmiştir. Her iki taraf ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takip konusu açık hesap alacağının mevcudiyeti karşısında mahkemenin istinafa konu kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca alacak likit ve belirlenebilir olduğundan, İİK'nın 67/2. maddesi gereğince icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Bu nedenlerle davalı vekilinin tüm istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. Ancak HMK'nın 33 ve 355.maddeleri uyarınca resen yapılan incelemede; davacı tarafça arabuluculuk başvurusunda bulunmuş ve son tutanak 28.07.2020 tarihinde düzenlenmiştir. Mahkeme tarafından 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 13. bendi gereğince arabuluculuk ücretine yargılama giderleri olarak resen hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz karar verilmemiş olması isabetli görülmemiş, hükmün bu yönden resen düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33 ve 355.maddeleri uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının arabuluculuk gideri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33 ve 355. maddeleri uyarınca resen yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının arabuluculuk gideri yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 61.475,19 TL üzerinden devamına, takip tarihinde itibaren asıl alacak tutarına yasal temerrüt faizi uygulanmasına, 2-İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca takdiren %20 oranında hesaplanan 12.295,00 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 4.199,36 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 742,47 TL'nin düşümü ile eksik kalan 3.456,89 TL ilam harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam 796,87 TL peşin ve başvuru harcı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından harç dışında yapılan 1.568,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf kendisini avukatla temsil ettirdiğinden, AAÜT gereğince belirlenen 8.791,75 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücreti giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansı bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davalı tarafından yatırılmış olan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderinin, düzeltme gerekçesi de dikkate alınarak, takdiren davalı üzerinde bırakılmasına, 10-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 11-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.04.2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/686, K. 2021/1133, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-686-e-2021-1133-k-e08516593bb8