Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/560 E. 2021/606 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/560
- Karar No
- 2021/606
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/492 KARAR NO : 2024/1753 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14.09.2021 NUMARASI : 2020/560 E. - 2021/606 K. DAVANIN KONUSU : Manevi Tazminat, Ticari İtibarın ve Sicilin Düzeltilmesi KARAR TARİHİ : 16.10.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 16.10.2024 İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.09.2021 tarih 2020/560 E. - 2021/606 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, davacının ... firmasıyla yaptığı alışveriş nedeniyle aylık 4026,77 TL'lik bonolar imzaladığını, akabinde bu bonoların ... firması tarafından tahsil amacıyla ... Bankası A.Ş. 'ye bırakıldığını, söz konusu ilişki nedeniyle davacı tarafından keşide edilen bonoların ilk altı tanesinin davacı tarafından nakden ödendiğini, Eylül 2018 tarihi itibari ile davacı tarafından aynı bankanın aynı şubesine hesap açılarak söz konusu bonoların ödenmesi için 21/09/2018 tarihinde otomatik ödeme talimatı verildiğini, Eylül ayı ve takip eden üç ay ödemelerin sorunsuz gerçekleştiğini, ancak 2019 yılının Ocak, Şubat, Mart tarihlerindeki ödemelerde davalı bankadan kaynaklı sorunlar ortaya çıktığını, ödeme günlerinde bono karşılığı olan tutarın davacı hesabından tahsil edildiğini, ödemelerin bonoların bedeliyle birebir uyuştuğunu, bunun üzerine bankaya bu haksız yere çekilen protestolara karşılık ihtarname çekildiğini, ihtarname ile davalı bankaya; ...'ne yapılan son üç aya ilişkin hatalı bildirimlerin derhal düzeltilmesi gerektiği, düzeltmenin yapılmaması halinde bütün sonuçlarıyla birlikte dava yoluyla bunun talep edileceği ve sahip oldukları tüm yasal hakların kullanılacağının bildirildiğini, bankanın ödeme talimatının senetlere ilişkin değil, faturalara ilişkin olduğu şeklinde cevabi ihtarname gönderdiğini ancak ödemelerin düzene girmediğini, davalı bankanın çelişkili davrandığını ve haksız olduğunu, bankanın kendi kusurundan dolayı müvekkilini sorumlu tuttuğunu, bu kusuru bildirmelerine rağmen durumu düzeltmediklerini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı banka tarafından çekilen protestoların haksız olduğunu, davacının maruz kaldığı bu haksız durumdan dolayı çevresine karşı mahcup duruma düştüğünü, ticari itibarının zedelendiğini, ticaret yapamaz hale geldiğini belirterek, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, ihtiyati tedbir maksadıyla, ...'na müzekkere yazılarak söz konusu ihtilaflı durumun bildirilmesi ve üyelerine sunmuş olduğu risk raporlarından davacının isminin kaldırılması ve bunun ilan edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davacının, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu senetlerin alacaklısının ... A.Ş. adlı firma olduğunu, bankanın Uluslararası Bankacılık Şubesi müşterisi olduğunu, bu müşteri tarafından şubeye tahsil için verilen senetlerin borçlusunun işbu davanın davacısı konumunda olduğunu, tahsile verilen senetler nedeniyle şube tarafından 17.07.2018 tarihli davetname ile davacıya ihbar yapıldığını, davacının ... numaralı hesabının bulunduğu yerin davalı bankanın Aksoy/Karşıyaka şubesi olduğunu, yani senetlerin tahsile verildiği şube ile davacının hesabının bulunduğu şubelerin farklı olduğunu, taraflar arasında imzalanan 12.06.2018 tarihli sözleşmeye istinaden ... numaralı hesap açıldığını, davacının dava dilekçesinde belirttiği ‘Senetler İçin Otomatik Ödeme Talimatı Verildiği’ ibaresinin gerçeği yansıtmadığını, davalının kayıtlarında verilen bu ödeme talimatının fatura ödeme talimatı olduğunu, ilgili hesaptan çıkan ödemelerin açıklamasının fatura tutarı olarak göründüğünü, davacının talebi doğrultusunda, bankacılık operasyonel işlemleri gereği, yapılan ödemelerin alıcı şubedeki hesaplarda da fatura ödemesi olarak gözüktüğünü, bu nedenle yapılan bu işlemler nedeniyle davalı bankaya kusur atfetmenin mümkün olmadığını, dava konusu senet alacaklısının hesabında, bu senetlerin ödendiğine ilişkin herhangi bir kayıt olmaması nedeniyle de, senet alacaklısı banka müşterisinin talebi doğrultusunda ödememe protestosu çekilmesinde yasalara aykırı bir yön bulunmadığını, davacının tazminat talep etmesine dayanak somut bir zararı bulunmadığını, dava dilekçesinde davacının zararlarından bahsedildiğini ancak buna ilişkin hiçbir delil sunulmadığını, manevi tazminatın unsurlarının oluşmadığını, yine davacının ticari itibarının sarsılmasından bahsedildiğini, ancak davacının öncelikle tacir olduğunu ve fiilen ticaret ile iştigal ettiğini ispatlaması gerektiğini, dava konusu edilen işlem ile varsa zarar gören ticari itibarının sarsıldığı olgusu arasında illiyet bağının olması gerektiğini, davalı banka nezdinde açılan hesabın bireysel müşteri hesabı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin de bireysel olduğunu, davaya konu edilen senetlerin dayanak sebebinin de bireysel/tüketici işleminden kaynaklandığını, ticari bir iş olmayan olay nedeniyle davacının ticari itibarının sarsılmasının söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın 14.01.2019, 11.02.2019 ve 11.03.2019 tarihlerinde davacı hesabından bono bedelleri ödenmesine rağmen bono alacaklısı dava dışı ... Firması tarafından tahsile verilen iş bu bonoların muamelesiz iadesinin talep edilmediğinden bahisle davacı hakkında ödememe protestosunu çektirmesinin “haksız protesto” niteliğinde olduğu, zira protesto sonrasında davacının ...’ne bildirildiğinin davalı bankanın da kabulünde olduğu, söz konusu “haksız protesto”nun davalı bankanın beyanı üzerine yetkili noter tarafından düzenlendiği, protestonun “haksız protesto” niteliğinde olması nedeniyle zarara uğradığını iddia eden davacının davalı bankadan genel hükümler kapsamında tazminat talep etmesinin önünde de bir engel bulunmadığı, böylece davalının haksız protesto düzenlemek suretiyle kusurlu hareket ettiğinden aksi yöndeki bilirkişi raporuna itibar edilmediği, haksız protesto nedeniyle davacının ...’ne bildirilmesinin davacının ticari itibarını zedelendiği, ticari çevresinden gördüğü itibarın azaldığı, bankalar ile üçüncü kişiler nezdindeki kredisi tükendiğinden dolayı davacının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 5.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının haksız protesto sebebiyle zedelenen ticari itibarının ve sicilinin düzeltilmesi talebinin konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, davacının ... firmasıyla yaptığı alışveriş nedeniyle aylık 4.026,77 TL'lik bonolar imzaladığını ve akabinde bu bonoların ... firması tarafından tahsil amacıyla ... Bankası A.Ş.'ye bırakıldığını, söz konusu ilişki nedeniyle davacı tarafından keşide edilen bonoların ilk altı tanesinin davacı tarafından nakden ödendiğini, Eylül 2018 tarihi itibari ile davacı tarafından aynı bankanın aynı şubesine hesap açılarak söz konusu bonoların ödenmesi için otomatik ödeme talimatı verildiğini, Eylül ayı ve takip eden üç ay ödemelerin sorunsuz gerçekleştiğini, buna karşılık 2019 yılının Ocak, Şubat, Mart tarihlerindeki ödemelerde davalı bankadan kaynaklı sorunların ortaya çıktığını, davacının anılan tutarı ödeme gününden önce hesabında hazır ettiğini, ödeme günlerinde bono karşılığı olan tutarın davacı hesabından tahsil edildiğini, bono karşılığı bu tutarın hesaptan tahsil edilmiş olmasına rağmen davalı banka tarafından davacıya ödememe protestoları çekildiğini, bunun üzerine taraflarınca bankaya bu haksız yere çekilen protestolara karşılık ihtarname çekildiğini, ancak davalı bankanın davacıya 2018/19-2018/21-2018/23-2019/1-2019/2-2019/3 dönemlerinde tam 6 tane ve toplam değeri 24.000 TL civarı olan haksız protesto çektiğini, davacıya takdir edilen manevi tazminat miktarının haksız protesto miktarının dahi çok çok altında olduğunu, davacının zararını karşılamaya yetmediğini, davalı bankanın risk bildirimlerini yargılama esnasında geri çektiğini ancak davacının 1.5 sene gibi uzun bir süre söz konusu risk bildirimlerinin olması sebebiyle bankalarla herhangi bir işlem yapamadığını, davacının tacir olmasından ötürü bu şekilde bir durumun içinde bırakılmasının hem çevresinde hem de kredi kurumları nezdinde güvenilirliği hakkında şüphe uyandırılmasına neden olduğunu, davacının Karşıyaka Vergi Dairesi'nde .... numara ile vergi mükellefi olduğunu, şehirler arası tarifeli kara yolu taşımacılığı yaptığını, davaya konu aracı da kendi işleri için tacir sıfatıyla aldığını, somut olay açısından düşünüldüğünde, davacının bilgilerinin davalı bankanın sebep olduğu haksız eylemler vasıtasıyla paylaşılmasından ötürü kredi çekebilmesinin neredeyse olanıksızlaştığını, haksız protestolar sonucunda davacının maddi ve manevi zarara uğradığını, çekilen haksız protestoların, hukuki niteliği itibariyle haksız fiil sayıldığını, zararın doğmasının haksız fiilin doğrudan sonucu olduğunu, davacı tarafından bankaya verilmiş bir talimat söz konusu olup talimat verilen şube ile senetlerin tahsil için verildiği şubenin farklı olmasının sonuca etkili olmayacağını, bankaların basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü olduğunu, davalı bankanın kusurdan kurtulmaya yönelik, kusuru dava dışı ... firmasında bulmasının da haksız olduğunu, dosya içerisinde mevcut bulunan protestoların bizzat davalı banka tarafından düzenlendiğini, davalı bankanın prostesto çekmeden önce ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda kontrol etme imkanı söz konusu iken bunu kontrol etmeden protesto düzenleme yoluna gittiğini, davacının diğer senet ödemelerini sorunsuz bir şekilde yaparken sonrasında böyle bir sorun ile karşılaşmasının davalı bankanın kusurundan kaynaklandığını, talep ettikleri manevi tazminat miktarının makul olduğunu, tamamının kabul edilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili, davacı yanın, dava konusu ettiği senetlerin alacaklısının ... A.Ş. adlı firma olduğunu, bu firmanın davalı bankanın uluslararası bankacılık şubesi müşterisi olduğunu, 3.kişi bu müşteri tarafından şubeye tahsil için verilen senetler borçlusunun, işbu davanın davacısı konumunda olduğunu, tahsile verilen senetler nedeniyle şube tarafından 17.07.2018 tarihli davetname ile davacı yana ihbar yapıldığını, davacı yanın otomatik ödeme talimatı verdiğini söylediği ve ... numaralı hesabının bulunduğu yerin davalı bankanın Aksoy/Karşıyaka şubesi olduğunu, yani senetlerin tahsile verildiği şube ile davacı yanın hesabının bulunduğu şubelerin farklı olduğunu, dosyadan aldırılan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacı yan tarafından 21.09.2018 tarihinde davalı bankaya verilen talimatın “kredi ödeme” talimatı olup, ''senet'' ödeme talimatı olmadığını, bankacılık uygulamaları ve sistemsel işleyiş adına bu ayrımın önem arz ettiğini, dava dosyasına sunulan dekontta görüleceği üzere, davacı yana ait hesaptan çıkan ödemeler açıklamasının ‘fatura tutarı’ olarak göründüğünü, dolayısıyla davacı yanın, davalı bankaya vermiş olduğu talimatın, düzenli senet ödemesi talimatı olarak kabul edilemeyeceğini, özelde senet ödemesi olarak verilen bir ödeme talimatı olmadığı için, karşı taraf hesabına ödemeler yapılsa dahi bu ödemenin tahsildeki senetler için yapıldığının bilinmesinin mümkün olmayacağını, yapılan bu işlemler nedeniyle davalı bankaya en hafif anlamda dahi kusur atfetmenin mümkün olmadığını, dava konusu senet alacaklısının hesabında, bu senetlerin ödendiğine ilişkin herhangi bir kayıt olmaması nedeniyle de, senet alacaklısı ... adlı banka müşterisinin talebi doğrultusunda ödememe protestosu çekilmesinde yasalara aykırı bir yön bulunmadığını, bu işlemin 3.kişi alacaklının isteği doğrultusunda gerçekleştirildiğini, TTK 714/3.maddesi uyarınca davalı banka tarafından senet alacaklısının hak kaybını önlemek adına ödeme gününden itibaren yasal süresi içerisinde protesto çekildiğini, çekilen senet protestoları nedeniyle bankaya kusur yüklemenin mümkün olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan manevi tazminat ile ticari itibarın ve sicilin düzeltilmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, ikinci sınıf tacir mükellefiyet kaydı olduğu anlaşılan davacı ile davalı ... Bankası A.Ş Aksoy/Karşıyaka-İzmir Şubesi arasında 12.06.2018 tarihli bireysel müşteri sözleşmesi yapılarak ... no.lu mevduat hesabının açıldığı, davacının 21.09.2018 tarihinde davalı bankanın Aksoy Şubesine 18014216 sözleşme numaralı ... kredi ödemesinin 54248770 no.lu hesabından ödenmesi için otomatik ödeme talimatı verildiği, otomatik ödeme talimatı kapsamında bono alacaklısı dava dışı ... Firması tarafından 11.01.2019, 11.02.2019 ve 11.03.2019 vadeli bonoların davalı bankanın Karabağlar/İzmir Şubesine tahsil için gönderildiği, davacı hesabından sözkonusu bonoların otomatik ödeme talimatına istinaden 14.01.2019, 11.02.2019 ve 11.03.2019 tarihlerinde ödendiği, ancak davalı banka tarafından bono alacaklısı dava dışı ... Firması tarafından tahsile verilen iş bu bonoların muamelesiz iadesinin talep edilmediğinden bahisle davacı hakkında ödememe protestosu düzenlettirildiği ve ...’ne bildirildiği anlaşılmıştır. İDM'ce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/43 Esas ve 2021/240 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere, protestonun, kanunda öngörülen usule uygun düzenlenmemesi veya içerdiği bilgilerin yanlış olması hâlinde, borçlu ya da senetle ilgisi olmayan kişilerin, kanuna aykırı düzenlenen bu protestodan dolayı zarar görmesinin mümkün olduğu, zira düzenlenen protesto, ayrıca ...’ne bildirilerek alenileştirilmekte, bu nedenle senedin ödenmesinden sorumlu olanın ticari itibarının zedelendiği, böylece protesto muhatabının ticari çevresinden gördüğü itibarın azaldığı, bankalar ile üçüncü kişiler nezdindeki kredisinin tükendiği, (Bozgeyik, Hayri: Poliçede Müracaat Hakkı, Ankara, 2003, s. 144). o hâlde kanuna aykırı düzenlenen veya yanlış bilgiler içeren ve bu suretle borçlu veya senetle ilgisi bulunmayan kişilerin zarara uğramasına yol açan protestoların “haksız protesto” olarak nitelendirilmesi gerektiği, (Gürbüz, s. 183). haksız protestonun, aynı zamanda bir haksız fiil hâli olması sebebiyle, protesto muhatabının uğradığı zararın genel hükümlere göre tazmin ettirilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle davalı bankanın 14.01.2019, 11.02.2019 ve 11.03.2019 tarihlerinde davacı hesabından bono bedelleri ödenmesine rağmen bono alacaklısı dava dışı ... Firması tarafından tahsile verilen iş bu bonoların muamelesiz iadesinin talep edilmediğinden bahisle davacı hakkında ödememe protestosunu çektirmesinin “haksız protesto” niteliğinde olduğu, zira protesto sonrasında davacının ...’ne bildirildiğinin davalı bankanın da kabulünde olduğu, söz konusu “haksız protesto”nun davalı bankanın beyanı üzerine yetkili noter tarafından düzenlendiği, protestonun “haksız protesto” niteliğinde olması nedeniyle zarara uğradığını iddia eden davacının davalı bankadan genel hükümler kapsamında tazminat talep etmesinin önünde de bir engel bulunmadığı, böylece davalının haksız protesto düzenlemek suretiyle kusurlu hareket ettiğinden aksi yöndeki bilirkişi raporuna itibar edilmediği, haksız protesto nedeniyle davacının ...’ne bildirilmesinin davacının ticari itibarını zedelendiği, ticari çevresinden gördüğü itibarın azaldığı, bankalar ile üçüncü kişiler nezdindeki kredisi tükendiğinden dolayı davacının manevi tazminat talep edebileceği yönündeki kabulünde herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı bankanın Eylül 2018 tarihi itibari ile davacı tarafından aynı bankanın aynı şubesine hesap açılarak söz konusu bonoların ödenmesi için otomatik ödeme talimatı verildiğinden, Eylül ayı ve takip eden üç aya ilişkin ödemelerin gerçekleştiği, 2019 yılının Ocak, Şubat, Mart tarihlerindeki ödemelerde ise, davacının anılan tutarı ödeme gününden önce hesabında hazır ettiği, ödeme günlerinde bono karşılığı olan tutarın davacı hesabından tahsil edildiği, bono karşılığı bu tutarın hesaptan tahsil edilmiş olmasına rağmen davalı banka tarafından davacıya ödememe protestoları çekilerek risk bildiriminde bulunmak suretiyle talep edilen manevi tazminat yönünden kusurlu olduğu değerlendirilmekle, davalı banka vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacının manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazlarına gelince; manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. Somut olayda hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı dava konusu olayın oluş şekli, davalı bankanın kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul görülmediğinden davacı vekilinin manevi tazminatın az hükmedildiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmüştür. Bu durumda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesince verilen karar kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.09.2021 tarih 020/560 E. - 2021606 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile; Davanın KABULÜ İLE, davaya konu 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, Davacının haksız protesto sebebiyle zedelenen ticari itibarının ve sicilinin düzeltilmesi talebinin konusuz kaldığından bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.024,65 TL'den peşin alınan 256,17 TL'nin mahsubu ile bakiye 768,48 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafça yapılan 54,40 TL başvuru harcı, 256,17 TL peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı, 695,00-TL tebligat, posta gideri ve bilirkişi ücreti, davacı, dava şartı arabuluculuk görüşmelerinde kendisini vekille temsil ettirdiğinden arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih itibariyle yürürlükte olan AAÜT'ne göre tayin olunan 900,00-TL maktu vekalet ücreti olmak üzere toplam 1.913,37-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, HMK'nın 333.maddesi uyarınca taraflarca peşin yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine, 4-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL'den peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 6-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 162,10 TL başvurma harcı, 27,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 189,60 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 16.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.