Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2020/478 E. 2021/1171 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/478
Karar No
2021/1171
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/478

KARAR NO: 2021/1171

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 14/11/2018

NUMARASI: 2015/442 Esas - 2018/439 Karar

DAVA: Gemi Sicil Memurluğu Kararına İtiraz

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/10/2021

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün Davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ..., ..., ..., ..., ... ve ... isimli gemilerin çıplak kira esası üzerinden 2002 yılından başlamak üzere 17 seneliğine gemi donatanı olan ... AŞ'den kiraladığını, TTK 'nun 1061/2.maddesi gereğince fiili donatan sıfatını iktisap eden müvekkilinin gemiler üzerindeki bu hakkından 2002 yılında gemilerin tescil olduğu Türk Uluslararası Gemi Siciline şerh düşülmek suretiyle gerek ilgili idarelerin gerekse üçüncü şahısların müvekkilinin sıfatından haberdar olunmasının sağlandığını, kiralanan gemilerden ..., ... ve ... isimli üç geminin ...'daki tescillerinin terkin edilerek Türk Milli Gemi Siciline tescil edildiğine dair tasdiknamelerden müvekkilinin 11/08/2015 tarihinde muttali olduğunu, gemilerin sicil kaydına ve tasdiknamelerine müvekkilinin kiracılık sıfatı şerh düşülmüş olmasına rağmen ..., ... ve ... gemilerinin ...'daki tescillerinin terkin edilip, Milli Gemi Siciline tescil edildikleri konusunda Liman Başkanlığı ve Gemi Sicil Müdürlüğü tarafından müvekkiline herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, oysa ki TTK 'nun 966.maddesine göre müvekkiline de resmi bildirim yapılması gerektiğini, Gemi Sicil Müdürlüğünün terkin işleminin hukuka aykırı ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, 2002 yılında kiralanan ve 13 seneyi aşkın bir süredir ...'a tescilli bulunan gemilerin ...'a tescil edilmiş olmalarının mevzuata uygun olduğunu, ... gemisinin Türkiye'de imal edilmiş olduğundan 4490 sayılı Kanuna göre ...'a tescili mümkün olan gemilerden olduğunu, yine ... ve ... isimli gemilerinde yurtdışından ithal edilmiş 3000 WT'un üzerinde ve ticari faaliyette kullanılan özel maksatlı gemiler olduğunu, gerek 4490 sayılı Kanunun 4.maddesinin (c) bendince gerekse ilgili yönetmeliğin 2.maddesinin (c) bendinde aranan özellikleri taşıdığını, dolasıyla bu gemilerinde ...'a tescilinde herhangi bir yasal engel bulunmadığını, gerek eski gerekse yeni gemi tasdiknamelerinde dahi görüleceği üzere barc niteliğinde olan ... ve ... 'in Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü tarafından 30 Nisan 2002 tarihinde yayınlanan deniz araçlarının tesciline yönelik usul ve esasların belirlenmesine ilişkin yönergenin 4.maddesi (c) bendi uyarınca servis motoru niteliğine haiz olan ...'ün ise (f) bendi uyarınca ...'a tescil edilmesi gerektiğini, esasen barc ve servis motorunun gemi sıfat niteliklerinin 6102 sayılı TTK 'nun 931.maddesi ile de teyit edildiğini, anılan kanun yönetmelik ve yönergeye uygun hareket edilerek söz konusu gemilerin 2002 yılında ...'a tescillerinin gerçekleştirildiğini, 13 yıldır ...'ta kayıtlı olan gemilerin terkin edilmelerinin sicile güven ilkesini de ihlal ettiğini, zira müvekkilinin sicil kayıtlarına ve hukuki düzenlemelere duyduğu güven çerçevesinde bahsedilen gemileri 13 yıllığına kiraladığını, gemilerin ...'a kayıtlı olmalarının kazanılmış hak oluşturduğunu ileri sürerek davalı tarafından düzenlenen 07/08/2015 tarihli TMGS tasdiknamelerinde yer alan ve müvekkilinin fiili donatanı işleteni olduğu ..., ... ve ... isimli üç adet geminin ...'daki sicil kayıtlarının silinerek Türk Milli Gemi Siciline kaydedilmeleri yönünde resen yapılan işlemin yok sayılarak iptaline, üç geminin de yeniden ...'a kayıt edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Türk Uluslararası Gemi Sicili ve Milli Gemi Sicili işlemlerine ilişkin olarak müvekkili Bakanlık tarafından yapılan çalışmalara göre geçmiş yıllarda tanımı ve cinsi itibariyle ...'a tescili uygun olmayan bazı gemi ve deniz araçlarının ...'a tescil edildiğinin tespit edildiğini, bu nedenle ...'a tescili uygun olmayan gemilerin Milli Gemi Siciline veya uygun olması halinde bağlama kütüğüne nakli konusunda maliklerinin sicil memurluğuna davet edilerek yazılı onayları alınmak suretiyle gerekli işlemin yapılması, davete icabet etmeyen maliklere ait gemilerin ise TTK 'nun 966.maddesi gereğince ...'tan resen terkinlerinin yapılmasının Liman Başkanlığına bildirildiğini, İstanbul Liman Başkanlığı tarafından yapılan çalışma sonucunda 155 adet gemi / deniz aracının ...'a kayıt edilebilecek gemi niteliğinde olmadığı halde ...'ta kayıtlı olduklarının belirlendiğini, dava konusu gemilerin de ...'a tescili uygun olmayan gemilerden olduğunu, Liman Başkanlığı tarafından gerekli tebligat ve bilgi yazılarının gemi donatanı firmaya gönderildiği halde davanın kiracı konumundaki firma tarafından açıldığını, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, dava konusu deniz araçlarının ... Kanunu 2 ve 4.maddesi ile Bakanlık tarafından yayınlanan "Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilecek özel maksatlı, özel yapılı gemi listesi ve Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilebilecek özel maksatlı, özel yapılı gemilerin AB normuna göre isim ve kodları" listesi kapsamında yer almadığını, ...'a tescilli olmaması gereken dava konusu gemi ve deniz araçlarına ait cinsin Bakanlık tarafından belirlenerek yayınlanan özel maksatlı / özel yapılı gemiler listesinde de hiçbir zaman yer almadığını, Bakanlıktan alınan talimat gereğince Liman Başkanlığı tarafından 21/01/2015 tarih 719 sayılı yazı ile söz konusu gemi / deniz araçlarının donatanı olan ... AŞ 'ye ...'a tescilli olmaması gereken gemi cinslerinden olduğu, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde gemilerin Milli Gemi Siciline tescil edilmesi için talepte bulunulması gerektiği, verilen süre içerisinde Milli Gemi Siciline nakil talebinde bulunulmaması halinde mevcut sicil kayıtlarının terkini ile Milli Gemi Siciline nakil işlemlerinin resen yapılacağına dair kararın tebliğ edildiğini, ..., ... ve ... isimli deniz araçlarının donatanı firmaya 10/02/2015 tarihinde gönderilen bahsi geçen gemilerin ... kayıtlarının devamı için Başkanlıkça verilen ve kendilerine daha önce tebliğ edilen kararımıza karşı yetkili mahkemeye 8 gün içerisinde itiraz etmeleri gerekirken bunu yapmayıp, itiraz dilekçesinin Liman Başkanlığına verildiğini, 05/05/2015 tarihli yazı ile talebin uygun görülmediğine dair karar olmasa da bilgilendirme maksatlı yazının ikinci kez donatana gönderildiğini, ancak dava konusu gemilerin ...'tan terkini hakkındaki Liman Başkanlığının ilk kararının tebliğinden itibaren 8 gün içerisinde yargı makamlarına itiraz edilmeyerek 21/07/2015 tarihinde dava açıldığını, dava TTK 'nun 34.maddesinde düzenlenen 8 günlük yasal süre geçtikten sonra açıldığında bu nedenle terkin kararının kesinleşmiş olduğunu, yine Liman Başkanlığının 21/01/2015 tarihli ilk kararı uyarınca dava konusu gemilerin ...'tan terkin edilerek Milli Gemi Siciline naklen tescil edildiklerini, donatan firmaya 02/07/2015 tarihli yazı ile bildirildiğini, donatanın söz konusu bilgilendirme yazısından sonrada yargı makamları nezdinde itirazda bulunmadığını, sonuç olarak Sicil Müdürlüğü kararının itirazsız şekilde kesinleştiğini, hariçten satın alınarak ...'a tescil edilen söz konusu gemi ve deniz araçlarının cinsleri itibariyle ... Kanunu kapsamında olmadıkları anlaşıldığından Milli Gemi Siciline resen naklen tescil edildiklerini, sonuç olarak dava konusu olan servis motoru ve açık güverteli barçların ... Kanunun 2 ve 4.maddelerinde belirtilen ve bu kanunun kapsamını oluşturan gemi cinslerinden olmadığını, buna rağmen ...'a tescil edildiklerini, kanuna aykırı olan bir işlemin süreye bağlı kalmaksızın işlemi yapan idarenin herzaman geri alma yetkisinin yasadan kaynaklandığını savunarak davanın aktif husumet yokluğundan ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu ilk derece Mahkemesince dava hakkında, "Davalı vekili tarafından, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüş ise de; davacının çıplak gemi kira sözleşmesi ile kiralayarak kullandığı ... ... ... isimli gemilerin ...'ta ki kayıtlarının silinmesi ile ilgili olarak davacıya Gemi Sicil Müdürlüğü tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, bu durumda dava için yasa da ön görülen 8 günlük sürenin öğrenme ile başlayacağı değerlendirildiğinden davanın süresinde olduğu kabul edilmiştir. Davalı vekili tarafından gemilerin kiracısı konumundaki davacının dava açma ehliyeti bulunmadığı savunulmuş ise de, dosya kapsamına göre dava konusu gemilerin kullanma hakkının davacı şirkete ait olduğu, Deniz Ticaret Hukukunda gemi maliki sıfatının (...) gerek Medeni Kanun anlamındaki mülkiyet hakkını gerekse ekonomik mülkiyeti kapsadığı, Türk Ticaret Kanunun donatanlık sıfatı bakımından her iki tip mülkiyeti de bir tuttuğu Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde de gemi maliki (...) sıfatının her ikisini de içine aldığı, TTK 'nun 1061.maddesine göre davacı söz konusu gemilerin donatanı sayıldığından işbu davada aktif husumet ehliyetinin bulunduğu değerlendirilmiştir. (...) Davacı vekili tarafından TTK'nun sicilden re'sen terkini düzenleyen 966.maddesinde yalnızca malik - donatan sıfatına haiz kimselere değil tüm hak sahiplerine bildirim yapılacağının düzenlendiği halde dava konusu gemilerin sicil kayıtlarında ve tasdiknamelerinde davacının çıplak kiracılık sıfatı şerh düşülmüş olmasına rağmen İstanbul Liman Başkanlığı tarafından yapılan terkin ve tescil işlemleri ile ilgili olarak müvekkili şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, bu nedenle yapılan işlemin müvekkili açısından kesinleşmiş sayılamayacağı ileri sürülmüş ise de TTK 966.maddesinde gemi sicil müdürlüğü tarafından yapılacak resen terkine ilişkin hükümlerin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ise TTK 966.maddesine göre yapılmış resen bir terkin işleminden sözedilemeyeceği, zira daha önce ...' a tescil edilmiş olan gemilerin sonradan ... 'a tescil edilecek gemilerden olmadığının tespit edilmesi üzerine ...'ta ki kayıtlarının silinerek Milli Gemi Siciline tescil edilmeleri işleminin TTK 'nun 966.maddesi kapsamında bir resen terkin sayılamayacağı, zira söz konusu işlemin sicil kaydının düzeltilmesi mahiyetinde olduğu dolasıyla davacı gemi kiracısına tebligat yapılmamasının yapılan işlemlerin sihatini etkilemeyeceği değerlendirildiğinden davacı vekilinin aksi yöndeki savunması yerinde görülmemiştir. Yapılan yargılama sonunda; Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil edilecek gemiler ile deniz araçları ... kanunun 4 ve 5.maddesinde düzenlenmiştir. Bu nedenle, ...'a tescil edilebilecek gemiler, yatlar ile özel maksatlı - özel yapılı gemilerin belirlenmesinde ... Kanununda yer alan tanımların esas alınması gerekmektedir. Dava konusu acente botları ile palamar botları özel maksatlı ve özel yapılı gemi sınıfında yer almakta olup, ... Kanununa göre gemi ve yat kapsamında olmayan denizde yük ve yolcu taşıma yada balıkçılık dışında diğer bir ticari amaca tahsis edilmiş özel maksatlı, tahsis amacına uygun kullanımın gerektirdiği şekilde inşa edilmiş gemiler olduğu anlaşılmaktadır. ... Kanununun 4.maddesi (d) fıkrasında hangi gemilerin özel maksatlı - özel yapılı gemiler olduğunu belirleme yetkisi idareye bırakılmıştır. Eldeki dosyada, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Deniz ve İç Sular Düzenleme Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul Liman Başkanlığına gönderilen 10/11/2014 tarihli 164 sayılı müsteşarlık talimatında, ...'a tescili uygun olmayan gemi ve deniz araçlarının ...'tan milli gemi siciline veya uygun olması halinde bağlama kütüğüne nakli konusunda maliklerinin sicil memurluğuna davet edilerek yazılı onayları alınmak suretiyle gerekli işlemlerin yapılması, davete icabet etmeyen maliklere ait gemi ve deniz araçlarının TTK 'nun 966.maddesi gereğince ...'tan resen terkinlerinin yapılarak milli gemi siciline veya bağlama kütüğüne kaydının yapılması istenmiş olduğundan İstanbul Liman Başkanlığı tarafından Denizcilik Müsteşarlığının ... Kanununun 4/d maddesinde idareye verilen yetki hükmüne dayanılarak hazırladığı 13/07/2007 tarih ve 23064 sayılı oluru ile yürürlüğe giren ...'a tescil edilecek özel maksatlı ve özel yapılı gemiler listesi içerisinde yer almayan hizmet gemisi grubuna giren acente botu ve palamar botu cinsi (davacılara ait gemilerin de bulunduğu) 155 adet geminin ilgililerin davet yazısına icabet etmemesi nedeni ile ...'taki kayıtlarının resen terkin edilerek milli gemi siciline kaydedilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, zira dava konusu acente botu ve palamar botu cinsi gemilerin ...'a tescil edilebilecek gemilerden olmadığı, davacılara ait acente botu ve palamar botu cinsi gemilerinde bu kapsamda ... 'taki kayıtlarının resen terkin edilerek milli gemi siciline tescil edildikleri anlaşıldığından, bu nedenle davacıların İstanbul Liman Başkanlığının yapmış olduğu terkin ve tescil işleminin iptali koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak açıklanan tüm bu nedenlerle davanın reddi yönünde hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ...'ün, 2002 yılında Türkiye'de üretilmiş,13 metre boyunda, 33.06 grostonluk bir servis botu, ... ve ...'in ise ise, her biri 1999 yılında Almanya'da üretilmiş, 113 metre boyunda, 9887 DWTonluk barçlar olduklarını, teknik özellikleri göz önüne alındığında, davaya konu gemilerin TTK'nın 931. Maddesinde "gemi" için aranılan şartları sağladığı ve ekonomik menfaat sağlama amacıyla kullanıldıkları için TTK uyarınca "ticaret gemisi" olarak tanımlandığının tartışmasız olduğunu, ... Türkiye’de imal edilmiş olup, ... Kanunu'nun 4/b maddesi ile, ... Yönetmeliği'nin 14/b maddesi kapsamında olduğunu, ... ve ... adlı gemiler ise yurtdışından ithal edilmiş, 3.000 DWT’un üzerinde ve ticari faaliyette kullanılan özel maksatlı gemilerdir ve gerek ... Kanunu'nun 4. Maddesinin (c) bendince, gerekse de ... Yönetmeliği'nin 2. maddesinin (c) bendince ...'a tescil için aranan özelliklere havi olduklarını, dolayısıyla, davaya konu gemilerin ilgili mevzuat uyarınca ...’a tescilinde herhangi bir yasal engel bulunmadığını, nitekim herhangi bir engel olmadığı için, Türk Uluslararası Gemi Memurluğu tarafından yapılan inceleme neticesinde ...'s tescili gerçekleşmiş ve dava tarihine kadar geçen 13 sene boyunca ... kayıtlarının aynen muhafaza edilmiş olduğunu, davalı Kurum, her ne kadar Türk Uluslararası Gemi Sicil Kanunu'nun, işbu davanın ikamesinden sonra 20.08.2016 tarihinde değiştirilmiş, 2/ı maddesinde, özel maksatlı ve özel yapılı gemilerin "tipleri ve evsafları Bakanlık tarafından belirlenen, özel bir amaçla işletilen ve bu amaçla donatılan, yüzme özelliği bulunan deniz araçlarını" kapsadığını belirtmiş olsa da, kanun koyucunun tarafından belirlenen ...'a tescil esaslarının Bakanlık tarafından hazırlanan liste ile sınırlandığı anlamına gelmeyeceğini, Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü tarafından 30 Nisan 2002 tarihli Deniz Araçlarının Tesciline Yönelik Usul ve Esasların Belirlenmesine İlişkin Yönergenin niteliği ve halen yürürlükte olup olmadığı hususlarını değerlendirmediğini, halbuki, gerek eski gerek yeni Gemi Tasdiknamelerinde dahi görüleceği üzere, barç niteliğinde olan ... ve ...’in anılan maddenin (c) bendi uyarınca, servis motoru niteliğini haiz ...’ün ise (f) bendi uyarınca ...’a tescil edilmesi gereğinin açıkça düzenlendiğini, esasen, anılan barç ve servis motorunun gemi sıfat ve nitelikleri 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 931. maddesi ile de teyit edilmiş bulunduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 966. maddesi uyarınca resen terkinin ancak; esaslı şartlardan birinin var olmaması sebebiyle tescili caiz olmayan bir geminin tescil edilmiş olması, ve m.964'teki bildirimin yapılması şartı ile yapılabildiğinin düzenlendiğini, resen terkin şartlarının gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin, gemilerin kullanma değerine sahip donatanı sıfatı ile hak sahibi olmasına rağmen, davalı Kurum'un dayanmış olduğu TTK m. 966 uyarınca resen terkin işleminden önce müvekkiline bildirimde bulunulmadığını, dolayısı ile, yapılan resen terkin işleminin kanunun gereklerine ve hukuka aykırı olduğunu, gemilerin ...’a kayıt edilmesinin gemi donatanı ve işleteni için "Kazanılmış Hak" niteliğinde olduğunu, resen alınmış kararların dayanağı ve gerekçelerinin geçmişe yürütülmesi ve gemi donatanlarının aleyhine işletilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davalı İstanbul Liman Başkanlığı Gemi Sicil Müdürlüğü’nün re’sen gerçekleştirmiş olduğu sicil değişikliğini meşru veya hukuka uygun hale getiren hiçbir düzenleme, belge ve sair evrak bulunmamakla birlikte, yapılan sicil değişikliğinin yalnızca Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü tarafından yapılan, hukuki dayanaktan yoksun bir iç yazışma neticesinde gerçekleştirildiğinin açık olduğunu, davanın konusunun, gemilerin tekrar ...'a tescili olmasına rağmen, Bakanlığın işlemi ile kanun koyucu tarafından öngörülmeyen bir tescil yasağı getirilmesi hususunun gözardı edilerek kazanılmış hak iddiasının bağlanmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE: Dava, gerekli şartları taşımadığından bahisle Türk Uluslararası Gemi Sicilinden kayıtları resen terkin edilen gemilere ilişkin olarak, resen terkin ve Milli Gemi Siciline tescil işlemlerinin iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, dava konusu deniz araçlarının Türk Uluslararası Gemi Siciline kayıt şartlarını taşıyıp taşımadıkları noktasındadır.Dosya arasında bulunan tasdiknamelere göre, dava konusu deniz araçları Türk Uluslararası Gemi Siciline 2002 yılında tescil edilmişlerdir. Ayrıca tescilden sonra akdedilen ve 10/12/2002 tarihinden itibaren geçerli olan kira sözleşmesi de sicile şerh edilmiştir. Daha sonra, Ulaştırma Bakanlığı Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü'nün 04/12/2014 ve 11/12/2014 tarihli yazılarına istinaden İstanbul Liman Başkanlığınca gemi maliki ... A.Ş.'ye gemilerin Türk Uluslararası Gemi Siciline tescilli olmaması gereken tipte olduklarından Milli Gemi Siciline tescil talebinde bulunulmasına dair bildirim gönderildikten sonra başvuru olmaması üzerine dava konusu deniz araçları Türk Uluslararası Gemi Sicilinden terkin edilerek 25/06/2015 tarihinde Milli Gemi Siciline tescil edilmişlerdir. Bilirkişi raporunda dava konusu ... isimli geminin13 metre boyunda 33.06 GrasTonluk 2006 Türkiye yapımı römorkör, ... ve ... isimli deniz araçlarının ise 1999 Almanya yapımı 9887 DWTonluk 113.28 metre boyunda ve 9867 GrasTonluk kömür taşımaya uygun kendi başına seyir için makinesi olmayan, yani kendi başına hareket edemeyen ... (kendi başına tahliye yapabilen ...) olduğu tespit edilmiştir.. Dava konusu yapılan römorkör ve barç niteliğinde bulunan davacının ... A.Ş.''den kiraladığı gemileri öncesinde Milli Gemi Siciline (MGS) tescilli iken Türk Uluslararası Gemi Siciline (...) tescil edildikleri, uyuşmazlığa konu idari işlem ile de gemilerin ...'a tescil koşullarını taşımadıkları gerekçesiyle bu tescilleri terkin edilerek yeniden Milli Gemi Siciline (MGS) tescil edildikleri konusunda ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, davacının ... A.Ş.'den kiraladığı gemilerin Türk Uluslararası Gemi Siciline tescil koşullarını taşıyıp taşımadıkları, buna bağlı olarak davalı idarenin terkin ve Milli Gemi Siciline (MGS) tescil işleminin hukuka uygun olup olmadığı hususlarına ilişkindir. 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanununun (...) 4. maddesinde ...'a tescil edilecek gemi ve yatlar; "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Milli Gemi Siciline kayıtlı bulunan, kanunun 1. ve 2. maddesi kapsamındaki bütün gemiler ve yatlar, yurt içinde inşa edilen gemiler ve yatlar ile yurt dışından ithal edilen 3.000 DWT'nin (yolcu gemileri ile özel maksatlı, özel yapılı gemilerde ise 300 grostonun) üzerindeki gemiler" olarak belirlenmiştir. Madde hükmünde geçen özel maksatlı özel yapılı gemi ise, yine aynı yasanın 2/ı bendinde "tipleri ve evsafları Bakanlık tarafından belirlenen, özel bir amaçla işletilen ve bu amaçla donatılan, yüzme özelliği bulunan deniz araçları" olarak tarif edilmiştir. Yasal düzenleme gereğince yurt içinde inşa edilmiş veya yasanın yürürlüğe girdiği tarihte Milli Gemi Siciline kayıtlı bir geminin ...'a tescil edilebilmesi için; geminin ticari amaçla kullanılan her türlü yük, yolcu ve açık deniz balıkçı gemisi niteliğinde bulunması veya bu anlamda gemi kapsamında olmayan, tipleri ve özellikleri idare tarafından belirlenen özel maksatlı - özel yapılı gemi kapsamında olması zorunludur. Davacının ... A.Ş.'den kiraladığı gemiler 11.10.2006 tarihli Gemilerin Genel Denetimi ve Belgelendirilmesi Hakkında Yönetmeliğin 4/ç ve 5. maddeleri kapsamında "çeşitli hizmetler gemisi" sınıfına dahil olup, yük veya yolcu gemisi ya da açık deniz balıkçı gemisi niteliğinde değildir. Bu durumda söz konusu gemilerin özel maksatlı - özel yapılı gemi niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Hangi gemilerin özel maksatlı - özel yapılı gemi niteliğinde olduğunu belirleme yetkisi ise, ... Yönetmeliğinin 4/d maddesi ile idareye verilmiş olup, bu yetki doğrultusunda Denizcilik Müsteşarlığınca "...'a Tescil Edilecek Özel Maksatlı - Özel Yapılı Gemiler Listesi" yayınlanmıştır. Ancak davacının ... A.Ş.'den kiraladığı "çeşitli hizmetler gemisi" grubunda yer alan römorkör ve barç bu listede yer almamaktadır. Bu durumda söz konusu gemilerin ...'a tescil koşullarını taşımadıkları, buna rağmen tescil edildikleri davalı idare tarafından tespit edilerek bu sicilden terkin edildikleri anlaşılmaktadır. Öte yandan idarenin hukuka aykırı işleminin, aynı idare tarafından İYUK'da öngörülen idari dava açma süresi içerisinde geçmişe etkili olarak geri alınabileceği kabul edilmektedir. Bu süre geçtikten sonra geri alma halinde ise o zamana kadar doğmuş durumun hukuken kazanılmış hak olarak tanınması gerekir. Ancak yokluk, ilgilinin gerçeğe aykırı veya hileli işlemi, yanlış beyanına dayalı olarak verilmiş idari kararlar, herhangi bir süreye bağlı olmaksızın ve geçmişe etkili olarak geri alınabilecektir. Somut olayda ise ...'dan terkin işlemi ile davacılar aleyhine ileriye yönelik bir takım vergisel yükümlülükler doğmakta olup, geçmişe etkili bir uygulama söz konusu değildir. Bu hususta 4490 sayılı ...'nın geçici 2. ve geçici 3. maddeleri ile getirilen düzenlemeler ile de kazanılmış haklar teminat altına alınmış; sicilden terkin nedeniyle geçmişe dönük herhangi bir tarhiyat yapılmayacağı, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan vazgeçileceği, tahakkuk eden tutarların ise terkin edileceği düzenlenmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/10/2021

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/478, K. 2021/1171, T. 07.10.2021, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-43-hukuk-dairesi-2020-478-e-2021-1171-k-831a594fbdd4