Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/335 E. 2021/308 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/335
- Karar No
- 2021/308
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/136 - 2024/473 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/136 KARAR NO : 2024/473 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/07/2021 NUMARASI : 2020/335 E. - 2021/308 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/07/2021 tarih ve 2020/335 Esas - 2021/308 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin, 1994 yılında "..." ticaret unvanı ile kurulduğunu, bisküvi, kek ve benzeri gıda üretimi ve satışı ile iştigal ettiğini, dava konusu 2019/34119 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı şirketlerin "..." ibareli markalara dayalı olarak başvuruya itiraz ettiklerini, Markalar Dairesi Başkanlığınca bu itirazların kabul edilerek müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibaresi üzerinde öncelikli ve üstün hakkı olduğunu, markalarının ve tasarımlarının bulunduğunu, başvuru markası ile davalıların markalarının benzer olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markaların uzun yıllar birlikte var olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-9197 sayılı kararının iptaline, 2019/34119 numaralı marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının başvuru markası ile davalıların redde gerekçe markalarının esas unsurlarının ...-... ibarelerinden oluştuğunu, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer bulunduğunu, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de benzer olduğunu, dolayısıyla ortalama tüketicilerin markaları karıştıracaklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili adına tescilli "..." ibareli markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında markaların karıştırılacağını, müvekkili markasının tanınmış marka olması nedeniyle de başvurunun reddinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin "..." esas unsurlu seri markaları ile dava konusu başvurunun görsel, sesçil ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, bu benzerliğin markalar arasında karıştırılma tehlikesi yarattığını, markaların aynı mal ve hizmet sınıfında yer aldığını, davacının, başvuru yönünden kazanılmış hak teşkil edecek bir markasının bulunmadığını, başvurunun kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan 30. sınıf malların, davalı şirketlerin redde mesnet markalarının kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olduğu, markaları oluşturan işaretlerin genel görünümlerinin iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadığı, redde mesnet markaların esas unsurunun ".../..." kelimeleri ve bu kelimelere ekli şekil ve ek kelime unsurları ile oluşturulduğu, dava konusu marka başvurusunda "..." kelimesi bulunsa da, markanın genel görünüm içinde bu kelimenin "..." kelimesine göre arka planda kaldığı, zira markasal mizanpajda, davaya konu malların hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin anlamsız bir ibare olarak algılayacağı "..." kelimesine göre "..." kelimesinin daha küçük punto ile yazıldığı ve geri planda konumlandırıldığı, ayrıca "..." sözcüğünün, "çok iyi, aferin" gibi anlamları olan bir ünlem olup, ortalama seviyedeki tüketicilerin bir tebrik etme durumunda yahut beğeniyi göstermek için yaygın olarak kullandığı veya bildiği bir kavram olduğu, bu durumda başvuru markasındaki bütünsel izlenimde "..." ibaresinin, daha ön planda olan "..." ibaresini niteleyen bir rol üstlendiği, başka bir ifadeyle "..." ibaresini destekleyen, niteleyen, ilgili tüketici nezdinde tanımlayıcılığa yönlendiren unsur olarak algılandığı, somut olayda da karşılaştırılan markaların özellikle görsel olarak birbirlerinden uzaklaştıkları, markaların görsel olarak farklı olmasının da, markalar arasında "..." kelimesinin müşterekliğinden kaynaklı nispeten işitsel ve kavramsal benzerliği bertaraf ettiği, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacı şirketin önceki tarihli markalarından kaynaklı müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı, somut olayda birlikte var olma koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2020-M-9197 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, dava konusu başvuru ile diğer davalıların redde gerekçe markalarının esas unsurlarının "...- ..." ibarelerinden oluştuğunu, her ne kadar davacı markasında "..." ibaresi "..." ibaresine göre daha küçük puntolarla yazılmış ise de anılan markayı okuyan ortalama tüketicilerin, "..." ibareli markada üstte ve markanın başında konumlandırılmış olan "..." ibaresine daha çok dikkat edeceklerini, vurgunun bu ibare üzerinde olacağını, bu nedenle, başvuruda esas unsur konumunda olan "..." ibaresi ile diğer davalıların ".../..." esas unsurlu markaları arasında iltibas doğacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... A.Ş. vekili, müvekkili adına tescilli marka ile dava konusu başvurunun asli unsurlarının "...-..." ibarelerinden oluştuğunu, sava konusu başvurudaki "..." ibaresinin yardımcı unsur konumunda bulunduğunu, markaların içerdikleri "...-..." ibarelerinin birebir aynı olması ve bu ibarelerin markaların başlangıç kısmında bulunması nedeni ile markalar arasında iltibas doğacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin "..." esas unsurlu seri markaları ile dava konusu "... ..." ibareli davacı başvurusunun görsel, sesçil ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve bu benzerliğin markalar arasında karıştırma tehlikesi yarattığını, markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de benzer olduğunu, başvuru kapsamındaki 30. sınıf malların küçük yaştaki tüketicilere de hitap ettiğini, bu husus da gözetildiğinde markaların halk tarafından karıştırılacağını, Yargıtay kararlarında, "..." ibareli müvekkili markasının diğer bir markada aynen yer alması durumunda markalar arasında aynılığın/benzerliğin ve karıştırma ihtimalinin varlığının kabul edildiğini, tüketicinin dava konusu başvuruyu, müvekkilinin ''...'' markasının bir serisi olarak değerlendireceğini, davacının çok farklı ibareler içeren markalar alabilecekken, müvekkilinin markası ile neredeyse aynı olan başvuruda bulunmasının, kötü niyetli olduğunu açıkça gösterdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davacının 03.04.2019 tarihinde 2019/34119 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, marka kapsamında 30. sınıf malların yer aldığı, davalı ...Ltd. Şti.'nin 99/016265, 2008/07680, 2010/54686, 2009/36009, 2011/04177, 2011/86313, 2014/90845, 2014/04627, 2014/32579, 2014/04625, 2014/04630 sayılı ".../..." ibareli markalara, davalı ... Gıda A.Ş.'nin ise 99/013974 "..." ibareli markaya dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca bu itirazların yerinde görüldüğü ve SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca başvurunun reddine karar verildiği, redde mesnet olarak 99/016265, 2008/07680, 2010/54686, 2009/36009, 2011/86313, 2014/90845, 2014/04627, 2014/32579, 2014/04625, 2014/04630 ve 99/013974 sayılı markaların gösterildiği, davacının bu karara itiraz ettiği, YİDK'in 05.11.2020 tarih, 2020-M-9197 sayılı kararı ile davacı itirazının reddedildiği, ret kararının davacıya 06.11.2020 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, davacının, önceki tarihli markalarından kaynaklı olarak dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakka sahip olmadığı, birlikte var olma koşullarının da somut olayda bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı yalnızca davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğundan, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığıdır. Zira ilk derece mahkemesince, davacı yararına müktesep hak ve birlikte var olma koşullarının oluşmadığı kabul edilmiş, davacı tarafça ise gerekçe yönünden bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmamıştır. Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava konusu başvuru kapsamında 30. sınıf mallar yer almaktadır. İçinde gıda mühendisinin de olduğu bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere başvuru kapsamındaki malların tamamı, redde mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle benzerdir. Esasen bu durum, ilk derece mahkemesinin de kabulünde olup, buna göre somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. Taraf marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. "..." ibaresi kırmızı renkle ve daha büyük puntolarla yazılmış, "..." ibaresi ise bu ibarenin üzerinde olacak biçimde daha küçük olarak konumlandırılmıştır. Bununla birlikte dava konusu başvurunun asli unsuru bir bütün olarak "..." ibaresidir. İlk derece mahkemesi kabulünün aksine, "..." ibaresinin dilimizde bilinen bir anlamı olmadığından, "..." ibaresinin, bu ibareyi niteleyen, tanımlayan bir ibare olduğu sonucuna varılmamıştır. Davalı Şirketlere ait markaların asli unsurlarını ise "...-..." ibareleri oluşturmaktadır. Zira, redde mesnet markalarda yer alan ve tanımlayıcı nitelikteki diğer ibarelerin ayırt ediciliğe bir katkıları bulunmamaktadır. Buna göre redde mesnet markaların asli unsurlarını oluşturan "...-..." ibareleri ile aynı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzer olan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanılması, markaların karıştırılmasına yol açacaktır. Gerçekten de redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "...-..." ibaresinin aynısının ya da ayırt edilemeyecek derecede benzerinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanılması, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi yaratmaktadır. Başvuruda farklı olarak yer verilen ve dilimizde bilinen bir anlamı olmayan "..." ibaresi ise başvuruya yeterli ayırt ediciliği katmamaktadır. Her ne kadar ilk derece mahkemesince "..." ibaresinin, "..." ibaresini niteleyen bir ibare olduğu kabul edilmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bir çok kararında, "..." ibaresinin ayırt edici olduğu ve bu ibarenin ortaklığının iltibasa yol açacağı yönünde değerlendirmeler yapılmıştır (Örneğin 11. HD.'nin 21.03.2016 tarih ve 2015/7693 E.- 2016/3122 K., 20.02.2017 tarih ve 2015/12673 E.- 2017/935 K., 06.02.2017 tarih ve 2015/12679 E.- 2017/567 K., 28.06.2018 tarih ve 2016/9720 E.- 2018/4907 K. ayılı ilamları). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce, bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan tüm mallar yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değilse de HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 16/07/2021 gün ve 2020/335 Esas - 2021/308 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40 TL’nin düşümü ile kalan 373,20 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 8-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalılara ayrı ayrı iadesine, 9-İstinaf aşamasında davalı ..., Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılan 59,60 TL posta ücreti, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 221,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 10-İstinaf aşamasında davalı ... Anonim Şirketi tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine, 11-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan 64,80 TL posta ücreti, 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 226,90 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Türk Patent ve Marka Kurumuna verilmesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/03/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.