Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/291 E. 2022/302 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/291
- Karar No
- 2022/302
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1280 KARAR NO : 2024/1435 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/05/2022 NUMARASI : 2020/291 E. - 2022/302 K. DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13/05/2022 tarih ve 2020/291 E. - 2022/302 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalıların, müvekkili firma bünyesinde sigortalı olarak belirsiz süreli iş sözleşmelerine istinaden muhtelif iş tanımları ile çalıştırıldıklarını, istifa ettikten sonra işbirliği içerisinde müvekkiline ait ticari sırları kendi kişisel menfaatleri yahut üçüncü kişilerin menfaati için kopyaladıklarını ve bu bilgileri kullanmak suretiyle menfaat temin ettiklerini, ...'ın istifa ettikten sonra ... unvanlı firma nezdinde sigortalı yahut sigortasız bir şekilde çalışmaya başladığını, ... ... ile ...'in ise onlara müvekkili firmanın bilhassa teklif formlarını ilettiğini, müvekkili firmanın teklifte bulunduğu yurtiçi yahut yurtdışı firmalara ... adına aynı teklif formları sadece her bir üründen 50 dolar fiyat kırmak suretiyle gönderildiğini, ... ...'nin ... adına ...'un yetkilisi olduğu yabancı firmaya göndermiş olduğu teklif formu ile müvekkili firmanın aynı şirkete daha önce göndermiş olduğu teklif formu incelendiğinde aralarındaki tek farkın fiyattan ibaret olduğunu, hatta ... ...'nin ... adına göndermiş olduğu teklif formunda ...'ın değil, müvekkili firmanın vergi numarası yazılı olduğunu, davalıların haksız bir şekilde elde ettikleri ticari sırları iş birliği içerisinde kullanarak haksız rekabete giriştiklerini, şu aşamaya kadar ...'un yetkilisi olduğu yabancı firmadan 29.341,00 Dolar tutarında bir zarar/mahrum kalınan kar tespit edilebildiğini, ... ...'nin ... AŞ unvanlı firmaya da aynı yöntemle ... adına teklifte bulunduğunu ileri sürerek, davalıların müvekkili firma ile haksız rekabete giriştiklerinin Türk Ticaret Kanunu 56-a hükmü uyarınca tespitini, müvekkili firmanın uğramış olduğu zararlar ve mahrum kaldığı kârlar ile davalıların kusur durumlarının Türk Ticaret Kanunu madde 56-d hükmü uyarınca tespitini, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, hesaplanacak tazminatlara olay tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... vekili, müvekkili tarafından davacı şirkete ait bir ticari sırın kullanılmadığını, müvekkilinin başkaca bir firmaya haricen göndermiş olduğu teklif formunun ticari sır olarak addedilemeyeceğini, müvekkilinin müşteri talebi üzerine ... üzerinden teklif gönderdiğini, müvekkili ... ...’nin göndermiş olduğu teklif formlarının birbirlerinden çok farklı olduğunu, aynı zamanda her iki firmanın da teklif formu ... tarafından olumlu sonuçlanmadığını ve her iki teklif firma ile ticaret gerçekleşmediğini, müvekkilinin müşteri ile mail ortamındaki yazışmasında bir hukuki sakatlığın oluşabilmesi için ancak işçi ile işveren arasında fiilen çalışma ortamında rekabet etmeme yasağına ilişkin sözleşme imzalanmış ve müvekkilinin başka bir firma nam ve hesabında çalışma durumu söz konusu olduğunda bu sözleşmeye bir aykırılık olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili ...'in 18.05.2020 tarihinde işçi özlük hak ve alacaklarını almadan haksız nedenle iş akdi işveren davacı şirket tarafından sona erdirildiğini, müvekkilinin diğer davalılar ile kurmuş olduğu veyahut ortağı olduğu hiçbir ticari eylemi olmadığını, aleyhinde herhangi bir belge de ibraz edilmediğini, davacı şirket aleyhine herhangi bir eylemi olmadığını, tıpkı diğer müvekkili ... ... gibi imzalamış olduğu rekabet etmeme yasağına ilişkin bir sözleşmesi olmadığı gibi işyerinden ayrıldıktan sonra da haksız rekabet hükümlerine uygun bir faaliyeti de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin, davacı şirket ile iş akdini muhtelif sebeplerden ötürü kendi rızası sonlandırarak 15.02.2020 tarihinde işten ayrıldığını, davalı ... ...'nin müvekkili ile görüşerek kendisinin de davacıya ait iş yerinden ayrıldığını ve kendi bünyesinde uzman olduğu ithalat ihracat işleri kapsamında şahsı adına ticaret hayatına devam ettiğini söylediğini, komisyonlu satış yapması durumunda müvekkiline de belli bir oranda ödeme yapabileceğini söyleyerek huzurdaki davaya konu haksız rekabete yol açıldığı iddia edilen teklifi, adına yapabilecek bir şirket aradığından bahisle müvekkili ile iletişime geçtiğini, müvekkilinin davalı ... Teknolojileri Organizasyon San. ve Tic. A.Ş.'nin sahibi ... ile tanıştığını ve diğer davalı ... ...'nin aracılığıyla onun komisyonlu satışa ilişkin teklif talepleri hakkında davalı şirket yetkilisini bilgilendirdiğini, diğer davalı ... Teknolojileri Organizasyon San. ve Tic. A.Ş.'yi temsile yetkili ...'ın davalı ... ... ile görüşmek üzere aracı konumunda olan müvekkili aracılığıyla detaylı görüşme talep ettiğini, müvekkilinin de görüşme detaylarını konuşulduğu kadarıyla davalı ... ...'ye aktardığını ve tarafların arasındaki muhtemel anlaşma ihtimaline binaen aracı rolüne son verdiğini, akabinde müvekkilinin taraflar arasındaki sürecin ne aşamada olduğu hususunu teyit etmek için davalı ... ... ile yeniden iletişime geçtiğinde davalı ... ...'nin, yabancı şirkete teklif verdiğini ancak şirketin herhangi bir şekilde dönüş yapmadığını dolayısıyla komisyonlu satış gerçekleşmediğinden kendisine ödeme yapamayacağını öğrendiğini, müvekkilin, davacı şirketin ticari sırlarını sızdırmak ya da haksız rekabet kapsamında hareket ederek davacı şirketi zarara uğratmak gibi saiki de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... Teknolojileri Organizasyon Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili, müvekkili şirketin davacıya ait ticari sırları lehine menfaat temin etmek suretiyle haksız rekabet olarak nitelendirilebilecek hiçbir eylem ve davranışı bulunmadığını, iş bu davaya konu teklifin davalı ... ... tarafından yapıldığı süreçte, davalı ... ... ve diğer davalı ...'ın davacıya ait şirketten ayrılarak davacı yanla olan iş akitlerini sonlandırdıklarını ve şahsi olarak çalışarak kendi müşteri portföyleri ile kendi nam ve hesaplarına iş yaptıklarını kendilerine beyan ettiklerini, davalı ... ...'nin komisyon karşılığında iş yapmak istediğini diğer davalı ... vasıtasıyla kendilerine ilettiğini, davalı ... ... tarafından da henüz taraflarca sair hususlar üzerinde anlaşma sağlanmadan ve müvekkili şirketin bilgisi dahi olmadan matbu teklif formu üzerinden teklif hazırlanarak yabancı firmaya gönderildiğini, müvekkili şirketin bahse konu tekliften davacının arabuluculuk başvurusu neticesinde haberdar olduğunu ve bahsi geçen teklif üzerine yabancı firmaca menfi ya da müspet bir dönüş yapılmadığı hususunun da yine müvekkilce bu görüşmede öğrenildiğini, kaldı ki dava dilekçesi kapsamında sunulan her iki teklif formu incelendiğinde görüleceği üzere müvekkili şirket adına düzenlenen teklif formundaki ürünlerin birim fiyatları, kârlılığı çok düşük ya da maliyetine verilmiş tutarlar olmayıp ne davacıyı ne de piyasadaki başkaca firma aleyhine zarar doğurucu bir pazar teklifi ve fiyatı olmadığını, teklif formunda yer alan ürünlerin ithalat veya ihracat sektöründe faaliyet gösteren her şirketin İnternet sitesinde bulunan ve satışı yapılan, imal edilmeyip al sat usulü satışı yapılan keza davacı yanca da bu şekilde üretimi yapılmaksızın ve piyasadan toplanarak pazarlaması yapılan ürünler olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın ve davalı ...'in haksız rekabete konu edilen 13.05.2020 tarihli teklif ile ilgisini gösteren bir belgeye rastlanılmadığı, rekabet yasağını düzenleyen TBK hükümleri dikkate alındığı takdirde, davalı ... ... ile davacı şirket arasında akdedilmiş bir rekabet yasağı sözleşmesin veya rekabet etmeme taahhüdü bulunmadığı, bir diğer ifade ile davalı ... ...'nin, davacı işveren ile aralarında yapılmış ayrı bir rekabet yasağı sözleşmesi veya davalı ... ...'nin iş akdinin feshi halinde geçerli olacak şekilde rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma tespit edilemediği, yine davalı ... ve ... bakımından da rekabet yasağı içeren bir sözleşmeye veya taahhüdüne rastlanılmadığı, davalı şirketin rekabete konu edilen teklifi aldığına dair bir ispatın gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iş sözleşmesi devam ederken işçinin işverenle rekabet yasağının kaynağını işçinin sadakat borcunun oluşturduğunu, bu borçtan söz edebilmek için, tarafların rekabet yasağı sözleşmesi yapması ya da iş sözleşmesine rekabet yasağı kaydı konulmasının gerekmediğini, davalı ...'ın, müvekkili şirket bünyesinde 15.02.2020 tarihine kadar çalıştığını, 15.02.2020 tarihinde iş akdini feshederek bir diğer davalı ... AŞ bünyesinde sigortasız çalışmaya başladığını, davalı ... ...'nin ise, müvekkili şirket'e ait ticari sırları kötü niyetli olarak ve menfaat elde etmek amacıyla davalı ... ile paylaştığını, davalı ... AŞ bünyesinde hareket eden davalı ...'ın bu bilgileri kullanarak müvekkiline ait teklif formlarını 50 dolar aşağı indirerek, müvekkili şirket müşterilerine davalı ... AŞ adına gönderdiğini, davalı ... AŞ'nin, müvekkili şirket müşterisine gönderdiği iş bu teklifin, müvekkilinin teklifinin birebir aynısı olduğunu, davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, haksız rekabetten kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı gerçek kişilerin davacı bünyesinde sigortalı olarak belirsiz süreli iş sözleşmelerine istinaden muhtelif iş tanımları ile çalıştırıldıkları, bu kişilerin istifa ettikten sonra işbirliği içerisinde davacıya ait ticari sırları kendi kişisel menfaatleri yahut üçüncü kişilerin menfaati için kopyaladıklarının ve bu bilgileri kullanmak suretiyle menfaat temin ettiklerinin davacı tarafça iddia edildiği, ancak davalıların işbirliği içerisinde davacıya ait ticari sırları kendi kişisel menfaatleri yahut üçüncü kişilerin menfaati için kopyaladıklarının ve bu bilgileri kullanmak suretiyle menfaat temin ettiklerinin dosya kapsamında bulunan delillere göre kanıtlanamadığı, zira davalı ...'ın ve davalı ...'in haksız rekabete konu edilen 13.05.2020 tarihli teklif ile ilgisini gösteren bir belgeye bulunmadığı gibi davalı şirketin haksız rekabete konu edilen teklifi aldığına, yani davacının bu teklif sonucu zarara uğradığına dair bir ispatın da dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/09/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...