Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/304 E. 2020/206 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/304
Karar No
2020/206

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1179 - 2024/1437 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1179 KARAR NO : 2024/1437 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2020 NUMARASI : 2019/304 E. - 2020/206 K. DAVACI VEKİLLERİ DAVALI : DAVANIN KONUSU :YİDK Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/09/2020 tarih ve 2019/304 E. - 2020/206 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin marka tescil başvurusunda bulunduğu "..." ibaresi ile müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış "..." ibaresi taşıyan markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve bu benzerliğin iltibasa neden olduğunu, müvekkili şirket tarafından yoğun emek ve etkin tanıtım faaliyetleri sonucu tüketiciler nezdinde müvekkille özdeşleşmesi sağlanan markalardan en önemlileri arasında yer alan "..." kök ibareli markaları bulunduğunu, müvekkiline ait "..." ve “...” kök ibareli bu markalar seri marka niteliğini taşıdığını, bu markların çoğunun da dava konusu "..." ibareli markanın tescil için başvurulduğu 09 / 35 / 38 / 41 / 42. Sınıfları da kapsadığını, söz konusu ibarenin marka olarak tescili halinde tüketiciler nezdinde karışıklık yaratarak başvuru sahibi lehine müvekkili aleyhine haksız avantaj sağlayacağını ve müvekkilinin marklarının itibarının zedeleyeceğini, müvekkili şirketin “...” ibareli seri markalarının tanınmışlık vasfına sahip olduğunu, markanın tanınmışlığı arttıkça iltibas riskinin de artacağını, davalı yanın iş bu marka başvurusunda kötüniyetli olduğunu, davalı şirketin ürettiği/sunduğu mal ve hizmetler için marka olarak seçebileceği binlerce kelime seçeneği varken "..." ibaresini tercih etmesinin, müvekkili firmaya ait seri markaların yıllara dayanan ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, dolayısıyla müvekkilin marka üzerindeki haklarını ihlal edeceğini ileri sürerek 2019-M-3755 sayılı YİDK kararının iptaline, 2017/103973 sayılı başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, YİDK kararının usul ve hukuka uygun olduğunu, kararın iptalini gerektiren bir husus olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkili tarafından tescil başvurusunda bulunulan "..." ibareli marka ile davacı şirket adına tescil edilmiş "..." ve "..." ibaresi taşıyan markalar ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu dolayısıyla, iltibas tehlikesinin söz konusu olduğu iddiasının yersiz olduğunu, marka tescil başvurusunda bulunulan “..." ibareli marka ile itiraza dayanak gösterilen davacı tarafın "..." kök ibareli markaları arasında tek ortak noktanın "..." kelimesi olduğunu, halk nezdinde sürekli olarak kullanılan ... sözcüğü için, tescili istenen sınıflar da göz önünde bulundurulduğunda, ... telefonu anlamında kullanıldığının açık olduğunu, “..." kelimesinin tüketici nezdinde davacının adını ve markalarını çağrıştırmadığı gibi telekomünikasyon hizmetini anlattığını ve halk nezdinde sürekli olarak kullanılan kimsenin tekeline bırakılamayacak nitelikte bir kelime olduğunu, müvekkili şirketin ilgili sektörde tanınmış bir şirket olduğunu ve davacı şirketin tanınmışlığından faydalanarak haksız yarar sağlaması yönündeki iddiaların yersiz olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötüniyetli bir başvuru olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ...vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın olmadığı, SMK'nın 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, dava konusu marka açısından kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin zayıf olduğu iddiasının yerinde bulunmadığını, bu ibarelerin müvekkilinin seri markaları olduğunu, dava konusu başvurunun esas unsurunun müvekkilinin seri markaları ile aynı olduğunu, tüketicilerin markaları karıştıracağının açık olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, haksız rekabetin ve kötüniyetin açık bulunduğunu, müvekkilinin markasının sulandırılması amacı taşıyan bir başvuru olduğunu, başvurunun haksız yararlanma kastı taşıyan asalak marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini, başvurunun müvekkilinin ayırt ediciliğine zarar vereceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin "..." ibareli dava konusu marka başvurusu ile davacının "..." esas ibareli itirazına mesnet tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalı şirketin başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının mallarından /hizmetinden satın almak/faydalanmak isterken davalının başvuru markalı malları/hizmeti satın almak/faydalanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunmadığı, SMK'nın 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hususlarının kanıtlanmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığı iddiasının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/09/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/304, K. 2020/206, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-304-e-2020-206-k-9eeae247e4b5