Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/270 E. 2022/18 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/270
- Karar No
- 2022/18
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/680 KARAR NO: 2024/1854 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 13/01/2022 NUMARASI: 2020/270 E. - 2022/18 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/11/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili adına tescilli "..." ibareli tescilli markaları "..." adlı Instagram, Facebook hesapları, www....com internet sitesi alan adında, internet sitesi içeriğinde, "... Mah. ... Cad. No:...Seyhan/ADANA adresli ve diğer imalat ve satış mağaza içi ve tabela, reklam ve tanıtımlarda, satış belgelerinde, satış mağazası ekipmanlarında kullandığını, "..." markasını taklit ederek satışlar yaptığını kullanımlara son verilmesinin ihtar edildiğini, bu uyarılara rağmen davalının marka kullanımına, dolayısıyla marka hakkına tecavüze devam ettiğini, ..., Türkiye'de pırlanta denildiğinde akla ilk gelen markaların başında geldiğini, pırlantalı mücevher alanında ihracat lideri olduğunu, dünyanın en önemli mücevher fuarlarına katılarak tasarımlarını uluslararası arenaya taşıdığını, ... ile yaptığı anlaşma ile derneğin dünyadaki ilk ve tek lisanslı mücevher üreticisi olan ..., Türkiye ve Avrupa'daki 80'i aşkın mağazasının yanında, New Jersey (ABD) ve Dubai (BAE) gibi dünyanın çeşitli şehirlerindeki ofisleriyle, yalnız Türkiye'de değil dünyada da önde gelen pırlanta markalarından biri olup ülkesine katma değer sağladığını, ticari faaliyetleri ile yapılan başarılı reklam kampanyaları sayesinde pazarda önemli ölçüde bir tüketici portföyüne sahip olduğunu, tescilli "..." markası ile üretilen kalitesi ve güvenilirliği, özgün tasarımları ve tüketici memnuniyeti sonucunda kazandığı pazar payından haksız menfaat sağlamak amacıyla ... markasının taklitlerinin piyasaya sürüldüğünü, tescilli "..." ve "..." markaları ve ... ibareli toplam 10 adet "..." markasının sahibi olduklarını, ..., markasının uluslararası tanınmış markalar olup, basında, tüm medya ortamlarında, sokak reklamlarında "..." ifadesiyle fazlasıyla yer aldığını , reklamlarında birçok ünlü ismin yer aldığını, davalının fiillerinin , marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, markanın tanınırlığından yararlanarak haksız menfaat elde etme amaçlı kullanım olduğunu ... markasını kullanırken "..." harfini diğer yöne değiştirmiş ve bir adet daha "N" harfi eklediğini, söz konusu kullanımın yaptığı değişikliklerin markanın taklit edilmek suretiyle kullanılması olduğunu, küçük değişikliklerle kullanılmasının tecavüzü ortadan kaldırmayacağını, kullanımın marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini beyanla tespitine menine ve refine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı süresinden sonra sunduğu beyan dilekçesi ve beyanlarında özetle; dava açılmadan önce tarafına gönderilen Beyoğlu .... Noterliğinin 28 Temmuz 2020 tarih ve ... Yevmiye sayılı markaya tecavüz fiilinden dolayı ihtar çekildiğini, akabinde eylemlerin tamamını sona erdirdiğini, salt yargılama gideri ve vekalet ücreti tahsili amacıyla hareket edildiğini, mahkemece verilen tedbir kararından çok önce kullanılan sitelerin yayından kaldırılmış olduğunu, davanın, dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, bununla birlikte tarafınca kullanılan markanın kuyumculuk sektörü ile bir alakası bulunmadığını, 6769 Sayılı Sinai Mülkiyet Kanunu 6/1. Maddesinde belirtilen şartların oluşmadığını, bu durumda ...& ... ve ...& ... markası ile itiraza dayanak gösterilen marka arasında benzerlik olmadığı ve halk nezdinde karıştırılmayacağının açık olduğunu, davacı tarafa ait markanın pırlanta, altın gibi değerli ve pahalı ve belirli maddi imkana sahip kişiler tarafından satın alınabilecek ziynet eşyalarına ilişkin iken, tarafınca kullanılan ... TESBİH& GÜMÜŞ ve ... TESBİH& GÜMÜŞ markalarının ise, kızının isminin ‘’...” olmasından ötürü kullanıldığını, Tesbih ile pırlanta müşteri kitlesi ve müşterinin toplumsal düzeyleri arasında farklar olduğunu belirterek davadan önce, kullanımlara son verildiğinin tespiti ile davanın, dava şartı yokluğundan aksi kanaate esasen reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın KABULÜ ile; davalının davacıya ait tescilli tanınmış ''...+şekil'' markayı içerir kullanımlarının markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda davalıya ait olduğu anlaşılan https://www...., www....com, https://www.instagram.com/.../, https://www.facebook.com/.../ sitelerine erişimin engellenmesine, 2-Davacıya ait tanınmış, tescilli "..." ibaresini taşıyan tabela, reklam ve tanıtım vasıtaları ve ekipmanları ve münhasıran bunların üretimine yarayan vasıtalara el konularak karar kesinleştiğinde masrafları davalıya ait olmak üzere imhasına," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı istinaf dilekçesinde özetle; kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava açılmadan önce markaya tecavüz fiilinden dolayı ihtar gönderildiğini, tebliğden sonra davacı kurumun marka ve patent haklarına tecavüz oluşturabilecek bütün iş ve eylemlere son verdiğini, davacının dava ikame ederek vekalet ücreti kazanmaya çalıştığını, mahkemece savunmalarının dikkate alınmadığını, dava konusuz kaldığından reddine karar verilmesi gerektiğini, marka hakkına tecavüz oluşturacak eylemlerin hiçbirinde bulunmadığını, markasında kullandığı ismin kızının ismi ... olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının gerekçeli karar yazılmadan ve taraflara tebliğ edilmeden istinaf başvurusunda bulunmasının usule aykırı olduğunu, davalının tüm iddialarının dayanaksız olduğunu, marka hakkına tecavüz eyleminin sona erdirilmediğini, 18.09.2021 tarihli ihtiyati tedbir kararının infazına ilişkin tutanakta da görüldüğü üzere, davalının iş yerindeki haksız kullanım içeren tabelalar icra dairesi kanalı ile söküldüğünü, internet siteleri hakkında ise yine ilk derece mahkemesi tarafından verilen ihtiyati tedbir kararının infazı için ilgili kurumlara müzekkere yazıldığını, davalı sosyal medya hesabında mağaza tabelalarında, reklam ve tanıtımlarda, katalog vb. Ekipmanlarda ... markasını aynen kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz fiilini gerçekleştirdiğini, belirterek davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi ve ortadan kaldırılması talebine ilişkindir. Davacı vekili, davalının müvekkili adına tescilli tanınmış "..." ibareli markaları "..." adlı Instagram, Facebook hesapları, www...com internet sitesi alan adında, internet sitesi içeriğinde, imalat ve satış mağaza içi ve tabela, reklam ve tanıtımlarda, satış belgelerinde, satış mağazası ekipmanlarında kullanıldığını, uyarılara rağmen davalı tarafın haksız ve izinsiz marka kullanımına, dolayısıyla marka hakkına tecavüze devam ettiğini beyanla eldeki davayı açmıştır. Mahkemece yukarıda yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş, davalı davanın konusuz kaldığından bahisle davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile istinaf talebinde bulunmuştur. Davalının kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık söz konusu değildir. "..." ibareli ... Numaralı, .. Numaralı, ... Numaralı, ... Numaralı, ...Numaralı, ... Numaralı, ... Numaralı, ... Numaralı ...Numaralı markaların davacı adına tescilli olduğu , ... markasının ... numarası ile TPMK nezdinde tanınmış marka olarak davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin kabulü ; "Ceza mahkemesi nezdinde alınan raporda belirtildiği üzere davalı adına tescilli ve tanınmış markanın alan adı olarak kullanıldığı, işyeri tabelası ve reklam vasıtası olarak kullanıldığı noktasında çekişme bulunmadığı, davalının davacıya ait tanınmış markayı davaya konu sitelerde "..." harfini değiştirerek "..." harfi ve tesbih / gümüş ibaresi eklemek suretiyle alan adı olarak kullanıldığı, ayrıca işyerinde tabela ve reklam aracı olarak kullandığı, davacı markasının tanınmış marka olduğunun izaha muhtaç olmadığı, davalının davacıya ait tescilli ve tanınmış markaya yaklaşmak ve tanınmış markayı sulandırmak niteliğindeki bu kullanımların izahı yapılan mevzuat kapsamında markaya tecavüz teşkil ettiği, kullanımların tanınmış marka olgusu dikkate alındığında sınıfsal incelemeye gerek olmadığı gibi kullanımların davacı tescili kapsamında kaldığı anlaşılmakla markaya tecavüze yönelik davanın kabulüne karar vermek gerekmiş.." şeklindedir. Mahkemece , ceza mahkemesince alınan rapor, davalının ikrar niteliğindeki beyanı , usul ekonomisi gereği ayrıca bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmiş ise de, davalı kendisine keşide edilen ihtar üzerine tüm kullanımlarına son verdiğini beyan etmiş olmakla dava tarihinde devam eden bir haksız kullanım olup olmadığı buna bağlı olarak dava açılmasında hukuki yarar bulunup bulunmadığı , haksız kullanıma son verilmiş ise bunun dava açılmadan önce mi yargılama sırasında mı gerçekleştiği tespitine bağlı olarak varılacak sonuç çerçevesinde kurulması gereken hükmün belirlenmesinde zorunluluk söz konusudur. Dosya kapsamına göre, davacı davalıya Beyoğlu ... Noterliği kanalı ile 28.07.2020 tarih, ... yevmiye numaralı e-tespit tutanağı tutularak davalı tarafın Instagram hesabında müvekkil şirket adına tescilli "..." markasını taklit ederek satışlar yaptığı tespit edildiğini, kullanımlara son verilmesi yönünde 28.07.2020 tarihli ... tarihli ihtarname keşide edildiğini ancak davalının kullanımlarına son vermediğini ileri sürmüş, davalı ise, ihtarnamenin tebliğinden sonra kullanımlarına son verdiğini beyan etmiştir. Davalıya keşide edilen ihtarnamenin 30.07.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 14/08/2020 tarihinde dava ve şikayet hakkını kullandığı , 15.09.2020 tarihli kolluk tarafından davalıya ait işyerinde yapılan tespite ilişkin tutanakta işyeri tabelası ve vitrin camında ... ibaresinin kullanıldığının tespit edildiği, ceza dosyasında yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile tecavüz teşkil eden fiillerin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, yine mahkemece verilen tedbir kararının uygulanmasına ilişkin 18.09.2021 tarihli haciz tutanağı içeriğine göre davalının iş yerindeki haksız kullanım içeren tabelaların icra marifeti ile kaldırıldığı bu hali ile dava tarihinde tecavüz teşkil eden markasal kullanımların devam ettiği, yargılama sırasında tedbir kararının uygulanmasının davanın konusuz kalması sonucunu doğurmayacağı dikkate alındığında mahkemece sabit görülen marka hakkına tecavüz iddiasının kabulü yönünde hüküm kurulmuş olmasının dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı asilin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/01/2022 tarih ve 2020/270 E., 2022/18 K. sayılı kararına karşı davalı asil tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 07/11/2024