Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2020/2247 E. 2024/322 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/2247
- Karar No
- 2024/322
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/2247 Esas
KARAR NO: 2024/322
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 07/03/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 15/05/2014 tarihinde akdedilen reklam sözleşmesi uyarınca davalının, sözleşmede belirtilen şartlarda... firmalarının uçaklarında müvekkilinin reklamlarının yayınlanacağını taahhüt ettiğini, ancak davalının, yükümlülüklerini yerine getirmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığını ve bu arada müvekkili tarafından verilen biri 8.125,00 TL, diğeri ise 8.100,00 TL bedelli çekleri tahsil ettiğini, bu nedenle haksız olarak tahsil edilen çek bedellerinin tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında akdedilen 15/05/2014 tarihli reklam sözleşmesi uyarınca, davacı şirkete ait reklamların ...'e ait 10 adet uçakta 4.000 spot ve ...Jet'e ait 17 adet uçakta 8.000 spot olarak yayımlanması hususunda anlaşıldığını, müvekkilinin, sözleşme ile belirlenen edimini yerine getirdiğini, yayımlanan reklam bilgileri ve reklamın uçaklarda yayımlandığına ilişkin video kaydının davacıya e-mail ortamında gönderildiğini belirterek davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; bilirkişi raporlarının birbirini teyit ettiği, davalının düzenlediği faturaların, davacının ticari defterlerine işlenmiş olmasının davalının, sözleşme ile üstlendiği borçlarını ifa ettiğine karine teşkil ettiği, bu nedenle ispat yükünün, davalının borçlarını ifa etmediğini iddia eden davacı tarafa ait olduğu, ancak davacının, dosya kapsamı ile bu iddiasını ispat edemediği gibi teknik bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, davalının, borçlarının ifası kapsamında üstlendiği reklam yayınlarının yapılmasını sağladığı, bu durumda davacının, sözleşmeyi feshetmeye ve bahsi geçen 2 adet çek toplamı 16.225,00 TL'nin iadesini talebe hak kazanamadığı, davalının kötü niyet tazminat taleplerinin koşullarının da oluşmadığı gerekçeleri ile davanın ve davalının kötü niyet tazminat taleplerinin koşulları oluşmadığından reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkeme tarafından hükme esasa alınan bilirkişi raporunda, sözleşme gereği davacının bütün edimlerini yerine getirip getirmediği değerlendirilmeyerek yorum yolu ile bir edimin yerine getirilmesinin diğer edimlerin de yerine getirilmiş olacağı şeklinde sonuca varıldığını, bu nedenle davalı edimini yerine getirdiğini ispatlayamadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, eksik ve hatalı bir şekilde hazırlanan ihtilafı aydınlatmaya herhangi bir etkisi olmayan ve taraflarınca reddedilen bilirkişi raporları esas alınarak verilen kararın hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sözleşme ile üstlenilen edimin ifa edilmediğinden bahisle ödenen hizmet bedelinin iadesi amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 16.225,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 10/08/2016 tarihli raporda; davacı ve davalıya ait 2014 yılı ticari defterlerin (davacının envanter defteri hariç) sahibi lehine delil teşkil ettiği, yasal defter ve belgelere göre davacı ile davalı arasında süregelen ticari bir ilişkinin var olduğu, incelenen ticari defterlere göre tarafların birbirinden alacaklı veya borçlu olmadığı, takibe konu 2 adet çek ve 16.225,00 TL bedelli faturanın, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, aynı zamanda çeklerin davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, davalının anlaşmalı olduğu ve sözleşmede adı zikredilen ... uçak hizmetlerinden alınan listelerde, reklamın üç ay süre ile yayınlandığının ancak uçağın kaç kere uçuş yaptığının belli olmadığı, reklam yayınlarının, uçak emniyet bilgilendirmesini, bitiminde aynı banttan yayınlandığı, herhangi bir kayıt tutma cihazının bulunmadığı, bu nedenle kaç kez yayınlandığının kesin olarak bilinmesinin olanaksız olduğu, ancak ... ve . firmalarının antetli ve ıslak imzalı yazıları ile, reklamın 1-30 Haziran 2014, 1-31 Temmuz 2014 ve 1-30 Ağustas 2014 tarihlerinde reklam yayınına sahip uçaklarda yayınlandığının teyit edildiği, Vergi Usul Kanununda yer verilen şartlara haiz olarak tanzim edilen hizmet faturasına, Türk Ticaret Kanununda belirtilen hak düşürücü sürelerde itiraz etmeyen davacının, hizmet karşılığı düzenlenen faturayı zımni olarak kabul ettiği, davalının üstlendiği hizmeti yerine getirdiği, bu nedenle çek bedellerinin istirdadına ilişkin talebin haklı olmadığı bildirilmiştir. Farklı bilirkişi heyeti tarafından sunulan bila tarihli tarihli raporda; davalı ile... firmalarının sunduğu deliller üzerinde yapılan incelemeye göre, davalının sözleşme gereği yayınlaması gereken reklamları yayınladığı, teknik tespit ve değerlendirmeler sonucunda, sözleşmeye konu hizmetin davalı yanca verildiği anlaşıldığından, davacının, davalıya verdiği 2 adet çek toplamı 16.225,00 TL yönünden herhangi bir alacağının bulunmadığı bildirilmiştir. "...Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1445 Esas 2018/1438 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davalının, ...e ait uçaklarda, taraflar arasında 15/05/2014 tarihinde yapılan sözleşmede belirtildiği şekilde davacının reklamının yapılmasını sağlayacağı ve bu hizmet karşılığında reklam bedelinin ise 16.225,00 TL olarak kararlaştırıldığı, davacının, reklam bedelini 8.125,00 TL ve 8.100,00 TL bedelli çeklerle ödediği, davalının ise, alacağını söz konusu çekler ile tahsil ettiği hususlarında bir ihtilaf yoktur. Davacı, davalının sözleşme ile üstlendiği edimini yerine getirmediğinden bahisle ödediği çek bedelleri toplamı olan 16.225,00 TL'nin tahsili için icra takibi başlatarak itiraz üzerine işbu davayı açmıştır. Bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere, dava konusu bedele ilişkin davalı tarafından düzenlenen "Reklam hizmet bedeli, ..." açıklamalı, 05/06/2014 tarihli ve 16.225,00 TL bedelli fatura davacının ticari defterlerinde kayıtlıdır. Bu durumda, faturayı, yasal süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davacının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan, bu faturalar nedeniyle borçlu olmadığını, hizmet almadığını yahut eksik hizmet aldığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Dosya kapsamı ve mevcut delil durumu itibariyle davacının, bu anlamda ispat yükümlülüğünü yerine getirdiği söylenemez. O halde davacının, sözleşme ve dolayısıyla faturaya konu hizmetin alınmadığına yönelik iddialarına itibar edilemez. Öte yandan, ... tarafından gönderilen cevabi yazılarda, davacıya ait reklamların yayınlandığı belirtilmiş olup bilirkişi heyeti tarafından da, sözleşme gereği reklam hizmetinin yerine getirildiği bildirilmiştir. Bu nedenle Mahkemece tesis edilen karar isabetli olmuştur. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/786 Esas, 2020/352 Karar sayılı ve 14/07/2020 tarihli kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.07/03/2024