Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2020/213 E. 2024/1028 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2020/213
- Karar No
- 2024/1028
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) . T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/12/2018 ESAS-KARAR NUMARASI :...
Taraf vekillerince, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacı vekili; müvekkilinin kömüre dayalı elektrik üretim santralinde ürettiği elektriği ... A.Ş.'ye sattığını, 31.03.2015 tarihinde 80 ilde meydana gelen elektrik kesintisi sonrasında 04.04.2015 tarihinde müvekkil şirkete piyasa işletmecisi ... tarafından 05.04.2015 tarihinde saat 00:00'dan saat 00:59'a kadar iki ünite için ayrı ayrı 150MW elektrik üretmeme, teknik tabiriyle (1) nolu yük atma(YAT) talimatı verildiğini, aynı gün saat 00:13'de ise saat 01:00'dan saat 01:59'a kadar iki ünite için ayrı ayrı 405MW YAT talimatı verildiğini, Müvekkili şirketin, piyasa işletmecisinin (1) nolu talimatı ile iki ünite için ayrı ayrı 405MW yük atarken, sözleşme gücü olan 42,8MW'dan fazla, 58,76MW güç çekmiş olması nedeni ile davalı ... ile imzalanan sistem kullanım anlaşmasına aykırı olarak, Nisan 2015 döneminden itibaren Aralık 2015 döneminin sonuna kadar, sözleşme gücü 42,80MW üzerinden değil, 52,76MW üzerinden sistem kullanım faturası düzenlendiğini, bu çerçevede Nisan 2015 - Aralık 2015 arası toplamda 358.647,76TL+ KDV = 423.204,36 TL fazladan sistem kullanım bedeli fatura edildiğini ve taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşmasına aykırı olarak 02.03.2016 tarihli fatura ile de 403.572,86 TL sistem kullanım ceza faturası düzenlendiğini, Müvekkilince sistem kullanım ve ceza faturalarının ödendiğini ve itiraz edildiğini ancak davalı tarafça itirazlarının kabulü edilmediğini, Müvekkili şirketin, Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği (DUY)'nde öngörülen şartları sağlayan "dengeleme birimi" olarak arz ve talebin dengelenmesine yük alarak (sisteme enerji vererek) veya yük atarak (bulunduğu üretim seviyesinden daha aşağı seviyeye düşerek) dengeleme faaliyetine katıldığını, (1) etiket değerli talimatların sistemin işletilmesi amacıyla doğrudan ... tarafından verilen talimatlar olduğunu, güç aşım cezasına konu olan sistemle enerji alışverişinin bizzat sistem işletmecisi ...'ın (1) etiket değerli talimatı ile gerçekleştiğini, Müvekkil şirketin, gerek elektrik piyasası mevzuatı, gerekse piyasa katılım anlaşması gereği ...'ın talimatlarına uymak zorunda olduğunu, davalının talimatına uyan müvekkili şirketin kendisinin taraf olduğu sistem kullanım anlaşmasını ihlâl ettiğini ileri sürdüğünü, TMK. m. 2'ye göre çelişkili davranışın hukuk tarafından korunmayacağını, Mücbir sebep koşulları altında ...'ın talimatı ile sistem kullanım anlaşması kapsamında belirlenen gücü aşmasının, Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinin 33. ve Lisans Yönetmeliğinin 35. maddeleri uyarınca müvekkil şirketin sorumluluğunu ortadan kaldıracağını, Dava konusu olayın gerçekleştiği dönemde yürürlükte olan SKA'nın 10. maddesindeki cezanın uygulanması için, maddi koşullar yanında güç aşım cezası gerektiren halin, davacı tarafından müvekkil şirkete ihlâli ortadan kaldırılacağı süreyi bildirecek şekilde uyarı yazısı gönderilmesi gerektiğini, davalının uyarı yazısı göndermeden doğrudan ceza uygulaması yoluna gittiğini, Davalı tarafça sadece sözleşmedeki maksimum gücün aşıldığı aylarda aşılan güç üzerinden fatura düzenlenmesi gerekirken, takip edilen aylarda aşılan güç miktarı üzerinden fatura kesildiğini ve bir de ceza kesildiğini, bu uygulamanın davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açtığını, İleri sürerek, 02.03.2016 tarihli 403.572,86 TL bedelli ceza faturası bedelinin ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere Nisan 2015 dönemine ilişkin 30.04.2015 tarihli faturada fazladan tahsil edilen 56.041,81TL+ KDV = 66.129,34 TL olmak üzere toplam 469.702,20 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı ve gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı ile müvekkili arasında Bağlantı Anlaşması imzalandığını, bu anlaşmanın özel hukuku aşan bir rejime tabi olduğunun açık olduğunu, idari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünün idari yargı yargıya ait olduğunu, Elektrik piyasalarının, sistem arz ve talebi eşitleme (dengeleme) esasına dayandığını, bu mekanizmanın amacının sistem arz güvenliğinin ve enerji kalitesinin sağlanması olduğunu, bu hususların Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde düzenlendiğini, Davacının ilgili mevzuat kapsamında bir dengeleme birimi olduğunu, müvekkili Teşekkülce işletilmekte olan Dengeleme Güç Piyasası (DGP) kapsamında, dengeleme birimleri ilgili piyasaya miktar ve fiyat tekliflerini sunmakta olup, teklif içeriğine ilişkin tüm sorumluluğun, örneğin yük alma hızı, yük atma hızı, minimum seviyede çalışma vb. gibi teknik kriterlerin tüm sorumluluğunun dengeleme birimlerinde olduğunu, Müvekkili Teşekkül bünyesindeki Milli Yük Tevzi Merkezi (MYTM)'nce ihtiyaç duyduğu zaman aralıklarında sistem arz ve talep dengesini sağlamak, sistem kısıtlarını gidermek ve rezerv oluşturmak amaçlarına yönelik YAT(yük atma talimatı) ve/veya YAL(yük alma talimatı) talimatları üretildiğini, dengeleme birimlerinin bu talimatlara uymakla yükümlü olduğunu, talimatlarla ilgili itirazlarını ise, talimatın verildiği saatten itibaren ilk 4 saat içerisinde yapmaları gerektiğini, 04.04.2015 tarihinde, ilgili santral üniteleri için DGP kapsamında geçerli olmak üzere, 05.04.2015 tarihini kapsayan 24 saatlik yük atma talimatı verildiğini, DGP işleticisi olan MYTM'nin, dengeleme biriminin fiziksel yük atma performansını dikkate alarak, ilk talimat ilgili ünitenin 00:00 itibariyle 605 MW'ın tamamının bir anda devreden çıkartılması şeklinde iken, atılan yük miktarına göre ilk saat için 150 MW ve ikinci saat için 405 MW YAT şeklinde güncellendiğini, Ancak, bu talimatların sistemden alınacak enerji ile bir ilgisi bulunmadığı gibi, santralin güç aşımına neden olmasının da söz konusu olmadığını, dolayısıyla müvekkili Teşekkülce verilen yük atma talimatı ile davacı şirket santralinin güç aşımı arasında illiyet bağı bulunmadığını, Müvekkili Teşekkülce düzenlenen Nisan 2015-Aralık 2015 dönemlerine ilişkin sistem kullanım ve sistem işletim faturalarının ... Kurumu tarafından onaylanan Kurul kararının eki Yöntem Bildirimi hükümlerine uygun olarak düzenlendiğini, fiyatlandırma yılı içinde, aylık ölçüm değerleri ve bir önceki faturaya esas alış/veriş kapasiteleri ile sistem kullanım anlaşmasındaki enerji alış/veriş kapasiteleri karşılaştırılarak yüksek olan değer (MW) üzerinden fatura düzenlendiğini, "Kullanıcının bağlantı noktasından maksimum enerji alış kapasitesinin üzerinde elektrik enerji alması" şeklinde gerçekleşen ihlâl neticesinde düzenlenen 02.03.2016 tarihli sistem kullanım ceza faturasının taraflar arasındaki Sistem Kullanım Anlaşmasının "Cezai Şartlar" başlıklı 10. maddesine göre hesaplandığını, Müvekkili Teşekkülün ceza uygulanmadan önce bildirimde bulunma zorunluluğu olmadığını, davacı şirkete gönderilen davaya konu faturalar uyarı niteliğinde olduğundan ve tesisin maksimum enerji alış kapasitelerine ilişkin bilgileri de içerdiğinden aynı zamanda bir bildirim niteliğine de sahip olduğunu, Davaya konu sistem kullanım ve sistem işletim faturaları ile sistem kullanım ceza faturasının sözleşmeden doğan borçlar kapsamında düzenlendiğini ve müvekkili Teşekkülün sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilince enerji mevzuatına ve sözleşmesel ilişkiye uygun olarak işlem tesis edildiğini, kaldı ki sözleşmesel ilişkinin varlığı dahilinde sebepsiz zenginleşmeye konu olabilecek iş ve işlemlerden de söz edilemeyeceğini, Enerji piyasasında üretim faaliyetinde bulunan davacı şirketin, enerji mevzuatını, kapsamını ve hatta Sistem Kullanım Anlaşması gereği aylık ödemekle yükümlü olduğu faturaların nasıl hesaplandığını bilmesi gerektiğini, Savunarak, davanın öncelikle görev yönünden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ : İlk derece Mahkemesince; "Davada uyuşmazlık; taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım anlaşması, bağlantı anlaşmasından kaynaklanmakta olup, 02/03/2016 tarihli ceza faturası bedelinin iadesi talebinin ve yine nisan 2015 dönemine ilişkin 30/04/2015 tarihli faturada fazla tahsilat bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır. Dava konusu olan ceza faturası bedelinin 15/03/2016 tarihinde ödendiği ancak ödemeden önce 09/03/2016 tarihinde davacı tarafından davalıya yazılan yazı ile fatura bedeline ve ceza uygulanmasına itiraz edildiği, fazladan gerçekleştirilen ödemelerin devam edilen aylardan düşülme talebinde bulunulduğu, bu şekliyle iade talebinin usuli koşulunun oluştuğu anlaşılmıştır. Dava konusu 02/03/2016 tarihli ve 15/03/2016 tarihinde ödemesi yapılan 403.572,86 TL bedelli ceza faturasına ilişkin ödenen bedelin iadesine yönelik dava ile ilgili olarak mahkemece yapılan inceleme ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenen sistem kullanım anlaşmasının cezai şartlar başlıklı 10. maddesi ve bağlantı anlaşmasının 16. maddesi uyarınca ceza uygulanabilmesi için öncelikle ihlalin tespiti sonrasında uyarı yapılması ve uyarıda yer alan sürede ihlalin giderilmemesinin ön şart olarak öngörüldüğü, işbu davada davalının ihlalin olduğu tarihlerde davacı sistem kullanıcısını uyarmadığı, ihlali gidermek için süre tanımadığı, bu şekliyle ceza uygulanmasının sistem kullanım anlaşması ve bağlantı anlaşmasına aykırı olduğu, iadesi talebinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Dava konusu nisan ayı 2015 faturasında fazla ödenen kısma yönelik dava ile ilgili olarak mahkemece yapılan inceleme ve tüm dosya kapsamına göre; EPDK'ca yürürlüğe konulan ve 6446 sayılı yasanın 6719 sayılı yasa ile değişik 19. maddesine göre; bağlayıcı olan iletim sistemi kullanım bedellerinin belirlenmesi ile ilgili, EPDK'nın 30/12/2014 tarihli 5398-1 sayılı kararı ekinde bedellerin hesaplanması ve faturalanması ile ilgili işlemlerin açıklandığı, yöntem bildirimine göre; sözleşmedeki maksimum gücün aşılması halinde aşılan en yüksek gücün esas alınması ve tüketime esas birim fiyatların esas alınması gerektiği, dava konusu nisan 2015 faturasında 05/04/2015 tarihinde fiilen gerçekleşen 58,76 MW gücün esas alındığı, EPDK tarafından uygulamaya konulan birim fiyatın alındığı, EPDK mevzuatına ve yöntem biçimine uygun şekilde ücretlendirildiği, hesaplamada hata bulunmadığı anlaşılmakla bu kalem talep yerinde görülmemiş" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 403.572,86 TL'nin 15.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddia ve açıklamalarını tekrar ederek, 2015 Nisan dönemine ilişkin 30.04.2015 tarihli faturadan fazladan tahsil edilen 66.129,34 TL.'den müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin sözleşme gücünden fazla güç çekmiş olmasının sebebinin sistem işletmecisi ... tarafından verilen (1) nolu talimatlar olduğunu, bu yük atma talimatlarına mevzuat gereğince enerji üreticilerinin uyması zorunlu olup herhangi bir yorum hakları bulunmadığını, Davalı tarafça verilen (1) kod nolu talimat için santralin verilen sürede gerekli planlama yapılarak talimata uygun hale getirildiğini, ancak bu talimattan bir saat sonrasında verilen ikinci yük atma talimatı neticesinde bahse konu güç aşımının yaşandığını, Kaldı ki, müvekkili şirkete cezalı fatura çıkarılması sonrasındaki tarihte Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinde, 01.06.2017 tarih ve 30083 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan değişiklik ile "Üretim tesisinin ... tarafından verilen acil durum talimatı nedeniyle anlaşma gücünü ihlal etmesi halinde bu fıkra hükmü uygulanmaz." hükmünün eklendiğini, bunun yanısıra Sistem Kullanım Anlaşması'nın en güncel halindeki "Maksimum enerji Alış- Veriş Kapasitesi " başlıklı 2. madde hükmünde "... tarafından verilen talimatlarla maksimum güç değerlerinin aşılması durumunda ... tarafından talimatlandırılan zaman dilimlerindeki güçler güç aşımı olarak değerlendirilmez." şeklinde ifadelere yer verildiğini, bu hususun müvekkilinin somut olayda kusuru bulunmadığını gösterdiğini, Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 2017/179 sayılı kararı ile; 6719 sayılı yasanın 21. maddesi ile 6446 sayılı yasanın 17. maddesine eklenen "(10) Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır." hükmünün, Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırı olduğu ve hak arama hürriyetine sınırlama getirildiği gerekçesiyle iptaline karar verildiğini, bu karardan hareketle Nisan 2015 dönemine ilişkin bedelin EPDK tarafından çıkarılan iletim tarifesine uygun olup olmadığı noktasında değil, bu tarifenin uygulanma nedeninin davalı tarafça verilen talimatların yol açıp açmadığı noktasında değerlendirilmesi gerektiğini, Müvekkili şirketin bahse konu güç aşımının sebebinin iletim sistemi güvenliğini korumak amacıyla her iki ünitenin de aynı anda devre dışı bırakılması olduğunu, bunun Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliğinin 33. ve Lisans Yönetmeliği'nin 35. maddesi kapsamında mücbir sebep olduğunu, müvekkilinin .... Merkezi'nin talimatlarına uyduğunu ve sistem güvenliğine katkı sağladığını, müvekkilinin sorumluluğunun ortadan kalktığını, müvekkili şirket aleyhine cezalı fatura kesilmesinin kabul edilemeyeceğini, Dava konusu bedellere, taraflar arasındaki Sistem Kullanım Anlaşmasının 3-A/1.4. maddesi uyarınca 6183 sayılı Kanunun 51. maddesindeki gecikme zammının uygulanması gerektiğini, İlk derece Mahkemesince işlemiş ve işleyecek faize KDV işletilmesi yönündeki taleplerine ilişkin karar verilmediğini ve reddine ilişkin bir gerekçe de sunulmadığını, Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının düzeltilmesine ve talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece Mahkemesince tarafların anonim şirket ve özel hukuk tüzel kişisi olduğu gerekçesiyle görev itirazlarının reddedildiğini, dava konusu Bağlantı Anlaşmasının özel hukuku aşan bir rejime tâbi olduğunu, bu nedenle davanın idari yargı mercileri tarafından görülmesi gerektiğini, Müvekkili teşekkülün davaya konu cezayı uygulamadan önce bildirimde bulunma zorunluluğu olmadığını, ... Sistem Kullanım Anlaşmasının "Cezai Şartlar başlıklı 10. maddesinde yer alan, "Kullanıcının ilgili mevzuat, taraflar arasında imzalanan Bağlantı Anlaşması ve bu Anlaşma hükümlerinin herhangi birini ihlal etmesi, söz konusu ihlali ...'ın uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içinde sona erdirmemesi durumunda, ..., aşağıda belirlenen cezai şartları uygulayacaktır. ...'ın uğradığı zararlar ayrıca tazmin edilecektir." hükmünün yanlış yorumlandığını, anılan maddenin devamında yer alan tabloda hangi ihlâl hallerinde uyarıda bulunulması gerektiğinin açıkça düzenlendiğini, uygulamada düzenlemenin lafzından kaynaklanan tereddütlerin önlenebilmesi amacıyla, Sistem Kullanım Anlaşmasının "Cezai Şartlar" maddesinin yukarıda belirtilen çerçevede yeniden düzenlendiğini, onaylanan Sistem Kullanım Anlaşmasının "Cezai Şartlar" başlıklı 9. maddesinde uyarı koşulunun yer aldığı ihlâl durumlarının açıkça belirtildiğini, Bağlantı Anlaşmasının 16. maddesinde uyarı şartı yer almakta ise de, sistem kullanım ihlâllerinin ve bu ihlâl durumlarına sebep olan kullanıcıların karşılaşacakları cezai şart işlemlerinin düzenlendiği asıl belgenin Sistem Kullanım Anlaşması olduğunu, keza Bağlantı Anlaşmasında düzenlenmiş herhangi bir yaptırım da bulunmadığını, Bağlantı Anlaşmasının da Sistem Kullanım Anlaşmasının 9. maddesi paralelinde revize edildiğini ve 16.06.2013 tarih ve 28679 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, Kabul anlamına gelmemek üzere hükmedilen faiz türüne ve başlangıcına da itiraz ettiklerini, ancak dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE : 1-Davalı vekilinin 02.03.2016 tarihli ceza faturası bedelinin istirdatı talebi ile ilgili hükme yönelik istinaf itirazları yönünden; 02.12.2020 tarih ve 31322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7257 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun "İletim faaliyeti" başlıklı 8. maddesinin ...'ın görev ve yükümlülüklerini düzenleyen ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere eklenmesine ve sonraki bentlerin buna göre teselsül ettirilmesine karar verilen bent, "d) İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şartları ve diğer yaptırımları uygulamak." hükmünü, yine aynı Kanunun 39. maddesi ile 6446 sayılı Kanuna eklenen ek madde, "(1) 8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür." hükmünü içermektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun benzer nitelikteki uyuşmazlıkla ilgili 31.05.2023 tarih ve 2022/(15)6-300 E., 2023/538 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; "...8. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı, davalı ile imzalanan "İletim Sistemi Sistem Kullanım Anlaşması" uyarınca kurulan otomasyon siteminde arıza gerçekleştiği ve arızanın giderilmediği gerekçesiyle davalı tarafından düzenlenen ceza faturalarından dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olup, eldeki dava 08.06.2015 tarihinde açılmıştır. 9. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 15.10.2020 tarihli ve 2018/1154 Esas, 2020/1080 Karar sayılı kararı ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin vekâlet ücretine yönelik istinaf başvurusun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 10. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karardan sonra 02.12.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7257 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi ile, 6446 sayılı Kanun'un "İletim faaliyeti" başlıklı 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş ve "İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şartları ve diğer yaptırımları uygulamak" ...’ın görev ve yükümlülükleri arasına alınmıştır. 11. Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 39 uncu maddesi ile, 6446 sayılı Kanun'a eklenen "EK MADDE 3" ile, 6446 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargıda görüleceği düzenlenmiş, 7257 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesi ile de bu Kanun'un yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir. 12. Az yukarıda da açıklandığı üzere HMK’nın 114 üncü maddesinin 1-b bendine göre "Yargı yolunun caiz olması" dava şartları arasında yer almakta olup, HMK'nın 115/1 inci maddesinde ise mahkemece, dava şartlarının mevcut olup olmadığının, yargı yolunun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. 13. Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 46 ncı maddesinde, bu Kanun'un yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmiş olmakla, bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlâllerine yönelik ceza-i şartlara ilişkin uyuşmazlıkların idari yargı yolunda görüleceğine ilişkin düzenlemenin devam eden davalarda uygulanmayacağı yönünde açık bir düzenlemeye de yer verilmemesi karşısında, kanun koyucunun iradesinin bu düzenlemenin eldeki davalarda da uygulanması gerektiği yönünde olduğunun kabulü gerekir. 14. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kanun hükümleri gereğince davanın adli yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle verilen direnme kararı yerinde değildir...." gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Buna göre Dairemizce, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk derece Mahkemesinin karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 7257 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 8. maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere eklenen bent ve yine aynı Kanunun 39. maddesi ile 6446 sayılı Kanuna eklenen ek madde uyarınca, davalı tarafça Sistem Kullanım Anlaşmasında düzenlenen sistem kullanım ihlâlleri ile ilgili ceza faturasının istirdatı istemi ile ilgili davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, yukarıda özetlenen Hukuk Genel Kurulu kararında açıklandığı üzere HMK'nın 114/(1)-b maddesinde düzenlenen "yargı yolunun caiz olması" dava şartının ortadan kalktığı gözetilerek, İlk derece Mahkemesince ceza faturası bedelinin istirdatı ile ilgili talebin tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesi, HMK'nın 114/(1)-b, 115/(2) maddeleri uyarınca yargı yolu dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi, sistem kullanım faturası bedelinin kısmen istirdatı ile ilgili talep yönünden şimdiki gibi görevli olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi için HMK'nın 353/(1)-a.4. maddesi uyarınca, esası incelemeden İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın davanın yeniden görülmesi için kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Kararın kaldırılması nedenine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-a.4. maddesi uyarınca Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.12.2018 tarih ve 2016/960 E., 2018/978 K. sayılı kararının ESASI İNCELEMEDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, 3-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatırana iadesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk derece Mahkemesince esas hükümle birlikte değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 10.07.2024 tarihinde, HMK'nın 353/(1)-a ve 362/(1)-g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2024
Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza