Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/199 E. 2021/111 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/199
Karar No
2021/111

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/500 - 2025/777 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/500 KARAR NO : 2025/777 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/03/2021 NUMARASI : 2020/199 E. - 2021/111 K. DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/03/2021 tarih ve 2020/199 E. - 2021/111 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye'nin önde gelen özel bankalarından olup 2003 yılından beri müvekkiline ait tescilli çok sayıda "..." ibareli markanın mevcut olduğunu, hal böyle iken davalının 2019/14750 başvuru sayısı ile "..." ibareli 09, 36 ve 41. sınıflarda tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazı sonucunda 09 ve 36 sınıflarda bulunan mal ve hizmetlerin markadan çıkarılmasına karar verilip bu kararın yeniden değerlendirilmesi isteğinin YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, itiraza dayanak markada bulunan "..." ibaresindeki "ch" "ç" olarak okunacağından markalar arasındaki fonetik benzerliğin tartışmasız olduğunu, öte yandan markalar arasında üst düzeyde görsel benzerliğin de mevcut olduğunu, kaldı ki, fonetik benzerlik bulunduğundan esasen karıştırılma ihtimalinin varlığı için bu görsel benzerliğe dahi gerek bulunmadığını, müvekkiline ait markadaki "..." ibaresi markaların kapsamında bulunan hizmetler bakımından ayırt edici olmadığından benzerliğin, "..." ve "..." üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini, bu itibarla markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik şartının sağlanmış olduğunu, kurum tarafından daha önceden markalar benzer görüldüğünden bir kısım mal ve hizmetin çıkarılmasına karar verildiğini, ancak dava konusu markadan çıkarılmasına karar verilen 35. sınıftaki “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri" ile davalının markasındaki 41. sınıftaki hizmetlerin aynı ve birbirini tamamlayan, bağlantılı hizmetler olduğunu, "..." ibaresinin ilk olarak müvekkil tarafından kullanıldığını, yoğun reklam kampanyaları ve tanıtımlar sayesinde markanın müvekkilinin hizmetleri ile özdeşleştiğini, markanın müvekkilinin markaları ile aynı sınıfta tescil edilmek istenmesinin müvekkilinin markasının ayırt edici vasfına zarar vereceğini, davalının bu markayı tercih etmesinin kötü niyetli olduğunu ve markanın tescilinin aynı zamanda haksız rekabete neden olacağını ileri sürerek 2020-M-4297 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkiline karşı husumet yöneltilemeyeceğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, "..." ibaresinin elektronik ya da bankacılık sektörü için ayırt edici bir ibare olmadığını, müvekkilinin "..." esas unsurlu tescil edilmiş bir markasının mevcut olduğunu, müvekkilinin bu markasının davacıya ait markalar tescilli iken gerçekleştiğini, "... ..." markasına ısrarla itiraz etmeyen davacının markadan bir kısım mal ve hizmet çıkarılmış olmasına rağmen itiraz etmesinin haksız olduğunu, müvekkilinin markasının bir bütün halinde davacıya ait "... ..." ibaresine benzemediğini, markalarla muhatap olan tüketicilerin markaları karıştırabileceğine ilişkin delil sunulmadığını ve başvurunun kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için öncelikle tescil kapsamı ve/veya tescil talebine konu edilen mallar/hizmetler arasında aynılık ya da benzerlik ilişkisi bulunması gerekli olup taraf markalarının kapsamları arasında herhangi bir aynılık ya da benzerlik bulunmadığı, davacı tarafından marka işlem dosyasına veya dava dosyasına dayanak yapılan markaların tanınmışlık düzeyi ile ilgili olarak sunulan delillerin dava konusu dışındaki ""... kart" ile ilgili olup dava konusu marka ile ilgili delil sunulmadığı, davacının faaliyetlerinin finans sektörü, bankacılık ile ilgili olması karşısında 41. sınıftaki hizmetlerle ilişkin bir tanınmışlık düzeyinden söz edilemeyeceği, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmaması, taraf markaları kapsamındaki mal/hizmetlerin birbirinden farklı olması ve davacının itiraza mesnet yaptığı markalarının tanınmışlığını ispat edememesi nedeniyle tanınmışlık düzeyinden kaynaklanan tescil engeli ile haksız rekabetten söz edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kurum tarafından kabul edildiği üzere markalar arasındaki benzerliğin sabit olduğunu, müvekkiline ait tescilli markalarda yer alan 35. sınıf emtialarda bulunan bir kısım hizmetin davalı tarafa ait marka kapsamında kalan 41. sınıf hizmetler ile aynı ve bağlantılı olduğunu, zira bu hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderdiği ve birbirini tamamlama özelliğine sahip olduğundan aynı alıcı çevresine hitap ettiğini, söz konusu 41. sınıf kapsamındaki, "sempozyum, konferans, spor, kültür, eğlence organizasyonlarının; dergi, kitap, gazete gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi faaliyetlerinin; veya film, televizyon, radyo programlarının, haber muhabirliğinin yapımı hizmetlerinin" 35. sınıf kapsamına giren "reklam, pazarlama veya halkla ilişkiler faaliyeti" olmaksızın gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, bu itibarl bu hizmetlerin birbirini tamamlar nitelikte aynı türden hizmetler olduğundan davaya konu marka kasamında kalan hizmetler ile müvekkiline ait marka kapsamındaki hizmetler arasında aynılık/ benzerlik bulunmadığı yönündeki kabulün doğru olmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut ve müvekkiline ait markanın tanınmış marka niteliğinde olduğunu, bu hususun dosyaya sunulan delillerle ispatlandığını, sunulan delillerin " ..." karttaki puan istemine ilişkin olduğu doğru olmakla birlikte, bu hususun "..." markasının tanınmış olduğunu kanıtlamaya engel olmadığını, "..." markasının "..." ile birlikte kullanıldığı gibi tek başına da kullanıldığını, ilk defa müvekkili tarafından kullanılan "..." ibaresinin yoğun kullanım ve reklam sonucu müvekkili ile özdeşleştiğini, markanın 41. sınıf yönünden tanınmışlığı kabul edilmemişse de, ilgili sektörde ve tüketici çevresinde tanınmış olmasının yeterli olduğunu ve davaya konu markanın tesciline izin verilmesinin müvekkilinin markasına zarar vereceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru markası ile davalı bankanın redde mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesi bulunuyor ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere; markaların kapsamında ortak olarak yer alan mal ve hizmetlerin kurum tarafından markadan çıkarıldığı, dava konusu markanın tescil edildiği 41. sınıftaki hizmetler davacıya ait itiraza dayanak markaların tescili kapsamında bulunmadığı gibi, bu mal ve hizmetler arasında birbirini tamamlama, aynı ya da benzer amaca ilişkin olma, pazarlama/satış yolları itibariyle ilişkili olma ve yahut birbiri ile rekabet etme koşullarının da bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 17/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/199, K. 2021/111, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-199-e-2021-111-k-226a723644b4