Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/145 E. 2021/388 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/145
Karar No
2021/388
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/299 KARAR NO : 2024/705 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/12/2021 NUMARASI : 2020/145 E. - 2021/388 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI DAVANIN KONUSU : Patent Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/12/2021 tarih ve 2020/145 E. - 2021/388 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalının 2010/07795 numara ile tescilli patentinin bulunduğunu, anılan patentin yeni olmadığını, buluş basamağını içermediğini, bu durumun ispatına yönelik pek çok patent dokümanı ile uzman raporlarının olduğunu, zira anılan patentin başvuru işlemleri sırasında Japonya’da reddedildiğini, ileri sürerek, 2010/07795 sayılı patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu patentin EPC hükümlerine göre alındığını ve Türkiye’de validasyonunun gerçekleştirildiğini, davacı vekili tarafından sunulan uzman görüşünün tarafsız olmadığını, müvekkilinin 2010/07795 sayılı patentine yönelik hükümsüzlük iddialarının asılsız olduğunu, müvekkilinin patentinin korunabilirlik şartlarının tamamına sahip olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu patentin 1 nolu bağımsız isteminin ve bu isteme bağımlı 2 nolu bağımlı isteminin yeni olduğu ancak, buluş basamağına haiz olmadığı, 1 ve 2 nolu istemler itibariyle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu; dava konusu patentin 3 nolu bağımlı istemlerinin ve bu isteme bağlı olan veya bu isteme konu buluşu içeren cihazların tanımlandığı 4 ilâ 12. istemlerin yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik kriterlerine sahip olduğu, 3 ilâ 12 nolu istemler için hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirket adına 2010/7795 no ile tescilli patentin 1 ve 2 nolu istemler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, diğer istemler yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalıya ait patent belgesine konu buluşun patentlenebilirlik koşullarını taşımadığını, 3 nolu istem ve diğer istemlerin esasen 1 ve 2 numaralı istemlere bağlı olduğunu, 1 nolu istemin buluşun en kapsayıcı istemi olduğunu, altındaki tüm diğer istemleri kapsadığını, yalnızca 1 ve 2. istemler yönünden patentin hükümsüzlüğüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyaya sundukları uzman mütalaasına göre patentin tüm istemler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, dava konusu patentin yeni olmaması ve patentlenebilirlik şartlarını haiz olmaması nedeniyle Japonya'da tescil edilmediğini, ek raporda dava konusu patentin hükümsüzlüğü şartlarının oluştuğunun açıkça tespit edildiğini, 1 ve 2 nolu istemlerin incelenmesine rağmen diğer istemlerin usulüne uygun bir şekilde incelenmediğini, bilirkişilerce her ne kadar resen araştırma yükümlülüklerinin olmadığı hususunda değerledirmede bulunulmuş ise de, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere bilirkişilerin patentin hükümsüzlüğü konusunda yapacakları incelemede resen inceleme yükümlülüklerinin bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme kararının baskı ve tehdit altında hazırlanmış ana raporla tamamen aksi yöndeki ek bilirkişi raporuna dayanılarak verildiğini, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, dosyada mevcut olmayan, ıslah dilekçesi kapsamında da sunulmayan yeni teknik belgeler değerlendirilerek karar verildiğini, mahkemenin yeni heyetten rapor aldırılması taleplerini reddettiğini, kararda rapora itirazlarının reddine dair gerekçeye yer verilmediğini, ıslah süresi dolduktan sonra sunulan delillerin dikkate alınmaması gerektiğini, iki bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, patentin ve 1 ve 2 nolu istemlerinin buluş basamağı içerdiğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesi istemiştir. GEREKÇE : Dava, patent hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 266. maddesi uyarınca, mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. HMK’nın 281. maddesi uyarınca; taraflar, bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.06.2022 tarih ve 2020/(17)4-245 E.-2022/950 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, alınan bilirkişi raporunun taşıması gereken teknik bilgiyi taşımaması, denetime elverişli nitelikte bulunmaması, raporda kendi içinde çelişki oluşturacak şekilde açıklamalara yer verilmiş olması durumunda hükme esas alınamayacağı kuşkusuzdur. Bilirkişi raporlarında görülen eksiklik ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması görevi de HMK’nın 281/2. maddesine göre mahkemeye aittir. Bu hâlde, hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü de dikkate alınarak mahkemece, raporu veren bilirkişilerden ek rapor alınabileceği gibi, HMK’nın 281/3. maddesi uyarınca, yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, tekrar inceleme yaptırılarak rapor da alınabilir. Ancak alınan bilirkişi raporları arasında teknik inceleme açısından çelişki bulunduğu takdirde bu çelişki giderilmeden hüküm kurulamaz. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; mahkemece aldırılan kök bilirkişi raporunda dava konusu patentin tüm istemleri itibariyle yenilik buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik kriterine sahip olduğu belirtilmiş ise de, ek bilirkişi raporunda bu kez yeni olan ancak buluş basamağını haiz olmayan 1 ve 2 nolu istemler itibariyle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, 3 ilâ 12 nolu diğer istemler için hükümsüz şartlarının bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiştir. Her iki taraf vekilince bilirkişi raporuna itiraz edilmişse de, mahkemece, itirazlar giderilmeden ve kök raporla çelişen ek bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Bu bakımdan, mahkemece, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, patentlenebilirlik şartlarından biri olarak, buluşun başvuru tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde, yazılı veya sözlü tanıtım yoluyla ortaya konulmuş veya kullanım ya da başka herhangi bir biçimde açıklanmamış olması gerekmektedir. Mutlak yenilik olarak adlandırılan bu kriter kapsamında dünyada yenilik kriteri benimsenmiş bulunmaktadır. Patent hükümsüzlüğü talebiyle açılan eldeki davada da dava konusu patentin yenilik unsuruna sahip olup olmadığının, dünya çapında açıklanmış bilgi, yayınlar ve dokümanlar dikkate alınarak, ayrıntılı bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Bu itibarla Dairemizce, taraf vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 09/12/2021 gün ve 2020/145 E. - 2021/388 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 04/04/2024 tarihinde HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 19/04/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/145, K. 2021/388, T. 15.06.2022, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-145-e-2021-388-k-d86de57e11fc