Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/125 E. 2021/245 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/125
- Karar No
- 2021/245
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1133 KARAR NO : 2024/1485 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/06/2021 NUMARASI : 2020/125 E. - 2021/245 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/06/2021 tarih ve 2020/125 Esas - 2021/245 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin “..." markasını uzun yıllardır kullandığını, bu markanın uluslararası marka tescillerinin bulunduğunu, davalıya ait 2018/20443 ve 2018/20383 sayılı "..." esas unsurlu markaların, müvekkili markaları ile aynı/ayırt edilemeyecek derecede benzer ve aynı/benzer mal ve hizmetler bakımından tescilli olduğunu, taraf markaları arasında yalnızca "i" ve "a" harflerinin yerinin değiştirildiğini, "..." ve "..." ibarelerinin Türk dilinde herhangi bir anlam barındırmadığını, italik olarak yazıldığını, ürünlerde yine lacivert rengin tercih edilmesinin müvekkiline yakınlaşma çabasını gösterdiğini, müvekkilinin "..." markasının, ...'nın meyve suyu markası olarak uluslararası tanınmış bir marka olduğunu, davalının ürünlerine ait sosyal medya hesaplarında ve internet adresinde görsel ve tanıtımların yer aldığını, taraf markaları arasında iltibas bulunduğunu ve davalı markalarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, davalıya ait 2018/20443 ve 2018/20383 sayılı markaların hükümsüzlüğüne, davalı fiillerinin müvekkile ait 2013/86985 sayılı "... ...", 2004/31748 sayılı "..." markalarına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile tecavüzün men'i ve ref'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, markalar bir bütün olarak incelendiğinde somut olayda herhangi bir tecavüz söz konusu olmadığını, markaların birbirine benzemediğini, markaları birbirinden ayıran en büyük unsurlardan birinin davacının "..." kelimesinin yanında Arapça figürler kullanması olduğunu, markaların yalnızca işitsel değil, görsel ve kavramsal yönleriyle de ele alınması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının dayanak yaptığı markalarının "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, bu sözcüğün herhangi bir anlamı olmayan özgün bir ibare olduğu, dava konusu markalarda "..." ibaresinin asli unsur olduğu, markalarda bulunan tali unsurların (“... ibaresi gibi) zayıf nitelikte ve ilgili sektöründe yaygın/jenerik kullanımı olan ibarelerden oluştuğu, "..." ibaresinin de Türkçe karşılığının bulunmadığı ve özgün bir ibare olduğu; tüketicilerin “...” ibareli ürünleri gördüğünde davacı markaları ile arasında bağlantı kurma ihtimali dâhil markaları karıştırma ihtimalinin bulunduğu, "..." markasının, davacıya ait "..." markasındaki yer alan “a” ile “i” harflerinin yerlerinin değiştirilmiş hali olduğu, bu harf değişikliğinin davalı markalarını davacı markalarından farklılaştırmak için yeterli olmadığı, ortalama tüketicilerin davalı markasını, davacı markalarının bir başka versiyonu gibi algılamaları ya da en azından, bu mal veya hizmetleri üreten işletmeler arasında idari-ekonomik anlamada bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılabilmelerinin mümkün bulunduğu; davacının 2004/31748 tescil numaralı markasının 14.03.2007 tarihinde tescil edildiği, 2013/86985 tescil numaralı markasının da 19.11.2014 tarihinde tescil edildiği; davalının 2018/20383 tescil numaralı markasının ise 09.07.2018 tarihinde tescil edildiği, yine 2018/20443 tescil numaralı markasının da 19.10.2018 tarihinde tescil edildiği, SMK'nın 155. maddesi hükmü ve taraf markaları arasında benzerlik bulunması göz önüne alındığında davalı eylemlerinin haksız rekabet olduğu sonucunu doğuracağı gerekçesiyle, hükümsüzlük talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile, davalıya ait 2018/20443 kod nolu "...+şekil" ibareli markanın 30. sınıfta yer alan "kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler" mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalıya ait 2018/20383 kod nolu "..." ibareli markanın 30. sınıfta yer alan "kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler" ve 32. sınıfta yer alan "maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş enerji içecekleri" mal ve hizmet sınıfları yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine; markaya tecavüz davası yönünden davanın kısmen kabulü ile, davalının 2018/20443 kod nolu "...+şekil" ibareli markasının 30. sınıfta yer alan "kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler" mal ve hizmet sınıfları yönünden kullanımının davacının markasına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile men ve ref'ine, davalının 2018/20383 kod nolu "..." ibareli markasının 30. sınıfta yer alan "kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler" ve 32. sınıfta yer alan "maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş enerji içecekleri" mal ve hizmet sınıfları yönünden kullanımının davacının markasına tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile men ve ref'ine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişilerin tüm mal ve hizmetler bakımından iltibas ihtimali tespit ettiklerini, 30 ve 32. sınıf mallar arasında tamamlayıcılık ilişkisi bulunduğunu, davanın kısmen kabulünün marka hukukuna aykırı olduğunu, ...'nın meyve suyu markası olan "..."nin uluslararası olarak tanındığını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, yazılışı, okunuşu ve görsel olarak bıraktığı izlenim itibariyle müvekkili markasının önemli ölçüde farklılaştığını, müvekkili markasında "..." ibaresinin önünde ve arkasında farklı kelime unsurları bulunduğunu, taraf markalarının esas unsurlarının farklı olduklarını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1- Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men ve ref'i, ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarının kapsamındaki emtiaların benzerliği yönünden yapılan değerlendirmede bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, davalının kötüniyetinin de ispatlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı Kanun'un 29/1-a maddesi uyarınca, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılır. Atıf yapılan 7. maddenin 2/b bendinde ise tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması halinde marka sahibinin, bu fiillerin önlenmesini talep hakkının bulunduğu açıklanmıştır. SMK'nın 7/2-b maddesinde, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması halinde marka sahibinin, bu fiillerin önlenmesini talep hakkının bulunduğu açıklanmıştır. Somut olaya uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramı açıklanmalıdır. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacı markaları "... ..." ve "..." ibarelerinden ve ibarelerin yanında Arapça yazılardan, hükümsüzlüğü talep edilen dava konusu markalar ise, "..." ibaresi ile "..." ibarelerinden oluşmaktadır. Her iki taraf markasında öne çıkan unsurlar "..." ve "..." ibareleridir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince taraf markalarında "a" ve "i" harflerinin yer değiştirdiği ve bu değişikliğin davalı markalarını farklılaştırmaya yetmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, Dairemizce, taraf markalarının esas unsurunu oluşturan ibarelerin "Ra" ve "Ri" sesleriyle başlamasının somut uyuşmazlıkta markaları görsel ve işitsel olarak yeterince birbirinden uzaklaştırdığı, zira tüketicilerin kısa ibarelerdeki değişiklikleri daha kolay fark ettikleri ve markaların başlangıç kısımlarına da daha çok dikkat ettikleri, taraf markaları arasında anlamsal bir benzerlik de bulunmadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlikten söz edilemeyeceği kanaatine varılmış, bu hale göre davalının davaya konu eylemlerinin, davacı tarafın marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil etmediğinin kabulü gerekmekte olup, aksi yöndeki mahkeme kararı yerinde görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Dairemizce, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, marka kapsamındaki emtialar arasında kısmen benzerlik bulunması sonuca etkili bulunmamıştır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 24/06/2021 gün ve 2020/125 Esas - 2021/245 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 54,40-TL harçtan mahsubu ile bakiye 373,20-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre, reddedilen manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 52,40-TL posta gideri, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 273,10-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 10-Davacıdan alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/09/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 13/10/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...