Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/113285 E. 2023/722 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/113285
Karar No
2023/722
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1565 KARAR NO: 2025/24 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/03/2021 NUMARASI: 2017/876 Esas - 2021/278 Karar DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkmaya İlişkin) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/01/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketin %50 sine karşılık gelen 11.700 adet pay sahibi olduğunu, davalı şirketin diğer ortağının ... olduğunu ve aynı zamanda şirket ana sözleşmesine göre 24/12/2017 tarihine kadar münferiden şirketi hukuki sınırlar çerçevesinde temsil ve ilzama yetkili olan kişi olduğunu, müvekkiline şirketin işlemlerine ve hesaplarına dair, sermaye artırımının gerçekleştiği 16/12/2013 tarihinden itibaren şirketin işleyişiyle ilgili herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, kar dağıtılmadığını ve ortaklar kurulunun toplanmadığını, davalı şirket müdürü diğer ortağın 2017 yılında görevi son bulacağından, müvekkili tarafından şirketin işlemleri hakkında ve 2013 ten itibaren bilanço bilgilerinin bildirilmesi talepli noter vasıtasıyla ihtarname keşide ettiğini, davalı şirketin cevabında, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmediği beyan edildiğini ancak kar payı dağıtımının dene yapılmadığını, mevcut durum itibarı ile karın ne olduğunu hiç bir şekilde bildirmediğini, akabinde bağımsız mali müşavir yetkilendirdiklerini, yapılan denetimlerde davalı şirketçe tutulması gereken defterlerin yasaya ve mevzuata aykırı olarak düzenlendiğini, mali müşavire tüm defter ve kayıtların açılmadığını, incelenebilenler bakımından davalı şirketin alacak ve borçları deftere doğru şekilde geçirilmediğini, bazı borçların deftere dahi işlenmediğini, bu konuda detaylı araştırma yapılabilmesi için şirketin tüm ticari defter kayıt ve belgeleri ile banka kayıtlarının eksiksiz olarak celp edilmesini talep ettiklerini, mali müşavir tarafından yapılan inceleme sonucunda oluşturulan raporda davalı şirkete ait muhasebe kayıtlarında birden fazla fiktif kayıt bulunduğu, davalı şirkete ait mali tabloların hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığı, davalı şirket de hiçbir çalışan olmamakla birlikte eski çalışanların açmış olduğu işçilik alacakları davalarının davalı şirket aleyhine risk oluşturduğu ve davalı şirketin aynı zamanda şirket müdürü sıfatını da taşıyan ... tarafından kötü yönetilmekte olduğu ve bu kötü yönetim sonucunda zarara uğratığı yönünde tespitte bulunduğunu, davalı şirketin kötü yönetilmesi neticesinde müvekkili bakımından ortaklık ilişkisinin güvenilmez ve çekilmez hale geldiğini, davalı şirket kaynaklarının şirket müdürü ...'nun kurucusu olduğu başka bir şirkete aktarıldığını, davalı şirketi zarara sokabilecek işlemler yaptığını, davalı şirkete ait demirbaş niteliğindeki menkul eşyaların hiçbir kira bedeli alınmaksızın davalı şirket müdürünün kurduğu şirket tarafından kullanıldığını, ve davalı şirketin aktifinin azaltıldığı pasifinin ise arttırıldığını, şirket kayıtlarına dahi güvenmeyen müvekkili bakımından ortaklık ilişkisine devam edilebilmesinin mümkün olmadığını beyan ederek öncelikle TTK m.638/2 uyarınca müvekkili ortağın haklarının ve durumunun teminat altına alınması için alınması gereken önlemlerin alınması talebi ile , davalı şirkette pay sahipliği sıfatı sürdürülmez halen gelen şirketin kötü yönetimi nedeniyle şirkete ortak olurken öngördüğü ticari risklerin çok ötesinde hukuki ve idari yaptırım riskine maruz kalan, davalı şirketin müdür ve hissedarının borçlandırıcı işlemleri ile pasifi arttırılan davalı şirketteki ortaklığı sürdürülemez hale gelen müvekkilinin haklı nedenlerle şirketten çıkma talebinin kabulü ile şirketin rayiç değer bilançosu yapılarak müvekkiline ait esas sermaye payının gerçek ve güncel değerine uygun ayrılma akçesinin reeskont faizi ile birlikte kendisine verilmesine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin iki ortaklı olduğunu, iki ortak arasında %50 - %50 şeklinde bölündüğünü, müvekkili ... nun davalı şirketin ana sözleşmesine göre 24/12/2017 tarihine kadar münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili olan kişi olduğunu, davacının dilekçesinde 16/12/2013 tarihinden itibaren şirketin işleyişle ilgili herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını belirtiğini, fakat daha sonra mali müşavir yetkilendirdiklerini ve şirkette yerinde inceleme yapıldığını beyan etmekle kendi iddialarını çürüttüğünü, zire TTK 411 e göre azlık hisse sahiplerinin Ortaklar kurulunu toplantıya çağırabileceğini, ve karara bağlanmasını istedikleri maddeleri gündeme ekleyebildiklerini, kar dağıtımı ve ortaklar kurulunun toplanmaması karşısında atılacak ilk adımın şirketten çıkma olmadığını, davalı tarafın 16/12/2013 yılından beri kar dağıtılmadığını ve ortaklar kurulunun toplanmadığını henüz fark etmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ,davacının müvekkilinin 25/09/2014 tarihinde davalı şirket merkezinde aynı unvan ve aynı iştigal alanıyla şirket kurduğunu bu durumun rekabet yasağına aykırı olduğunu belirtiğini ancak davalı şirketin iştigal konusu ile müvekkili davalı şirket ortağının kurduğu şirketin iştigal konusunun birebir aynı olmadığını, aynı zamanda davacı tarafın iddialarının aksine bu iki şirketin birbirinden tamamen bağımsız şekilde işletildiğini, rekabet yasağına aykırılığın söz konusu olmadığını, ayrıca 2014 yılında kurulmuş bir şirketin 2017 nin son ayında şirketten çıkma için gerekçe gösterilmesinin TMK hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin rekabet yasağına aykırı davranmakla itham eden davacının asıl kendisinin bir şirket kurarak rekabet yasağını asıl kendisi ihlal ettiğini, ayrıca şirketin vergi borcunun varlığının şirketten çıkma için haklı sebep teşkil etmeyeceğini, işçi alımı ve işten çıkarma hallerinde ortaklara bildirim zorunluluğu olmadığını, ayrıca bu işlemler için ortaklar kurulunun toplantısı yapılmasının da gerekmediğini beyan ederek davacı ortağın çıkma talebinin TTK m 638/2 uyarınca haklı sebep kapsamında olmadığına, kötü niyetli çıkma talebinin reddine, talep edilen ayrılma akçesinin faiziyle verilmesine yer olmadığını, haksız olan bu talebin reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Bu kapsamda yapılan incelemede, davalı şirketin gayri faal hale geldiği, şirket tarafından davacıya fıktif kayıtla borç yazıldığı, şirket müdürünün bir başka şirket kurmak suretiyle TTK m. 626/2'de hükme bağlanan rekabet yasağını ihlal ettiği, dava dışı şirket müdürünün münferit olarak yeni kurmuş bulunduğu dava dışı şirkete davalı şirketin müşteri portföyünü aktardığı, şirketin uzun süreden beri kâr dağıtmadığı, şirketi müdürünün idare ve temsil yetkisinin süresinin sona erdiği ve yenileme için genel kurulun toplanamadığı, davacının ortaklıktan ayrılma ile ilgili talebinin davalı yana ihtaren bildirildiği, davalı şirketin nezdindeki dava dışı şirketin 120 nolu Müşteriler ve 320 nolu Satıcılar hesaplarındaki bakiyelerin birbirini teyit etmediği, 2014 yıl sonundan itibaren yapılan ticari işlemlerde mahsup ve tahsis fişleri düzenlemek sureti ile yapılan virmanlar sonucu bir çok hesabın müdür tarafından kapatıldığı, dava dışı şirketin kurulması ile birlikte davalı şirketin devamlı zarar ettiği, buna karşılık dava dışı şirketin sürekli karar ettiği, SGK'dan gelen 06,07.2018 tarih ... sayı ve 06.04,2019 tarih ... sayılı yazılar ekindeki hizmet döküm cetvelindeki davalı şirkette çalışan ..., ..., ..., ..., ..., ..., adlı personelin dava dışı şirketin bordrolarında aynı şekilde yer aldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde haklı sebep şartının gerçekleştiği kabul edilerek davacının davalı şirket ortağından çıkarılmasına, davacının hissesine isabet eden 668.811,07 TL ortaklıktan çıkma payının davalı şirket ortağı ...'ndan tahsili ile davacıya verilmesine ve davanın kabulüne," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada taraf olmayan kişi hakkında hüküm kurulmasının yasa ve usule aykırı olduğunu ve davada taraf olmayan ... hakkında verilen kararın kaldırılması gerektiğini, şirketten çıkmaya izin verilmesi talepli davada husumetin "münhasıran" şirkete yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğunu, diğer ortağa husumet yöneltilemeyeceğini, yerleşik Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davalı şirketin içinde bulunduğu mali durumdan davacı da sorumlu olduğundan somut olay bakımından "haklı sebep" bulunmadığını, mahkemece ortaklıktan çıkmak için haklı sebeplerin bulunup bulunmadığı hususunun yeterince değerlendirilmediğini, mahkemece kararın gerekçesinde sayılan nedenlerin haklı sebepler olarak kabul edilemeyeceğini, davacı, ... Org. Tur. Ltd. Şti.’ ni kurarak rekabet yasağını kendisi ihlal ettiğini, davacının kendi oluşturduğu sonuçlara dayanarak hak iddia etmesinin açıkça kötü niyetli olduğunu, mahkemece bu hususun değerlendirilmediğini, salt müvekkil şirket yetkilisinin rekabet yasağını ihlal ettiğinden bahisle hüküm kurulduğunu, kararın bu yönüyle hukuka aykırı olduğunu, davalı ve dava dışı ... A.Ş.'nin iştigal konuları farklı olduğundan rekabet yasağına aykırılık bulunmadığını, bilirkişi heyetinin bu hususu değerlendirmeksizin rapor tanzim ettiğini, mahkemenin de yetersiz bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurduğunu, bunun yanında, davacı tarafın, şirkete ortak olmadan önce ücretli olarak bir şirkette çalışmakta iken bilirkişi heyeti tarafından 1.337.622,33-TL özkaynağı olduğu bildirilen davaya konu şirkete herhangi bir sermaye koymadan ortak olduğunu, davacının taleplerinin haksız kazanç sağlama amaçlı olup hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mahkemece bu hususun da değerlendirilmediğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, davacının şirketten ayrılma talebine istinaden kendisine ödenen 194.256,00-TL nin hesaplamadan mahsup edilmeksizin yapılan ayrılma akçesi hesabı hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna karşı itirazların dikkate alınmaksızın karar verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalı yanın haklı sebep bulunmadığı ve yeterince değerlendirilmeme iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava dosyası, deliller ve bilirkişi raporları incelendiğinde bir değil birden çok haklı nedenin varlığı; özellikle rekabet yasağının şirket müdürünün aynı isim aynı iştigal alanlı başka bir şirketi ile ihlal edildiğinin ortada olduğunu, tarafımızca haklı neden olarak öne sürülen ve mahkemece kabul edilen sadece şirketin kötü yönetimi nedeni olmadığını, somut davada davalı şirket müdürünün, şirketi kendi menfaatleri için kullandığını ve şirketin içini boşalttığını, şirket müdürünün, davacının güvenini açıkça kötüye kullandığı için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/113285 E. Sayılı soruşturma dosyası kapsamında şikayetçi dahi olunduğunu, davalı yanın, rekabet yasağını daha önce ihlal eden tarafın davacı olduğu yönünde afaki bir beyanda bulunduğunu ve mahkemeleri yanıltma saiki ile rekabet yasağını ihlal ettiğini bertaraf etmeye çalıştığı kabulünün mümkün olmadığını, dolayısıyla davalı yanın iddialarının yalnızca yargılamayı uzatma amacıyla yapıldığını, dava konusu şirket ile müvekkile ait birşeyler isimli şirketin iştigal ve faaliyet alanlarının birbirinden tamamen farklı olduğunu, davacı istinaf dilekçesinin 5. maddesinde daha önce hiç beyan etmediği bir beyanda bulunduğunu, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında itirazın kanuna aykırı olduğunu, davalının ilk derece mahkemesinde öne sürmediği itirazlarını istinafta iddia etmeye çalıştığını, davacının, emekleri, çalışma prensibi ve şirkete getirileri kapsamında şirkete ortak olduğunu, davalı yan gerek ilk derece mahkemesi süresince gerek işbu istinaf başvurusunda dava dışı ... A.Ş.’nin rekabet yasağını ihlal etmediğini ispat edecek bir tek delil sunamadığını, çünkü dava dışı ... A.Ş. davalı şirketle aynı iştigal alanına sahip, aynı isimde, aynı adreste, aynı ekipmanlarla, aynı envanterle ve aynı müşterilerle çalışan bir şirket olduğunu, bu durumun faturalarla, verilen hizmetle sabit olduğunu beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, limited şirketten çıkmasına karar verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, çıkma payının davalı şirket ortağından tahsiline dair hüküm kurulmuştur. Bilahare ek karar ile faize ilişkin karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa incelemesine konu uyuşmazlık temelde: davada taraf olmayan şirket ortağından çıkma payının tahsiline karar verilip verilemeyeceği, faizin başlangıcı noktalarındadır. hüküm ancak davanın tarafları hakkında kurulabilir (6100 sayılı HMK, m.26, 297) eldeki uyuşmazlıkta davada taraf sıfatı bulunmayan dava dışı ortak hakkında tahsil hükmü kurulması mümkün değildir. Bu yöne ilişen davalı istinaf istemi yerindedir. Limited şirketlerde çıkma 6102 sayılı TTK 638 vd. Maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre her ortak haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmasına karar verilmesini isteyebilir. Dosyaya kazandırılan rapor ve diğer deliller ile %50 paya sahip ortaklar arasında anlaşmazlık bulunduğu, ortaklık ve yönetim ilişkisinde güven ortamının kalmadığı, birlikte şirket faaliyeti yürütmelerinin beklenemeyeceği, şirketin ticari faaliyetine son verildiği anlaşılmakla davacının TTK 638/2 maddesinde düzenlenen haklı sebeple çıkma hakkının bulunduğu sonucuna ulaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf istemleri yerinde değildir. 6102 sayılı TTKnın 612. Maddesi; "Şirket kendi esas sermaye paylarını, sadece, bunları alabilmek için gerekli tutarda serbestçe kullanabileceği özkaynaklara sahipse ve alacağı payların itibarî değerlerinin toplamı esas sermayenin yüzde onunu aşmıyorsa iktisap edebilir. Şirket sözleşmesinde öngörülen veya mahkeme kararıyla hükme bağlanmış bulunan bir şirketten çıkma ya da çıkarma dolayısıyla, esas sermaye paylarının iktisabı hâlinde, birinci fıkradaki üst sınır yüzde yirmi olarak uygulanır. Şirket esas sermayesinin yüzde onunu aşan bir tutarda iktisap edilen esas sermaye payları iki yıl içinde elden çıkarılır veya sermaye azaltılması yoluyla itfa edilir." hükmünü içermektedir. Bu düzenleme şirket sermayesinin korunması amacıyla getirilmiş bir düzenlemedir. TTK'nın 641/1. maddesine göre ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir. Çıkma payı bir nevi tasfiye payıdır. Yani çıkan ortak için tasfiye payının yerine geçmektedir. Bu nedenle bu hak, farazi tasfiye payı olarak ifade edilmektedir. Çıkma ile ortaklık, sadece çıkan ortak için sona erdiğinden, ona düşen payın verilmesi amaçlanmaktadır, zira diğer ortaklar için ortaklık ilişkisi devam etmektedir. Bu bağlamda ayrılma payını, ortaklıktan ayrılan ortağa esas sermaye payını ve bu payın ona sağladığı ortak sıfatını kaybetmesine karşılık kendisine ödenmesi gereken değer olarak kabul etmek gerekir (Bkz. Yrd. Doç. Dr. Nihat Taşdelen, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Limited Ortaklıklarda Çıkma Çıkarılma ve Fesih, Ankara 2012, sf. 179 vd.). Hukukun genel ilkeleri ayrılma akçesinin ayrılma ile muaccel olmasını gerekli kılar; bu kural burada da geçerlidir. Ancak bu kural şirketin "kullanabilir öz sermayesi" varsa uygulanır. Çünkü ayrılan ortağa ödenecek ayrılma akçesi, esas sermaye payının gerçek değerine göre belirlenecek olup, payın gerçek değeri belirlenirken şirketin en azından bilanço değerinin bulunması gerekir. Haklı sebeple ayrılan ortağın payının gerçek değerinin ortaklığının sona erdiği tarihe en yakın tarih olan karar tarihi itibariyle hesaplanması gereklidir. Davacı vekili, hükmedilen ayrılma akçesine dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiği, davalı taraf da kararın kesinleşme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden bahisle istinaf talebinde bulunmuşlardır. 6102 sayılı Kanun'un 641/1. Maddesi uyarınca ortağın ayrılma akçesinin, ayrılma tarihinde muaccel olacağı , somut olayda davacının ayrılma akçesinin , ortaklıktan çıkma kararının kesinleştiği tarihte muaccel hale geleceği anlaşılmakla mahkemece hükmedilen ayrılma akçesine karar tarihinden itibaren faiz uygulanması isabetli değildir. (Yargıtay HGK'nın 05.07.2023 Tarih ve 2022/11-63 E. - 2023/722 K. sayılı kararı) Bu durumda mahkemece ayrılma akçesi şirket aktifinin karar tarihine en yakın dönemdeki mal varlığının rayiç değeri üzerinden belirlenerek, doğru hasım hakkında hüküm kurulması gerekirken davada taraf olmayan kişi hakkında, hatalı faiz başlangıcı ile hüküm kurulması doğru olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 3-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 579,50 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/113285, K. 2023/722, T. 05.07.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-113285-e-2023-722-k-bec35148f9b0