Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/863 E. 2020/494 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/863
Karar No
2020/494
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1194 KARAR NO:2024/1352 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:27/10/2020 NUMARASI:2019/863 E. - 2020/494 K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uluslararası nakliyat ve kargo işi ile uğraştığını, davalı ile müvekkili arasında taşımacılık üzerine cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davalıya bir takım taşıma hizmeti sunduğunu, taşıma hizmetleri neticesinde müvekkilinin alacakları doğduğunu, ancak, davalının faturaya konu alacaklarını ödemediğini, bunun üzerine ... sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile dalacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının takip dayanağı olarak cari hesabı gösterdiğini, anacak taşıma hizmetinin dayanağı faturaları eklemediğini, müvekkilinin cari hesabında davacının hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, davacı yanın müvekkiline 15.773,03-TL bedelli, ... seri no'lu fatura ile ... seri no'lu fatura kestiğini, buna istinaden müvekkilinin bu faturaları ihtarname ile iade ettiğini, taraflar arasındaki fatura konusu işlemin aslında yurt dışı ithalatçı Amerikan ... firmasının müvekkilinden sipariş ettiği kumaşların kargo ile gönderimini kapsadığını, ithalatçı ve siparişi veren firmanın kargo bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirketten ithalatçı firmaya gönderilecek ürünün kargo paketinde, ödemenin alıcı firmaya ait olduğunu gösteren ''.... (...)'' bilgisinin yazıldığını, yalnızca bunun yanında alıcı ödemeli tik atılmasının unutulduğunu, ancak alıcı ... bilgisinin yazılmasının alıcı ödemeli olduğunu belirttiğini, alıcı ödemeli olmayan bir kargo için bu bilginin kesinlikle yazılmadığını, davacının bu durumda söz konusu taşıma işlemine ilişkin faturayı ... firmasına kesmesi gerekirken müvekkiline kestiğini, davalının alıcı ödemeli olan bir kargoyu ödemekle yükümlü olmadığını, alıcı ile müvekkili arasında da buna ilişkin anlaşma yapıldığını, nitekim alıcı firma tarafından davacı ... şirketi temsilcisi ...'na yazılan yazıda Amerika'da yerleşik ...merkezine de konunun iletilmesini ve kargo takip numarası ... ve ... olan kargonun asıl ücretinin kendilerine fatura kesilmesi halinde ödeneceğinin taahhüt edildiğini, müvekkil şirket yetkilisi ... ve Amerikalı alıcı şirket ile ...şirket yetkilisi arasında çok bir çok defa yazışmalar gerçekleştiğini, yazışmalarda görüleceği üzere, alıcı Amerikalı firma ... tarafından kargo bedelinin ödeneceği taahhüt edilmesine rağmen davacının ... ... firmasına fatura kesmemekte özellikle direndiğini, alıcı ... tarafından 18.07.2019 tarihli gönderilen mailde, ... Türkiye tarafından ... alınan ve alıcı firma adına ...'a gönderilen dava konusu kargolardan ... takip numaralı kargo için 791 USD, ... takip numaralı kargo için 1113,73-USD olmak üzere toplam 1904,74-USD olması gerekirken çok fahiş ve iki katından fazla bir rakam 5000-USD olarak istendiğinin de belirtildiğini, fahiş kargo bedeli düzenleyen davacının kendi standart tarifesinin üzerine çıktığını, maksimum 1900-USD olması gereken kargo bedelinin 5000-USD olarak müvekkiline fatura ettiğini, alcı firmanın da bun haksız bularak 18.07.2019 tarihli mailinde bu durumu bildirdiğini, buna rağmen alıcının 5000-USD olarak dahi olsa kargo bedelini ödeyeceğini belirttiğini, ancak davacının bu firmaya fatura kesmediğini, davacının muhtemelen hem fahiş bir fatura kestiğini, muhtemelen de bunu sistemlerinden düzeltemediğini, açıklanması zor bir durumla karşılaşmamak için ... firmasına faturayı kesmediğini veya kesemediğini, davalının davacıya borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesi istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava, taşıma sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasında taşıma sözleşmesi ilişkisi kapsamında davalı tarafından teslim edilen emtianın hava yoluyla yurt dışındaki alıcıya teslim edildiği sabit olup, uyuşmazlık taraflar arasında varsa yazılı sözleşme yoksa gönderiye ilişkin belgelerdeki kayıt ve gönderim şekli itibariyle gönderen davalının taşıma ücretinden sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarı noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 871. maddesinde " Eşyanın teslim yerine varmasından sonra gönderilen, taşıyıcıdan, taşıma sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesi karşılığında, eşyanın kendisine teslim edilmesini isteyebilir. Eşya zayi olmuş veya hasara uğramış yahut geç teslim edilmişse, gönderilen, gönderenin taşıma sözleşmesinden doğan istem haklarını taşıyıcıya karşı ileri sürebilir. Gönderen, bu hakların ileri sürülmesinde yetkili kalmaya devam eder. Gönderilenin veya gönderenin kendilerinin veya başkasının menfaatine hareket etmeleri farklılık yaratmaz.İstem hakkını, birinci fıkranın birinci cümlesine göre ileri süren gönderilen, taşıma ücretini, taşıma ücretinin bir bölümü ödenmiş ise kalan bölümünü taşıma senedinde gösterilen tutarla sınırlı olmak üzere ödemekle yükümlüdür.Taşıma senedi düzenlenmemiş veya gönderilene ibraz edilmemişse yahut ödenmesi gereken tutar taşıma senedinden anlaşılamıyorsa, gönderilen, makul olması şartıyla, gönderen ile taşıyıcı arasında kararlaştırılan taşıma ücretini ödemek zorundadır." hükmü düzenlenmiştir. Kanun koyucu gönderilenin eşyayı kabul etmesine bir takım hukuki sonuçlar bağlamış ve taşıma ücreti ve taşımayla ilgili diğer masrafların eşyayı kabul eden gönderilen tarafından ödeneceğini belirtmiştir. Gönderilenler teslim yerinde eşyayı kabul ederek taşıma sözleşmesine gönderilen yanında katılmaktadır. Gönderilenin gerek hakları, gerekse yükümlülükleri tek bir kuramsal temel olarak bu katılıma dayanır. Sözleşmeye katılmada asıl taraf mevcut konumunu korurken sözleşme ilişkisine yeni bir kişi asıl tarafın yanında girmektedir. TTK'nın 857/1-k. hükmündeki taşıma ücretinin gönderenden başka biri tarafından ödenecek olması halinde taşıma senedinin içeriğinde bu kaydın bulunması gerektiği şeklindeki hüküm TTK'nın 871. maddesi gereğince gönderilenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Taşıma sözleşmesi gönderen ile taşıyıcı arasında akdedilmiş olsa dahi eşyayı kabul eden gönderilen TTK'nın 871. maddesi gereğince gönderen ile birlikte taşıma ücretinden sorumludur. Taşıma senedi hiç düzenlenmemiş olsa dahi, gönderilen taşıma ücretinden gönderen ile birlikte sorumlu olup, bu sorumluluk müteselsil sorumluluktur. Mahkememizce taşıma uzmanı bilirkişiden rapor ve ek rapor alınarak sözleşme kapsamında değerlendirme yapılmıştır.Davaya konu taşımalarda gönderen sıfatı ihracatçı-satıcı davalıya ait değildir. Aksine malın alıcısı-ithalatçısı ABD firması yükün göndereni konumundadır. Navlun sorumluluğu da ondadır. Yükü taşıma sürecine sokan davalı sadece ihracatçı, satıcı ve yükü taşıma sürecine alıcı için sokan bir şirket konumundadır. Buna göre; taşıma faturasının ve navlun sorumluluğunun muhatabının davalı değil; ABD menşeli ... .. firması olduğu, davacı ile davalı arasındaki e-posta yazışmalarında da taşımanın dava dışı ...firması lehine yapıldığı, ödemenin bu firmaca yapılacağı, taşımanın bu firma ... hesabıyla yapıldığı belirtilmiştir. Bu firmanın gönderen konumunda olduğu, noter aracılığıyla ... firması tarafından gönderilen ihtarda da navlun sorumluluğunun kendisine ait olduğunu açıkça kabul etmiştir. Bu kapsamda; davacı tarafın rapora karşı itirazlarının dava dışı firmanın yükün göndereni konumunda olduğu, davalı firmanın yükü alıcı için taşıma sürecine sokan şirket konumunda olduğu, dosyada mevcut rapor ve ek raporlar dikkate alınarak reddi ile davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin de davacının kötüniyetli olduğunun ispatlanamaması nedeniyle şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında, imzalanan 24.08.2016 tarihli sözleşme ve bu çerçevede oluşan cari hesap ilişkisi çerçevesinde müvekkili tarafından davalıya kargo hizmeti verildiğini, davalı ... Tekstil şirketinin, el yazması ve kaşeli düzenlemiş olduğu ... nolu 13/07/2018 tarihli konşimento ile alıcısı ... olan şirketin ... adresine teslim edilmek üzere 1 adet gönderi ile ... nolu18/07/2018 tarihli konşimento ile alıcısı ...şirketin ... adresine teslim edilmek üzere 1 adet gönderinin davalı ... Şirketi tarafından düzenlenen konşimentolarla, taşıma ücretleri ile harç ve vergilerin alıcısına faturalandırılacağı işaretlenerek müvekkilinden taşıma hizmeti aldığını, davacının taşıma hizmetini gerçekleştirerek kargo gönderilerini alıcısına teslim ettiğini, kargo alıcısı ...tarafından taşıma hizmetinden kaynaklanan taşıma ücretlerinin ödemediğini, kargo taşıma hizmetinin 24.08.2016 tarihli sözleşme hükümlerine göre yapıldığını, mahkemenin de tespit ettiği üzere, taşıma hizmetinin yapıldığında, kargonun teslim edildiğinde bir ihtilaf olmadığını, konşimentolarda, gönderen sıfatının davalı şirkete ait olduğunu, taşıma hizmetinin 24.08.2016 tarihli sözleşme hükümlerine göre verildiğini, bu sebeple taraflar arasındaki hukuki ilişkiye genel nitelikteki kanun hükümlerinin değil, öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini, 24.08.2016 tarihli sözleşmenin hükümler başlığı altında 3.2. maddesinde "Gönderen tarafından yapılacak ücret alıcı gönderimlerde alıcı kargo ücretini ödemez ise gönderen talimatı olmaksızın teslimat yapılır ise teslimat yapılırsa dahi kargo ücretini ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmü olduğunu, buna göre alıcının herhangi bir sebeple taşıma hizmet bedelini ödememesi durumunda, davalının hizmet bedelini ödemesi gerekeceğini, söz konusu madde hükmünden, alıcının ödeme yapmaması durumunda gönderen-davalıdan ücret istenebilmesi için ek bir şart, ispat koşulunun da öngörülmediğini, o halde söz konusu sözleşme hükmünün uygulanmayarak, genel nitelikteki kanun hükümleri üzerinden sonuca gidilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu, gönderiyi yapan davalı ... tekstil şirketinin gönderileri yaparken el yazısı ile doldurup kaşeli olarak düzenlediği iki adet konşimentoda açıkça görüldüğü üzere kargo taşıma ücretleri ile vergi ve harçların alıcıya faturalandırılacağı kutucuğunu işaretlediğini, oluşan gönderi ücretlerinin 3.bir kişi tarafından ödenmesini istemesi halinde 3.kişi kutucuğunu işaretleyerek bu kişiye ait fatura bilgilerini açıkça konşimento üzerine yazması gerekirken konşimentolar üzerine bu kayıtları yazmamış olduğunu, bu durumda davacının ödeme yapacak kişiyi bilmesinin imkansız olduğu gibi, 2018 yılında gönderi esnasında bu kişinin ödeme yapacağına dair bir belge veya garanti taahhüt yazısı da davalı şirket tarafından verilmediğini, davalı tarafından, müvekkili şirkete sunulan .... tarafından 17/12/2019 tarihli verilen kargo bedeli ödeme taahhüdü noter çevirili suretinde "Bahsi geçen ... ve ... takip numaralı 2 adet paketin, ... hesap numaramız ile Türkiye’den ... tarafından nakledilmesine benim şirketim tarafından yetki verilmiştir fakat ABD’ye nakliyata ilişkin hiçbir zaman fatura kesilmemiştir. Bunun nedeninin nakliyat belgesindeki ‘ 3. Kişi ’ adlı kutucuğun işaretli olmamasından kaynaklı olduğunu şimdi anlıyoruz.Muhasebe departmanımızın yalnızca nakliyat masraflarının ödenmesini hızlandırabilmesi için lütfen yukarıda bahsi geçen nakliyatlara ilişkin faturaları ...’ye yönlendiriniz. Her iki havayolu konşimentosunda ABD hesap numaramız mevcut olduğundan, ek ücretler ile ilgili itirazımızı ABD’ deki ... ABD’ ye yönlendireceğiz." denildiğini, burada da faturanın dava dışı şirkete kesilmesini gerektiren bir talep bulunmadığını, bu sebeple davalının yaptığı kargo işaretlemelerine göre taşıma faturasının davalıya kesilmesinin bizatihi davalı beyanlarına uygun olduğunu, davalı tarafından sunulan .... tarafından gönderilen 18/06/2019 tarihli e mail yazışma noter çevri belgesinde ise "……İş maksadıyla Çin’deydim, bu nedenle ...’taki ...’yi arayarak nakliyat kayıtlarına erişmeye çalıştım fakat internette mevcut değillerdi, bu nedenle ... çalışanı bunun yerine bana Türkiye’den ...’a gönderilen aynı ağırlıktaki paketlere ilişkin aşağıdaki nakliyat oranlarını verdi. 147 kg ağırlığındaki...8 $6,201.51 Hong Kong Doları tutacaktır, bu da $791.01 Amerikan Doları’na tekabül etmektedir. 207 kg ağırlığındaki ... $8,732.73 Hong Kong Doları tutacaktır, bu da $1,113.73 Amerikan Doları’na tekabül etmektedir.'' dendiğini, böylelikle iki paket için toplam tutar $ 1,904.74 Amerikan Doları edecektir, $5.000 Amerikan Doları değil e-mail yazışmasındaki iddiasına dayandırarak taşıma ücretine itiraz etmekte olduğunu, ... tarafından onaylı verilmiş bir teklif veya proforma fatura ispat edilemeyip Hong Kong’taki .... ile şifai yaptığını iddia ettiği görüşmeye dayandırarak itiraz ettiğinin açıkça orta olduğunu, buna göre müvekkilinin dava dışı ... firmasına fatura kesmemesinin sebebi, davalının gönderi formunda yaptığı işaretlemelerde böyle bir talebinin bulunmaması olduğunu, bu sebeple faturanın davalıya kesildiğini, davalının ödemediğini, dava dışı 3. Kişinin de herhangi bir ödeme yapmadığından yasal yollara müracaat edildiğini, dava dışı .... firmasının beyanlarından bu firmanın da ücrete itiraz ettiğinin anlaşıldığını, bu hali ile dava dışı firmanın da müvekkiline bugüne kadar herhangi bir ödeme yapmadığı gibi, ücreti ödemek niyetinde olmadığının da açık olduğunu, bu sebeple somut olayda taşıma hizmetinin yapıldığı, alıcının ücreti ödemediği ve ücrete itirazda da bulunulduğunun açıkça anlaşıldığını, hizmeti verenin davacı, hizmeti alanın davalı olduğunu, bilirkişi raporuna yönelik haklı ve hukuka uygun itirazları gözetilmeksizin karar verilmesinin de hatalı olduğunu, bilirkişinin her ne kadar alıcı ödemeli gönderilerde, taşıyıcının öncelikle navlunu alıcıdan tahsil etme çabası ve bu çabanın başarısız olması gerektiğini ifade ederek müvekkili şirket aleyhine rapor tanzim etmişse de, yurt dışı taşımalarda gönderici ve alıcı arasındaki iç ilişkinin sonuçlarının, hizmeti sunan ve hizmeti sunduğu tartışmasız olan tarafa yüklenmesinin adalete uygun olmadığını, akdi ilişkinin gerçekleştiği ve hizmetin sunulduğu tartışmasız olduğuna göre, alacaklı temerrüdünün oluşmadığı, gönderenin veya yurt dışındaki alıcının hizmetin bedelini ödediğini veya ödemeyi yapmak için yeterli çabayı gösterdiğini ispatlaması gerektiğini, bilirkişinin dosyaya hava yük senedi, organizatör taşıma senedi, taşıma sözleşmesi, ücret tarifesi çerçeve taşıma şartlarının sunulmadığını belirtmişse de, dosyaya sözleşme, konşimento, cari hesap ekstresi, ücret tarifesi ve faturaların sunulduğunu, sunulan delilleri gözetilmeksizin rapor tanzim edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin güncel 09.09.2019 tarihli 2018/3891 Esas, 2019/5150 Karar sayılı ilamının da davacı lehine olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili amacı ile başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali isteğine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; taraflar arasında 24.08.2016 tarihli sözleşme ile taşıma ilişkisi kurulduğunu, bu çerçevede oluşan cari hesap ilişkisi çerçevesinde müvekkili tarafından davalıya kargo hizmeti verildiğini, davalının düzenlemiş olduğu ... nolu 13/07/2018 tarihli ve ...nolu, 18/07/2018 tarihli konşimentolar ile bunun ortada olduğunu, davalının bu konişmentolarda taşıma ücretleri ile harç ve vergilerin alıcısına faturalandırılacağının işaretlendiğini, taşıma hizmetinin verildiğini ve kargo gönderilerini alıcısına teslim ettiğini, kargo alıcısı ... tarafından taşıma hizmetinden kaynaklanan taşıma ücretlerinin ödenmediğini, kargo taşıma hizmetinin 24.08.2016 tarihli sözleşme hükümlerine göre yapıldığını, sözleşmenin 3.2 maddesine göre davalının bu ücretten sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Davalı vekili ise; yurt dışı ithalatçı ... firması ... firmasının müvekkilinden sipariş ettiği kumaşların kargo ile gönderiminin davacı yanca yapıldığını, ithalatçı ve siparişi veren firmanın kargo bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirketten ithalatçı firmaya gönderilecek ürünün kargo paketinde, ödemenin alıcı firmaya ait olduğunu gösteren ''... Firmasının ...(...)'' bilgisinin yazıldığını, yalnızca bunun yanında alıcı ödemeli tik atılmasının unutulduğunu, ancak alıcı .... bilgisinin yazılmasının alıcı ödemeli olduğunu belirttiğini, bu nedenle davacının söz konusu iki faturayı müvekkiline değil ... firmasına kesmesi gerektiğini, davalının borcu bulunmadığını savunmuştur.Dosya kapsamında bulunan .... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 26.068,87 TL asıl alacak, 1.555,96 TL faiz olmak üzere toplam 27.224,83 TL alacak yönünden 22.10.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 30.07.2019 tarihli cari hesap alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 26.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 30.10.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Davacının davalı tarafından gönderilen iki adet kargonun ... nolu 13/07/2018 tarihli ve ....nolu, 18/07/2018 tarihli konşimentolar ile alıcısına teslim ettiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.Davacı vekili her ne kadar 24.08.2016 tarihli sözleşmeye göre uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, taraflar arasında imzalandığı anlaşılan söz konusu sözleşmenin ''Yurt İçi Taşıma ve Cari Hesap Sözleşmesi'' olduğu ve yurt içi taşımalara ilişkin olduğu anlaşıldığından somut olayda uygulanma yeri olmadığı kanaatine varılmış ve aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Hükme esas alınan ve mahkememizce de denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda da belirtiliği üzere, somut olayda davaya konu taşımada gönderen sıfatının ihracatçı-satıcı davalıya ait olmadığı, malın alıcısı-ithalatçısı .... firmasının yükün göndereni konumunda olduğu, taşıma ücreti sorumluluğunun da onda olduğu, malı taşıma sürecine sokan davalının sadece ihracatçı, satıcı ve yükü taşıma sürecine alıcı için dahil eden konumunda olduğu, bu durumda taşıma faturasının ve taşıma ücreti sorumluluğunun muhatabının davalı değil .... firması olduğu, nitekim davacı ile davalı arasındaki e-posta yazışmalarında da taşımanın dava dışı ... firması lehine yapıldığının görüldüğü, ödemenin bu firmaca yapılacağının belirtildiği, bu firmanın gönderen konumunda olduğunun ve taşıma ücreti sorumluluğunun kendisinde olduğunun, ... firması tarafından davacıya gönderilen yazıda da belirtildiği, bu yazıya ve e maillere davacı yanca itiraz edilmediği nazara alındığında, davacının taşıma ücretine ilişkin olarak davalıdan alacaklı olduğunu ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilince, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal olarak sunulan karara konu olay ile somut olayın aynı nitelikte olmadığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Ancak, resen yapılan incelemede, Bakırköy Arabuluculuk Bürosunun ... numaralı dosyası ile zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, taraflarca toplantıya katılınmış ancak anlaşma sağlanamamış olup, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. Bendi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2.maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin re'sen yargılama gideri olarak tahsil edilmesi gerektiği hâlde, mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması usule aykırı bulunduğundan, kararın bu yönden resen düzeltilmesi gerekmiştir.Dairemizce yeniden hüküm kurulurken, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmeyip hükmün sadece arabuluculuk ücreti yönünden resen düzeltilmesine karar verildiğinden, ilk derece mahkemesince davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti aynen muhafaza edilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın reddi ile arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın reddine, 2-Kötüniyet tazminatın talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL harçtan dava açılırken yatırılan 309,08 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 117,80 TLnin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca belirlenen 3.910,33 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 7-Davalı tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/863, K. 2020/494, T. 24.08.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-863-e-2020-494-k-f0eb4a80bc4c