Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/697 E. 2020/790 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/697
Karar No
2020/790
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/541 KARAR NO: 2024/16 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/12/2020 NUMARASI: 2019/697 E. - 2020/790 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalı arasında 2018 yılından bu yana ticari ilişki olduğunu, davacı tarafından üretilen çeşitli malların davalıya satıldığını, bu alışverişe ilişkin faturalar düzenlendiğini, ancak davalı şirket tarafından, düzenlenme tarihi 13.07.2018, vade tarihi ise 20.07.2018 olan, 388.085,18 TL tutarındaki faturaya süresinde herhangi bir itirazda bulunulmamasına rağmen, 38.132,54 TL'lik kısmının ödenmediğini, banka hesap hareketleri ile müvekkilinin cari hesap ekstresi ve ticari defterleri incelendiğinde, söz konusu faturanın 38.132,54 TL'lik kısmının ödenmediğinin anlaşıldığını, 38.132,54 TL'lik kısım için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işleyen faiz ile birlikte takip çıkışının 45.387,39 TL olduğunu, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, zorunlu dava şartı olan arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına rağmen davalının 10.12.2019 tarihli toplantıya katılmadığını, bu nedenle anlaşma sağlanamadığını, davalının faiz oranına yaptığı itirazın da yerinde olmadığını, TTK'nın 1530/7 maddesi uyarınca faiz oranınının ''yüzde 21.25'' olarak belirlediğini, itirazın haksız olduğunu, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi dosyasına davalının yaptığı itirazın iptali ve ödemediği kısım olan 38.132,54 TL’yi faizi ve fer’ileri ile ödemesi gerektiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin uzun yıllardır Elektrik- Elektromekanik - Elektrik altyapısı ve borulama sektöründe Türkiye'de ve Dünyanın yaklaşık 10 ülkesinde faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, bugüne kadar 15.000 kıymetli evrakı tedavüle girdiğini, davacı ile arasında ticari birtakım ilişkiler olduğunu, fakat nihayetinde cari hesabın sıfırlandığını, herhangi bir borunun bulunmadığını, arabuluculuk toplantısının günü ve saatinin onaylanmış olmasına karşın o gün yaşanan zaruri bir sebepten ötürü toplantıya iştirak edemediklerini, davacı yanın da belirttiği üzere 388.085,18 TL'lik alım-satım söz konusu olduğunu, fakat bu borcun tamamen ödendiğini, bu sebeple ödeme emrine itiraz edildiğini, davalının davacıya borcu bulunmadığını, ticari defterlerin incelenmesi sonucunda bu durumun açıklığa kavuşacağını savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesi istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturaya dayalı alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı verilmesi istemine ilişkindir.Dava konusu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası celp edilmiş, incelenmesinden; davacının davalı aleyhinde 38.132,54 TL asıl alacak 7.254,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 45.387,39 TL nın tahsili bakımından 17/09/2019 tarihinde takibe geçtiği, ödeme emrinin 07/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği, 14/10/2019 tarihinde itiraz edildiği görülmüştür. Mahkememizce dosya kapsamı ve tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmekle, dosyamız resen tayin edilen Mali Müşavir Bilirkişi ...'ye tevdi edilmiş, bilirkişi; 01/10/2020 tarihinde; davacı defterlerinin 6102 sayılı TTK 64.maddesi ve 213 sayılı VUK 221. maddesine göre sürelerinde usulüne uygun tasdik ettirdikleri ve kendi lehlerine delil vasfı taşıdığını, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, düzenlenmiş olan faturaların e- Fatura olduğu ve davacı defterlerinde kayıtlı olduğunu, davalı yan dosyaya defter-belge ibraz etmediğinden, incelemenin yapılamadığını, takip tarihi itibari ile davacı ... A.Ş.’ nin davalı ... San. Tic. A.Ş.’ den 38.132,54 TL. C/H alacağının olduğunu rapor etmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Davanın icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı verilmesi istemine ilişkin olduğu, takip konusu alacağın 13/07/2018 düzenleme 20/07/2018 vade tarihli 388.085,18 TL bedelli faturadan kaynaklandığı, davacının anılan fatura bedelinin 38.132,54 TL lık kısmının ödenmediğini iddia eder olduğu, davalının davacıya borcunun olmadığını savunduğu görülmüş, mahkememizce taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, inceleme gününde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmesi hususunda yasal ihtarat içerir ve inceleme gün ve saatini bildirir davetiyenin tebligat adresinde vekalet ile temsil edilmeyen davalı şirkete tebliğ edildiği, ancak inceleme gününde ticari kayıtları ibraz edilmemekle incelenemediği, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile takip konusu ettiği faturanın defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların e-fatura olarak düzenlenmiş olduğu, davalının faturalara itiraz ve iadesine dair bir delilinin bulunmadığı ve bu defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibariyle 38.132,54 TL tutarında alacağının olduğu tespit edilmiş olmakla, davalı vekilince her ne kadar bilirkişi raporunun kendilerine tebliğ edilmediğinden bahisle tebliği talep edilmiş ise de, bilirkişi raporunun 12/10/2020 tarihinde usulüne uygun olarak davalı şirkete tebliğ edilmiş olduğu, davalı vekilinin vekaletinin ise bilirkişi raporu geldikten ve tebliğinden sonra 13/10/2020 tarihinde dosyamıza sunulduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin talebi yerinde görülmemiş, davacının ticari defter ve kayıtlarının usul ve yasa hükümlerine uygun tutulup tasdik ettirilmiş olmakla tarafı lehine delil vasfı taşır olduğu, davacının kayıtlarına göre takip tarihi olan 17/09/2019 tarihi itibariyle davalıdan 38.132,54 TL alacaklı olduğu, mahkememizce yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen raporun tarafsız, bilimsel veriler ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu kanaatine varılmakla, davacının davasının kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulüne, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, takibe itirazının iptaline, takibin 38.132,54 TL alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan, alacak miktarı üzerinden % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında takip alacağının takip öncesi işleyen faiz ile birlikte 45.387,39 TL olduğunu, davalının ödeme emrine karşı faize ve faiz tutarına da itiraz ettiğini, itirazın iptali için bu davanın açıldığını, ancak, hükme esas olan bilirkişi raporunda TTK'nın 1530.maddesi uyarınca ana para alacağına işlemiş faiz hesabı yapılmadığını, faizin bilirkişi marifetiyle hesaplanması için bilirkişi ek raporu alınması talep ettiklerini, ancak bu talebin reddedildiğini, mahkeme ilamın gerekçesiz olduğunu, 7.254,85 TL tutarındaki işlemiş temerrüt faizi talepleri ile ek rapor taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğini, bu durumun hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma hakkına ayrı olduğunu, TTK'nın 1530/4a maddesi uyarınca, fatura tarihinden itibaren 30.gün sonunda işletilmiş olan işlemiş faiz talebinin yerinde olduğunu, davanın kısmen reddi kararının hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari satıma ilişkin faturadan kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı vekilince süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş, ancak istinaf karar harcının yatırılmaması üzerine mahkemece istinaf nispi harçlarının yatırılması için muhtıra çıkarılmış, davalı tarafından istinaf harcının yatırılmaması sebebiyle mahkemenin 12.02.2021 tarihi ek kararı ile davalı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmiş, bu kararın davalıya tebliğine rağmen ek karara yönelik bir istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf istemi yönünden inceleme yapılmıştır. Davacı taraf, davalı ile olan ticari ilişki kapsamında düzenlenen 13.07.2018 tarihli ve 388.085,18 TL tutarındaki faturanın bakiye 38.132,54 TL’lik kısmının davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek icra takibi başlatıp itiraz üzerine eldeki davayı açmış; davalı ise ödeme yaptığını, borcu bulunmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 38.132,54 TL asıl alacak (20.07.2018 tarihli faturanın ödenmemiş bulunan bakiyesi) 7.254,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 45.387,39 TL alacak yönünden 17.09.2019 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 20.07.2018 tarihli 388.085,18 TL'lik faturanın ödenmemiş 38.132,54 tutarlı bakiyesinin gösterildiği, ödeme emrinin 07.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 14.10.2019 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Davacı, 38.132,54 TL asıl alacak ve 7.254,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 45.387,39 TL üzerinde icra takibi başlatmış, eldeki itirazın iptali dava dilekçesinde asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden itirazın iptalini talep etmiştir. Ancak tevzi formunda dava değerinin 38.132,54 TL yani asıl alacak miktarı olarak yer aldığı, bu miktar üzerinden harç yatırıldığı görülmektedir. Öncelikle, dava dilekçesinden 38.132,54 TL asıl alacak ile işlemiş faiz yönünden yönünden itirazın iptalinin talep edildiği anlaşılmakta olup buna rağmen sadece 38.132,54 TL üzerinden ve eksik harç alınarak davaya devam edilmesi hatalı olmuştur. Bu durumda mahkemece, 7.254,85 TL işlemiş faiz alacağına ilişkin olarak eksik harcın tamamlatılarak yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Öte yandan, mahkemece, tüm takip tutarı üzerinden dava açılmış gibi ''davanın kısmen kabulü''ne karar verilmiş ise de esasında sadece asıl alacak yönünden kabul kararı verilmiştir. Davacı tarafça icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunulmasına rağmen mahkemece, yukarıda belirtildiği gibi eksik harç tamamlatılarak, harç yatırıldıktan sonra işlemiş faiz konusunda bir inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu hususta hiç bir inceleme ve araştırma yapılmadan, redde ilişkin hiç bir gerekçeye yer verilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de hatalı olmuştur. Zira mahkeme kararları gerekçeli olmalı ve davacının tüm talepleri hakkında bir karar verilmelidir. Bu durumda mahkemece; öncelikle takipteki işlemiş faiz miktarı yönünden eksik harcın yatırılması için davacı vekiline kesin süre verilmesi, harcın yatırılması halinde, davacının faiz alacağına ilişkin olarak inceleme yapılarak işlemiş faiz alacağının olup olmadığının tespiti ile harcın tamamlanmaması halinde ise, harcı yatırılan miktar üzerinden bir karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olduğundan için kararın kaldırılmasına karar verilmiştir Kabule göre de; dava açılmadan önce İstanbul Arabuluculuk Bürosunun 2019/ 25635 büro numaralı dosyası ile zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. Bendi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2.maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin re'sen yargılama gideri olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması da doğru olmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin işin esasına dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-Davacı tarfından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 24.01.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/697, K. 2020/790, T. 24.01.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-697-e-2020-790-k-588c2fcdbbfa