Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/619 E. 2020/591 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/619
Karar No
2020/591
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/486 KARAR NO: 2024/375 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/11/2020 NUMARASI: 2019/619 E. - 2020/591 K. DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulu düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... AŞ'nin deniz, hava ve kara taşıma işleri ile iştigal ettiğini ve davalıya taşıma hizmeti verdiğini, bunun karşılığında dava dışı şirketin davalıya 01.06.2017 tarihli, ... sayılı ve 875,00-USD bedelli, 20.06.2017 tarihli, 40752 sayılı ve 650,00-USD bedelli, 22.06.2017 tarihli, ... sayılı ve 1.625,00-USD bedelli, 21.07.2017 tarihli, ... sayılı ve 520,00-USD bedelli, 07.08.2017 tarihli, ... sayılı ve 70,00-USD bedelli 5 adet fatura düzenlediğini, faturaları davalı tarafa gönderdiğini, faturalar kesildikten sonra davalının bu fatura bedellerini ödemediğini, yani dava dışı ... AŞ'nin 3.303,62-USD bakiye alacağının tahsil edilemediğini, bu arada 20.12.2017 tarihinde söz konusu alacağın dava dışı ... AŞ tarafından müvekkili davacı yana temlik edildiğini, bunun üzerine davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile 3.303,62 USD bedelli icra takibi başlatıldığını, ancak davalının borcun 1.558,45 USD'lik kısmına haksız ve dayanaksız bir şekilde itiraz ettiğini, alacağı temlik alınan dava dışı şirket ile ve müvekkili şirket defter ve kayıtlarında, ayrıca işbu itirazın iptali dava dilekçesinin eki olarak sundukları faturalar ile cari hesap tablosu üzerinde yapılacak incelemede alacağın varlığının anlaşılacağını, davalının karşı alacak olarak ileri sürdüğü alacaklarla ilgili dava dışı ... AŞ'ye tebliğ edilen fatura da bulunmadığını, müvekkilinin temlik alan olduğunu ve herhangi bir borçtan sorumluluğu da olmadığını, davalının karşı alacak iddialarının huzurdaki bu davada dinlenmesinin de mümkün olmadığını ileri sürerek, itirazın iptali ile davalının %20 oranında icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; icra takibine konu 3.303,62 USD alacağa karşı kısmi itirazları olduğunu, müvekkilinin dava dışı ... AŞ'ye karşılıklı kesilen faturalara istinaden toplam borcunun 1.745,17 USD olduğunu, hizmetin yapılmamasına ya da eksik yapılmasına rağmen müvekkiline kesilen faturalar için müvekkilince karşılanan giderlere ilişkin olarak mukabil fatura düzenlendiğini, müvekkilince düzenlenen 28.07.2017 tarih, ... sayılı ve 1.000USD bedelli faturanın 28.07.2017 tarihinde ... Kargonun ... gönderi kodlu gönderisi ile ... imzasına, 20.06.217 tarihli, 715944 sayılı ve 138,45 USD bedelli faturanın 20.06.2017 tarihinde ... Kargonun ... gönderi kodlu gönderisi ile ... imzasına teslim edildiğini, ... sayılı ve 470 USD bedelli faturanın ise dava dışı şirket tarafından sadece 50 USD olarak kayıt altına alındığını, ancak davacının bu faturaları düşmeden icra takibi başlattığını, icra takibine konu 3.303,00 USD'den, -1.000 USD, 138,48 USD ve 420 USD düşüldüğünde müvekkilinin borcunun 1.745,17 USD olduğunu, alacaklının defterlerine fatura tutarlarını eksik yada yanlış girdiğini, müvekkilinin kabulünde olan 1.745.17 USD'nin müvekkilince icra dairesi hesabına yatırıldığını, bakiye 1.558.45 USD'lik takip kısmına ve tüm giderleri ile faizine itiraz edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Yapılan yargılama, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, takip talebine itirazın iptaline ilişkindir. İİK m.67’de "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir" hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu İstanbul ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası celp edilmiş, incelenmesinde; Alacaklısının ... Ltd. Şti. olduğu, borçlusunun ... Tic. Ltd. Şti. olduğu, takip konusu alacak miktarının 3.303,62USD , takibin ilamsız icra yoluyla takip olduğu, ödeme emrinin borçluya 09/07/2018 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, borçlunun 13/07/2018 tarihinde İcra Müdürlüğü'ne itiraz dilekçesini sunmuş olduğu ve takibin İİK m.66 gereğince durdurulduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce dosya bilirkişi incelemesine gönderilmiş, Mali Müşavir bilirkişisi ... tarafından hazırlanan 08/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda "..davacı ve davalı şirketlerin 2017 yılına ait ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin ve e-defter beratlarının yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edildiği, 6102 sayılı TTK 64/3 maddesi uyarınca mevcut haliyle tarafların lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının takipte bulunduğu toplamda 3.303,62USD tutarındaki 5 adet faturanın davalının kayıtlarında bulunduğu, hukuki ihtilafın davalı tarafından düzenlenen ve toplamda 1.608,45USD tutarında 3 adet karşı faturasından kaynaklı olduğu, söz konusu faturalardan 2 adedinin şirket çalışanı tarafından teslim alındığı, diğer 470,00USD miktarlı faturanın 50,00USD olarak kısmen kayıtlarına alındığı, faturaları kabul etmiş sayılacağı, takip tarihi olan 04/07/2019 itibariyle davalı yanın davacı yana borcunun bulunmadığı..." yönünde kanaat bildirilmiş, işbu bilirkişi raporu dosya içeriğine toplanan delillere uygun ve karar vermeye elverişli bulunduğundan, mahkememizce verilen kararda dikkate alınmış ve davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporun, eksik ve hatalı olduğunu, itirazları dikkate alınmadan ek rapor tesis ettirilmeden karar verildiğini, müvekkilinin temlik alan konumunda olduğunu, davalı yan tarafından dosyaya sunulan, bilirkişi raporunda da yer verilen müvekkilinin çalışanı olarak davalının düzenlediği faturaları teslim aldığı belirtilen ... müvekkil şirkette hiçbir zaman çalışmadığını, bu şahsa yapılan tebligatlar sebebiyle müvekkilinin şirketin sorumlu tutulamayacağını, temlik sözleşmesi, borç naklini konu edinmeyen yalnızca alacak temlikini konu edinen bir sözleşme olduğunu, dolayısı ile ... firmasının dava konusu faturalar tutarında alacaklı olduğunu, işbu alacağın temlik edilerek alacağın tahsilini talep hakkının davacıya geçtiğini, bilirkişinin inceleme yaparken bu hususu tamamen göz ardı ettiğini, davalı tarafından kesilip gönderilen ve kaydedilmeyen ispatı gerekli belgelerle davanın reddine karar verildiğini, raporda karşılıklı olarak ticari kayıtların uyuşmadığı ve örtüşmediğinin belirtildiğini, davalının düzenlemiş olduğu karşı faturalar kabul edilse dahi bunun davacıya karşı değil aralarındaki hukuki ilişki gereği dava dışı üçüncü kişi ... firmasına yöneltmesi gerektiğini, sundukları konşimento, faturalar ve cari hesap tablosunun davalı şirketin borcunun varlığını kanıtlamaya yetmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, davacı yanca dava dışı şirketten temlik alınan fatura alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine, davalı yanca yöneltilen itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacının, dava dışı ... AŞ'nin davalıya kestiği 01.06.2017 tarihli, ... sayılı ve 875,00-USD bedelli, 20.06.2017 tarihli, ... sayılı ve 650,00-USD bedelli, 22.06.2017 tarihli, ... sayılı ve 1.625,00-USD bedelli, 21.07.2017 tarihli, ... sayılı ve 520,00-USD bedelli, 07.08.2017 tarihli, ... sayılı ve 70,00-USD bedelli 5 adet fatura alacağını temlik aldığını, fatura bedellerini ödememesi sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının düzenlediği üç karşı fatura sebebiyle takibe kısmi olarak itiraz ettiğini, bu fatura bedellerinden müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin sadece alacakları temlik aldığını, davalının bu üç karşı faturasının muhatabının dava dışı şirket olduğunu ileri sürmüştür.Davalı vekili ise; dava dışı şirketin verdiği eksik hizmet sebebiyle takip konusu faturalara karşı müvekkilince 28.07.2017 tarih, ... sayılı ve 1.000USD bedelli, 20.06.217 tarihli, ... sayılı ve 138,45 USD bedelli fatura iki adet fatura düzenlenip dava dışı firmaya teslim edildiğini, ... sayılı ve 470 USD bedelli faturanın ise dava dışı ... şirketince 50 USD olarak kayıtlarına alındığını, davalı müvekkilince 1.745.17 USD'nin icra dairesi hesabına yatırıldığını, ancak bakiye 1.558.45 USD borcu bulunmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 3.303,62 USD ( 3.303,62 USD x 4,6367 TL = 15.317,90 TL, 04/07/2018 tarihinde 1 USD = 4,6367 ) alacak yönünden 05.07.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 01.06.2017 tarihli, ... no'lu, 20.06.2017 tarihli, ... no'lu, 22.06.2017 tarihli, ... no'lu, 21.07.2017 tarihli, ... no'lu fatura ile 07.08.2017 tarihli, ... no'lu 5 adet faturanın gösterildiği, ödeme emrinin 09.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 13.07.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun 1.558,45 USD'lik kısmına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu, itiraz edilmeyen kısmın dosyaya davalı tarafça ödendiği anlaşılmaktadır. TTK'nın 21/2. maddesinde, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Yani fatura münderecatı kesinleşmiş olur, yoksa o faturada yazılı malın alcıya mutlaka daha önceden teslim edilmiş olduğu, hizmetin verildiği anlamına gelmez. Akdi ilişki inkar ediliyorsa fatura tek başına akdi ilişkinin varlığını ortaya koymaz ve bu durumda faturayı düzenleyen ayrıca bu faturadaki hizmeti verdiğini, malı teslim ettiğini ispat etmelidir. Sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ancak adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı, hizmetin verildiği, malın teslim edildiği anlamına gelir. Hizmetin verilmediği, gereği gibi verilmediği veya malın teslim edilmediğini faturayı alıp itiraz etmeden ticari defterlerine kaydeden ispatlamalıdır. Bir diğer deyişle, borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 tarih ve 2011/15-472 Esas, 2011/608 Karar, 19.09.2018 tarih ve 2017/19-915 Esas, 20181338 Karar sayılı kararları, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 06.01.2014 tarih ve 2013/17289 Esas, 2013/619 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.02.2013 tarih ve 2012/1735 Esas, 2013/2533 Karar, 13/102015 tarih ve 2015/8908 Esas, 2015/10361 Karar sayılı kararları). İlk derece mahkemesince her ne kadar davanın reddine karar verilmiş ise de, aşağıda açıklanacak sebeplerle eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Öncelikle davacı vekili dava dışı ... AŞ'den dava konusu alacağın temlik alındığını belirtmiş, alacağın temlikine ilişkin bir sözleşme sunmuştur. Ancak bu temlik sözleşmesinin eklerinin dosyada bulunmadığı, temlik alınan alacaklara ilişkin listenin de dosya kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece bu evraklar tamamlanmadan ve davacının dava konusu alacakları da temlik alıp almadığı netleştirilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, İlk Derece Mahkemesince Mali Müşavir bilirkişiden alınan raporda davacı şirket defterlerinin incelendiği belirtilse de esasında dava dışı temlik eden ... AŞ'nin defterlerinin incelendiği anlaşılmaktadır. Raporun incelenmesinden, davalı defterlerinin de incelendiği, davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının davacının dayandığı ve temlik aldığını belirttiği dava dışı ... şirketince düzenlenen takip konusu faturalardan dördünü defterlerine kaydettiği, 16.06.2017 tarihli, 40844 sayılı ve 1.625,00 USD bedelli faturayı ise kaydetmediği; dava dışı temlik eden ... AŞ'nin defterlerinin de usulüne uygun tutulduğu, bu defterlerde davalının eksik hizmet ve ifa sebebiyle karşı fatura olarak düzenlediği ... sayılı ve 470 USD bedelli faturanın 50 USD olarak kaydedildiği, 28.07.2017 tarih, ... sayılı ve 1.000USD bedelli, 20.06.217 tarihli, ... sayılı ve 138,45 USD bedelli iki adet faturanın kayıtlı olmadığı, ancak davalı tarafça düzenlenen bu iki faturanın ... adlı çalışana teslim edildiği anlaşılmaktadır. Bilirkişi tarafından bu iki faturanın teslimi ve diğer faturanın kayıt altına alınması sebebiyle dava dışı firmanın dolayısı ile davacının davalıdan alacağı olmadığı kanaati bildirilmiştir. Ancak teslim evrakları dosya kapsamında bulunamadığı gibi faturaları teslim aldığı belirtilen ... dava dışı ... şirketinin çalışanı olup olmadığı konusunda hiç bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda temlik eden dava dışı ... şirketi ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı, dava dışı taşıyan şirketin edimini eksik ifa etmesi sebebiyle bu faturaları düzenlediğini beyan etiği de dikkate alındığında mahkemece öncelikle ... dava dışı ... şirketinin çalışanı olup olmadığı hususunda araştırma yapılması gerekmektedir. Bu konuda araştırma yapılıp adı geçen şahsın dava dışı ... şirketinin çalışanı olup olmadığı tespit edildikten sonra; davalının düzenlediği ... sayılı ve 470 USD bedelli faturanın dava dışı ... şirketi kayıtlarına 50 USD olarak da olsa kaydedildiği, davalının düzenlediği 28.07.2017 tarih, ... sayılı ve 1.000USD bedelli, 20.06.217 tarihli, ... sayılı ve 138,45 USD bedelli iki faturanın ise dava dışı ... şirketince ticari defterlerine kaydedilmediği ve davalının karşı faturalarına konu ettiği eksik hizmet iddiasını ispatla yükümlü olduğu da nazara alınarak gerekirse konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre de; taraflarca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. Bendi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2.maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin re'sen yargılama gideri olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması da doğru olmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,4-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.03.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/619, K. 2020/591, T. 07.03.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-619-e-2020-591-k-a4b323c2584d