Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/602 E. 2022/473 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/602
Karar No
2022/473
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1864 - 2025/1246 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1864 KARAR NO : 2025/1246 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/06/2022 NUMARASI : 2019/602 E.- 2022/473 K. DAVANIN KONUSU : İTİRAZIN İPTALİ İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN : DAVALI VEKİLİ KARAR TARİHİ : 26/06/2025 KARAR YAZMA TARİHİ : 26/06/2025 Mahkemece verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ile davacı şirketin iş ortaklığı olarak ihaleye girdiklerini, ihalenin kazanılmasına rağmen davalı şirket ...'nın ... ve vergi borcu çıkması nedeni ile ... 'nın sözleşmeyi imzalamadığını, davalı şirket ihale sonrası ... borcunu kapatsa da ihale tarihinde borçlu olduğundan geçici teminat mektubunu bankaya göndererek paraya çevrildiğini, davalı şirketin kusurlu davranması ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinden meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, zararın tahsili amacıyla Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2019/11681 Esas sayılı dosyasından toplam 299.000,00.TL üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalı şirketin haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, Mersin İcra Dairesinin ve mahkemelerinin yetkili olduğunu, icra dosyasına yetki itirazında bulunduklarını, ancak itirazın incelenip sonuçlandırılmadığını, yetki itirazının dava şartı olduğunu ve yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerektiğini, davacı şirketin bu işlemden doğan zararlardan paylarına düşen kısmını ödediklerini, davacının fazlaca talebinin haksız olduğunu savunarak haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 3. İcra Dairesinin 2019/11681 Esas sayılı ilamsız icra dosyasına yöneltilmiş olan itirazının İİK.nun 67/1.maddesi uyarınca kısmen iptali ile, 291.559,70.TL alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit olup davalı taraf kötüniyetli olduğundan İİK'nun 67.maddesi gereğince alacağın %20'si olan 58.311,94.-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf talebinde, ihalenin fesih edilmesi olayında kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece eksik incelemeye dayalı hukuka aykırı karar verildiğini, tüm şartlar hazır olsa da ihaleyi kazanamayacaklarının ortada olduğunu, adi ortaklıkta zararın ve karın % 50, %50 oranında paylaşılması gerektiğini, kusur oranının önemli olmadığını, aksi düşüncelerle kusur durumu gözetilmeden tüm zarardan sorumlu tutulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen zarardan sorumlu tutulmasının haksız olduğunu, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda açık bir şekilde davalı taraf olarak hiçbir şekilde kusur ve maddi külfet yüklenilmemesine dair rapor hazırlanıldığı halde aksi yönde karar verildiğini, verilen kararın hukuken kabulünün taraflarca mümkün olmadığını belirterek, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, davacının, davalı şirketin kusurlu davranışından dolayı teminat mektubunun irat kaydedilmesi nedeniyle uğradığı zararın tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Uyuşmazlık, tarafların birlikte girmek istedikleri ihalede, davalının ... borcu çıkması nedeniyle ihalenin iptalinden kaynaklı olarak ihalenin imzalanmaması nedeniyle davacı şirketin yaptığı masrafların ve teminatın paraya çevrilmesinden dolayı oluşan zararını davalı şirketten talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Görüşüne başvurulan E. Sayıştay Uzman Denetçisi ile Nitelikli Hesaplamalar bilirkişilerinin 07.06.2022 tarihli raporlarında; tarafların oluşturduğu iş ortaklığı, dava dışı .......ihalesini kazanmış ise de davalı ... ... A.Ş. firmasının verdiği belgede sigorta ve prim borcunun bulunması nedeniyle sözleşme imzalanamadığı ve davacının verdiği teminat mektubunun ihale bedelinin %3’lük kısmına denk gelen kısmının irad kaydedildiği, bu kapsamda İdarece davacıdan 12.07.2019 tarihinde 509.985,00.TL (irad kaydedilen kısım), 17.07.2019 tarihinde 11.574,70 TL (teminat mektubu kur farkı ve faiz) olmak üzere toplam 521.559,70.TL tahsilat yapıldığı, davalı şirket tarafından ‘2019/230976 nolu ihale teminat bedeli hissemize düşen bedel ödemesi’ açıklamasıyla davacı şirket hesabına 31.07.2019 tarihinde 230.000,00.TL ödeme yapıldığı, Mahkemece davacının zararının tamamını davalıdan talep edebileceğinin kabul edilmesi halinde; davacının Ankara 3. İcra Dairesi’nin 2019/11681 E. Sayılı dosyası çerçevesinde 31.08.2019 takip tarihi itibarıyla; 291.559,70.TL alacağının (karşılanmamış zararı) söz konusu olacağı, davalının savunmasına nazaran adi ortaklıkta zarara eşit katlanılacağının kabul edilmesi halinde ise; davacının Ankara 3. İcra Dairesi’nin 2019/11681 E. Sayılı dosyası çerçevesinde 31.08.2019 takip tarihi itibarıyla bir alacağının söz konusu olmayacağı belirtilmiştir. Mahkemece, davalı tarafın sigorta ve prim borcunun bulunması nedeniyle iş ortaklığının ihale sözleşme imzalayamadığından, davacının zararının tamamını davalıdan talep edebileceği kanaatine ulaşılarak, bilirkişilerin buna ilişkin görüşü kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamından, taraflar arasında yapılan anlaşma gereği ortaya çıkacak zararlardan tarafların ( %50- %50 ) eşit oranda sorumlu olacağının düzenlendiği, bu zararlarda kusur izafesine dair bir belirleme yapılmamış olup hangi tarafın kusurlu olduğuna bakılmaksızın bu oranın belirlendiği, tarafların kar ve zararlarının ortak olduğu, davalı şirketin kendi üzerine düşen zararın ödemesini yaptığı anlaşılmış olmakla mahkemece; davanın kısmen kabulüne ilişkin karar verilmesi doğru görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle ve dosya kapsamına göre yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-b.3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin " davanın kısmen kabulüne, " ilişkin kararının kaldırılarak, " davanın reddine " ilişkin HMK.'nun 353/1-b,3 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; I-A)-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 29/06/2022 tarih, 2019/602 E.- 2022/473 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Bu itibarla HMK.nun 353/1-b-3 maddesi uyarınca yeniden hüküm kurmak gerektiğinden, 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 5.106,18 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 4.490,78 TL'nın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince takdir ve tespit edilen 47.840,000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, II-B)-İstinaf başvurusu nedeniyle yapılan harç ve masraflar yönünden; 1)-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 2)-İstinaf kanun yolu aşamasında davalı tarafından yapılan 234,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK.'nun 361/1.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 26/06/2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. Başkan- e-imzalıdır Üye- e-imzalıdır Üye- e-imzalıdır Katip- e-imzalıdır (Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 627. maddesi uyarınca; "Ortaklardan birinin ortaklık işleri için yaptığı giderlerden veya üstlendiği borçlardan dolayı diğer ortaklar, ona karşı sorumlu olurlar; bu ortağın, yönetim işleri yüzünden doğrudan doğruya uğradığı zararlar ile ortaklığın yönetiminden kaynaklanan tehlikeler sonucunda doğan zararları, diğer ortaklar gidermekle yükümlüdürler. Ortaklığa avans olarak para veren ortak, verdiği günden başlamak üzere faiz isteyebilir. Yükümlü olmadığı hâlde ortaklık işleri için emek sarfetmiş olan bir ortak, hakkaniyetin gerektirdiği bir karşılık ödenmesini isteyebilir." hükmü yer almaktadır. Aynı Kanun'un adi ortakların "özen borcunu" düzenleyen 628. maddesinde ise; "Her ortak, ortaklık işlerinde kendi işlerinde olduğu ölçüde çaba ve özen göstermekle yükümlüdür. Her ortak, diğerlerine karşı, kendi kusuruyla verdiği zararları, başka işlerde ortaklığa sağladığı menfaatlerle mahsup ettirme hakkı olmaksızın gidermekle yükümlüdür. Ortaklık işlerini ücret karşılığı yürüten ortak, vekâlet hükümlerine göre sorumlu olur." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Adi ortaklıklarda ortakların sadece müşterek bir amaç etrafında birleşmeleri yeterli değildir. Ortaklar aynı zamanda ortaklığın amacının gerçekleştirilmesine yönelik olarak, eşit durumda ortaklık faaliyetlerine katılma ve bu yolda diğer ortaklarla işbirliği yaparak, aralarında altlık üstlük ilişkisi olmaksızın onlarla birlikte çaba sarf etmeli niyet ve iradesine sahip olmalıdırlar. Adi ortaklığın bütün ortakları, müşterek amacın gerçekleşmesini desteklemeli ve bu yolda kendisine ne düşüyorsa onu yerine getirmelidir. ( Şener, Oruç Hami, Adi Ortaklık, Ankara : Yetkin Yayıncılık, 2008, s. 116). Dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların iş ortaklığı beyannamesi ile ... tarafından ihaleye çıkarılan operasyon ve hizmet alımı işi ihalesine katılmak amacıyla ortaklık kurdukları, sözleşmeden doğan yükümlülükler kapsamında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ifade ettikleri, ortaklığın % 50 hisseli olmasının kararlaştırıldığı, ihale sonucunda ortaklığın sözleşme yapmaya davet edildiği, ancak 23/07/2019 tarihli kurum yazısı ile 4734 sayılı Kanun ve şartname gereği davalının sigorta prim borcu bulunması nedeniyle sözleşme imzalanmadığından % 3'lük geçici teminatın gelir kaydedildiği görülmektedir. Adi ortaklıkta ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı dış ilişkide müteselsilen sorumludur. Taraflar arasında kabul edilen beyannamede de söz konusu sorumluluk belirlenmiştir. Ortaklar arası rücu talebi bakımından ise iç ilişkide müteselsil sorumluluk olmayacaktır. Her ne kadar Kanun'un 623. Maddesinde, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşit olduğu ilkesi benimsenmiş ise de özen borcuna yönelik Kanun'un 627. maddesinde her ortağın çaba ve özen gösterme yükümlülüğü olduğu, kendi kusuruyla verdiği zararları gidermekle yükümlü olduğu ifade edilmiştir. Buna göre; ortaklığa konu sözleşmenin imzalanmaması nedeniyle oluşan zararın davalının sigorta prim borcundan kaynaklandığı belirlenmekle, ortakların müşterek amaç ve özen borcu kapsamında yükümlüğünü yerine getirmeyen davalı tarafın davacının zararını karşılaması gerektiğinin anlaşılmasına göre istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle Sayın çoğunluğun; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne dair kararına katılmıyorum. Üye (Muhalif)

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/602, K. 2022/473, T. 31.08.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-602-e-2022-473-k-b74cb7607984