Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/455 E. 2021/789 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/455
- Karar No
- 2021/789
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/425 - 2024/819 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/425 KARAR NO : 2024/819 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/10/2021 NUMARASI : 2019/455 E. - 2021/789 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27/10/2021 tarih ve 2019/455 Esas - 2021/789 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin taşımacılık işi ile iştigal ettiğini, bu kapsamda davalıya da taşıma hizmeti sunduğunu, davalı taraf peşin ödemesi gereken taşıma ücretini ödemediğinden, müvekkilince aleyhine icra takibi başlatıldığını, takip üzerine davalının icraya konu asıl alacağı ödemişse de alacağın ferilerini ve dosya masraflarını ödemediğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, 10/01/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile 36,41 TL üzerinden dava açılmış ise de söz konusu icra takibine ilişkin olarak ödeme emrinde yer alan 83,43 TL gecikme zammı, 203,24 TL aylık gecikme tazminatı, 36,41 TL işlemiş faiz alacak taleplerinden vazgeçtiklerini, bakiye borç olan 21.753,10-TL için takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, taraflar arasında ticari ilişki olmakla birlikte müvekkilinin gerekli ödemeleri yaptığını, dolayısıyla davacının müvekkilinden hiç bir alacağının kalmadığını, davacının taşıdığı ürünlerde bozulma ve eksilme gibi kayıplar olduğunu, bu nedenle müvekkilinin dava dışı kişilere ödeme yapmak durumunda kaldığını, bu zararların davacıya da bildirildiğini ve kendisine yansıtma faturaları düzenlendiğini, fiili taşıyıcının TTK'nın 888. maddesi gereğince ortaya çıkan zararlardan sorumlu bulunduğunu, takas ve mahsup savunmalarının olduğunu savunarak, davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğu, icra takip tarihi itibariyle tarafların ticari defter ve kayıtları uyarınca davacının davalıdan 122.781,36 TL alacaklı olduğu, asıl alacağın icra takip tarihinden sonra dava tarihinden önce davalı tarafça ödendiği, icra takibinin ödenen ana paraya işleyecek faiz, icra vekalet ücreti ve icra takip giderleri yönünden devam ettiği,, takip konusu asıl alacağa takip tarihinden ödeme tarihlerine kadan işleyecek faiz, icra vekalet ücreti ve icra takip giderlerinin İcra Müdürlüğünce hesaplanması gerektiği, asıl borç tutarının 123.640,40 TL değil 122.781,36 TL olduğu gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne, davalının Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2018/12275 esas sayılı dosyasındaki itirazının kısmen iptaline, takibin takip tarihinden sonra davalıya haricen ödenen 122.781,36-TL'ye icra takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi, takip giderleri ve takip vekalet ücreti yönünden devamına, bakiye talebin reddine, takipten sonra haricen ödenen 122.781,36-TL üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, mahkemece denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, hükmün eksik inceleme sonucu verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların karşılanmadığını, davacı tarafın müvekkilinden bir alacağının kalmadığını, taraflar arasında bir kısım ticari ilişki gerçekleştiğini ve bu ilişki kapsamında müvekkilinin gerekli ödemeleri yaptığını, kaldı ki taraflar arasındaki ticari ilişkide davacının da müvekkiline borçlarının olduğunu, yansıtma tutarlarından kaynaklı müvekkilinin zararlarının bulunduğunu, bu yöndeki talep ve beyanlarının incelenmediğini, sadece davacı beyanları doğrultusunda yargılamanın sürdürüldüğünü, davacının gerçekleştirildiği taşıma esnasında oluşan kayıp ve zararlara istinaden dava dışı şirketler tarafından müvekkiline faturalar tanzim edildiğini, davacının, anılan taşımalardan fiili taşıyan sıfatı ile sorumlu bulunduğunu, bu nedenle müvekkiline hitaben düzenlenen faturaların davacıya yansıtıldığını, gerçekleşen zararların davacıya da sözlü ve mail yolu ile bildirildiğini, mahkemenin tesis ettiği kararın icra aşamasında tereddüt oluşturacak nitelikte olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de hatalı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki taşıma ilişkisinden kaynaklandığı ileri sürülen cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasında taşıma ilişkisi olduğu konusunda bir çekişme olmadığı, bu kapsamda tarafların ticari kayıtlarına göre davalının, davacıya 122.781,36 TL borcu olduğu, her ne kadar davalı tarafça, davacının gerçekleştirdiği taşımalar nedeniyle çeşitli zararların doğduğu savunulmuş ise de bu savunmanın ispat edilemediği, icra takibinden sonra ve eldeki davadan önce yapılan ödemelerin, icra müdürlüğünce tahsil aşamasında dikkate alınacağı, dolayısıyla mahkeme kararının infazında bir tereddüt doğmayacağı, icra inkar tazminatı koşullarının da oluştuğu anlaşılmakla, davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.276,87 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 319,21 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 957,60 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalı şirket tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği ve harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/04/2024 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/04/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.