Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/395 E. 2021/99 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/395
- Karar No
- 2021/99
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/866 KARAR NO : 2024/1042 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/03/2021 NUMARASI : 2019/395 E. - 2021/99 K. DAVACI : ... VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/03/2021 tarih ve 2019/395 E. - 2021/99 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2014/45584, 2017/71215, 2017/71213, 2017/85817 sayılı ve "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e yaptığı 2018/107113 sayılı başvuruya itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin dünyanın bir çok yerine "..." markası ile ürün ihraç ettiğini, davalı tarafın daha önce de 2018/102389 numarası ile “...” ibaresinin tescili için gerçekleştirdiği başvuruya karşı Ankara 5 Fikri Sınai Hukuk Mahkemesi’nde 2019/192 Esas sayılı YİDK iptali davasını açtıklarını, davalının markasının müvekkilinin markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalı markasının kapsamındaki 03, 08, 09, 11, 12, 16, 20, 21 ve 28.sınıftaki emtiaların daha önce müvekkili tarafından koruma altına alındığını, özellikle 03.sınıftaki kozmetik ile ilgili emtiaların aynı zamanda müvekkilinin ana faaliyet alanı olduğunu, müvekkilinin kozmetik sektöründe hem Türkiye’de hem de dünyanın birçok ülkesinde “...” markası ile tanındığını, davalı marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ... YİDK'nun 2019-M-8825 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2018/107113 başvuru numaralı “...+şekil” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, başvuru markasının davacı markalarından tamamen farklı bir kurgulanış şekliyle bütünen farklılaştığını, başvuru markasındaki İngilizce "..." ve "..." kelimelerinin Türkçe karşılıklarının "en üst" ve "yarış" olduğunu, bu kelimelerin ülkemizde de sıklıkla kullanıldığını ve anlamlarının bilindiğini, davacı markasındaki İngilizce “...” ibaresinin Türkçe çevirisinin “yüz” olduğunu, bu anlamı itibari ile yine ülkemizde Türkçe karşılığı bilinen ve günlük hayatta sıklıkla kullanılan ve tüketicilerin sürekli maruz kaldığı bir ibare olduğunu, markalar arasında anlamsal açıdan tamamen farklılık olduğunu, aralarında benzerlik bulunmadığını, davacının, davalı başvurusunun 6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli bir başvuru olduğunu ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket tarafından davaya cevap verilmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu markanın kapsamında yer alan 03, 08, 20, 21. Sınıfların kapsamında yer alan malların tamamının ve 09. Sınıfta yer alan “sunglasses =güneş gözlükleri” malının davacıya ait markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, dava konusu marka ile davacının markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak karıştırmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı, bunun yanında taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında tek harf farklılığı bulunduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olduklarını, kapsamlarındaki emtiaların da aynı ve benzer olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin markalarının tanınırlığından ve bilinirliğinden haksız kazanç sağlamak istediğini, davalı tarafın markasını koruma altına almak istediği özellikle 3.sınıftaki kozmetik ile ilgili emtianın aynı zamanda müvekkilinin ana faaliyet alanı olduğunu, "..." ibaresinin Türkiye'de yaygın kullanımının bulunmadığını, davalı tarafın kötüniyetli hareket ettiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere karşılaştırılan markalarda ortak olarak yer alan “...” ibaresinin, önüne geldiği isme “en iyisi” “en üstünü” gibi üstünlük katmak için sıklıkla kullanılan ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, dava konusu markada yer alan “...” kelimesinin Türkçe’de “yarış”, davacı markalarında yer alan “...” kelimesinin ise “yüz” anlamına geldiği ve ülkemizde bilinen kelimeler olduğu, bu nedenle taraf markaları arasındaki tek harf farklılığının markaları birbirinden yeterince ayrıştırdığı, bunun yanında dava konusu marka ile davacı markalarının tertip tarzlarının da birbirinden oldukça farklı olduğu, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının tescil engeli oluşturmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 44,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 383,20-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 31/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...