Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/394 E. 2020/314 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/394
Karar No
2020/314
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/35 Esas KARAR NO: 2024/424 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 24/11/2020 NUMARASI: 2019/394 E. - 2020/314 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın tescilli markaları olan "... şekil", ...", "...", "...", "... şekil" markalarının tanınmış marka olduğunu, tescilinin tüm sınıflarda korunması gerektiğini, Türkiye’de tüm sektörlerde tanınmış bir marka olup en çok satılan spor ürünleri markalarından biri olduğunu, davalının TPMK'ya 27.03.2019 tarihinde ... başvuru numarası ile başvuruda bulunmak sureti ile " ... + ŞEKİL " markasını 25. sınıfta bulunduğu başvurusunun bültende yayınlandığını ve dava konusu markanın 30.09.2019 tarihinde tescil edildiğini, Davalının, ... + ŞEKİL markasının tescili, davacının 556 sayılı KHK ve 6769 Sayılı SMK ile koruma altına alınan haklarına aykırılık oluşturduğunu, davacının "..., ... şekil, ... şekil ve devamındaki "...” ve "..." ibareli markaları TPE nezdinde tescil edildiğini, Ayakkabı sektöründe "...” harfinin davacıyla özdeşleştiğini, bir ürün üzerinde harf görüldüğü zaman tüketici nezdinde akla gelen ilk markanın davacı markası olduğunu, davalının ürünlerinde ve markasında kullanmış olduğu ... harfinin, davacının kullanmış olduğu ... logosuna birebir benzemekte olduğunu, ... harfi ile ilgili yüzlerce farklı kombinasyonla tasarım yapılabilecekken davacının markasına birebir benzeyen bir ... harfini kullanılması müvekkilin tanınırlığından faydalanma kastını açıkça ortaya koyarak davacıya ait markaların tanınmışlığından faydalanma çabasını açıkça gösterdiğini, "..." markasına ilişkin Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde 2018/37 Esas sayılı ile açılan dosyada hazırlanan bilirkişi raporunda davalı markası olan ... markası ile davacının ... markalarının benzer olduğunu, marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin de bulunduğu ve ... markasının ... markasına benzer olmadığını içeren YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğuna da yer verildiğini, bu dosyanın sonuçlandığını, davanın kabulüne karar verilmiş mahkeme davaya konu ... markası ile davacının ... markasının benzer olduğunu, tüketici nezdinde karıştırma ihtimali bulunduğunu belirterek ... markasının hükümsüzlüğüne karar verildiğini, ... markası için davanın kabulüne ve ... markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesinden de anlaşılacağı üzere davacı markası olan ...’e benzer olarak oluşturulan markalar müvekkil markasının bir serisi olarak algılanacak olup halk tarafından karıştırılma ihtimalinin de bulunduğunun mahkemece verilen kararla sabitlendiğini, "..." markasının yanına ek eklenerek oluşturulacak markanın davacı markalarının bir seri markası olarak algılanacağından ve davacının tanınırlığından yararlanma amaçlı sair marka olarak işlev göreceğinin bilirkişi raporundan da anlaşıldığını ve bu markanın davacının "..." markalarının bir alt serisi olarak algılanacağından bu benzer marka için de markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini iddia ederek, davalıya ait ... sayı ile tescilli "... + ŞEKİL" markasının hükümsüz kılınmasını, sicilden terkinini, tecavüzün önlenmesi ve men'ini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunalan cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2015 yılında "..." markasıyla ayakkabı sektöründe faaliyete başladığını, 2018 yılında ise ikinci marka olarak "..." markasıyla üretime devam etmekte ve 25.000 adet ayakkabı üretmekte olduğunu, markanın 27/03/2019 tarihinde tescil edildiğini, davacıyla aynı ticari alanda faaliyet gösterilmesinin marka ihlali ve marka benzerliği için haklı ve geçerli neden olmadığını, çünkü marka ve ayırıcı özellik harf, yazım şekli, geometrik şekil gibi nitelikleri esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının tescilli markalarında "..." harfinin diğer harflerle birlikte yazıldığını yada ... harfinin tek başına kullanıldığını, davacının markasındaki ... harfinin kalın ve çerçeveli bir yazım ile çizildiğini, ... “markasının ise yazı karakterinin çok farklı olduğu gibi marka içindeki ... harfi değil belirgin olanın üst kısımdaki bumerang şekli ile alt kısımdaki kuşak şekli olduğunu, müvekkilin markası bir bütün olarak incelendiğinde belirgin olanın bumerang tarzı şekil ve ... kelimesi olduğunu, ... kelimesi ise tek başına harf olarak eklenmeyip, ince bir yazım ve kuşak ile markayı tamamladığını, buradaki ... harfinin yazım tarzı ve uzun kuşak ile belirginliği açıkça görünmekte olduğunu, bu haliyle davacının markasıyla hiçbir benzerliği olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı markaları ile davalı markası bütün olarak incelendiğinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olmadıkları, karıştırma ihtimali ,markalar arasında bir ilişkilendirme, idari veya ekonomik bir bağ kurma ihtimalinin ve genel anlamda markalar arasında iltibasın oluşmayacağı anlaşılmakla davacının davasının reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkili firmaya ait markanın TPMK nezdinde tanınmış marka siciline tescil edilmiş bir marka olduğunu, 1992 tarihinden itibaren TPMK nezdinde tescil edilmiş olduğunu ve perakende sektöründe ... harfi ile tanınmış marka olduğunu, sadece yurtiçinde değil yurtdışında da bilindiğini, davalının müvekkili markanın tanınmışlığından faydalanmayı amaçladığını, Davalının markasını müvekkili firmaya ait markayla aynı mal ve hizmet sınıfında aynı logoyu kullanarak tescil ettirdiğini, SMK'nın 5. Maddesine göre davanın kabulü gerektiğini, davalının kötüniyetli olduğunu, -iki markanın, tescil oldukları sınıflardaki mal ve hizmet sağladıkları ürünlerdeki logoları görsel olarak karşılaştırıldığında davalının markasının, özel olarak biçimlendirilmiş müvekkili markasına görsel açıdan ayniyet derecesinde benzediğini, davalının kullandığı ... logosunun müvekkilinin logosuyla birebir aynı olduğunu, ayır edici olmadığını, hem ürün üzerinde hem de kağıt üzerinde iki marka karşılaştırıldığı zaman, iki markaya ait ürünlerden hangisinin davacı müvekkili markaya hangisinin davalı markaya ait olduğu ayırt edilemediğini,-Bakırköy 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/351 E Sayılı dosyasında ... markası ile müvekkili şirket arasında görülen davada bilirkişi tarafından iki marka arasında iltibas oluştuğuna dair değerlendirme yapıldığını, ... markasının müvekkili markası ile iltibas oluşturmadığı iddiasının aynı mahkemenin bir dosyasında alınmış olan bilirkişi raporu ile açıkça çelişki barındırdığını, dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdii ile yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, -müvekkilinin ... markasına ekleme yapılarak oluşturulan markaların müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, 6769 sayılı KHK'nın 5/ç maddesi gereğince davalı tarafından müvekkil firmaya ait " ... Şekil, ... " markalarının aynısı ve benzeri olan " ... " markasının aynı sınıflarda (25. Ve 35. Sınıflarda) tescil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davalının tescil ettirdiği markasında müvekkili markanın logosunda kullandığı ...'in birebir aynısını kullanarak, iki marka arasında iltibas oluşmasını amaçladığını, müvekkili firmanın markasının tanınmışlığından ve güvenilirliğinden faydalanarak haksız kazanç elde ettiğini, kararlarının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli bulunan ... sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ve markaya tecavüzün önlenmesi ile men'i taleplidir.Türk Patent ve marka kurumundan celp edilen kayıtlarda; Davacıya ait ... tescil numaralı KİNETİX markasının 18,25,28 ve 35.sınıflarda 27/01/2010 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle, ... markasının 18,25 ve 28.sınıflarda 01/09/1992 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle, ... markasının 2,3,5,7,8, 9, 10, 14, 16, 21, 27, 28,30 32, 35.sınıflarda 18/09/2008 tarihinde, ... markasının 18,25 ve 35.sınıflarda 24/06/2008 tarihinden itibaren tescilli olduğu, davacının ..., ..., ... şekil ibareli ..., ..., ... nolu markalarının bulunduğu anlaşılmıştır. ...” markasının Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarında ... sayı ile tanınmış marka olarak kabul edildiği görülmektedir. Davalının ... sayı ile tescilli "..." ibareli şekil markasının, 25. Sınıfta 27/03/2019 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.Dava konusu ... sayılı “...” ibareli marka kapsamındaki “25.sınıf: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler,kepler” ile davacının tescilli markalarının kapsamındaki emtialar ile aynı/aynı tür olduğu, iltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin ve aynı zamanda başvuru ve markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı yada benzer olması gerekir; karıştırma ihtimalinin değerlendirilmesinde somut olayın tüm özellikleri dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiği, çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alındığında dava konusu “ "...” ibareli marka ile davacının “...” ibareli markaları arasında 25.sınıf emtialar bakımından iltibas ihtimali bulunduğu anlaşılmıştır.Taraf markalarına ait esas unsurların “...” unsuru olduğu, her iki taraf markalarında da “...” ibaresini ön plana çıkaracak şekilde markaların oluşturulduğu, markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli bir faktör olup, bütüncül olarak değerlendirme yapıldığında, davacı markalarındaki "..." ibaresinin şekil markası olarak da tescilli olduğu ve ... harfinin kenarlarından birisini uzatarak kullandığı, davalı markanın ...'i kullanım şeklinin de benzer olduğu, şekil unsurlarına yer verdiği göz önüne alındığında görsel olarak farklılıklar bulunmasına karşın bu görsel farklılığın ayırt edici olmadığı, markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmadığı ve bu nedenle karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır. Somut olayda, davacının sektörde tanınmış bir firma olduğu da dikkate alındığında, taraf markalarını aynı anda ya da farklı zamanlarda gören ortalama tüketicilerin, bu markaların ilişkili markalar olduğunu düşünmesi; bu markaların farklı markalar olduğunu anlasa dahi, aynı firmaya ait seri markalar olduğunu, davalı markasının davacı markasının bir türevi yahut alt/yan markası olduğunu düşünmesinin de bağlantı kurma ihtimalini ortaya çıkaracağı kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin 20/07/2020 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu ayakkabı ürün görseli üzerindeki kullanımı dikkate alınarak, davalının ayakkabı ürünleri üzerinde ... markasının kullanımının davacı markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile taleple bağlı kalınarak tecavüzün men'i ve önlenmesinin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tarafların markalarını 25. sınıfta yer alan aynı mallarda kullandığı, davacıya ait "..." ve "..." ibareli markaların anlamsal bir karşılığının bulunmadığı, bu markanın özellikle 25. sınıf içerisinde bulunan ayakkabı sektöründe tanınmış olduğu, Davacı adına kayıtlı “...” markasının TÜRKPATENT tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiği ve tanınmış markalar sicilinde ... sayı ile kayıtlı olduğu, taraf markalarının sınıfları arasında ayniyet olması; hedeflenen tüketici kesimi, son kullanıcılar, tescil edilmiş olan / tescil edilmek istenen sınıflar içerisinde yer alan ürünlerin/hizmetlerin kapsamı, pazar anlayışı, dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, ürünlerin/hizmetlerin tüketiciye sunulduğu mekanlar, ürünlerin kullanım amaçları ve benzeri hususların tamamı arasında da bir ayniyet ve/veya benzerliğin bulunduğu, her ne kadar davacının bazı markaları iptal edilmiş ise de, aynı şekil unsuruna sahip birden fazla markasının bulunduğu, tüketicilerin bir bütün olarak "..." vurgusunu şekil ile birlikte davacıya ait "..." ve ""..." ibareli markalar ile bağdaştırabileceği, bu markanın davacı markalarının serisi niteliğinde bir marka olduğunu düşünebileceği, markanın başlangıcını oluşturan ibarelerin iltibas tehlikesini bertaraf edecek nitelikte yeterli ayırt ediciliğinin bulunmadığı, sonuçta ibareler yönünden de tarafların markaları arasında işletmesel bağlantı yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, davalı vekili tarafından sunulan ve müvekkiline ait olduğu beyan edilen ayakkabı görselindeki ... markası kullanımının davacı markalarına tecavüz teşkil ettiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, yeniden bilirkişi raporu alınması gerekmediği, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varılmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan sebeplerle, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kabulüne dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,3-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/11/2020 tarih, 2019/394 E. 2020/314 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davanın KABULÜNE, 4-Davalı adına ... sayı ile tescilli "..." ibareli şekil markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,5-Davalının ayakkabı ürünleri üzerinde ... markası kullanımının, davacı tescilli markalarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün meni ve önlenmesine, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hükümsüzlüğü davası yönünden 427,60-TL ve markaya tecavüz davası yönünden 427,60 TL karar harcından peşin alınan 44,40-TL'nin mahsubu ile 810,80-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 44,40-TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 233,50-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.328,70-TL'nin, davanın kabul edilmiş olması sebebiyle, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer oladığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre marka hükümsüzlüğü yönünden 25.500,00 -TL, markaya tecavüz davası yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 148,60-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 48,50-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 197,10-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/02/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/394, K. 2020/314, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-394-e-2020-314-k-c337764d281e