Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/331 E. 2021/203 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/331
Karar No
2021/203
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1410 KARAR NO : 2025/109 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/06/2021 NUMARASI : 2019/331 E. - 2021/203 K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/06/2021 tarih ve 2019/331 E. - 2021/203 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2018/12038 sayılı başvurunun davalının itirazıyla reddedildiğini, oysa başvuru konusu “...” markasının müvekkilinin başvurusundan önce Türkiye’de tescilli bulunmadığını, aslen ... firmasına ait olan bu markanın bilinirliğinin olmadığını, davalı markasının tanınmış bulunmadığını, “ısıya dayanaklı pigment” anlamına geldiğini, davalının yaptığı satışların bir yüksek olmadığını, sunulan faturaların davalıya ait bulunup bulunmadığının belirsiz olduğunu, müvekkilinin markayı yedeklemek, marka ticareti yapmak gibi bir amacının bulunmadığını ileri sürerek 2019-M- 5378 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin ... firmasından 2005 yılından bölünme yoluyla ayrılarak kurulduğunu, “...” markasının ilk olarak 1993 yılında ... firması adına tescil edildiğini, davacının bu hususu açıkça kabul ettiğini, 2005 yılından beri de “...” markasının müvekkili tarafından kullanıldığını, davacının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davacının sunduğu dilekçelerinde “...” markasının ... tarafından kullanıldığını açıkça ifade ettiğini, “...” ibaresinin başlı başına bir marka olduğunu, pek çok ülkede markanın korunduğunu, ayrıca müvekkilinin 2008 yılından bu yana da markalarını Türkiye’de de kullandığını, 2013-2018 yıllarına dair düzenlenmiş faturalarının bulunduğunu, ayrıca yine 2011 ve 2018 yıllarına ait Türkiye’nin önde gelen boya şirketlerinden biri olan ... firmasına ürün tedarik ettiklerini gösteren faturaların olduğunu, davacının müvekkilinin bu markasının birebir aynısını başvuru konusu ettiğini, ayrıca yine başvurunun müvekkili firmaya ait aynı ve benzer ürünler için tescil edilmek istenildiğini, davacının basiretli bir iş adamı gibi hareket etmediğini, davacının sair başvurularında da, ... Grubuna bir başka firmanı “...” seri markalarının birebir aynıları için de başvuru dosyaladığını, bu başvuruların da itirazlar üzerine reddedildiğini, davacının farklı hak sahiplerine ait dünyaca ünlü birçok markayı da eş zamanlı olarak tescil ettirmeye çalıştığını, davacının “...” gibi dünyaca ünlü markaları tescil ettirmeye çalıştığını, davacının kötüniyetli bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Almanya, Danimarka, Yunanistan, Hongkong, İrlanda, Hindistan, WIPO, Japonya, Kore, İsveç, Güney Afrika gibi ülkelerde “...” markasının 02. Sınıf mallar bakımından, dava konusu marka başvuru tarihinden daha evvelki tarihlerden beri tescilli olduğu, yine davalının 21.03.2013, 20.08.2013, 13.05.2014, 12.09.2014, 06.11.2015, 16.06.2015, 22.09.2016, 27.09.2016, 12.01.2017, 07.12.2017, 22.08.2018, 10.01.2018, tarihlerinde Türkiye’deki faaliyetlerine yönelik 12 adet fatura örneği ibraz ettiği, fatura taraf bilgilerini ve fatura tutarlarının genel olarak gizlendiği, bununla birlikte muhatapların Türkiye’de faal şirketler oldukları, faturalara konu ürünlerin tamamının renk pigment granüllerinin satışına yönelik olduğu, yapılan satışların genel olarak ton bazlı oldukları, örneğin faturalarda “... ..., “... olarak bahsi geçen malların boya pigmentleri oldukları, davalı taraf web sitesinden tespit edildiği, dolayısıyla ilgili ürünlerin niteliği ve yapılan satışlar gözetildiğinde, davalının “...” markası ile ülkemizde de aktif ticari faaliyetlerde bulunduğu, bu faaliyetlerin 02.01 alt grubunda gerçekleştiği, dava konusu marka başvurusunun da ... şeklinde olduğu ve 02. Sınıf malları kapsayacak şekilde başvuru konusu edildiği gözetildiğinde davalı taraf tescilsiz kullanımlarına konu işaret ile davacı yanın marka başvurusunun birebir aynı işareti esas unsur olarak taşıdıkları ve yine birbiri ile örtüşecek şekilde (02.sınıf 01. Alt grubu) faaliyette bulundukları, davalının 02. Sınıf diğer alt gruplarında ya da 17. Sınıf malları kapsayacak şekilde herhangi bir faaliyeti bulunmadığı, “...” markasının, davalı tarafça ülkemizde de ticari ve markasal etki doğurmaya elverişli olarak değerlendirilebilecek nitelikte kullanıldığı ve anılan ibarenin davalı ile ticari anlamda ilişkilendirilebir düzeyde bir aidiyete sahip olduğu, bu aidiyetin de 02. Sınıftaki “boya pigmentleri” ve bu mallarla yakın ilişkili 02.01 alt grubundaki diğer emtiaları bakımından davalı lehine gerçek hak sahipliği sağlayacağı; marka sicilinde yapılan inceleme sonucunda iş bu başvuru sahibinin, başka firmalar tarafından istimal edilen ve/veya maruf hale getirilen “...” gibi ibareleri de kendi adına tescil etme yoluna gittiği, bu değerlendirmeler ışığında dava konusu başvurunun Türkiye’de henüz ... adına tescili bulunmayan ancak markasal olarak kullanımı bulunan “...” ibaresi ile aynı/ayniyet derecesinde benzer oluşu, başvuru sahibinin ilgili markayı, itiraz sahibi firmanın “...” markası altında sunduğu mallarla aynı/aynı tür mallar ile ilgili olarak kullanıyor/kullanacak olması karşısında, başvuru sahibinin aynı sektörde faaliyet gösteren ... firmasından ve işbu firmaya ait “...” ibareli markanın varlığından haberdar olmadığının kabul edilemeyeceği ve başvuru sahibinin “...” ibaresini 2. ve 17. sınıflarda yer alan mallar için tescil ettirme girişiminin iyi niyetli kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı şirketin davaya konu markanın başvurusundan geriye doğru 5 sene öncesine kadar başvurusu ya da bir tescili bulunmadığını, tescilsiz bir markanın daha sonra tescilli veya tescil aşamasında olan bir markaya hukuki anlamda bir etkisi olabilmesi için önceki bir tarihten itibaren kullanımı ve ayırt edici bir nitelik kazanmış olması gerektiğini, sadece bilfiil kullanılan emtia için gerekli olabileceğini, sadece sarı ve yeşil pigmentler için bu durum mevcut olup, 02. sınıfının alt gruplarında ve 17. sınıfta herhangi bir kullanım söz konusu olmadığını, müvekkilinin farklı markalar için başvurusunun kötüniyetli olunduğu anlamına gelemeyeceğini, karşı tarafın 20 yılı aşkın sürede Türkiye'de sadece 10'u aşkın fatura kesildiği 2018 den sonra satışı olmadığını, davalı taraf davadan sonra web sitesini yeniden düzenlemiş ... ibaresini önemli markaları arasında gösterdiğini, davalı şirketin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği, bu düzenlemenin TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibaret olduğu (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar), Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2725 Esas, 2021/445 Karar ve 26/01/2021 Tarihli kararında, markanın ticaret yapmak için değil, başkalarına şantaj yapmak ve para koparmak, başkalarının ticaretine engel olmak veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususların genel kötüniyet sebepleri olarak görüldüğü, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/5436 Esas, 2013/6621 Karar ve 02/4/2013 Tarihli kararında da, ayırt ediciliği bulunan ibarenin, tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediğinin, aynı sektörde bulunan bir kimsenin bu markadan haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığının, markanın hangi saik ile seçilerek tescil ettirdiği konusunda da ikna edici bir açıklamasının bulunmasının gerektiğinin belirlendiği, bu kapsamda yurt dışında birçok ülkede davalı adına tescilli bulunan ve Türkiye'de de kullanılan markanın aynısının davacı tarafça marka başvurusuna konu edilmesinin kötüniyetli olduğu, zira başvuru sahibinin aynı sektörde faaliyet gösteren firmadan ve iş bu firmaya ait “...” ibareli markanın varlığından haberdar olmadığının kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacının bu markayı hangi saik ile seçerek başvuru konusu ettiği konusunda da ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, davacı başvuru sahibinin aynı saik ile yaptığı başka başvuruların belirlendiği, kötüniyetin tescilin tamamını kapsayacağı ve bölünemeyeceği (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953) anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/01/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/01/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/331, K. 2021/203, T. 10.01.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-331-e-2021-203-k-ea36d8f029e1