Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/255 E. 2020/105 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/255
Karar No
2020/105

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/437 - 2024/755 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/437 KARAR NO : 2024/755 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/06/2020 NUMARASI : 2019/255 E. - 2020/105 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/06/2020 tarih ve 2019/255 E. - 2020/105 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1987 yılından beri hızlı yapıştırıcılar, poliüreten bazlı yapıştırıcılar, PVA bazlı yapıştırıcılar, silikon köpük gibi yapı kimyasallarını üretip sattığını, Türkiye'de lider firmalardan biri olduğunu, davaya konu olan marka sahibinin sistematik bir şekilde müvekkiline ait markaları ve tasarım tescillerini, ortalama tüketici nezdinde karıştırabilecek bir şekilde birebir alıp aynı mal ve hizmet sınıflarında kullanarak müvekkili şirkete zarar verdiğini, davalı şirketin 2018/45443 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, davalı şirketin müvekkilinin piyasadaki bilinirliğinden faydalanmak istediğini, açıkça kötü niyetle hareket ettiğini, davalının markasının müvekkiline ait tescilli markalar ile birebir aynı tasarım ve formatta düzenlendiğini, markanın görsel, yazı fontu ve kullanılan renkler bakımından, müvekkili markaları ile birebir aynı olduğunu, davaya konu olan markanın müvekkilinin aktif biçimde faaliyet gösterdiği 16, 17 ve 35. sınıflarda tescil edildiğini, dava konusu markanın kullanılması halinde haksız rekabete sebebiyet vereceğini ileri sürerek, YİDK’nın 2019-M-4886 sayılı kararının iptaline, dava konusu 2018/45443 sayılı “..." ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, müvekkilinin 1980 yılında kurulduğunu, davacıdan önce piyasada yer aldığını, müvekkilinin davacı tarafı takip etmeye ihtiyacının olmadığını, taraf markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığını, davacı markalarının bir çoğunun yurtdışında sektördeki şirketler tarafından tescilli olduğunu, bu nedenle markaların davacı tarafından ihdas edilmediğini, mavi ve kırmızı rengin kimya sektöründe özel anlam ifade eden renkler olduğunu, davacı yana inhisar edilemeyeceğini kimya sektöründe mavi rengin doğal tıbbi ürünleri, kırmızı rengin ise doğal ve kimyasal ürünleri ifade ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, başvuru markasının kelime unsurları olan “...” ibarelerinin, birbirlerinden bağımsız ve varlıklarını koruyacak şekilde konumlandırıldıkları, davaya konu olan markanın küçük ve standart harf karakteri ile aynı sırada önce mavi renkle “...” ibaresi ve bu ibarenin altında kırmızı çizgi, devamında kırmızı renk ile “...” ibaresi ve altında mavi çizgiden meydana geldiği, davaya mesnet gösterilen markalarının hiçbirinde bu sözcük unsurlarının yer almadığı, tüketicinin başvurunun sadece renklerine odaklanacağı yönünde bir iddianın zorlama olduğu ve olağan tüketici alışkanlıkları ile örtüşmediği, tüketicinin bu markayı bir bütün olarak algılayacakları, belirtilen bütünsel algıda dava konusu markada bulunan sözcük unsurlarının veya benzerlerinin davacının dayanak markalarında bulunmaması karşısında marka işaretleri arasında benzerlik bulunduğundan söz edilemeyeceği, davacı tarafa ait “kırmızı ve mavi renklere ve altı çizili kompozisyona dayalı olarak ilgili tüketiciler nezdinde yanılgı/iltibas oluşacağının kabul edilmesi bakımından, davacı yan markalarına tescilin sağladığı korumanın çok daha ötesinde bir koruma sağlanacağı, taraf markaları arasında, yakınlaşmalarına neden olacak ve tüketicinin yanılmasına sebep verebilecek hiçbir durum bulunmadığı, taraf markaları benzer olmadığından SMK'nın 6/5. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının sistematik biçimde müvekkiline ait marka ve tasarımların birebir alıp müvekkiline zarar vermek amacıyla tescil ettirdiğini, Yargıtay 11. HD içtihadına göre, bir marka hakkında gerçek hak sahipliği iddiasıyla açılmış bir hükümsüzlük davası biter bitmez ya da devam ederken benzer marka tescilinin kötüniyetli olduğunu, davalının müvekkilinin özdeşleştiği şekil unsurunu aynen kullandığını, başvurunun SMK'nın 6/5 ve 6/9. maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini, başvurunun haksız rekabete sebebiyet vereceğini ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, zira, dava konusu markanın görsel unsurlarının, davacı markalarındaki renk unsurlarını içermesi haricinde ilişkili olarak değerlendirilemeyeceği, markaları oluşturan ibarelerin tamamen farklı olduğu, dava konusu markanın davacının markalarına yakınlaşma içerisinde olmadığı, öte yandan, taraf markaları benzer olmadığından tanımışlık iddiasının somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/04/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 28/04/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/255, K. 2020/105, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-255-e-2020-105-k-9ee6f4e6ab52