Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/220 E. 2021/84 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/220
Karar No
2021/84
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/643 Esas KARAR NO: 2024/742 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 25/03/2021 NUMARASI: 2019/220 E. - 2021/84 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili markasının ... tarafından ilk olarak 1967 yılında yaratılmış olup, 2007 yılında 4.2 milyon dolara varan cirosu ile Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en büyük perakende satış mağazalarından birisi olduğunu, şu anda giyim ürünleri, aksesuarlar, kokular, mobilyalar üretmekte ve ... adlı bir restoran işletmekte olduğunu, 2009 yılı itibariyle ... (... ve ... da dahil olmak üzere) dünya çapında toplam 326 satış noktasına sahip olduğunu, resmi internet alışveriş sitesinin (...com) 2000 yılında kurulduğunu, 2007 yılında 4.2 milyon dolara varan cirosu ile Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en büyük perakende satış mağazalarından birisi olduğunu, "...” markasını uzun yıllardır menşe ülke Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünya genelinde, Türkiye de dahil 100'den fazla ülkede yoğun ve yaygın bir şekilde kullanmakta ve tescil kayıtları ile koruma altına almakta olduğunu, davalıya ve müvekkiline ait tescilli markalara ait esas unsurun aynı şekilde “..." ibaresi olduğunu, davalı markasının sonrasında yer alan “U.K" ibaresi, ”...” ibaresinin kısaltması, yani ”Birleşik Krallık” anlamına geliyor olması sebebiyle ayırt edicilik vasfını haiz olmadığını, markanın esas unsuru olan “..." ibaresini sadece destekler nitelikte olduğunu, ABD menşeli müvekkil markasının Birleşik Krallık şubesi ya da versiyonu anlamına geliyor olması sebebiyle markayı müvekkil markasına daha yakınlaştırır nitelik arz ettiğini, markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle , davalı markasının hangi sınıflarda tescilli olduğuna bakılmaksızın hükümsüz kılınması gerektiğini, Müvekkili şirkete ait “..." ve markasının tanınmış marka olduğu hususunun, dilekçelerinde yer verdikleri hususlar neticesinde davalı tarafın markasının müvekkil markası ile benzer olduğunun sabit olduğu bu noktada, davalıya ait www...com.tr alan adının iptaline karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olacağını, davalının marka tescili, haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı olduğunu, aynı zamanda davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığını ve bu durumunda kötü niyeti gösterdiğini, davalı tarafın TPMK nezdinde ... tescil numarası ile kayıtlı dava dışı "... Şekil" markasının bulunmakta olup, davalı tarafın söz konusu bu markada ayrıca müvekkil şirketin 09, 14 ve 35. Sınıflarda tescilli tanınmış bir diğer markası olan at üstünde ... oyuncusu figürlü markasını ”...” markası ile birlikte tescil ettirme yoluna gittiğini, söz konusu bu markanın hükümsüzlüğü istemli olarak mahkememizin 2017/151 Esas sayılı dosyası ile ikame edilen davada, kök ve ek raporların lehlerine olup, davanın karar aşamasında olduğunu, davalı tarafa ait Türk Patent nezdinde ... ve ... sayı ile kayıtlı markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini ile davalıya ait ... alan adının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; "..." markasının değişik sınıflarda farklı firmalar adına tescilli olup davacının tanınmışlık iddiasının marka tescil tarihi itibariyle gerçeğe aykırı olduğunu, Türk Patent kayıtlarında yer alan 2191 tane ... ibareli markadan sadece 3 tanesinin tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu, "..." ibareli tanınmış markalar incelendiğinde 2 tanesinin ... Tic. A.Ş adına sadece l tanesinin davacı adına tescilli olduğunun görüldüğünü, davacı adına tanınmış marka olarak tescilli “... şekil" markasının tanınmışlık tescil tarihinin 18/05/2017 olup dava konusu “..." ve “... " markalarından tam 1 yıl sonra tanınmış marka konumuna ve tesciline kavuştuğunu, dolayısıyla müvekkil markalarının tescil tarihi itibariyle davacı adına tanınmış marka bulunmadığını, davacının sadece “... " alanında 2017 yılında elde ettiği tanınmışlığın, 09/14/35. Sınıflarda 2016 yılında tescilli müvekkil markaları için engel oluşturamayacağını, davacı markasının sadece “..." ibaresi olmayıp “... + ..." ibaresi olduğunu, hükümsüzlüğü istenen müvekkil markalarında herhangi bir şekil bulunmadığını, bir markanın tanınmış olmasının doğrudan tüm sınıf ve alt gruplar açısından mutlak koruma sağlamadığını, Türk Patent ve WIPO kayıtları incelendiğinde değişik firmalar adına içinde “..." İbaresi geçen birçok marka başvurusunun ve tescilinin olduğunun görüldüğünü, "..." ibaresinin bir spor faaliyetinin adı olup tüm sektörlerde yaygın olarak kullanılmakta olan zayıf marka olduğunu, davacının “..." markasıyla davalının “...'" markaları arasında en ufak bir benzerlik bulunmadığını, özellikle “... ve ..." ibareli markaların, iki kelime ... ve ... kelimelerinin bitişmesiyle oluştuğunu, davacının ilgili sınıflarda sadece "..." ibareli marka tescillerinin olmadığını, markalar arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek benzerlik bulunması gerektiğine ilişkin koşulun sağlanamadığını savunarak müvekkili aleyhine açılan davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Tüm dosya kapsamı deliller, bilirkişi raporu ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı adına TPMK nezdinde ve dünyanın birçok ülkesinde önceden tescilli "..." ve " ... oyuncusu figürünü içeren " markanın dosyadaki emsal mahkeme kararları ve delillere göre davalının tescil başvuru tarihinden önce tanınmış marka statüsünde olduğu, dava konusu emtia sınıfında davacı tarafça ciddi kullanım olduğu, davacı markaları ile davalının davaya konu markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olduğu, davalının davacıya ait markanın tanınmışlığından yararlanmak için kötü niyetli olarak tescili gerçekleştirdiği ve böylece hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, davacının hükümsüzlüğe dair davasının kabulü gerekmiştir. Davacının, davalı adına olan alan adının iptaline ilişkin talebine gelince; davalının herhangi bir meşru hakkı olmadan davacıya ait tanınmış markanın ayniyet derecesinde benzerini internet alan adı olarak kullandığı sabit olmakla SMK 7/3 maddesi uyarınca davacının bunu engellenmesini isteme hakkı bulunduğundan, bu talep yönünden de dava kabul edilmiştir" gerekçesi ile karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -... ibaresinin bir spor adı olması nedeniyle WIPO ve TürkPatent nezdinde farklı firmalar tarafından değişik sınıflarda birçok tescilinin olduğunu, çok yaygın kullanılması ve spor adına atıf yapması nedeniyle ayırt edicilik özelliğinin zayıf olduğunu, bu nedenle eklerle tescilinin mümkün olduğunu, Davacının, tanınmışlık iddiasının tüm sınıflar açısından doğru olmadığını, halihazırda ... ibaresiyle birçok farklı tanınmış marka olduğunu, tanınmış marka olmanın tüm sınıflarda mutlak bir koruma sağlamayacağını,-termometreler, bilgisayar çevre donanımları, elektronik devreler, elektrik panoları, Dekoratif mıknatıslar, Biblolar, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri,... vb alanlarda tescilli olan ... markalarının davacının farklı sınıflarda tescilli ... markasının tanınmışlığından nasıl bir fayda sağlayacağının gerek bilirkişi raporunda gerekse Mahkeme Kararında açıklanmadığını, -Gerekçeli Kararın 3. Sayfasında "davalının iltibasa dayalı hükümsüzlük açısından kullanmama def'i dikkate alındıgında, davacının 9. Sınıfta yer alan güneş gözlükleri emtiası yönünden kullanımının ciddi oldugunu, bu sınıftaki diger emtialar yönünden ve diğer sınıflar yönünden ise yasanın aradıgı anlamda ciddi kullanımın olmadığını.." açıklaması yer aldığını, Gerekçeli kararın 4. Sayfasında "Tüm dosya kapsamı deliller, bilirkisi raporu ve ek raporu birlikte degerlendirildiginde; davacı adına TPMK nezdinde ve dünyanın birçok ülkesinde önceden tescilli "..." ve "... oyuncusu figürünü içeren" markanın dosyadaki emsal mahkeme kararları ve delillere göre davalının tescil basvuru tarihinden önce tanınmıs marka statüsünde oldugu, dava konusu emtia sınıfında davacı tarafça ciddi kullanım oldugu, davacı markaları ile davalının davaya konu markaları arasında görsel, isitsel ve anlamsal olarak ayırt edilemeyecek kadar benzerlik oldugu, davalının davacıya ait markanın tanınmıslıgından yararlanmak için kötü niyetli olarak tescili gerçeklestirdigi ve böylece hükümsüzlük kosullarının olustugu anlasılmakla, davacının hükümsüzlüge dair davasının kabulü gerekmistir." gerekçesi yer aldığını, Gerekçeli Kararın 4. Sayfasında "Dava konusu emtia sınıflarında davacı tarafın ciddi kullanımı olduğu" yönünde hüküm kurulduğunu, oysa aynı gerekçenin 3. Sayfasında da belirtildiği üzere Bilirkişiler sadece "09. Sınıf kapsamında güneş gözlükleri" alanında kullanım tespit ettiklerini, diğer alanlarda kullanım tespit edemediklerini belirttiğini, gerekçenin bu hali ile çeliştiğini, Gerekçeli kararın 3. Sayfasında kullanım defi savunması karşısında Davacının sadece "09. Sınıf güneş gözlükleri alanında kullanım ispatı yaptığı diğer ürün ve hizmetler alanında yapamadığı" belirtilirken Gerekçeli kararın 4. Sayfasında "Dava konusu emtia sınıfında ciddi kullanım olduğu" ifade edildiğini, Davacının markalarını sadece güneş gözlükleri alanında kullandığını ispat ettiğini, aksinin kabulünün de mümkün olmadığını, birbirinden taban tabana farklı mal ve hizmet alanlarında davacının kullanım yapamayacağını, -Bir markanın tanınmış olmasının 45 sınıfta yer alan binlerce ürün ve hizmettin tümünde mutlak bir koruma sağlamayacağını, davalının bundan nasıl bir haksız bir yarar sağlayacağının da açıklanamadığını, davacı yan markası Türkiye’de de tanınmış marka olarak kabul edilse dahi, bu durumun davacı yan markasının SMK 6/4-5 hükmünden faydalanmasına ve farklı mal/hizmetlere yönelik genişletici marka korumasından yararlanabilmesinin mümkün olmadığını, -... kelimesi "Atlı Spor Adı" olması ve birçok ülkede yaygın olarak kullanılması nedeniyle ... ibaresini duyan tüketicilerin aklına doğrudan Davacı ve Davacı Ürünleri gelmediğini, WIPO ve TürkPatent Siciliyle sabit olduğu üzere içinde .... ibaresi geçen binlerce marka tescili bulunduğunu, tüketicilerin ... ibareli binlerce farklı marka olduğunu bildiklerini ülkemizde tekstil alanında tanınan ... markası davacıya ait olmayıp dava dışı ... TİC.AŞ. adına tescilli olduğunu, davacı ... ibaresiyle Türkiye'de ticaret yapamadığını, Bilirkişi incelemesinde Davacının sadece "güneş gözlüğü" alanında ... ibaresini kullandığı diğer alanlarda ... ibaresini kullanmadığının tespit edildiğini, -Davacının tanınmışlığının hangi ürün veya hizmetler için geçerli olduğu belirtilmeden 09, 14, 35. Sınıf kapsamında kalan tüm ürün ve hizmetler yönünden hükümsüzlük kararı verilmesinin açık bir hukuka aykırılık olduğunu,-dava konusu markanın TPMK nezdinde birden fazla firma adına Tanınmış Marka olarak kabul edildiğini ve hepsinin 25. Sınıf kapsamında olduğunu, ... ibaresini taşıyan 4 firmaya ait tüm markaların 25. Sınıf kapsamında Tanınmış Marka olarak kabul edilip aynı anda tescil ediliyorken ve bu markalar Yargıtay Tarafından korunuyorken, tamamen farklı sınıflarda olan ve herhangi bir şekilde "At ve İnsan Figürü" içermeyen müvekkili markalarının reddine karar verilmesinin hakkaniyet ve mantık kapsamında tutarlılığı olmadığını, -Emsal İçtihatlarla sabit olduğu üzere Davacının markasının tanınmışlığı salt ... ibaresi üzerinde olmayıp "..." markası olduğunu,-Davacının “...” ve "..." markası ile müvekkilinin ... markaları arasında işitsel ve görsel benzerlik olmadığını, markaların tescilli oldukları sınıflar açısından da benzerlik ve iltibas bulunmadığını, müvekkil markalarında ise "At ve İnsan" Figürü olmadığını, fiili kullanımında da şekil unsuru yer almadığını, ... ibaresi çok yaygın kullanımı nedeniyle artık ayırdediciliği düşük hatta zayıf konumda olduğunu, Bilirkişiler, zayıf marka değerlendirmesini cins ve vasıf bildirmediği gerekçesi ile yanlış yapınca haliyle markaların iltibas değerlendirmesini de yanlış olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dikçesinde özetle; ... ibaresi ve at üstünde ... oyuncusu figürlü şekil markasının SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c madde hükümleri anlamında ayırt ediciliğinin bulunduğunu, "..." ibaresinin birçok firma tarafından taklit edilmeye çalışılıyor olmasının, markayı zayıf marka statüsüne sokacağı düşüncesinin hukuk mantığıyla bağdaşmayacağını, ... markasının Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/4 ve 6/5 madde hükümleri anlamında tanınmış marka olup, sadece bu yönüyle dahi yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olduğunu, markalara ayırt edici nitelik kazandıran unsurun esas unsur olduğunu ve mahkemelerce değerlendirmenin esas unsura göre yapılması gerektiğini, zira ortalama tüketicinin zihninde yer alan marka algısının, karıştırılma algısının değerlendirilmesinde önemli rol oynadığını, davaya dayanak markalarının tümünün esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, " ...." ibaresinin davaya konu markaları birbirinden farklılaştırdığı yönündeki beyanların da dikkate alınamayacağını, davalı tarafın benzerliğe ilişkin savunmalarında, müvekkili şirketin sadece ... sayılı "..." markası ile karşılaştırma yapıp, sadece "..." ibareli diğer dayanak markaları ile bir karşılaştırma yapmaktan kaçındığını, Yerel Mahkeme ilamının 3. Sayfasında yer alan açıklamaların, müvekkili şirketin 6769 sayılı SMK'nın 6/1 madde hükmü anlamında gerçekleştirilen inceleme ve buna karşı gerçekleştirilen kullanmama def'ine ait görüş ve tespitler olup, Yerel Mahkeme ilamının 4. Sayfasında yer alan görüşlerin ise müvekkili şirketin 6769 sayılı SMK'nın 6/4 ve 6/5 madde hükümlerine ilişkin olduğunu, müvekkili şirketin dosyada yer alan bilirkişi kök ve ek raporlarıyla, SMK'nın hem 6/4 hem de 6/5 madde hükümleri anlamında tanınmış marka olduğunun tespit edilmiş olduğu ve davalı markalarının bu madde hükümleri ve ayrıca kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verildiği bu noktada, kararda herhangi bir çelişki bulunmadığını, kötü niyetli tescilin ve SMK'nın 6/4 madde hükmü anlamında ihlale konu markaların, hangi sınıflarda tescilli olduğuna bakılmaksızın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğinin kanunun emredici hükümleri ile sabit olduğunu, istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalı adına 09.,14, 35. Sınıflarda tescilli 2016/62295 ... ve 2016/23097 ... markalarının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. TPMK kayıtlarına göre; davacı tarafça ... numaralı "... + Şekil" ibareli markanın tanınmış marka olarak tescili yönünde 18.05.2017 tarihinde başvuruda bulunulduğu, ayrıca 11/09/1990 tarihli ... numaralı ... oynayan sporcu figüründen oluşan şekil markasının 25. sınıfta, 07/09/1992 tarihli ve ... numaralı "..." markasının 14. sınıfta, 07/09/1992 tarihli ve ... numaralı yine ... oynayan sporcu figüründen oluşan şekil markasının 14. sınıfta, 17/02/1993 tarihli ve ... numaralı "...+Şekil" markasının 03. sınıfta, 18/04/1993 tarihli ve ... numaralı "..." markasının 03. sınıfta, 03/08/1993 tarihli ve ... numaralı "..." markasının 08,09,14,16,18,21,24,25,27. sınıflarda, 03/08/1993 tarihli ve ... numaralı "...+Şekil" markasının 08,09,14,16,18,21,24,25,27. sınıflarda, 03/08/1993 tarihli ve ... numaralı polooynayan sporcu figüründen oluşan şekil markasının 08,09,14,16,18,21,24,25,27. sınıflarda, 03/08/1993 tarihli ve ... numaralı " ...+Şekil" markasının 08, 09,14,16,18,21,24,25,27. sınıflarda, 02/06/1995 tarihli ve ... numaralı " ... +Şekil" markasının 03. sınıfta, 25/03/1996 tarihli ve ... numaralı "....+Şekil" markasının 25. sınıfta, 13/08/1997 tarihli ve ... numaralı "...+Şekil" markasının 03. sınıfta, 11/01/1998 tarihli ve ... numaralı "...+Şekil" markasının 03. sınıfta, 30/10/1998 tarihli ve ... numaralı "...T+Şekil" markasının 35. sınıfta, ... numaralı "..." markasının 08,09,16,18,21,25,27,28. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 03. sınıfta, ... numaralı "... +Şekil" markasının 25. Sınıfta, ... numaralı "..." markasının 03. sınıfta, ... numaralı "...+Şekil" markasının 03. sınıfta ve ... numaralı "... " markasının 35. sınıfta davacı adına tescilli oldukları görülmüştür. 14/05/2020 havale tarihli raporda, davaya konu ... isimli internet sitesinde davacı yana ait markaların ya da bu markalara ait ürünlerin kullanım ve satışının yapılıp yapılmadığı yönüyle yapılan incelemede, söz konusu internet sitesindeki ürünler ve ürün detay sayfalarında "Ürün stok kodu" üzerinde "..." ibarelerinin yer aldığının ekran görüntüleri ile tespit edilmiş olduğunu, "polouk.com.tr" alan adı sahipliği yönüyle yapılan incelemede, söz konusu alan adının davalı ... Tic.Ltd.Şti'ye ait olduğunu, alan adının ilk olarak 16.05.2017 tarihinde kayıt ettirilmiş olduğunu, taraf markaları arasında SMK 6/1 anlamında iltibasın söz konusu olduğu değerlendirilmekle birlikte, davalının iltibasa dayalı hükümsüzlük açısından kullanmama def'i dikkate alındığında, davacının 9. Sınıfta yer alan güneş gözlükleri emtiası yönünden kullanımının ciddi olduğunu, bu sınıftaki diğer emtialar yönünden ve diğer sınıflar yönünden ise yasanın aradığı anlamda ciddi kullanımın olmadığını, davalının, davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, şöhretini sömürmesi, itibarına zarar vermesi ya da onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurması ihtimalinin bulunduğu ve bu sebeplerle SMK. m.6/5'te sayılan hükümsüzlüğe ilişkin koşulların gerçekleşmiş olduğunu, davalı markalarının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu belirtmişlerdir. Bilirkişi heyeti hazırlamış oldukları ek raporda, Davacı markaları, kök raporda hem görsel, işitsel, anlamsal açıdan hem de bir bütün olarak değerlendirilmeye alınmıştır. Kimi zaman düz yazı karakteriyle "tek başına", kimi zaman "farklı kelimelerle birlikte" kimi zamanda "... oyuncusu figürünü içeren şekil unsuru ile birlikte" ifade edilmiş olsa da davacının tüm markalarında "..." ibaresinin esas ve ayırtedici unsur olduğu belirtilmiştir. Davalıya ait her iki markanın da "..." ibaresini esas unsur olarak aynen içerdiği ve ... harflerinin birinde ayrı diğerinde ... kelimesi ile bitişik şekilde yazılarak kullanıldığı görülmektedir. Haliyle, herhangi bir ayırt edici unsur içermeyen davalı markalarının, davacı markaları ister "tek başına" ister "farklı kelimelerle birlikte" isterse de "... oyuncusu figürünü içeren şekil unsuru ile birlikte" kullanılsa iltibasa sebebiyet vereceğini, belirtilen nedenlerle, davalının itirazları hususunda kök raporda ulaşılan sonuçtan dönülmesini gerektiren bir durum olmadığını, alan adının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı açısından değerlendirme; SMK md. 7/3(d) düzenlemesine bakıldığında marka hakkı sahibinin markasının aynı veya benzerinin internet alan adı olarak kullanılmasını engelleyebilmesi için birtakım şartların gerçekleşmiş olması gerektiğini, markanın aynı veya benzerinin internet alan adı olarak kullanılması noktasında kullanan kişinin meşru bir bağlantısının olmaması ya da kullanıma ilişkin hakkının bulunmaması, markanın aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde kullanılması. kanun koyucu, md.7/3'te sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde, SMK md. 7/2'ye gidilmesi gerektiğini öngörmüştür. Bu durumda marka hakkı sahibi markasını ancak SMK md. 7/2'deki usul ve esaslar dairesinde koruyabilecektir, SMK md. 7/2'deki düzenlemede ise 3 ana kullanım biçimi öngörülmüştür, markanın aynısının, tescil kapsamındaki aynı mal ve hizmetlerde kullanılması, markanın aynı veya benzerinin, tescil kapsamındaki aynı veya benzer mal ve hizmetlerde karıştırılma ihtimali yaratacak biçimde kullanılması, tanınmış bir markanın aynı veya benzerinin herhangi sınıftaki mal ve hizmetlerde kullanılması, görüldüğü üzere tanınmış marka hariç olmak üzere, diğer markalarda, ayniyet ve benzerlik hem markalar hem de mal ve hizmetler için aranmıştır. Dolayısıyla markanın internet alan adı olarak kullanılması halinde koruma talep edilebilmesi için kural olarak, internet alan adı olarak kullanımın, markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı ya da benzer olup olmadığının tespit edilmesi gereklidir. Taraf markaları arasında SMK 6/1 anlamında bu açılardan ayrıntılı değerlendirme yapılmış olup, iltibasın söz konusu olduğu ve söz konusu tespitlerin dikkate alındığında, ... alan adının iptali koşullarının mevcut olduğu belirtmişlerdir. Davacı markasının tanınmış marka sicilinde tescilli olduğu anlaşılıyorsa da, tanınmış markanın aynısı/benzerinin tescil edilmesi tek başına kötüniyetli tescil kabul edilemeyecektir. Mahkemece dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu yetersiz olduğu, davacı markasının tescilli olduğu ve tanınmış olduğu mal/hizmet sınıfları ile davalı markasının tescilli olduğu mal/hizmet sınıflarının usulünce karşılaştırılmadığı, davacının genişletilmiş korumadan faydalanıp faydalanamayacağı ve SMK 7/2-c maddesindeki koşulların değerlendirilmediği, davalı tarafça kullanmama definde bulunulduğu anlaşılmakla, mali müşavir ve sektör bilirkişisinin de içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, mahkemece yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda, denetime elverişli şekilde rapor alınarak, ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi için dasyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/03/2021 tarih, 2019/220 E. 2021/84 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.18/04/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/220, K. 2021/84, T. 16.05.2017, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-220-e-2021-84-k-94982731a6e3