Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/219 E. 2021/350 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/219
Karar No
2021/350
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/138 KARAR NO : 2024/533 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 13/10/2021 NUMARASI : 2019/219 E. - 2021/350 K. DAVACI : VEKİLİ : DAVALILAR : DAVANIN KONUSU :Fikir ve Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklı Haklara Tecavüz Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat, Muhtemel Tecavüzün Önlenmesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/10/2021 tarih ve 2019/219 Esas - 2021/350 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin "..." isimli eserin, eser sahibi ve aynı zamanda yayıncısı olduğunu, davalı Şirket ile kitabın basılıp yayınlanması için 14.03.2018 tarihli bir yıllık sözleşme imzaladığını, davalı Şirketin bu kitabı "..." adı altında yayınladığını, ancak davalı Şirket ve yetkilisinin bu set üzerinde değişiklik yaptığını, eser sahibi ile eserin adını değiştirdiğini, eser sahibi olarak ...'ın adının gösterildiğini, kitabın "..." adıyla çoğaltıldığını ve satıldığını, bu haliyle davalıların müvekkiline ait olan eser üzerindeki çoğaltma ve yayma mali haklarını ihlal ettiklerini, aynı zamanda müvekkilinin manevi haklarının da ihlal olunduğunu ileri sürerek, şimdilik FSEK'in 68. maddesi uyarınca 3 kat 1.000,00 TL'nin ihlal tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, 10.000,00 TL manevi tazminatın ihlal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, muhtemel tecavüzün men'ine, davalının bu eserleri tekrar basmasının ve yaymasının önlenmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 03/07/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 104.817,60 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar vekili, davacı ile akdedilen sözleşmenin tarafının müvekkili Şirket olduğunu, sözleşmenin tarafı olmayan ve kendisine karşı herhangi bir haksız fiil sorumluluğu da yöneltilemeyecek olan diğer müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ders kitapları ve yardımcı kaynaklar yayın ve satışı işi ile iştigal eden müvekkili şirket yetkilisi ile temasa geçen davacının, elinde baskıya hazır halde bir okuma-yazma seti olduğunu, seti yeni ürettiğini, ancak müfredat değişikliği nedeniyle seti 2018-2019 eğitim öğretim programına göre düzeltilmiş hale getirerek müvekkiline teslim edebileceğini beyan ettiğini, davacının bu beyanına istinaden taraflar arasında 14/03/2018 tarihli süreli mali hak devir sözleşmesi imzalandığını, sözleşme hükümlerine göre, müvekkili şirketin üzerine düşen 40.000,00 TL tutarındaki avansı davacıya ödemesine rağmen, davacının taahhüt ettiği edimleri yerine getirmediğini, müvekkili şirkete teslim edilen dijital PDF dosyasının güncel olmadığını ve yeni programa uyarlanmadığının anlaşıldığını, davacı ile defalarca görüşülerek eserin 2018-2019 müfredatına uyumu için gerekli çabayı göstermesi gerektiğine dair taleplerin sonuçsuz bırakıldığını, bunun üzerine eseri yayınlamak için zamanı daralan müvekkili şirketin 14.500 adet bandrol alarak "..." kutusuna bu bandrolleri yapıştırdığını, müvekkili şirketçe eserin basılarak satışa arz edilmesini takiben müvekkil şirket ile temasa geçen ... isimli şahsın "Mutabakat Metnidir" başlıklı bir belgeyi müvekkili şirkete ibraz ederek satışa sunulan okuma yazma setinin tüm haklarının kendisi yanında ... ve ...'a ait olduğunu, esere ilişkin taraflar arasında adi ortaklık kurulduğunu, eser için ...'la yapılan sözleşmenin kendilerinden habersiz imzalandığını beyan ettiğini, ...'ın aynı eseri "..." isimli bir firmaya da sattığını ve anılan firmanın eseri başta... olmak üzere satışa sunduğunu ifade ettiğini, böylece, eserin özgün biçimde ve sadece davacı tarafından vücuda getirilmiş olması gerekmekteyken, eser üzerinde başka şahıslar da hak iddia ettiği gibi, eserin başka bir yayınevi tarafından da piyasaya arz edildiğinin öğrenildiğini, davacı tarafından dolandırıldığını anlayan müvekkil şirketin davacı ile temas kurmaya çalışmış ise de, davacı tarafın, müvekkilinin telefon aramalarına cevap vermediğini, peşin tahsil ettiği 40.000,00 TL'yi alarak kayıplara karıştığını, akabinde eldeki davanın ikame edildiğini, davacı ile akdedilen sözleşme kapsamında eser bir bütün halinde üzerinde "..." yazılı olduğu halde kutu içinde satışa sunulmuşsa da, eser kutularında sorun çıkması ve kutuların kullanılamaz hale gelmesi üzerine bu kez, eserin birden fazla fasikülden meydana gelmesi, özellikle ses fasiküllerinin kitap haline getirilmesinde zorunluluk bulunması, niteliği itibariyle tüm setin kutulanmak suretiyle satışa sunulması gerektiğine dair teknik zorunluluk kapsamında, içeriğindeki ürünleri hiçbir şekilde değiştirmemek ve aynen korumak suretiyle, eser sahibi kısmında "..." yazılı olduğu halde eserin "..." adı altında satışa sunulduğunu, eserde hiçbir değişiklik yapılmaksızın sadece kutusunun değiştirilerek satışa sunulmasını takiben eserin başka bir isimle de piyasaya satışa sunulduğunun ve esere ait hakların davacı ... yerine, kendisinin de içinde olduğu adi ortaklığa ait olduğunun ortaya çıkması üzerine ... ile kurulan temasta, adı geçen sözleşmenin 4.1 maddesinde yer alan ve müvekkili şirkete devredilen "Adın Belirtilmesi Salahiyeti" hakkı kapsamında eserden davacının adı çıkartılarak bir miktar eserde davacı adına yer verilmeksizin basılarak satışa sunulduğunu, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine, eserin adının hiçbir şekilde değiştirilmemiş olup, yaklaşık 40 parçadan ibaret eserin, davacı yanca başka bir yayınevi tarafından da satışa çıkarılmış olmasından kaynaklanan nedenlerle, sadece satışa arz edildiği kutusunun değiştirildiğini, müvekkili şirketin, davacıya 40.000,00 TL avans ödemek suretiyle ileride hesaplaşılacağı esasına göre sözleşmeyi akdetmişse de, sözleşme kapsamında ve her biri 14.500 adet olmak üzere iki ayrı seferde toplam 29.000 adet bandrol aldığını, bu bandrollerin yapıştırıldığı ilk kutulu ürünlerden sadece 7.600'ünü sattığını, üzerinde bandrol yapışık olan kutular deforme olduğu için diğerlerinin hiçbir şekilde kullanılamadığını, ikinci kutulu ürünlerden ise bugüne kadar sadece 5.143 adetinin satılabildiğini, satılan toplam ürün üzerinden ilk 20.000 adete kadar set başı 2,00 TL tutarındaki sözleşme birim fiyatına göre dahi davacıya ödenmesi gereken telif ücreti 25.486,00 TL iken, davacının, müvekkili şirketten 40.000,00 TL ödeme aldığını, ödenen tutar üzerinden müvekkili şirketten fazladan 14.514,00 TL tahsil etmiş olan davacının üstüne eldeki davayı ikame ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasında 14/03/2018 tarihli süreli mali hak devir sözleşmesi imzalandığı, bu kapsamda, davacının davalıya teslim ettiği dokümanın "..." adıyla çoğaltılıp yayınlanması hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacı tarafın, davalıların "..." ismini verdikleri kitap setini eldeki davaya konu ettiğinden, davanın konusunu bu setin oluşturduğu, davalı ... şirketinin "..." isimli kitap seti için 14.500 adet bandrol almak üzere 09/08/2019 tarihinde bandrol talep formu ve taahhütname doldurduğu, form içeriğinde eser sahibi olarak davalı ... adına yer verildiği, bandrol talep formu tarihi olan 09/08/2019 tarihinin, davacı ile davalı ... şirketi arasında akdedilen süreli mali hak devir sözleşmesinin sona erdiği tarihten sonraki bir döneme ilişkin olduğu, dolayısıyla, davalı ... şirketinin 09/08/2019 tarihinde bandrol almak üzere müracaatta bulunduğu davaya konu "..." isimli kitap setinin çoğaltılıp yayınlanmasına ilişkin eylemlerini sözleşme hükümlerine istinat ettirmesinin hukuken yerinde olmadığı, zira söz konusu kitap setinin, süreli sözleşmenin sona ermesinden sonra basım ve yayıma konu edildiği, davalı ... şirketinin bu eyleminin hukuka uygun olarak kabul edilebilmesi için, bandrol talep form tarihi olan 09/08/2019 tarihi itibariyle, FSEK m.52 hükmü uyarınca, davacının yazılı muvafakatinin alınmış olması gerektiği, oysa eldeki uyuşmazlıkta, davalı ... şirketinin, davacıdan yazılı icazet almaksızın, davaya konu kitap setini çoğaltıp yayınlamak için bandrol talep formu isteminde bulunduğu, davalıya ait “...’ içindeki dokümanların, davacıya ait "... ..." içindeki dokümanlardan intihal suretiyle meydana getirildiği ve ürünler arası benzerliğin toplamda %96 olduğu, davalı ... şirketi tarafından basılan "..." adlı eserin davalı ile davacı arasındaki sözleşme sona erdikten sonra yayınlandığı, buna göre davalı ile davacı arasındaki mali hakların devri sözleşmesi sona erdikten sonra davalının, davacıya ait eseri izinsiz olarak çoğaltıp satışa konu ettiği, bu kapsamda davacının çoğaltma hakkının ihlal olunduğu, yine davacının yayma ve umuma arz haklarının da ihlal edildiği, davalının eyleminin, FSEK m.15'de düzenlenen adın belirtilmesi hakkının da ihlali niteliğinde bulunduğu, taraflar arasındaki süreli sözleşme sona erdikten sonra bu setin çoğaltılıp yayınlanması eylemlerinin Kanunun veya eser sahibinin iznine dayalı olmaması nedeniyle, zaruri değişiklik kapsamında olsa da, yukarıda yer verilen davalı eylemlerinin, davacının eser üzerindeki değişikliği men hakkının ihlali mahiyetinde olduğu, değişikliklerin eser sahibinin manevi hakkı olan eserde değişiklik yapılması hakkını ihlal ettiği, eldeki uyuşmazlıkta davalı olarak gösterilen ...'ın aynı zamanda davalı ... şirketinin yetkilisi bulunduğu, ayrıca bu kişinin, davaya konu "..." adlı eserin bandrol talep formuna ilişkin taahhütnamede, eser sahibi kimse olarak gösterildiği, 4721 sayılı TMK m.50/3 hükmü uyarınca, davalı ... şirketinin eylemlerinden, davalı şirket yetkilisi diğer davalı ...'ın da sorumlu olduğu, bu nedenle, davalı ...'ın pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı yönündeki savunmaların yerinde görülmediği, davalı tarafça her ne kadar "Mutabakat Metnidir" başlıklı adi yazılı bir evrak sureti ibraz etmişse de, söz konusu evrakın, davacının eser sahipliğinden kaynaklı mali ve manevi haklarını davalılara karşı korumak amacıyla eldeki davayı açmasına engel olmadığı, zira söz konusu mutabakat metni başlıklı evrak içeriğinde de "... ..." adlı eserin yazarının davacı ... olduğunun açıkça belirtildiği, sözleşmede adı geçen ... ve ... ile birlikte davacı ...'ın eser sahipliğinden kaynaklı basım, yayın, tanıtım ve satış gibi haklara 3 yıl süre ile birlikte hak sahibi olduklarının kayıt altına alındığı, söz konusu metinde tarih kaydının bulunmadığı, yine söz konusu mutabakat metninde adı geçen ...'nin tanık olarak beyanında, İlkokul 1.sınıf okuma yazma setinin yazarının davacı olduğunu, davacı, kendisi ve ... isimli kişinin bir araya gelerek bu setin basımını gerçekleştirdiklerini, kitap setinin istenen düzeyde satılmaması nedeniyle zarar ettiklerini, aralarında yaptıkları üç yıllık sözleşme sona ermeden, bu kitap setinin davalı yayınevi tarafından basımının yapıldığını öğrendiklerini ifade ettiği, tanık beyanından da eser sahibinin davacı olduğunun anlaşıldığı, davacının, dava dışı ... ve ... isimli kişilerle bir araya gelerek, ... ... üzerinde özellikle bir takım mali haklar bakımından anlaşma yapmış olmasının, davacı ve davalı ... şirketinin akdettiği süreli sözleşme sona erdikten sonra, davalı eylemleri nedeniyle davacının, davalılara karşı eser sahipliğinden kaynaklı hak isteminde bulunmasına engel olmadığı, sözleşmelerin nispiliği ilkesi uyarınca, davacı ile dava dışı ... ve ... arasındaki mutabakat metninin, bu metnin tarafı olmayan davalılara sirayet etmeyeceği, davacının, eser sahipliği sıfatı bulunduğu hususunda tereddüt bulunmadığından, davacının, davalılara karşı eser sahipliğinden kaynaklı mali-manevi haklarının tecavüze uğradığı iddiasından hareketle eldeki davayı açmasında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, davacının, davalılardan FSEK m.68 hükmü uyarınca telif tazminatı isteminde bulunabileceği, tazminat hesabında dosyada taraflar arasında 2018 yılında imzalanan emsal sözleşmenin dikkate alındığı, bandrol miktarı ve emsal sözleşmenin 3.3 maddesinin uyarlanması sonucunda ulaşılan bedelin 36.395,00 TL olduğu, FSEK m.68 hükmüne göre üç katının 109.185,00 TL'ye tekabül ettiği, ancak intihal %96 nispetinde olduğundan somut olay bazında telif tazminatının 104.817,60 TL olarak hesaplandığı, davacının, davalılardan talep edebileceği manevi tazminat miktarının, talep sonucu gibi 10.000,00 TL olabileceği, davacı ve davalı ... şirketi arasında akdedilen süreli mali hak devir sözleşmesinin sona erdiği, buna rağmen, davalıların, davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklı mali-manevi hakları ihlal eder mahiyette eylemlerde bulunduğu, dolayısıyla davalıların, davacıya ait "..." isimli esere muhtemel tecavüz eylemlerinin önlenmesi yönündeki talebin de yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 104.817,60 TL telif tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline, davalıların, davacıya ait "..." isimli esere muhtemel tecavüz eylemlerinin menine, bu eserden aşırma suretiyle oluşturulan "..." isimli eseri tekrar basması ve yaymasının önlenmesine, karar kesinleştiğinde masrafı müteselsilen davalılardan karşılanmak kaydıyla hükmün ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar vekili, mahkemece hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğu gibi dosya kapsamında alınan raporlar arasındaki çelişkilerin de giderilmediğini, ders kitapları ve yardımcı kaynaklar yayın ve satışı işi ile iştigal eden müvekkil şirket ile davacı arasında, davaya konu okuma yazma seti ile ilgili 14.03.2018 tarihli süreli mali hak devir sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme hükümlerine göre müvekkili Şirketin davacıya 40.000 TL tutarındaki avansı ödediğini, ancak davacının sözleşme ile üstlendiği edimlerini yerine getirmediğini, eserde gerekli düzeltmeleri talep etmelerine rağmen yapmadığını, bunun üzerine müvekkili şirketin gerekli düzeltmeleri yapmak zorunda kaldığını, eserin satışa sunulmasından sonra müvekkili ile temasa geçen ... isimli kişinin, "Mutabakat Metnidir" başlıklı bir belgeyi müvekkiline ibraz ettiğini ve satışa sunulan okuma yazma setinin tüm haklarının kendisi yanında ... ve davacı ...'a ait olduğunu, esere ilişkin olarak taraflar arasında "Adi Ortaklık" kurulduğunu, eser için ... ile yapılan sözleşmenin kendilerinden habersiz imzalandığını, ...'ın aynı eseri "..." isimli bir firmaya da sattığını bildirdiğini, oysa taraflar arasındaki sözleşmenin 5.4. Maddesinde, davacının eserin özgün olarak hazırlandığını, bu sözleşme ile devrettiği mali haklar ile ilgili başka bir devir bulunmadığını kabul ettiğini, mahkemece bu hususlar yok sayılarak hüküm kurulduğunu, eserde hiçbir değişiklik yapılmaksızın sadece kutusunun değiştirilerek satışa sunulmasını takiben eserin başka bir isimle de piyasada satışa sunulduğunun ve esere ait hakların davacı ... yerine, kendisinin de içerisinde olduğu adi ortaklığa ait olduğunun ortaya çıkması üzerine sözleşmenin 4.1. maddesinde yer alan ve müvekkil şirkete devredilen "Adın Belirtilmesi Salahiyeti" hakkı kapsamında eserden davacının adı çıkarılarak bir miktar eserde davacının adına yer verilmeksizin basılarak satışa sunulduğunu, yargılama sırasında aldırılan 21/09/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davacının müvekkil şirket ile imzalanan sözleşme öncesi ve sonrasında sözleşme ilişkisine aykırı hukuki işlemler tesis ettiğinin, davaya konu eserin başkaca yayın kuruluşlarına da satıldığının, düzeltme ve değişiklik taleplerinin yerine getirilmemesi nedeniyle eserde bazı değişiklikler yapılmasının zorunlu olup olmadığının mahkemenin takdirinde olduğunun, davacının dava konusu eser üzerinde mali hak sahipliğinin bulunmadığının, buna rağmen davalı yanca kendisine fazladan ödeme yapıldığının, bu haliyle mali hak talebinde bulunulamayacağının açıklandığını, bu rapora itiraz üzerine alınan 12/02/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ise aksi yönde kanaat bildirildiğini ve mahkemece de ikinci raporun hükme esas alındığını, oysa eldeki davada, müvekkillerinin durup dururken davacının eserini araklayıp, takiben eserde birkaç küçük değişiklik yaparak eseri umuma arz etmişler gibi değerlendirme yapılmasının kabul edilemeyeceğini, hem işbu dava dosyası hem de somut uyuşmazlığa ilişkin ceza dava dosyası kapsamı ile sabit olduğu üzere müvekkillerine yöneltilebilecek tek kusurun, eser üzerinde davacının adına yer vermemekten kaynaklandığını, ancak bu yönden de müvekkillerinin bir kusurunun olmadığını, sözleşme tanzimi sırasındaki vaadine rağmen eser üzerinde düzeltme sorumluluğunu yerine getirmeyen davacının, sözleşmede belirlenen 40.000.TL’yi alarak ortadan kaybolduğunu, bu durumun dinlenen tanık beyanları ile de teyit edildiğini, eserin eğitim-öğretimle ilgili olması nedeniyle müfredat değişikliklerinin yansıtılacak olmasındaki zorunluluk nedeniyle eserde müfredata uyum için bazı değişiklikler yapılmak zorunda kalındığını, bu hususun intihal olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, eserdeki değişikliklerin, davacı ile akdedilen Sözleşmenin 3.2. maddesinde yer alan "Sözleşme kapsamındaki eserlerin 2018-2019 eğitim-öğretim yılı programına uygun olarak güncellenmiş hali dijital ortamda son şekli teslim edildiği takdirde, ön ödeme olarak 10 Aralık 2018 vadeli 20.000.TL, 10 Şubat 2019 vadeli 20.000.TL olmak üzere toplam 40.000.TL ön ödeme evrakı teslim edilecektir." hükmüne uygun olup olmadığı, başka bir deyişle değişikliklerin zorunlu olup olmadığı dahi değerlendirilmeksizin sonuca gidilmesinin de hatalı bulunduğunu, eserde hiçbir değişiklik yapılmaksızın sadece kutusunun değiştirilerek satışa sunulmasını takiben eserin başka bir isimle de piyasada satışa sunulduğunun ve esere ait hakların davacı ... yerine, kendisinin de içerisinde olduğu adi ortaklığa ait bulunduğunun ortayı çıktığını, davacının eserdeki zorunlu değişiklikleri yapmaması üzerine müfredata uyum açısından zorunlu ve gerekli bir kısım değişikliklerin yapılarak sözleşmenin 4.1. maddesinde yer alan ve müvekkili şirkete devredilen "Adın Belirtilmesi Salahiyeti" hakkı kapsamında, eserden davacının adı çıkarılarak yazar kısmına "Komisyon" ibaresinin yazıldığını, taraflar arasında yazılı sözleşmenin bulunması nedeniyle davacının mali haklarının ihlalinden bahsedilemeyeceği, eserin son baskısından yazar adının çıkarılmasının tamamen zorunluluktan kaynaklandığını, kaldı ki sözleşmenin 4.1. maddesinin de bu hakkı müvekkili şirkete verdiğini, davacının hiçbir şekilde tazminat talep edemeyeceğini, davacının gelinen aşamaya tamamen kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, sözleşme öncesi ve sonrası aşamada hukuka aykırı iş ve işlemler tesis etmekten kaçınmadığını, müvekkil şirketi aldatmak ve yanıltmak suretiyle akdettiği sözleşme kapsamında peşin olarak 40.000,00 TL aldığını, adeta tuzak kurduğu hususların birlikte düşünülmek suretiyle maddi tazminat yönünden davanın reddinin gerektiğini, tüm itirazlarına rağmen mahkemenin, davaya konu eserin iştirak halinde mülkiyet esaslarına göre vücuda getirildiğini dikkate almadığını, mahkeme kabulüne göre dahi yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, çünkü, müvekkil şirketin davacıya 40.000 TL avans ödediğini, sözleşme kapsamında ve her biri 14.500 adet olmak üzere iki ayrı seferde toplam 29.000 adet bandrol alındığını, bu bandrollerin yapıştırıldığı ilk kutulu ürünlerden sadece 7.600 adetinin satıldığını, ikinci kutulu ürünlerden ise mahkemece tesis edilen ihtiyati tedbir karar tarihine kadar sadece 5.143 adet satış yapıldığını, buna göre hesaplanan miktarın yanlış olduğunu, takdir edilen manevi tazminatın da yüksek bulunduğunu, üç ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzde bulunulduğu iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat ile muhtemel tecavüzün önlenmesi istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, uyuşmazlığın, davacının eser sahibi olduğunu bildirdiği okuma yazma setinin, davalılar tarafından izinsiz biçimde ve gerek eserde gerekse eser sahibinin isminde değişiklik yapılarak satışa sunulduğu iddiasından kaynaklandığı, davalı tarafın ise kendilerince basımı gerçekleştirilen esere ilişkin davacı ile davalı Şirket arasında sözleşme imzalandığını, bu sözleşmedeki edimlerini yerine getirmelerine rağmen davacının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını, davacının eseri müfredata uygun hale getirmediği için zorunlu değişikliklerin kendileri tarafından yapıldığını, ayrıca eserin haklarının üç kişiye ait olduğunun ve sözleşmeye aykırı olarak başka bir yayıncı tarafından da eserin satışa sunulduğunu savunduğu, ancak ilk derece mahkemesince de kabul edildiği üzere taraflar arasındaki 14.03.2018 tarihli sözleşmenin bir yıl süreli olduğu ve 14.03.2019 tarihine kadar geçerli bulunduğu, davaya konu kitap seti için ise 09.08.2019 tarihinde bandrol talep başvurusunun yapıldığı, bu talep formunda sözleşme tarihinin ise 01.07.2019 olarak belirtildiği, dolayısıyla uyuşmazlığın 14.03.2018 tarihli sözleşme kapsamında çözümlenemeyeceği, davalıların sözleşme tarihinden sonra davacı eserinden yüzde 96 oranında alıntı yapılan eseri izinsiz biçimde satışa sunmalarının, davacının eser sahipliğinden kaynaklanan mali ve manevi haklarını ihlal ettiği, davalı tarafın, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılık savunmalarının ise işbu davanın konusunu oluşturmadığı, davalının bu savunmalarını ayrı bir davaya konu edebileceği, zira belirtildiği üzere davaya konu kitap basımının, sözleşme geçerlilik süresinden sonra gerçekleştirildiği, öte yandan eser sahibinin davacı olduğunun da sabit bulunduğu, bu hususun hem davalı tarafça dosyaya sunulan mutabakat metninde, hem de davalı tanığının beyanında açıkça belirtildiği, söz konusu mutabakat metninin, içeriği itibariyle davacının eser sahipliğinden kaynaklanan hakların ihlali iddiası ile açacağı davayı da engellemeyeceği, diğer deyişle davacının aktif husumetinin bulunduğu, ilk derece mahkemesince talep edilebilecek telif tazminatı miktarının usulüne uygun biçimde tespit edildiği, yine takdir edilen manevi tazminat miktarının da somut olayın özelliğine ve hakkaniyete uygun olduğu, somut olayda objektif dava birleşmesi olduğundan, her biri ayrı bir davanın konusu oluşturan talepler yönünden 3 ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de yerinde bulunduğu anlaşılmakla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 7.843,19 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL maktu, 1.960,79 TL nispi istinaf karar ve ilam harçlarının mahsubu ile kalan 5.801,7‬0 TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/03/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/03/2024 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/219, K. 2021/350, T. 14.03.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-219-e-2021-350-k-2214ffe82392