Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/2173 E. 2022/349 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/2173
- Karar No
- 2022/349
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2019/2173
KARAR NO : 2022/349
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/07/2019
NUMARASI : 2016/484 Esas 2019/310 Karar
DAVA: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/03/2022
Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalanan emtianın Çin'in Shanghai Limanından İstanbul'a gemi ile nakliyesinin davalı şirket tarafından üstlenildiğini, taşıma yapıldıktan sonra yükün teslimi sonrasında konteyner kapaklarının açılması sonucunda konteyner tabanında ıslaklık olduğu ve istifli emtiaların kolilerinin alt kısımlarında ıslanma tespit edildiğini, emtiadaki hasarın tutanak ile kayıt altına alındığını, yapılan ekspertiz çalışmaları sonucunda söz konusu hasar nedeniyle sigortalı firmanın 14.269,53-TL zararının oluştuğu tespit edilerek bu tutarının 05/11/2014 tarihinde sigortalıya ödendiğini, bu şekilde müvekkilinin sigortalısının haklarına halef olduğunu, ödenen hasar bedelinin davalıya rücu edilmesi için İstanbul ... İcra Dairesi'nin .. Esas sayılı dosyası üzerinde davalı lehine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra takibinin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; yetkili ve görevli mahkemenin Shanghai Denizcilik Mahkemesi veya Çin Halk Cumhuriyetindeki denizcilik mahkemesi olduğunu, konişmentoda Shanghai mahkemelerinin yetkili kılındığını, davanın İİK 67.maddesine göre süresinde açılmadığını, konişmento kayıtlarına göre asıl taşıyanın ... Ltd., fiili taşıyanın da ... şirketi olduğunu, müvekkili şirketin ise sadece tahliye limanı acentesi olarak taşıma ilişkisinde yer aldığını, müvekkilinin navlun faturası düzenlemiş olmasının taşıma taahhüdüne dayanmadığını, taşıyanın acentesi sıfatıyla taşıyanın hesabına kendi adına navlun tahsilatı yaptığını, konişmentoda da müvekkilinin emtianın gönderilene teslimi için başvurularak kişi olarak gösterildiğini, bu kapsamda tahliye limanında acente sıfatıyla emtiayı gönderilene teslim ettiğini, bu nedenlerle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, iddia edilen hasarın taşıyanın sorumluluk sahası dışında gerçekleştiğini, bu nedenle hasardan dolayı taşıyanın sorumlu tutulamayacağını, hasarın muhtemel sebebinin konteynerin istif sahasında beklemekte iken 02/08/2014 tarihinde yağan yoğun yağmur sonucu konteyner içerisine sızan suyun etkisi ile hasarlandığının ekspertiz raporunda da belirtildiğini, dolayısıyla yağmur suyuna bağlı ıslanmanın emtianın gönderilene teslim edilmesinden sonra gerçekleştiğini, taşıyana süresinde hasar bildiriminin yapılmadığını savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; akdi taşıyan tarafından düzenlenen konşimentoda davalının teslim için başvurulacak kişi olarak gösterilmiş olması, akdi taşıyanın yükleten olarak gösterildiği United tarafından düzenlenen ana konişmentoda da davalının gönderilen olarak gösterilmesi ile ordinonun davalı tarafından düzenlenmesi dikkate alınarak davalının sözkonusu taşıma ilişkisinde akdi taşıyanın acentesi sıfatıyla hareket ettiği, davalı vekili tarafından, müvekkilinin taşıyanın acentesi olduğu ileri sürülerek 13/05/2018 tarihli dilekçe ekinde acentelik sözleşmesi örneğinin dosyaya sunulduğu, davalının taşımayı üstlenen ...Ltd'nin acentesi olduğu, davacının acente olarak kendi adına taşıyan hesabına navlun ücretini tahsil ettiği, TTK'nun 105.maddesinde, acentenin aracılıkta bulunduğu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı müvekkili adına dava açabileceği, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği, eldeki dosyada ise acente konumunda olan davalıya doğrudan takip başlatılıp dava açıldığı, TTK'nun 105.maddesine göre davalıya doğrudan dava açılması söz konusu olamayacağından davalının işbu davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili ; Mahkemece davalının acente olduğuna dair gerekçesine esas aldığı hususların davalının taşıyan sıfatını kaldırmadığını, taşıma işini davalının organize ettiğinin, davalının taşıma işleri komisyoncusu olduğunun taraflar arasında tartışma konusu olmadığını, TTK m.921 uyarınca ücret olarak taşıma giderlerini de içeren tek bir bedelin kararlaştırılmış olması halinde taşıma işleri komisyoncusunun taşıyıcının veya taşıyanın hak ve yükümlülüklerine sahip olacağını, davalının müvekkilinin sigortalısına taşıma işlerinin tamamını organize ettiğini, bu hususun faturadan da anlaşıldığını, müvekkilinin sigortalısının davalıya taşıma ücreti ve giderleri, komisyon dahil tüm ücretleri ödediğini, hiç bir şekilde başka bir kişi ile muhatap olmadığını, sigortalının tek muhatabının davalı olduğunu, davalı tarafından tahsil edilen navlun ücretinin dava dışı taşıyıcıya gönderildiğine ilişkin swift mesajı başlıklı 4 belge sunulmuş ise de para transferlerinin 2016 tarihli olduğunu, oysa taşımanın 2014 yılında gerçekleştiğini, bu nedenle davalının acente sıfatını belgeleme kabiliyetine sahip olmadığını, davalının taşıma işini bizzat kendisi veya fiili taşıyan aracılığıyla gerçekleştirmiş olmasının sorumluluğuna hiç bir etki edecek yönü bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE :Dava; nakliyat sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan emtianın hasarlanmasından dolayı sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosyaya sunulan emtia nakliyat sigorta poliçesinin incelenmesinden, davacının dava dışı alıcı Difana'ya ait dava konusu yükü nakliye rizikolarına karşı sigortaladığı, uyuşmazlık konusu olan yük hasarından dolayı da 05/11/2014 tarihinde dava dışı sigortalıya 14.269,53- TL ödeme yaptığı, hasarın sigorta teminatı kapsamında kalıp hasar bedeli de ödenmiş olduğundan, FOB teslim şekli nedeniyle TTK'nun 1472.maddesine göre davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır.TTK'nun 105. maddesinin birinci bendi ile; "Acente, aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerle ilgili her türlü ihtar, ihbar ve protesto gibi hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapmaya ve bunları kabule yetkilidir." Aynı maddenin ikinci bendi ile de; "Bu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir..." hükümleri öngörülmüştür.Somut olayda sigortalı taşıtan ile davalı arasında imzalanmış yazılı bir navlun sözleşmesi bulunmamaktadır. Konşimentolar davalı tarafından düzenlenmemiş olup, aksine davalı konşimentolarda gönderilen kişi veya malların tesliminde başvurulacak kişi olarak gösterilmiştir. Bununla birlikte davalının navlun faturası düzenlediğinden hareketle davalının taşıyıcı, taşıma işleri komisyoncusu olduğu ileri sürülmekte ise de, davalı tarafça acentelik sözleşmesi ibraz edildiği, akdi taşıyan tarafından düzenlenen konşimentoda davalının "teslim için başvurulacak kişi" gösterildiği, ... tarafından düzenlenen ana konişmentoda da davalının "gönderilen" olarak gösterilmesi ile ordinonun davalı tarafından düzenlenmesi birlikte değerlendirildiğinde, davalının sözkonusu taşıma ilişkisinde akdi taşıyan ... Ltd'nin acentesi sıfatıyla hareket ettiği anlaşılmaktadır. TTK'nın 105/2. maddesine göre de davalı aleyhine ancak taşıyana izafeten dava açılabileceği, TTK m.105/3 hükmü de gözetilerek doğrudan acenteye yönelik bir kişisel kusur ileri sürülüp kanıtlanmadığı ve işbu dava gerçek sorumlu olana yöneltilmediğine göre, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 80,70-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 36,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/03/2022