Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/215 E. 2020/374 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/215
Karar No
2020/374
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/1876 KARAR NO : 2024/2142 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 09/11/2020 NUMARASI : 2019/215 E. - 2020/374 K. DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/11/2020 Tarih ve 2019/215 Esas - 2020/374 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin “...” ve “...” esas unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun müvekkilinin "..." ve "..." ibareli markalarıyla benzer olup markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla kötü niyetli olarak yapıldığını, ileri sürerek 2018-M-10358 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı davaya süresinde cevap vermemiş, yargılama sırasında sunduğu beyanlarında davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, davacının kötü niyet iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden davalı gerçek kişinin "..." ibaresinin, 30. sınıf mallarda tescili için, 02.03.2018 tarihinde davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ve "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca itirazın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafça yapılan itirazın ise YİDK'ın 2018-M-10358 sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararın 08.03.2019 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 08.05.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve davacının istinaf itirazları nazara alındığında, istinaf incelemesine konusu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluşup oluşmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru "..." ibareli olup başvurunun asli unsurlarından birisi de "..." ibaresidir. Dava konusu başvuruda yer alan basit şekil unsuru ise ayırt ediciliği bulunmayan tali unsur niteliğindedir. Davacının itirazına mesnet markaların asli unsurlarını da "...", "..." ibareleri teşkil etmektedir. Zira, itiraza mesnet markalarda yer alan diğer unsurlar, ya ayırt edicilikte etkisi olmayan yardımcı unsurlar ya da davacının çatı markası olan "..." ibaresidir. Öte yandan, "..." ibaresi, marka kapsamındaki ürün ve hizmetler bakımından derhal ve doğrudan doğruya ürün ve hizmetlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir hâlini belirtmediğinden somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfını haizdir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/694 E-2024/4487K, 2018/261 E.- 2019/2370 K., 2017/5446 E.- 2019/2120 K., 2017/5441 E.- 2019/1977 K., 2017/2791 E.- 2019/145 K., 2017/2172 E.- 2018/7613 K., 2016/9716 E.- 2018/2609 K., 2016/6569 E.- 2018/505 K., 2016/2402 E.- 2017/4654 K. ilamlarında da "..." ibaresinin ayırt edici olduğu kabul edilerek, "..." ibarelerinin davacının markaları ile benzer olduğu kabul edilmiştir. Bu durumda, "..." ve ..." asıl unsurlu itiraza mesnet markalarla asıl unsurlarından birisi "..." olan dava konusu başvuru arasında benzerlik bulunduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar dava konusu başvuruda "..." ibaresine yer verilmişse de davacının çok sayıda "..." ve "..." ibaresini esas unsur olarak içeren seri markası bulunduğu ve başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği gözetildiğinde bu ibarenin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığı söylenemeyecektir. İltibas tehlikesinin varlığından söz edilebilmesi gerekli olan diğer şart ise, marka kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasındaki ayniyet ya da benzerliktir. Bu yönden somut olay değerlendirildiğinde dava konusu başvuru kapsamında 30. sınıf mallar bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzerei dava konusu başvuru kapsamında yer alan 30. sınıf mallar , davacının itirazına mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markaları kapsamında da yer almaktadır. Buna göre, dava konusu başvuru ile ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 30. sınıftaki tüm mallar bakımından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu kanaatine varıldığından ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü doğru görülmemiş, davacının bu yöne ilişen istinaf itirazları yerinde bulunmuştur. Her ne kadar davacı tarafça itiraza mesnet markalarının tanınmış olduğu ileri sürülmüş ise de dosya kapsamındaki delillerle davacı markalarının tanınmış marka oldukları ispat edilemediğinden, davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir. Yine, sırf başka bir marka ile benzer marka başvurusunda bulunmak kötü niyet olarak değerlendirilemeyeceğinden ve dava konusu başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair başkaca bir delil de sunulmadığından davacı tarafın kötü niyete dayalı itirazlarına da itibar edilmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğundan Dairemizce, dosyada mevcut bilirkişi raporundaki iltibas ile ilgili değerlendirmelere itibar edilmemiş, ayrı bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Sonuç olarak, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ve "..." asıl unsurlu markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 30. sınıftaki tüm mallar bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/11/2020 gün ve 2019/215 Esas - 2020/374 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile, TÜRKPATENT YİDK'ın 2018-M-10358 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Davalı konusu 2018/21316 sayılı ve "..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile kalan 383,20-TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 135,30-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 159,00-TL tebligat ve posta gideri, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 2.315,00-TL'ye, 44,40-TL başvurma harcı, 44,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.403,80-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf yargılaması sırasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 27/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/01/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/215, K. 2020/374, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-215-e-2020-374-k-be3c196f20d9