Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/212 E. 2020/289 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/212
Karar No
2020/289
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/577 - 2024/796 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/577 KARAR NO : 2024/796 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/11/2020 NUMARASI : 2019/212 E. - 2020/289 K. DAVACI VEKİLİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/11/2020 tarih ve 2019/212 E. - 2020/289 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 22 farklı şehirde 43 adet şube ile fast food sektöründe faaliyet gösterdiğini, ticari faaliyetlerinde kullandığı 2017/07084 numaralı ve “...” ibareli markasının 43. sınıf hizmetler bakımından tescilli olduğunu, bu markayı mesnet göstererek davalı şahsın "..." ibaresinin 30 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için davalı ... başvuruda bulunduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 2019-M-6334 sayılı karraıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin bir şubesinin bulunduğu ve ilgili tüketici kitlesi tarafından tanındığı Adapazarı ilinde davalının “...” ibareli markasını kullanmaya başladığını, bu şekilde müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmaya çalıştığını, davalı tarafın “...” markası ile müvekkili firmanın “...” markasının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve markalar arasında iltibas bulunduğunu, aksi yönündeki YİDK kararının yerinde olmadığını, taraf markalarının faaliyet alanlarının aynı olması nedeniyle markalar arasındaki tek harf farklılığının bütüncül algıda farklılık yaratmayacağını ileri sürerek, 2019-M-6334 sayılı YİDK kararının iptali ile tescili halinde davalı şahsa ait markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, dava konusu markanın esas unsurunu "..." ibaresinin, davacı markalarının esas unsurunu ise "..." ibaresinin oluşturduğu, her iki markanın da beş harf ve iki heceden oluştuğu, markalar arasındaki tek farklılığın kelimelerin başlangıç harfleri olan "S" ve "D" harfleri olduğu, markalardaki tek harf değişikliğinin iltibasa yol açacağına yönelik Yargıtay kararları bulunmakla birlikte, bu hususun her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesinin gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.07.2012 tarih ve 2010/11782 E.- 2012/11778 K. sayılı kararının da aynı yönde olduğu, somut olayda taraf markalarındaki vurgunun ilk hecede toplandığı, davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kesiminin kelimelerin başlangıç kesimine diğer kesimlerine oranla daha çok dikkat ettiği, bu halin taraf markalarını makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici nezdinde farklılaştığı, bu nedenle SMK'nın 6/1. maddesi hükmü bağlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmadığı, taraf markaları benzer olmadığından tanınmışlığa dayalı iddiaların yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvurudaki tek harf farklılığının ayırt ediciliği sağlamadığını, taraf markalarının SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca benzer olduğunu, markaların kapsamındaki emtiaların da benzer olduğunu, davalının Adapazarı'nda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin de burada şubesinin bulunduğunu, davalının müvekkilinin tanınmışlığından kötüniyetli olarak faydalanmak istediğini, "..." ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanı olduğunu, müvekkilinin bu ibare ile alan adının da bulunduğunu, internet sitesinin bilirkişilerce incelenmediğini, bilirkişi raporunda fatura sunulmadığının belirtildiğini, ticari defter ve kayıtların incelenmesi ve eksikliklerin giderilmesi taleplerinin dikkate alınmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarının başlangıçları dışındaki harfleri ortak olmakla birlikte, bu durumun markaların karıştırılmasına neden olacak bir benzerlik yaratmadığı, zira, somut uyuşmazlık yönünden ilk harf farklılığı markaları uzaklaştırdığı gibi, dava konusu marka kompozisyonundaki "O" harfinin yazılmasına ilişkin şekil unsurunun markaların bütüncül intibalarını farklılaştırdığı, ilgili tüketici kesiminin dava konusu markayı gördüğünde bulunun davacının itiraza mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, öte yandan, istinaf dilekçesinde belirtilen ticari defter ve kayıtlar tanınmışlığın ispatına ilişkin olup, taraf markaları benzer görülmediğinden, tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/04/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 06/05/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/212, K. 2020/289, T. 03.07.2012, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-212-e-2020-289-k-ae90f7bf8896