Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/2073 E. 2019/4223 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/2073
Karar No
2019/4223

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2024/1207 KARAR NO: 2024/1837 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 30/11/2023 NUMARASI: 2022/237 (E) - 2023/1070 (K) DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat KARAR TARİHİ: 19/12/2024 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/09/2014 tarihinde, dava dışı ...'ın idaresinde olan ... plakalı araç ile müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu, davalıya sigortalı, ...'in idaresindeki ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu yolcu olan müvekkilinin yaralandığını, davalı tarafından müvekkiline yeterli ödeme yapılmadığını, müvekkilinin bu yaralanması sonucu Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalından 11/05/2018 tarihinde alınan maluliyet raporuna göre %16.2 oranında malul kaldığını belirterek sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararının güncel verilere göre hesaplanarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın esasına yönelik savunmaları yanında davacı tarafça dava açılmadan önce müvekkili şirket aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonunun 28/02/2019 tarih 2018.E.75945 K-2019/17992 sayılı kararıyla sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması nedeniyle başvurunun esastan reddine karar verildiğini belirterek davanın kesin hüküm nedeniyle reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; kesin hüküm nedeniyle davanın HMK'nin 114-1/i maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı istinaf buşvurusunda bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle; mahkemenin gerekçe göstermiş olduğu Sigorta Tahkim Komisyonu kararında kusur durumları doğru bir şekilde hesaplanamadığı için davanın reddine karar verildiğini, ancak dosya içerisinde var olan bilgi ve belgelerin Sigorta Tahkim Komisyonu'nun sınırlarını aşan şekilde kapsamlı inceleme gerektirdiği için söz konusu hükmün verildiğini, trafik kazasında kusur tespiti için yine Tahkim Komisyonu'nun sınırlarını aşacak şekilde tanık, keşif, bilirkişi ve sair delillerin toplanması gerektiğinden Sigorta Tahkim Komisyonu'nun kararının aslında bir nevi el çekme mahiyetinde olduğunu, dolayısıyla söz konusu kazaya ilişkin hukuk mahkemeleri tarafından inceleme yapılmasına engel teşkil edecek nitelikte bir karar olmadığını, kesin hüküm sayılmaması gerektiğini, tahkim komisyonu tarafından esastan bir çözümleme yapılmadığını, izah edildiği gibi kazada kusur durumu tespit edebilecek nitelikte inceleme yapma ve delil toplama imkanı bulunmadığından başvurunun reddedildiğini, dolayısıyla dosyanın tahkimde esastan çözümlendiği gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince işin esasına girilerek yargılamaya devam edilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat isteine ilişkindir. HMK'nın 345. maddesinde, istinaf yoluna başvuru süresi, kararın tebliğinden itibaren iki hafta olarak düzenlenmiştir.Aynı Kanunun 93. maddesine göre; resmî tatil günleri, süreye dâhildir. Sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde, süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter. Somut olayda, davacı vekiline gerekçeli karar e-tebligat yoluyla 25/03/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, istinaf başvuru dilekçesi ise 15/04/2024 tarihinde verilmiştir. İki haftalık istinaf başvuru süresinin son gününün 08/04/2024 gününe denk geldiği, 08/04/2024 gününün Ramazan Bayramı tatili nedeniyle idari izin olarak ilan edildiği anlaşılmıştır. İdari izin sayılan günler, resmi tatil niteliğinde olmayıp bu tarihlerde de mahkemelerde işlem yapılmaktadır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2019/2073 E.2019/4223 K. sayılı ilamı) Bu durumda yasal istinaf süresi geçtikten sonra istinaf yoluna başvuran davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 352/1-c maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nin 352/1-c maddesi uyarınca süre yönünden reddine, 2-İstinaf incelemesi esastan yapılmadığından, istinaf başvurusu sırasında yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının talepte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince davacıya geri verilmesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan masrafların istinaf eden üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının İlk Derece Mahkemesince istinaf talebinde bulunana geri verilmesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/2073, K. 2019/4223, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-2073-e-2019-4223-k-4c94f94e0608