Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/206 E. 2021/73 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/206
Karar No
2021/73

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/678 - 2024/968 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2022/678 KARAR NO : 2024/968 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/03/2021 NUMARASI : 2019/206 E. - 2021/73 K. DAVACI : VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/03/2021 tarih ve 2019/206 E. - 2021/73 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı Şirketin 2018/29810 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli ".../..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, davalı Kurum tarafından müvekkili itirazının reddine karar verildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, "...", "...", "..." ve “...” markalarının tanınmış marka olduğunu, bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, dava konusu başvurunun, müvekkilinin "www.... ....com.tr" alan adıyla da benzerlik gösterdiğini, yine "..." ve "..." ibarelerinin müvekkiline ait ticaret unvanının ve işletme adının esas unsurunu oluşturduğunu, müvekkilinin bu bağlamda SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca üstün hakkının bulunduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-2449 sayılı kararının iptaline ve 2018/29810 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkili başvurusu ile ile davacı markalarının aynı ya da benzer olmadığını, müvekkilinin markasının "..." şeklinde olduğunu ve görsel olarak davacı markalarından farklılaştığını, davacı markaları kapsamında müvekkili başvurusunda yer alan malların bulunmadığını, markaların karıştırılmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının itirazına mesnet markalarıyla dava konusu başvuru arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, "..." ibaresi ile markalarda yer alan kısmi benzerliğin karışıklığın doğması için yeterli bir benzerlik olmadığı, Türkiye’de yaşayan herkesin büyük, geniş ve uzun anlamlarıyla bildiği sıfatlar kullanılarak oluşturulan bu markaların baştan itibaren zayıf marka konumunda oldukları, bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile bertaraf edilebileceği, yargılama konusu olay açısından da aynı hususun söz konusu olduğu, başvuru konusu marka ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, başvurunun kötü niyetli olduğunu gösterir hiçbir vakıa ve emarenin olmadığı, sadece alan adı tescilinin sınai hak doğurmayacağı, anılan alan adını taşıyan web sayfasının davacının markalarının kullanımı niteliğinde olduğu ve onlardan bağımsız bir hak doğurmasının mümkün olmadığı, aksi de düşünülse mahkemenin iltibas tehlikesinin bulunmadığına dair kabulü karşısında davacının alan adı tescilinin de davalı başvurusunun engelleme olanağının olmadığı, yine SMK 6/5 maddesinin uygulama alanı bulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkeme kararının aksine davaya konu "..." ibareli başvuru ile müvekkiline ait .../... ibareli seri markalar arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, başvuru kapsamındaki tüm malların da müvekkili markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer olduğunu, taraf markalarının, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan iltibas ihtimaline neden olacak şekilde benzer olmakla birlikte, bir an için marka işaretleri arasındaki benzerliğin düşük olduğu kabul edilecek olsa dahi marka kapsamları arasındaki yüksek benzerliğin, marka işaretleri arasındaki düşük dereceli benzerliğin önüne geçeceğini, "..." markasının bu haliyle, orta düzeydeki bir tüketici bakımından en azından aynı ve/veya kardeş ve/veya birbiri ile bağlantılı işletmelere ait olduğu kanaatini bıraktığını, söz konusu bu işaretler arasında iltibas tehlikesinin olduğunu, "..." ve "..." ibarelerinin müvekkiline ait ticaret unvanının ve işletme adının esas unsuru olmasının yanı sıra müvekkiline ait "www.....com.tr" alan adının da esas unsuru bulunduğunu, buna göre SMK'nın 6/6 maddesindeki koşulların oluştuğunu, müvekkili markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazandığını, dolayısıyla başvuru konusu markanın tescil talebinin 6769 sayılı SMK'nın 6/5 maddesi gereğince de reddinin gerektiğini, tanınmış markalarda, markanın benzerini seçen ya da kullanan kişinin, bu kullanımı ya da seçimi haklı kılacak bir gerekçeyi ortaya koyması gerektiğini, somut olayda, dava konusu markanın seçilmesinin haklı bir nedeni olmadığını, sadece müvekkiline ait markanın bilinirliğinden yararlanmak amacı ile bu ibarenin tescil edilmek istendiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu marka işaretleri arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira "..." ve "..." ibarelerinin Türkçe'de "büyük, geniş" anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliklerinin oldukça düşük bulunduğu, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de, bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesinin gerektiği, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağı, bu hususun Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/14005 Esas, 2015/59 Karar sayılı ilamında da kabul edildiği, buna göre dava konusu başvurunun, davacının itirazına mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların da oluşmadığı, davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6. maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının yerinde olmadığı, marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/05/2024 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/206, K. 2021/73, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-206-e-2021-73-k-d019a9b89484