Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/197 E. 2020/279 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/197
- Karar No
- 2020/279
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/151 KARAR NO: 2024/307 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 23/10/2020 NUMARASI: 2019/197 E. - 2020/279 K. DAVANIN KONUSU:Tasarım Hükümsüzlüğü İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket adına Türk Patent Enstitüsü’nde ... tescil numarası ile kayıtlı endüstriyel tasarımlarının yıllardır müvekkil tarafından üretilip piyasa da satılmakta olduğunu, davalı ... San. Tic. Ltd. Şirketi tasarımlarının aynısını Türk Patent Enstitisü nezdinde ... tescil numarası ile kaydettirdiğini, taraflarınca haksız rekabete ve tecavüze son verilmesi için, hem davalı şirkete hem de davalı şirketin ürünlerini sattığı dava dışı şirkete, tecavüze ve haksız rekabete son verilmesi için Kartal .... Noterliği’nin 27.02.2019 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ettiklerini, davalı şirketin ihtarnamelerine yönelik Kadıköy ... Noterliği’nin 22.03.2019 tarih ... yevmiye nolu cevaba ihtarnamesinde söz konusu ürünü kendi adlarına TPE nezdinde tescil ettirdiklerini, bu ürünün kendi ürünlerinden farklı olduğunu, ürünler arasında benzerlik olmadığını belirttiklerini, kendilerine ait tasarım tescil tarihinin, davalı tescil tarihinden çok önce olduğunu, ayrıca davalı ürünü 6769 sayılı Sanal Mülkiyet Kanunu’nun 55. Maddesinde aranan "yenilik" ve "ayırt edicilik" özelliğine sahip olmadığını ve iltibasa sebebiyet verir şekilde benzer olduğunu, davalı taraf açıkça 6796 saydı Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile koruma altına alınan haklarını ihlal ettiklerini, davalı aleyhine açtıkları maddi ve manevi tazminat ve diğer hukuki hakları saklı kalmak kaydı ile bu davayı açma zarureti doğduğunu, davalı adına kayıtlı ... nolu tasarım tescilin hükümsüzlüğüne, TPE nezdinde sicilden terkin edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi içeriğindeki taleplerin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, açılan davaya karşı zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davalı müvekkili şirketin, uzun yıllardır sektöründe ve muhtelif alanlarda faaliyetlerini göstermekte olup davacı tarafından iddia edilmekte olan eylemlerin kesinlikle müvekkil şirketin ticari yapısına uymayan davranış ve eylemler olduğunu, her ne kadar davacı firma tarafından, taraflarınca tasarlanan ürünün davacı müvekkil şirket tarafından hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak kullanıldığı iddia edilmekte ise de, davacı firma tarafından, hiçbir suretle müvekkil şirket tarafından kullanılan tasarımın aynısı ya da benzeri üretilmemiş olmanın yanı sıra, tarafının tasarımı olduğunu iddia ettiği ürün ile davalı müvekkilin kullandığı ürünün de aynı özelliklere sahip olmadığı aşikâr olduğunu, müvekkil şirket tarafından tescil kaydı yapılan siyah kapak renkli, kapak ve alt taban tasarımında kristal şekil motifli kutu ve kavanozlar ile davacının ürettiği ürünler arasında ilk bakışta görülecek farklar, ayırt edilebilecek nitelikler olduğu ortaya çıktığını, Bu sebeple birbirinden farklı tasarım tescile sahip ürünler hakkında keşide edilen ihtarnamede belirtilen tüm hususların hukuka aykırılık teşkil ettiğini, hiçbir suretle dava konusu tasarımın davacı firmaya ait olduğunun ve yine davalı müvekkil şirket tarafından hukuka aykırı olarak kullanıldığını kabul anlamına gelmemekle birlikte her ne kadar davacı tarafça kendi tasarım tescil tarihlerinin daha önce olduğu iddia edilmiş ise de söz konusu müvekkili şirket tarafından yapılmış olan tescil başvurusuna yasal süresi içerisinde hiçbir şekilde itiraz edilmediği bariz olup sadece bu yönden bile işbu haksız davanın reddi gerektiğini, davacı vekilinin müvekkili şirket adına kayıtlı olduğunu iddia ettiği ürün ile müvekkili şirketin kullandığı tasarım ürün tüketici kitlesi gelir düzeyi yüksek, orta/üst sınıfa mensup ve eğitimli kişiler olup bu yönüyle de, her iki tasarımın "aynı" veya "ayırt edilemeyecek kadar benzer" olduğunun kabulü mümkün olmadığını belirtmiş ve davanın süre, zamanaşımı, usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Somut olayda mahkememizce özellikle tartışılması gereken husus davalıya ait tescilli tasarım ile davacıya ait daha önce kamuya arz edilen ürünlerin benzer olup olmadıkları, bu bağlamda davalı adına tescilli tasarımın "yeni" ve "ayırd edici" özelliklere sahip olup olmadığıdır. Tasarımda önemli olan teknik ve bilimsel yönden ziyade, görünüm, şekil, doku ve ergonomi gibi özelliklerdir ve temel itibariyle koruma bu "görünüm" için değerlendirilmektedir. Bu "dış" görünüşün hukuki korumadan yararlanması için yeni ve ayırd edici özelliklere sahip olması gerekmektedir. Davaya konu olayda mahkememizce alınan 08/05/2020 havale tarihli raporda; davacı ve davalı tasarımlarının iltibas yaratabilecek derecede benzer olarak algılandıkları," gerekçesiyle davacının davasının KABULÜNE, davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, karar verilmiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin uzun yıllardır sektöründe ve muhtelif alanlarda ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkilinin bir başka şirketin tasarımlarını kullanarak bundan haksız menfaat temin etmesinin söz konusu olamayacağını, müvekkili kendi sektöründe tanınmış bir şirket olduğunu, bu tür bir hareket ile sektörde yıllar boyunca gerçekleştirdiği dürüst ve ilkeli ticaret ile kazandığı saygınlığı kaybedecek bir şirket olmadığını, davacının iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin markası tasarımları ve faaliyet alanı belli olup üretimlerinde olması gereken hususların da, bu marka şekli çerçevesinde belirleneceğinin izahtan veraset olduğunu, müvekkili markasını 26.12.2018 tarihli tasarım tescil belgesiyle “... numaralı tescil ettirdiğini, davacı şirket tarafından süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, açılan davanın hukuka aykırı, kötü niyetli ve müvekkili şirketten haksız kazanç temin etme amacına yönelik olup bahse konu iddiaların, müvekkili şirketin haklarına tecavüz ettiğinin de sabit olduğunu, Müvekkili şirkete ait çikolata ve kurabiye kutuları davacı şirketin tasarımlarına hiçbir şekilde benzemediğini, davacının bu yöndeki iddialarının ve müvekkilin üretimlerinde ayırt edici özelliğin bulunmadığına dair kararın hatalı olduğunu, hükme doğrudan esas alınan bilirkişi raporunda ürünlerin hitap ettiği tüketici kitlesi ile ürünlerin hangi amaçla ve hangi kitle tarafından kullanıldığı hususunun göz ardı edildiğini, raporda iki tasarımın benzer algılandığını, davalının tasarımının ayırt edici olmadığının iddia edildiğini, bunun kanaatine nasıl ve ne şekilde ulaştığının açıklanmadığını, raporun eksik olduğunu, hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davacının müvekkili şirket adına kayıtlı olduğunu iddia ettiği ürün ile müvekkili şirketin kullandığı tasarım ürün tüketici kitlesi gelir düzeyi yüksek, orta/üst sınıfa mensup ve eğitimli kişiler olup bu yönüyle de, her iki tasarımın “aynı” veya “ayırt edilemeyecek kadar benzer” olduğunun kabulü mümkün olmayacağını, tüm bu nedenlerle davacı tasarımın hükümsüzlüğü ve tescilden terkin taleplerinin reddini istinaf isteminin kabulünü talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, Endüstriyel tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi davasıdır. TPMK kayıtlarına göre ... tescil nolu kavanoz bir tasarımın davacı adına 12/06/2013 tarihinde, ... tescil nolu 1.1, 1.2 çikolata ve kurabiye kutusunun davalı adına 19/06/2018 tarihinden itibaren tescili olduğu görülmüştür. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyetine ait 08/05/2020 tarihli raporda özetle; "Hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı tasarım tescilinin başvuru tarihi olan 19/06/2018 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı" belirtilmiştir. 6769 Sayılı SMK'nın 77 maddesi ile, tasarımın 55. maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan tanımlara uygun olmadığı, 56. ve 57. maddelerde belirtilen şartları taşımadığı, 58. maddenin dördüncü fıkrası ve 64. maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi kapsamında olduğu, başvurunun kötüniyetle yapıldığı ve bir fikri mülkiyet hakkının yetkisiz kullanımını içerdiği ispat edilmişse, hak sahipliğinin başka kişiye veya kişilere ait olduğu ispat edilmişse, sonradan kamuya açıklanan aynı veya benzer nitelikteki bir tasarımın başvuru tarihi, tescilli bir tasarımın başvuru tarihinden önce ise tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilebileceği belirtilmiştir. Aynı maddenin 2. bendinde ise, 64. maddenin altıncı fıkrasının (b) ve (ç) bentleri ile fikri mülkiyet haklarının yetkisiz kullanımı gerekçesiyle tasarımın bir kısmına ilişkin hükümsüzlük talebinin kabul edilmesi halinde, o kısmın tescili hükümsüz kılınacağı ve kısmi hükümsüzlük sonucunda tescilin devamı için, kalan kısmın koruma şartlarını sağlaması ve tasarım kimliğini muhafaza etmesi şart olacağı hususları belirtilmiştir. Davalıya ait tescilli tasarım ile davacıya ait daha önce kamuya arz edilen ürünlerin benzer olup olmadıkları, davalı adına tescilli tasarımın "yeni" ve "ayırd edici" özelliklere sahip olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, tasarımda önemli olan teknik ve bilimsel yönden ziyade, görünüm, şekil, doku ve ergonomi gibi özellikler olduğu ve temel itibariyle koruma bu "görünüm" için değerlendirilmesi gerektiği, davalının tasarımının korumadan yararlanması için yeni ve ayırd edici özelliklere sahip olması gerektiği bilirkişi raporunda davalı adına tescilli ... nolu tasarımın tescil başvuru tarihi itibariyle yeni ve ayırt edicilik niteliğinin olmadığı belirtildiğinden mahkemece hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Davalı tarafından zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de, tasarıma tecavüzün devam etmesi sebebiyle bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/10/2020 tarih ve 2019/197 E., 2020/279 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 15/02/2024