Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/173 E. 2021/269 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/173
- Karar No
- 2021/269
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/484 KARAR NO : 2025/698 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/07/2021 NUMARASI : 2019/173 E. - 2021/269 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/07/2021 tarih ve 2019/173 E. - 2021/269 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin İrlanda’nın önde gelen kahve/kafe zincirlerinden biri olduğunu, 2015 yılında müvekkili şirketin yine dünyanın en büyük perakendecilerinden ... ile ticari ilişki ile Cork, Birleşik Krallık’taki Rugby, Bradford, Cardiff, Bristol Brocklebank, Watford, Stockport ve Leeds şehirlerinde de yeni kahve dükkanları açtığını, müvekkili markasının sektöründe tanınmış bir marka olduğunu ve ‘...’ markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı yanın müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının müvekkili şirketin tanınmış markasını bilmediğini iddia edemeyeceğini ve kötü niyetli olduğunu, her iki markanın da aynı fontta, aynı karakterlerle ve aynı tertip tarzı ile hazırlandığını, davalı yanın http://www.... hesaplarında “...” şeklinde bir slogan kullandığını, yani müvekkilinin ana faaliyet alanı olan kahve ve kahve servisi hakkında tanıtımlar yaptığını, davalı yanın müvekkilinin marka haklarına tecavüz ettiğini ve haksız rekabet yarattığını ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2019-M-1861 sayılı kararının iptali ile 2018/00541 sayılı “...” markasının (tescil edilmesi halinde) hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacı yanın Kurum nezdinde tescilli ve Türkiye’de marka korumasından yararlanan bir marka hakkının bulunmadığını, Avrupa Birliği ülkelerinin veya Amerika’da tescilli olan bir markanın Türkiye’de de korumadan yararlanmasının marka hukukunda ülkesellik ilkesi gereği mümkün olmadığını, davacı yanın davaya konu edilen marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığı iddiasında bulunduğunu ancak bu iddiaların ispatı için yeterli derecede somut ve inandırıcı delil sunulmadığını, davacı tarafından markanın tanınmışlığı iddia edilmişse de Türkiye’de tescilli olmayan markanın tanınmışlık müessesesinden yararlanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, bir marka veya amblemin kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanabilmesi için ülkesellik ilkesi gereği Türkiye’de marka olarak algılanır hale gelmiş olduğunun ispatlanması gerektiğini, bu doğrultuda yurt dışında kazanılmış ayırt edici niteliğin Türkiye’de tescil için yeterli olmadığını, davaya konu markanın gerek Türkiye’de gerekse dünyada “tanınmış marka” niteliğini haiz olmadığını, müvekkilinin herhangi bir kötü niyetinin veya haksız rekabet oluşturma amacının bulunmadığını, huzurdaki davaya konu “...” kelimesinin “uyuyamama sendromu”, “uykusuzluk hastalığı” anlamlarına geldiğini, kahve ile ilgili hizmetlerde, hizmetin niteliği gereği seçilme ihtimalinin oldukça yüksek bir ibare olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 2018/00541 sayılı "..." ibareli davalı ... başvurusunun yapıldığı tarihte, söz konusu ibarenin Türkiye’de davacı adına tescilli olmadığı, söz konusu markanın İrlanda ve Birleşik Krallık başta olmak üzere pek çok ülkede tescilli ve yoğun kullanıma konu bir marka olmakla birlikte davacı delilleri arasında, "..." markasının ülkemizde davacı tarafından kullanıldığını tevsik eden herhangi bir belge bulunmadığı, dosya kapsamında, davacının "..." markası üzerinde 6769 sayılı SMK’nun 6/3 maddesi kapsamında üstün hak sahibi olduğunu ispatlayan herhangi bir belge sunulmadığı, somut olayda bu madde kapsamında bir tescil engelinin söz konusu olmadığı; davacının "..." markasının İrlanda ve Birleşik Krallıkta oldukça iyi bilinen bir kahve zinciri markası olduğu, ancak söz konusu markanın ülkemizde maruf hale gelmediği, yani Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamında tanınmış marka olduğunu ispatlayan herhangi bir delil bulunmadığı, açıklanan nedenlerle 6769 sayılı SMK’nun 6/4 maddesi kapsamında bir tescil engelinin söz konusu olmadığı, "..." markasının dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarihte ülkemizde tescilli ve/veya tescil için başvurusu yapılmış tanımış bir marka olmadığı, bu nedenle 6769 sayılı SMK’nun 6/5 maddesi anlamında tescil engeli bulunmadığı, davacı şirketçe dosyaya sunulan belgeler ve Wikipedia kayıtları incelendiğinde, şirketin faaliyet alanının “Cafe hizmetleri”ne ilişkin olduğu, bu kapsamda davalının “...” markasını 43.sınıftaki “43/01 Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” üzerinde tescil ettirmesinin, davacının ticaret unvanı karşısında, 6769 sayılı SMK’nun 6/6 maddesine aykırı olduğu, "..." markasının, davacı şirket tarafından, 1997 yılından bu yana İrlanda ve Birleşik Krallık başta olmak üzere, pek çok ülkede 29, 30, 43.sınıflardaki mal ve hizmetler üzerinde tescil edilen ve “kahve zinciri/kafe” markası olarak yoğun ve yaygın şekilde kullanılan bir marka olduğu, söz konusu markanın ülkemizde bir kullanımı olmamakla birlikte, kahve dükkanı açma konusunda yatırım yapacak basiretli bir tacir tarafından basit bir araştırmayla dahi kolaylıkla bilinebileceği, davalı her ne kadar "..." ibaresinin “uykusuzluk hastalığı” anlamına geldiğinden “kafe hizmetleri” ile “kahve” emtiası bakımından herkesçe kullanılabilecek bir marka işareti olduğunu savunmuşsa da, bu ibarenin, tıbbi bir terim olduğu ve bir hastalığı tanımladığı, bu ibarenin, söz konusu mal ve hizmetler bakımından herhangi bir tanımlayıcılığı olmadığı gibi, yaygın kullanıma konu sıradanlaşmış bir işaret de olmadığı, davacının söz konusu ibarenin “uykusuzluk” durumuna ilişkin telmih edici etkisinden yararlanarak 1997 yılında bu markayı yarattığı ve menşe ülkede tescil ettirerek kullandığının dosya kapsamı ile sabit olduğu, bu anlamda markanın 29, 30 ve 43.sınıftaki mal ve hizmetler için orijinal ve ayırt ediciliği yüksek bir marka işareti olduğu, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren, davacı markasının neredeyse aynısını taklit ederek tescil ettirmeye çalışan davacının, dava konusu "..." markasını tesadüfen seçip tescil ettirdiğini kabul etmenin hayatın olağan akışına aykırı düşeceği, davalının, “kahve zinciri, kafe” sektöründe yurt dışında bilinen "..." markasının itibarından yararlanarak faaliyette bulunmak maksadıyla dava konusu markayı tescil ettirdiği; bir markanın benzerinin tescili, her durumda kötü niyetli tescil olarak kabul edilemeyeceği, ancak, özellikle yurt dışında tescilli markaların, kopya-taklit düzeyindeki benzerlerinin kötü niyetli tescil olarak değerlendirilmesi gerektiği, zira, kimi tacirlerin dünyaca ünlü markaları benzer ya da farklı sektörlerde tescil ettirerek kullandıkları ve olumlu imaj transferi yolu ile haksız kazanç elde ettiklerinin bilinen bir husus olduğu, marka korumasının amacına aykırı, kötü niyetli tescil; engelleme, spekülasyon markası şeklinde olabileceği gibi, dünyaca ünlü ve/veya çok sayıda ülkede tescilli maruf markanın sulandırılması ve haksız yarar sağlama amacı güdülerek tescil edilmesi suretiyle de gerçekleşebileceği, bu şekilde tescil edilen markanın, taklit edilen tanınmış markanın ilgili sınıfta tesciline de engel teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın kabuulü ile TPMK YİDK'nın 2019-M-1861sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2018/00541 kod nolu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece YİDK sürecinde sunulan hangi delillere binaen SMK'nın 6/6.maddesi şartlarının oluştuğunun kabul edildiğinin gerekçeleriyle açıklanmadığını, yeterli düzeyde ispat vesikası sunulmadığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığının söylenebilmesi için üçüncü kişilere zarar verme amacıyla yapılmasının gerektiğini, somut olayda kötüniyet iddiasının ispatlanmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı Türkiye merkezli bir şirket olmadığından SMK'nın 6/6.maddesi korumasından yararlanamayacağını, başvurunun davacının ticaret unvanının bütününü de içermediğini, "..." ibaresi uykusuzlukla ilgili olduğundan bir kahve markası olarak seçilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, özgün bir ibare olmadığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığına dair delil sunulmadığını, "..." Türkiye'de tanınmış, bilinen bir marka olmadığından olumlu imajından haksız kazanç elde edilmesinin mümkün bulunmadığını, öte yandan davanın tam kabulüne karar verilmiş ise de, davacının SMK'nın 6/3, 6/4, 6/5.maddelerine dayalı iddiaları reddedildiğinden mahkemenin kabul şeklinin davanın kısmen kabulü yönünde olmasının ve buna göre müvekkili lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmesinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği, bu düzenlemenin TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibaret olduğu (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar), Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2725 Esas, 2021/445 Karar sayılı ve 26/01/2021 tarihli kararında, markanın ticaret yapmak için değil, başkalarına şantaj yapmak ve para koparmak, başkalarının ticaretine engel olmak veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak ya da sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususların genel kötüniyet sebepleri olarak görüldüğü, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/5436 Esas, 2013/6621 Karar sayılı ve 02/4/2013 tarihli kararında da, ayırt ediciliği bulunan bir ibarenin, tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediğinin, aynı sektörde bulunan bir kimsenin bu markadan haberdar olmamasının hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığının, markanın hangi saik ile seçilerek tescil ettirildiği konusunda ikna edici bir açıklamada bulunulmasının gerektiğinin belirlendiği, bu kapsamda yurt dışında birçok ülkede davacı adına tescilli bulunan ve kafe hizmetlerinde kullanıldığı anlaşılan "..." ibareli markanın aynısının üstelik yazım stili dahi kopyalanarak davalı Şirket tarafından aynı sınıfta marka başvurusuna konu edilmesinin kötüniyetli olduğu, zira başvuru sahibinin aynı sektörde faaliyet gösteren firmadan ve iş bu firmaya ait “...” ibareli yurtdışında tescilli markanın varlığından haberdar olmadığının kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davalının bu markayı hangi saik ile seçerek başvuru konusu ettiği konusunda da ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, kötüniyetin tescilin tamamını kapsayacağı ve bölünemeyeceği (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953), kötüniyet başvurunun kapsadığı tüm sınıflar bakımından sonuç doğurduğundan, davalılar vekillerinin SMK'nın 6/6.maddesine dayalı itirazlarının sonuca etkili olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı Kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalı Kurumdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... Grup Gıda Tic. Ltd. Şti tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davalı Şirketten tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/04/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...