Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/158 E. 2021/61 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/158
Karar No
2021/61
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/573 KARAR NO : 2024/585 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 09/03/2021 NUMARASI : 2019/158 E. - 2021/61 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin TPMK nezdinde birçok marka başvurusunda bulunduğunu,davalı şirketin herhangi bir lisans sözleşmesi veya yasal bir gerekçe olmaksızın bu ürünlerin taklitlerini yaptığını, bu ürünleri iltibas yaratacak derecede kullandıklarını, müvekkilinin marka ve ticaret unvanlarının aynısıyla marka başvurusu yaparak bu yolla haksız kazanç elde ettiklerini, müvekkilinin sektörde etkin bir tacir olduğunu, dava konusu "saraypen" markasına ilişkin 2015/89120 başvuru numarasıyla başvuruda bulunulduğunu, müvekkilinin marka başvurusunun değerlendirilme aşamasına davalı müvekkilinin sunmuş olduğu "..." marka başvurusuna birebir aynı olacak şekilde 2016/26846 (06), (19), (40) sınıflarında tescil talep ettiğini, davalının marka başvurusundaki tutumun kötüniyetli olduğunu, davalının başvurusunun müvekkilinin marka başvurusuyla benzerlik arz ettiğini iddia ederek, davalının TPMK nezdinde 2016/26846 (06), (19), (40) sınıflarında tescilli "..." markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1980 tarihinden itibaren, ticaret unvanının kılavuz unsurunu oluşturan "..." ibareli markaları özellikle kapı ve pencere sistemlerinde kullandığını ve bu emtialar yönünden tescilli olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketle aynı sınıfta tescilli hiçbir markasının bulunmadığını, bu halde davacının işbu davaya mesnet gösterebileceği müvekkili ile aynı sınıfta bir tescili bulunmaması sebebiyle bu davanın usulden reddi gerektiğini belirterek müvekkili aleyhine açılan haksız davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davacının davasının Reddine, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilimin 04.11.2015 tarihinde sunmuş olduğu saraypen marka başvurusunu reddedildiğini ancak davalının başvuruyla birebir aynı olacak şekilde 24.03.2016 tarihinde 2016/26846 başvuru numarasıyla 06 / 19 / 40 sınıflarında tescil talepli olarak kuruma marka başvurusunda bulunmasının kötüniyetli olduğunu, mahkemenin davaya konu 24.03.20216 tarihli saraypen marka başvurusundan önce; müvekkili tarafından yapılan 15.02.2016 tarihli 2016/12876 sayılı sarayline 27.02.2016 tarihli 2016/17506 sayılı saraydoor marka başvurularına ilişkin olarak da SMK md 6/1 ve md 6/3 kapsamında iltibas yaratabileceği hususunu değerlendirmeye almadığını, ayrıca yerel mahkemenin bu raporda sektör bilirkişisi görevlendirmediğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.10.2017 tarih 2016/3554 E., 2017/5609 sayılı kararında; "bilirkişi olarak davalı markanın tescil kapsamında kalan mal ve hizmetlerle ilgili olarak sektör bilirkişisi de görevlendirilmesi gerektiği" belirtilmekte olduğunu, mahkemece hümsüzlüğüne dair davada alınacak raporlarda sektör bilirkişisinin katılımı gerekmekte olduğunu, TÜRK PATENT kayıtlarıyla tespit edilebilecek kötüniyet olgusu bununla birlikte, müvekkilin önceki tarihli başvurularıyla meydana gelebilecek iltibas olgusunun sektör uzmanı olmaksızın alınan bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılmasını, istekleri uyarınca davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; öncelik olarak huzurdaki davanın, davacı ... tarafından müvekkil şirketin 2016/26846 numaralı “...” ibareli markasının hükümsüzlüğü talepli olarak haksız ve kötüniyetli olarak ikame edildiğini, Müvekkil ... 30 yılı aşkın deneyimiyle 1980 yılından bu yana kapı, pencere, cephe ve küpeşte sistemleri, alüminyum kompozit panel, PVC kapı ve pencere sistemleri, panjur sistemleri ve makine, aydınlatma, asansör vb. sektörlerinin ihtiyacı olan çeşitli şekil ve büyüklükte sanayi profilleri ve standart kesitli profiller ürettiğini, müvekkil şirket "..." ibaresini kurulduğu günden beri kullanmakta olduğunu, kullanılan bu ibare ilk olarak 1980 yılında TPMK nezdinde tescil edildiğini, daha sonra bu marka 1990 yılında yenilenmediği için hükümden düşmüşse de 1990 yılında yeni bir marka tescili yapıldığını ve bu suretle Saray markasının 1980 yılından itibaren kesintisiz bir şekilde tescil yoluyla koruma altına alındığını, müvekkil şirketin 1980 tarihinden itibaren sektöründe tanınan, bilinen, alanında ticari hayatın önde gelen firmalarından biri olduğunun da ispata dayalı olduğunu, dolayısıyla yerel mahkeme kararına karşı davacı yanın hukuken kabul edilemeyecek ve aynı zamanda hayatın olağan akışına da aykırılık teşkil eden haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davalıya ait 2016/26846 tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. ... tescil numaralı "..." ibareli markanın 06, 19 ve 40. sınıflarda, 23/03/2016 tarihinde davalı adına tescil edilmiştir. Davalının saray esas ibareli daha eski tarihli çok sayıda tescilli markası olduğu, 19.sınıfta 2005 yılından itibaren saray esas unsurlu markaları tescil ettirdiği , "..." markasının T/03341 05.10.2018 tarihinde tanınmış marka olarak tescil edildiği görülmektedir. Davacının 2015 tarihinden itibaren Saray esas unsurlu çok sayıda marka başvurusunun olduğu itiraz üzerine bir kısmının reddedildiği bir kısmının işlemde olmadığı görülmektedir. Davacının davaya dayanak olarak 17., 35. Sınıflarda tescilli 10.01.2017 başvuru tarihli ... numaralı ... , 10.11.2017 başvuru tarihli 2017/02109 numaralı İstanbul ... ,20.01.2017 başvuru tarihli 2017/05462 numaralı İstanbul ... ,23.03.2017 başvuru tarihli 2017/26603 numaralı Saraypvc u-pvc window & door system markalarının tescilli olduğu, 2017/02109 numaralı İstanbul Saraydoor markası hakkında Ankara 1. FSHM 2018/253 Esas sayılı dosyasında hükümsüzlük davası bulunduğu, yine 2017/05462 numaralı İstanbul Saraypen markası hakkında Ankara 2. FSHM 2018/267 Esas 2019/234 Karar sayılı 09.05.2019 tarihli kararı ile 17. Sınıftaki emtialar ve 35. Sınıfta 17. Sınıf emtialar yönünden hükümsüz kılındığı ve verilen kararın Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2021/4481 Esas ve 2022/8433 Karar sayılı kararı ile 29/11/2022 tarihinde onanarak kesinleştiği ,2017/26603 numaralı markası hakkında Ankara 1. FSHM 2018/180 Esas sayılı dosyasında hükümsüzlük davası bulunduğu görülmektedir. 17/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda , davacının dayanak markalarının tümünün 2017 tarihli olduğu, hükümsüzlük konusu davalı markasının önceki tarili olması nedeniyle dayanak olarak alınamayacağı, daha eski tarihli olup saray ibaresi taşıyan marka başvurularının ise reddedildiği, davacının dayanak gösterebileceği eski tarihli markası olmadığı, davalı tarafından ilk tescilin yapıldığı 1980 yılı öncesine ait saray ibaresini tescilli yada tescilsiz kullanıldığına dair delil bulunmadığı, davalının saray ibaresli markalarda gerçek hak sahibi olduğu, davalı adına tescilli 2016/26846 nolu markanın, SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas ve SMK 6/3 maddesi uyarınca öncelik hakkı nedenleriyle hükümsüzlüğüne ilişkin şartların oluşmadığı, SMK 6/9 maddesi uyarınca kötüniyetli tescil hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğunu belirtmiştir. SMK 25/1'e göre; “5 inci veya 6 net maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir"SMK 6/3 maddesi hükmüne göre, Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Marka hakkının sağladığı koruma kural olarak tescil ile doğar, istisnası ise marka hakkının önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı, marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye ait olup, bu durum gerçek hak sahipliği ilkesi olarak ifade edilir. Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olması için ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla bilinir hale getirildiğine dair iddianın fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir. Tescilsiz bir markaya dayalı olarak başka bir markanın hükümsüzlüğünün istenebilmesi için marka tescilinden önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, markanın ciddi surette markasal kullanması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmekte olup, önceye dayalı kullanımların, hükümsüzlüğü istenilen markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden kullanımlar olması gerekir. Tescil kapsamı dışındaki mal ve hizmetlerdeki tescilsiz kullanım davacıya önceye dayalı hak sahipliği vermeyecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/05/2019 tarih, 2018/2275 Esas ve 2019/3674 Karar sayılı ilamı). SMK 6/9 maddesi hükmüne göre, Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.Dosya kapsamına göre, davalı şirketin 1980 yılında ticaret siciline kaydedildiği "..." ibaresini ticaret ünvanında kullanmaya başladığı, faaliyet alanının kapı pencere sistemleri olduğu, 19. Sınıfta davacının markasal kullanımlarından ve tescil başvurularından çok önce "...." esas unsurlu markaları tescil ettirdiği, davacının "saray " ibaresi üzerinde davalıdan daha önceye dayalı hak sahibi olduğunu ispata yarar delil bulunmadığı, davacı yan , ... markasının tescili için 04.11.2015 tarihinde 2015/89120 başvuru numarasıyla başvuruda bulunulduğunu, itirazı sebebiyle marka başvurusunun reddine karar verildiğini, bu marka başvurusunun değerlendirme aşamasında davalının, birebir aynı olacak şekilde 24.03.2016 tarihinde ... ibaresini tescil ettirdiğini ileri sürmüş ise de,...baresinde esas unsurun saray kelimesi olduğu sonundaki pen kelimesinin ilgili emtiayı tanımlayan tali bir unsur olduğu, davacının "..." ibaresi üzerinde önceki marka tescilleri nedeniyle hak sahibi olduğu ve korunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2021/4481 Esas ve 2022/8433 Karar sayılı kararı ile 29/11/2022 tarihli kararında " dava konusu "İstanbul ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında,.. ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ile "..." ibarelerinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadıkları, öte yandan davacı markalarının kapsamlarında yer alan 6. ve 19. sınıftaki mallarla, dava konusu başvuru kapsamında yer alıp yukarıda sayılan 17. sınıftaki mallar ve bu malların satışına özgü 35. sınıf perakendecilik hizmetleri arasında da benzerlik bulunduğu, çünkü bu malların genel olarak inşaat sektöründe kullanılan, birbirlerini ikame eden ve aynı yerlerde satışa sunulan mallar oldukları, yukarıda belirtilen mal ve hizmetler dışında başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden ise emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediğinden SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı gibi bu mal ve hizmetler yönünden aynı Kanun'un 6/5. maddesinde düzenlenen hallerin ortaya çıkacağının da ispat edilemediği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, taraf vekillerinin dosyada mevcut bilirkişi heyetinde sektörden bir bilirkişinin bulunmadığına ilişkin istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiştir... ONANMASINA," şeklinde verilen kararda davalının Saray esas ibareli markaları ile davacının ... ibareli markasının iltibas oluşturduğu kesinleşmiştir. Bu nedenlerle davacının "saray" ibaresi üzerinde davalıya nazaran korunmaya değer bir hakkının bulunmadığı anlaşıldığından davacının kötüniyetli tescil ve gerçek hak sahipliğine dayalı hükümsüzlük isteminin yasal dayanağının bulunmadığı, davanın reddi kararının dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/03/2021 tarih ve 2019/158 E., 2021/61 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 21/03/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/158, K. 2021/61, T. 08.06.2016, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-158-e-2021-61-k-fe8aaf9da051