Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/142 E. 2020/270 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/142
- Karar No
- 2020/270
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/159 KARAR NO: 2024/363 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 20/10/2020 NUMARASI: 2019/142 E. - 2020/270 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin "...", "...", "..." markalarının sahibi olduğunu, bu markaların hem Türkiye’de hem de dünyada tekstil ürünleri, gerçek ve suni deri ürünleri ve çantalar emtiaları üzerinde tanınmış olduğunu, ancak hal böyle iken davalının, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde müvekkili markasının ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan "..." markasını ... sayı ile tescil ettirdiğini, davalı yanın müvekkili markalarına benzer markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini, müvekkiline ait markasının tanınmış marka olduğunu, davalı yan adına tescil edilmiş olan ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hak sahibi oldukları "..." görselini ihtiva eden tanınmış markalar ile iltibas teşkil ettiğini ve davalı yanın kötü niyetli bir şekilde dava konusu marka tescil müracaatını gerçekleştirdiğini iddia ederek, davalı adına tescil edilmiş olan ... kod numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili markası davacı markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan farklılıklar olduğu gibi, markaların anlam, yazım, telaffuz, tertip tarzı açısından markaların farklı olduğunu, müvekkiline ait markanın ayırt edici ve vasıf kazandırılmış marka olduğunu, markaların bütünsel olarak incelenmesi gerektiğini, davacıya ait markaların ayırt edici niteliğinin zayıf olduğunu ve davaya konu markalar ile davacı markaları arasında iltibas yaratacak bir benzerliğin olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının markasının telaffuzunu bilmemesinin hayatın olağan akışına uymadığını, dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, uymak zorunda olduğunun, her ne kadar mahkeme markaların benzerliği sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini belirtse de marka patent kurumu markalar arasındaki isim, emtia ve hizmet yönünden benzerliklerin olup olmadığını re’sen gözettiğini, buna rağmen müvekkilin başvurusunun Marka Patent Kurumunun gerekli incelemelerinden geçtiğini, 20.06.2013 tarihinde yasalara ve hukuka uygun olarak marka tescilinin yapıldığını, müvekkilinin kötü niyetinin bulunmadığını , her alanda yaygın olarak bilinen ve kullanılan "..." isminin/ibaresinin ayırt edicilik gücünün zayıf olduğunu , benzerlik testinin markaların ayırt edici kelime unsurları esas alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini, bilirkişi değerlendirmesinin hukuka uygun olamadığını, dosyanın akademisyenlerden oluşacak heyete tevdii edilerek konunun uzmanlarından oluşacak heyet raporu alınması taleplerinin göz ardı edildiğini, bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, davalı adına tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalıya ait "..." ibareli markanın, davacıya ait "...", "...", "..." tanınmış markaları ile iltibas oluşturduğu, kötüniyetle tescil edildiği gerekçesiyle hükümsüzlüğü gerektiği beyanı ile eldeki davayı açmıştır. Davalıya ait ... sayılı "..." ibareli markanın, 18, 25 ve 35. Sınıflarda davalı adına tescilli olduğu görülmektedir. Davacı adına tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın 03,04,18,20,21,24,25,28 sınıflarda tescilli olduğu görülmektedir. SMK'nın 25/1 maddesine göre; 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. Markalar arasında halk tarafından karıştırılma ihtimâlinden (iltibas) bahsetmek için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Ancak farklı mal ve hizmetlerde tescilli olmakla birlikte, SMK 6/5 maddesi hükmüne göre; tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Zira tanınmış niteliği haiz bir markanın farklı mal veya hizmetlerde kullanımı hâlinde, o markanın tüketicileri çoğu zaman tanınmış marka sahibinin faaliyet alanını genişlettiğine inanarak mal veya hizmet tercihlerini değiştirebilirler. Böyle bir durumda tanınmış marka ile işletme arasındaki bağ, marka hakkı sahibinin arzusu dışında zayıflayarak markanın itibarında zedelenme ya da ayırt edici karakterini kaybetme, tescil ettirenin haksız yarar sağlaması gibi sonuçlar doğurabilmektedir. Dosya kapsamına göre, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, davacının "..." ibareli markasının davalıya ait markanın başvuru tarihinden önce tanınmış marka statüsünde olduğu, taraf markalarındaki asli unsur içindeki ... ibaresinin birebir aynı olduğu ve bu ibarenin tescilli olduğu emtialar bakımından zayıf bir ibare olmadığı, davalı markasındaki devam eden ve markaya ayırdedicilik katmayan ... ibaresinin davacı markasındaki .. ibar., davalıya ait ... numaralı "..." ibareli markanın görsel, işitsel olarak davacı tanınmış markası ile benzer olduğu gibi, markalar arasında tescilli oldukları emtia ve hizmetler yönünden de benzerlik bulunduğu, bu halde davalı markasının davacı markası ile ayırt edilemeyecek şekilde benzer olduğu davalı markasının tüketici nezdinde bıraktığı genel izlenime göre ilişkilendirilme dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, iltibasa sebebiyet verdiği , davacıya ait tanınmış markanın tescilli olduğu sınıflarda özgün bir ibare olduğu, Türkçe anlamlı bir ibare olmadığı,davalının bu markayı tesadüfen tercih etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalının ayırt edilemeyecek derecede ayniyet taşıyan davacı tanınmış markasını tekstil ürünlerinde kullanmasının tüketiciler nezdinde tanınmış marka ile irtibatlandırma, o markaya ait yan ürünler olarak algılama ve ya tanınmış marka ibaresi taşıması sebebiyle diğer ürünlere oranla tercihi etkileme sonucu doğuracağı, bu şekilde tanınmış markadan haksız yarar sağlama, itibarını zedeleme ve ayırt ediciliğinin zayıflaması sonuçlarının doğacağı anlaşıldığından tanınmış markanın koruma alanının farklı emtiaları da kapsadığı dikkate alındığında SMK 6/5 maddesindeki hükümsüzlük koşullarının bulunduğu, davalı adına tescilli markanın tescilli olduğu tüm sınıflarda hükümsüzlük şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak , dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 20/10/2020 tarih ve 2019/142 E., 2020/270 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/02/2024