Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/128 E. 2019/371 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/128
Karar No
2019/371
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/174 KARAR NO:2024/1403 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:15/06/2021 NUMARASI:2014/1593 Esas - 2021/455 Karar DAVA:Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ:03/10/2024 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2001 yılında Türk bankacılık ödeme sistemlerinde çipli ödemeler alanında başlayan dönüşümle İstanbul'da yazılım geliştirmek üzere kurulmuş bankacılık ve ödeme sistemleri sektöründe önde gelen şirketlerden birisi olduğunu, davalı müvekkili şirket ile belirsiz süreli iş sözleşmesi imzaladığını, 30/04/2008 tarihinde iş ilişkisi kurularak müvekkili şirkette işe başladığını, davalı İş Sözleşmesi ve ekleri hükümleri kapsamında müvekkili şirkette iş ilişkisi koşulları çerçevesinde 30/04/2008 tarihinden 18/01/2013 tarihine kadar Yazılım Uzmanı pozisyonunda çalışmış bulunduğunu, bu kapsamda iş sözleşmesine göre üstlendiği işi müvekkili şirkete karşı yerine getirme yükümlüğü altına girmiş bulunduğunu, söz konusu yükümlülüğü müvekkili şirkette çalışarak yerine getirmiş bulunduğunu, davalının, müvekkili şirket ile akdedilen iş sözleşmesinin eki niteliğinde olan Rekabet Yasağı ve Fikri Haklar Sözleşmesinin 4. Maddesinde rekabet yasağı hükmü bulunduğunu, madde 4.2.1'e göre iş sözleşmesi herhangi bir nedenle sona erdikten 1 yıl süresince şirketin müşterilere sunduğu uygulamaları ve benzeri uygulama yazılımları konusundaki lisanlar ve bunlarla ilgili hizmetleri firmalarına ait ..., ... markalı kart yönetim sistemleri, ATM yönetim sistemleri, POS-Vlidatör yazılımları, switch, host, takas sistemleri konusundaki lisanslar, hizmetler ve sözleşmeler hakkında şirketteki görevi esnasında öğrendiği proje, yapılması planlanan araştırma veya geliştirme çalışmalarıyla rekabet halinde olan hiçbir işi kabul etmeyeceğini veya bu konudaki kişi kurum veya kuruluşlarda ücretli veya ücretsiz görev alamayacağını veya bunlarla herhangi bir iş/akdi bir ilişki içine girmeyeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, davalının, müvekkili şirketten edinilen bilgiye göre, müvekkili şirketteki işinden ayrıldıktan hemen sonra ve 1 yıllık süre dolmadan müvekkili şirket ile aynı iş kolunda bulunan .... A.Ş.'nde çalışmakta olduğunun öğrenildiğini, davalının rekabet hükmüne aykırı olarak işe başladığını ve rekabet yasağı hükümlerine aykırı hareket ettiğini, bu nedenle müvekkili şirkete 10 aylık brüt maaşı tutarındaki cezai şart bedelini ödemekle yükümlü bulunduğunu, 10 aylık brüt ücreti olan 36.927,80 TL'nin ödenmesini talep ettiklerini, yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle, fazlaya ilişkin her türlü haklarının saklı kalması kaydıyla, iş sözleşmesinden doğan cezai şart bedeli 36.972,80 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkili şirkete ödenmesine , vekalet ücretin ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş sözleşmesine ek nitelikteki rekabet yasağı ve fikri haklar sözleşmesinde yer alan ve sözleşmenin coğrafi sınırlarını tüm dünya olarak belirleyen rekabet yasağı maddesinin geçersiz olduğunu, sözleşmede belirtilen işleri yine sözleşmede belirlenen coğrafi sınırlarda yapmamak demenin müvekkilinin tüm dünya üzerinde hiçbir şekilde çalışmaması anlamına gelmekte olduğunu, böyle bir hükmün kanunun emredici maddesine aykırılıktan dolayı kesin hükümsüz olduğunu, rekabet yasağı sözleşmesi ile işçinin çalışma hakkının elinden alınamayacağını, müvekkilinin çalışmakta olduğu şirket ile davacı şirketin iş alanlarının aynı olmadığını, müvekkilinin iş akdini geçersiz nedenle ve işçilik alacaklarını ödemeksizin fesheden davacı şirket ile müvekkili arasında iş mahkemelerinde devam etmekte olan davalar olduğunu, bu davalarda müvekkilinin alacağı olduğunu gösterin bilirkişi raporlarının geldiğini, müvekkiline ödeme yapacağını anlayan davacı işbu davayı kötü niyetli ikame ettiğini, taraflar arasındaki iş sözleşmesi haklı nedenle sonlandırılmadığından bir an için rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu varsayımında dahi iş veren tarafından iş ilişkisinin sonlandırıldığı hallerde rekabet yasağının sona ereceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için sözleşmenin geçerli olduğunu kabul edilse dahi söz konusu rekabet yasağının ve cezai şartın hakkaniyet gereği sınırlandırılması gerekmekte olduğunu, rekabet yasağı işin gereğine uygun olarak sınırlandırıldığında müvekkilin halihazırda çalışmakta olduğu iş, rekabet yasağı kapsamı dışında kalacağını beyanla fazlaya dair her türlü talep ve dava haklarının saklı kalması nedeniyle, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olmasından mütevellit davacı tarafından mesnetsiz olarak açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...iş mahkemeleri dava dosyaları, ticaret sicil kayıtları, SGK kayıtları, iş sözleşmesi ve ekleri, ticari defter ve kayıtlar ve tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli ve denetime elverişli olduğundan, mahkememizde de, davacı ile davalı arasında, 30/04/2008 tarihli iş akdi bulunduğu, İstanbul 18.İş Mahkemesi’nin 03/09/2019 tarih, 2019/128 E.-2019/371 K. ile iş akdinin davacı yanca haklı sebep olmadan fesih edildiğinin tespit edildiği ve kararın Yargıtay ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşıldığından, taraflar arasında mevcut iş sözleşmesinin davacı yanca haksız olarak fesih edildiği ve TBK.447/2 maddesi hükmü uyarınca, taraflar arasındaki rekabet sözleşmesinin ve ilgili cezai şart hükümlerinin uygulanamayacağı kanaati oluştuğundan, davacının davasının reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının somut bir gerekçeye dayanmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme mahsülü olduğunu, İstanbul 18. İş Mahkemesi'nin 2013/366 esas sayılı dosyasının, hükme esas teşkil edemeyeceğini, iş mahkemesince, her ne kadar davalı çalışanın iş akdinin müvekkili şirket tarafından feshinin haklı bir nedene dayanmadığı kabul edilmişse de yapılan feshin geçerli fesih ağırlığında olduğu kanaati ve gerekçesiyle karar verildiğini, bu noktada müvekkili şirket tarafından haklı bir fesih yapılmadığı kabul edilse dahi yapılan feshin "haksız fesih" olduğunun kabulüyle sonuca gidilemeyeceğini, davalı çalışanın davranışlarından kaynaklanan nedenlerle feshedilmesi iş sözleşmesinin müvekkil şirket tarafından geçerli nedenle feshi halinde rekabet yasağının devam ettiğinin kabulü ile değerlendirme yapılması gerektiğini, taraflar arasındaki iş davasında ilgili mahkemece, iş sözleşmesinin haksız feshedildiği yönünde bir tespitte bulunulmadığı gibi verilen kararda çok açık şekilde "yapılan feshin haklı fesih ağırlığında olmasa bile geçerli fesih ağırlığında olduğu" tespitine yer verildiğini, davalının salt aynı faaliyet alanında çalışması dahi bir başına rekabet yasağının ihlali teşkil ederken davanın reddi yönünde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davalının rekabet sözleşmesine aykırı davranarak rekabet yasağının ihlali teşkil edecek fiil ve eylemlerde bulunduğunun aşikar olduğunu, dolayısıyla davanın reddi yönünde karar verilmesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, kararının istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına ve davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava; rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şartın tahsiline ilişkin alacak davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanunu yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; iş akdinin davacı yanca haklı sebep olmadan fesih edildiğinin tespitine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı nedeniyle davacının cezai şart isteminin yerinde olup olmadığı noktasındadır. Davacı şirketin bankacılık ve ödeme sistemleri sektöründe yazılım konusunda faaliyet gösterdiği, davalının, davacı şirkette 03.02.2008-18.01.2013 tarihleri arasında "yazılım uzmanı" olarak çalıştığı,taraflar arasında 30.04.2008 tarihlî belirsiz süreli iş sözleşmesi, 30.04.2008 tarihli gizlilik sözleşmesi ve 30.04.2008 tarihli rekabet yasağı ve fikri haklar sözleşmesinin imzalandığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı ve fikri haklar sözleşmesinin 2. maddesi ile iş akdinin sana ermesinden itibaren 1 yıl süreyle ...kart kalite kontrol uygulamaları ve benzeri yazılımlar hakkında ...rekabet yasağı boyunca bu konudaki kişi, kurum veya kuruluşlarda ücretli veya ücretsiz görev alamayacağı veya iş / akdi ilişki içine giremeyeceği taahhüt edilmiş, 6.2. Maddesi ile de bu sözleşmenin ihlali halinde son brüt aylık aylığın 10 katı tutarında tazminatın işverene ödeneceği kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamından iş sözleşmesinin davacı tarafça 18.01.2013 tarihli fesih bildirimi ile sonlandırıldığı, fesih bildiriminde; "..sadece size sağladığı maddi avantajı (genel maaş zammı dönemi olmadığı halde size özel yapılan maaş zammını) ve bu sürecin nasıl geliştiğini müvekkilimiz şirket müşterileriyle paylaşmış olmanız, daha sonra müşterilerin de bilgiyi şirket çalışanları ile paylaşmıs olması " şeklindeki fesih sebebinin yer aldığı, davalının işten ayrılış bildirgesine göre işten ayrılış nedeninin Kod 29 olarak belirtildiği, bu kodun işveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile feshi ifade ettiği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir. TBK'nın 447 maddesinde ''(1)Rekabet yasağı, işverenin bu yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının olmadığı belirlenmişse sona erer.(2) Sözleşme, haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından veya işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilirse, rekabet yasağı sona erer'' hükmü mevcuttur. Yargıtay 11. HD.'nin 18/09/2019 Tarih, 2018/4426 Esas ve 2019/5555 sayılı Kararında, TBK 447/2 hükmünde de belirtildiği gibi; işverene yüklenebilen nedenlerle iş akdinin son bulması halinde rekabet yasağı hükümleri son bulacağı, Yargıtay 11. HD.'nin 13/12/2017 Tarih, 2016/5412 Esas ve 2017/7227 sayılı Kararında ise işverenin işçinin rekabet yasağına aykırı davranmasından dolayı cezai şartı isteyebilmesi için TBK m.447/2 uyarınca sözleşmenin işçi tarafından haksız olarak feshedilmesinin gerektiği vurgulanmıştır.Taraflar arasında karara bağlanan ve kesinleşen İstanbul 18. İş Mahkemesinin 2019/128 Esas sayılı dava dosyasında, davacı işçinin işyeri kurallarına aykırı davranarak kendisine yapılan zammı çalışma arkadaşları ile paylaşmasının tazminatsız fesih doğuracak nitelikte ağır bir eylem olmadığı, işverenin fesihten önce işçiyi uyarması veya diğer disiplin cezalarını uygulaması gerekirken direkt sözleşmeyi fesih etme yolunu seçtiği, davacının eyleminin en fazla sözleşmeyi geçerli sebeple fesih etme hakkı tanıyabileceği, haklı sebep gerektirecek nitelikte bir eylem bulunmadığından ve fesihle eylem arasında ölçülülük olmadığından dolayı yapılan feshin haksız fesih olduğu kabul edilerek kıdem ve ihbar tazminatı konusunda karar verilmiştir.Somut olayda işten ayrılış bildirgesi ve davalıya gönderilen fesih bildirimine göre taraflar arasındaki iş akdi davacı işveren tarafından sona erdirildiğinden, davacı işverenin sözleşmenin haklı bir sebeple feshedildiğini ispatlaması gerekir. Ancak kesinleşen İstanbul 18.İş Mahkemesi kararından davacının iş sözleşmesini haksız olarak feshettiği anlaşılmakta olup, TBK'nın 447/2.maddesi uyarınca taraflar arasındaki rekabet yasağının sona ereceği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/5412 Esas ve 2017/7227 Karar sayılı kararı) ve davacının rekabet yasağının ihlali nedeniyle davalıdan cezai şart talep edemeyeceği gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.03/10/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/128, K. 2019/371, T. 18.01.2013, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-128-e-2019-371-k-655e7c8a3381