Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2019/1188 E. 2021/870 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2019/1188
Karar No
2021/870
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/891 KARAR NO : 2025/24 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20.10.2021 NUMARASI : 2019/1188 E. - 2021/870 K. DAVANIN KONUSU : Şirket Yönetim Hakkı KARAR TARİHİ : 09.01.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 09.01.2025 İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.10.2021 tarih 2019/1188 E. - 2021/870 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı-karşı davalı ... vekili ve davalı-karşı davacı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı ... vekili, davalı şirketin 1991 yılında aile şirketi olarak kurulduğunu, şirketin faaliyetinin Kapadokya/Nevşehir'de turistik amaçlı sıcak hava balonu taşımacılığı olduğunu, ortaklarının yarı paylarla müvekkili ile kardeşi davalı ... olduğunu, ana sözleşme ile her iki ortağın müdür ve davalı ...'in başmüdür olarak atandığını, genel kurul kararları ile müdürlük görevlerinin 5'er yıl sürelerle yenilendiğini, son genel kurulun 15.04.2013 tarihinde yapıldığını, bu toplantıda da aynı şekilde karar alındığını, sonraki yıllarda genel kurul toplantılarının yapılmadığını, tarafların görev sürelerinin sona ermesine rağmen şirket müdürü seçilmediğini, önceki genel kurul toplantı çağrılarını başmüdür olarak davalı ...'in yaptığını, faaliyet alanı sebebiyle Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ile günlük iletişimin sağlanması ve yasal mevzuat gereğince şirketin SHGM nezdinde şirketin temsilcisi olarak sorumlu müdürlük görevinin davalı ...'e verildiğini, 23.04.2019 tarihinde davalı ...’in Kapadokya'da faaliyet gösteren şirket işletmesinde bulunan Balonla Ticari Havacılık Talimatı SHT-Balon Rev.madde 33'de sayılan, uçuşun yapılması için yasal olarak zorunlu olan teçhizatı uhdesinde tutarak personelin erişmesini engelleyip şirket faaliyetlerini durdurmak istediğini, şirkete ait 9 koli evrakı da yanında götürdüğünü, müvekkilinin şikayeti üzerine davalı ... hakkında Avanos Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/848 soruşturma sayılı dosyası ile güveni kötüye kullanmak suçlaması ile soruşturma başlatıldığını, müvekkilinin kendi imkânları ile zaruri teçhizatları ve araçları temin ederek şirketin faaliyetine devam etmesini sağladığını, şirket faaliyetini bu yolla engelleyemeyen davalı ...’in 18.05.2019 tarihinde Kapadokya Üniversitesi Slot Merkezi'ne yazdığı yazı ile sorumlu müdür yetkisine dayanarak, şirket bünyesinde uçuş yetkisine sahip bütün personelin uçuş uygunluğu alma yetkilerini hiçbir gerekçe göstermeksizin iptal ettiğini, Sıcak Hava Balonu ve Hava Gemisi Uyg. Arş. Merkez Müdürlüğü, …Şti'nin personellerinin uçuş yetkilerini iptal ettiğini, şirketin bu tarihten itibaren uçuş yapamadığını ve faaliyetsiz kaldığını, 23.05.2019 tarihinde davalı ...’in şirket kaşesi ve sorumlu müdür sıfatı ile ... Sigorta Genel Müdürlüğü'ne hitaben yazdığı yazıda …Şirketi'nin uçuş uygunluğunun iptali sebebiyle sigorta poliçelerinin askıya alınmasını talep ettiğini, 29.05.2019 tarihli Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'ne sunduğu dilekçesinde de davalı şirketteki sorumlu müdürlük ve genel müdürlük görevinden istifa ettiğini yazılı olarak bildirdiğini, davalı ...’in toplam 32.900 paydan 29.610 payını ...'a, 3.290 payını da ...'a pay devir sözleşmesi ile devrettiğini beyan ettiğini, ancak pay devirlerini usulüne uygun olarak şirkete bildirmediğini, müvekkilinin pay devirlerine onay vermediğini, payları kendisinin satın almaya hazır olduğunu ihtarname ile bildirdiğini, şirketin sicil kaydındaki adresinin ve müvekkilinin tebligat adresinin sarih olmasına karşın davalı ...'in irade beyanlarını resmi olmayan başka adreslere yönelterek pay devrinin zımnen kabulüne gayret ettiğini, davalı ...'in şirketten çıkma hakkı ile ilgili bir tasarrufta bulunmadığını, kanuni yetkilerini kötüye kullanıp şirketi faaliyetsiz hale getirdiğini, müvekkilinin Balonla Ticari Havacılık Faaliyetleri Talimatı (SHT-BALON Rev.3) m 22'ye göre kendisinin sorumlu müdür olarak atanmasını talep ettiğini ancak Kapadokya Üniversitesi Slot Hizmet Merkezi’nin 22.05.2019 tarihli yazısı ile müvekkilinin şirketi temsile ve ilzama yetkili olmadığı gerekçesiyle talebini reddettiğini, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü nezdinde davalı şirketi temsil ve idare etmesi için müvekkiline yetki verilmesi konusunda açılan davanın İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/276 esas sayılı dosyası ile yeni yönetim kurulu seçilene kadar mevcut yönetimin yetkilerinin devam edeceği gerekçesi ile reddedildiğini, bu mahkeme kararı ve yüksek mahkeme kararı neticesinde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün 08.08.2019 tarihinde müvekkilini sorumlu müdür olarak atadığını ve şirketin bu tarihten sonra uçuşlarına devam edebildiğini, davalı ...'in kanuni yetkilerini kötüye kullanması üzerine davalı şirketin 80 gün faaliyetsiz kaldığını, maddi ve manevi anlamda telafisi güç zararlar doğduğunu, müvekkilinin 19.08.2019 tarihinde önceden beyan ettiği gündem ile genel kurulun toplanmasını talep ettiğini, belirlenen gün ve saatte davalı ...'in kanuni temsilcisi ile yapılan genel kurul toplantısında müvekkilinin pay devrine onay vermediğinin karar altına alındığını ancak şirketin yönetimine ilişkin kararların alınamadığını, davalı ...’in genel kurul toplantısında da uzlaşmaz davranışlarını devam ettirdiğini, davalı ...’in, davalı şirketin faaliyetlerini halen durdurmaya çalıştığını, müvekkilinin sorumlu müdür olarak atanmasına itiraz ettiğini, ana sözleşmede düzenlenmemesine rağmen payını devrettiği ... ve ...'a müdürlük yetkilerinin kullanılması için vekaletname verdiğini, bu kişilerin başka firmalarda ortak ve pilot olduklarını, vekaletnamelerin rekabet yasağını ihlal ettiğini iddia ederek; davalı ...'in yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına, kararın sicile tesciline ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP ve KARŞI DAVA : Davalı ... vekili, müvekkilinin şirket aleyhine eylem ve işlemlerde bulunduğuna dair iddianın asılsız olduğunu, müvekkilinin 2019 yılının Mart ayında şirkete gittiğinde davacı ... tarafından şirketin işleyişi ve uçuşların güvenliği için yapılması gereken birçok işlemin ihmal edilerek yapılmadığını gördüğünü, davacı ...'in ikamet ettiği İzmir ilindeki mahallesinde muhtar adayı olduğunu ve şirket faaliyet bölgesine neredeyse hiç uğramadığını, faturaların gününde kesilmediğini, günlük olarak yapılan tahsilatın şirket hesabına yatırılmadığını, faturaların şirket alış fiyatından kesilmeyerek, hukuki ve mali açıdan suç işlendiğini, gerekli güvenlik önlemlerinin ve bakımlarının aksatıldığını, müvekkilinin davacıyı uyardığını, yolcuların güvenliği ve şirketin maddi ve manevi menfaatleri için 23.04.2019 tarihinde uçuş ekipman malzemeleri ve anahtarlarını sorumlu müdür olarak almak zorunda kaldığını, ancak davacının uyarıları dinlemeyerek 24.04.2019 tarihinde uçuşu gerçekleştirdiğini, davacının tüm personeli bekçi ve nöbetçi personeller de dahil olmak üzere şirketten gönderdiğini ve müvekkilinin şirkete girişini kilitleri değiştirmek suretiyle önlediğini, müvekkili adına açılan Avanos Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/848 Soruşturma numaralı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini; müvekkilinin sorumlu müdür yetkisine dayanarak şirket bünyesinde uçuş yetkisine sahip personelin uçuş uygunluğu alma yetkilerini iptal ettiği ve Sıcak Hava Balonu ve Hava Gemisi Uyg. Arş. Merkez Müdürlüğü'nün diğer davalı şirketin uçuş yetkilerini iptal ettiği ve şirketin faaliyetsiz kaldığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını, müvekkilinin yalnızca ilgili merkezlere bildirimde bulunduğunu, kararı ilgili kurumların verdiğini, müvekkilinin şirketi ve 3. kişileri korumaya çalıştığını; müvekkilinin yaşanan anlaşmazlıklar sebebiyle şirket hisselerinin devrini öncelikle davacıya yapmak istediğini, ancak davacının kötü niyetli davranarak müvekkilini oyaladığını, bunun üzerine devrin dava dışı kişilere yapıldığını, davacı ...'e keşide edilen tüm ihtarname ve tebligatların şirket faaliyet merkezine ve İzmir'de davacının şahsına ait olan ... havacılık merkezine yapıldığını, her ne kadar tarafların hissedarı bulundukları şirket merkezi İzmir Karabağlar olarak gözükse de davacının şirket merkezini hiçbir zaman kullanmadığını, gelen her türlü posta ve belgenin üst kat komşusu tarafından şirket avukatına ve şirketin faaliyet merkezi olan Kapadokya'ya müvekkiline ulaştırıldığını, davacının müvekkilinin rekabet yasağını ihlal ettiği yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, müvekkilinin davacının uzlaşmaz ve agresif tavırları nedeniyle ortaklık ilişkisinin yürütülmesinin mümkün olmaması nedeniyle kendisine ait olan hisselerin kontrol ve denetiminin hem kendisinin hem de şirketin menfaatleri açısından yapılabilmesi için avukat ve şahıslara vekaletname verdiğini; müvekkilinin şirket kurulduğundan beri balon pilotluğu, pazarlama ve balonların bakımını tek başına üstlendiğini, davacı-karşı davalının ise 2001 yılından 2018 yılı Şubat ayı sonuna kadar Kapadokya'da bulunan faaliyet merkezine değişik zamanlarda sadece toplam 8 - 10 gün arası geldiğini, davacı her ne kadar şirketle ilgilenmiş olduğunu iddia etse de 2001 yılında ruhsat çıkartmak dahil 17 yıl boyunca hiçbir ticari uçuş yapmadığını, müvekkili tarafından şirket ana sözleşmesine binaen düzenlenen 03.05.2013 tarihli imza sirkülerinin 5 yıllık süresi dolduğunda davacının yeni imza sirkülerinin çift imza ile temsil edilecek şekilde düzenlenmesini talep ettiğini, davacının ise müvekkilinin şirket üzerindeki denetim ve kontrol yetkisini engellemeye yönelik olduğu anlaşılan düzenlemeye itiraz ettiğini ve olağan genel kurul toplantısının yapılamadığını, oysa 2001 yılından bu yana düzenli olarak müdürler kurulu yapılmadığını ve davacının bu duruma itiraz etmediğini, davacının yasal boşluklardan faydalanarak sorumlu müdür olarak atandığını, davacı - karşı davalının şirket faturalarını tahsilatın çok altında kestiğini ve kendi şirketi olan ... Ltd. Şti.'ne ve işçilerine para aktararak haksız kazanç sağladığını, bu şirketin ne ruhsatı ne de balonları bulunduğunu, yalnızca tabela şirketi olduğunu, herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını iddia ederek, davacı-karşı davalı ...'in, ... Ltd. Şti. nezdindeki sorumlu müdürlük hak ve yetkilerinin kaldırılmasına, şirketin sorumlu müdürlerinin birbirlerine karşı açılan davaları bulunduğundan şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; davalı ... Ltd. Şti.'nin yarı paylarla davacı ... ve karşı davacı ... tarafından birlikte kurulduğu, dava tarihine kadar ortaklarının ve ortaklık paylarının değişmediği, ana sözleşme ile her iki ortağın şirketi münferiden temsile yetkili kılındıkları, karşı davacı ...'in başmüdür olarak yetkilendirildiği, yapılan genel kurul toplantılarında 5'er yıllık yetki sürelerinin devamına karar verildiği, şirketin 19.08.2019 tarihinde yapılan son genel kurul toplantısından önceki 15.04.2013 tarihli genel kurul toplantısında aynı şekilde 5 yıl süre ile belirlenen yetkilerin 15.04.2018 tarihinde sona erdiği, karşı davacı ...'in şirketteki hisselerinin tamamını 23.05.2019 tarihinde üçüncü kişilere satarak devrettiği, ardından vekaletnameler ile devralan kişileri şirketin yönetimi ile yetkilendirdiği, davacı ortak ...'in şirket hisselerine ilişkin devir işlemlerini kabul etmediğini, kendisinin hisseleri satın almaya hazır olduğunu bildirdiği, hisse devirlerinin davalı şirket tarafından kabulüne ilişkin bir karar verilmediği gibi karar defterine ve pay defterine işlenmediği, tescil ve ilan edilmediği, 19.08.2019 tarihli genel kurul toplantısında şirket temsilcisi ve yetkililerinin seçilmesi konusunda bir karar alınmadığı; Dava tarihinden önce karşı-davacı ...'in şirketteki paylarının tamamını üçüncü kişilere resmi şekle uygun olarak devretmiş ise de hisseleri satın alan ortakların ve devir işleminin kabulü konusunda yasal prosedürün tamamlanmadığı, buna göre davalı-karşı davacı ortak ...'in şirketteki ortaklığının hukuki yönden devam ettiği; TTK'nun 30/2 maddesi uyarınca haklı sebebe dayalı olarak dava açma hakkının şirket ortaklarına tanınmış olduğu dikkate alınarak, karşı dava yönünden, karşı-davacı ...'in ortak sıfatının varlığının devam etmesi nedeniyle aktif husumet yönünden davanın dinlenmesine engel bir durum bulunmadığı; Davacı ... tarafından İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/276 Esas sayılı dosyasında şirket müdürlerinin görev süresinin sona erdiği ve bu tarihten sonra şirketin temsilcilerinin seçilmemesi nedeniyle temsilcisiz kaldığı gerekçesiyle kendisinin şirkete kayyım olarak atanması talebiyle 24.06.2019 tarihinde açtığı davanın 17.07.2019 tarihli karar ile "görev süreleri dolsa bile önceki yönetim kurulunun yeni yönetim seçilene kadar görevlerine devam edeceklerinin kabulünün gerektiği, şirketin organlarının halen mevcut olduğu, kayyım atanmasını gerektiren bir halin bulunmadığı, kayyım atanmasındaki hedefin şirketin organ eksikliğini gidermek olup ortaklar arasındaki çekişmeyi çözme amacı bulunmadığı, davacının genel kurul toplamak için çağrı dahi yapmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği; kararın 19.04.2021 tarihinde kesinleştiği; Her iki tarafın şirketi temsil yetkilerinin kötüye kullanılarak şirkete zarar verildiği iddiasında olduğu, davalı-karşı davacı ...'in şirket ortaklığından ayrılmakta kararlı olduğu, davacı ...'in ise karşı davacının tüm payını satın alıp şirketin faaliyetini sürdürmesi niyetinde olduğu; Limited şirketler yönünden şirket yetkilisi veya yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin sona ermesi halinde şirketi temsil yetkilerinin kanunda düzenlenen sınırlı haller dışında ve ancak yeni yöneticiler seçilinceye kadar devam ettiği; Kanun hükümleri gereği yöneticilerin temsil yetkilerinin sona ermesi halinde seçim yapılmasının ve yöneticilerin belirlenmesinin zorunlu olduğu, Somut olayda şirketin yarı paylı ortakları olan davacı ile karşı davacının şirketi münferiden temsil yetkilerinin dava tarihinden önce 15.04.2018 tarihinde sona erdiği, bu tarihten sonra yeniden seçilmedikleri dikkate alındığında yönetim yetkileri dava tarihinden önce sona eren davacı ve karşı davacının, karşılıklı olarak şirketi yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılmasına karar verilmesi talepleri yönünden dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı, davacı-karşı davalının TTK'da düzenlenen yasal haklar ve dava haklarını kullanarak genel kurul toplantısı yapılarak şirketi temsile yetkili kişi ya da kişilerin belirlenmesi, şirketin feshi, davalı ortak ...'in ortaklıktan çıkarılması, hisse devir işlemlerinin iptali ve adına tescili, davalı-karşı davacı ...'in ise genel kurul toplantısı yapılarak şirketi temsile kişi ya da kişilerin belirlenmesi, şirketin feshi, davacı-karşı davalı ortak ...'in ortaklıktan çıkarılması, hisseleri devralan kişilerin ise devraldıkları hisselerin pay defterine işlenmesi, tescili ve ilanı istemli gibi dava ve yasal hak kullanımları ile aralarındaki uyuşmazlığı çözebilecekleri, dava ve karşı davanın kabulü halinde şirketin yönetimsiz kalıp kayyım atanması gerekeceği, bu davada veya açılacak bir başka davada şirketin temsilcisiz kalması nedeniyle kayyım atansa dahi bu durumun ancak geçici bir önlem niteliğinde olduğu, gerek taraflar ve gerekse şirket yönünden kalıcı bir çözüm oluşturmayacağı, taraflardan yalnız birinin davasının kabulü halinde ise görev ve şirketi temsil yetkisinin 15.04.2018 tarihinde sona ermiş ortağın şirketi temsil yetkisinin karardan sonra devam ettiğinin kabulü halinde uyuşmazlığın belirsiz ve uzunca sürelere yayılacağı ve genişleyerek devam edeceği, bu durumun gerek tarafların gerekse şirketin yararına olmadığı; Asıl ve karşı davanın şirket müdürünün azli işlemine ilişkin olup bu nitelikteki davaların görevden azli talep edilen şirket yetkilisine karşı açılmasının gerekli ve yeterli olduğu, şirkete husumet düşmediği, davanın niteliği itibariyle şirkete kayyım atanmasına karar verilmesinin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle, davacı-karşı davalı ...'in davalı şirket hakkında açtığı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı-karşı davalı ...'in davalı-karşı davacı ... hakkında açtığı davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle HMK'nun 114(1)/h maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı-karşı davacı ...'in karşı dava davalısı ... hakkında açtığı davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle HMK nun 114(1)/h maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalı-karşı davacı ...'in karşı davada davalı şirket hakkında açtığı davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı-karşı davalı ... vekili ve davalı-karşı davacı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı-karşı davalı ... vekili, TTK 630/2 maddesi gereğince her ortağın haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceğini, aynı maddenin 3. fıkrasına göre yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olacağını, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre açıklanan biçimde azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, davalı-karşı davacının şirketin ticari faaliyetini yerine getirmesi için gerekli teçhizatı şirket merkezinden izinsiz olarak alıp, personelin erişmesini engelleyerek şirketin sıcak hava balonu uçuşu yapmasına engel olduğunu, davalı-karşı davacı tarafından şirketin uçuş teçhizatlarına el koyulması üzerine müvekkili tarafından suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı-karşı davacı tarafından şirket hisselerinin diğer ortağın bilgisi ve onayı dışında rakip firma ortakları ve pilotlarına devrettiğini, müdürü olduğu şirketi Sivil Havacılık Kurumu’na şikayet ederek uçuş yapmasını engellediğini, müdürü olduğu şirketin sigorta poliçesini iptal ettirdiğini, bu delillerin de mahkeme dosyasına sunulduğunu, davalı-karşı davacının şirkete olan bağlılığını kaybettiğini; mahkeme kararında, müvekkili tarafından öncelikle genel kurula çağrı yapılarak ilgili anlaşmazlığın çözülebileceğinin belirtildiğini; müvekkilinin davalı-karşı davacı ile defalarca uzlaşma sağlamaya çalıştığını, ancak mümkün olmadığını, müvekkili tarafından yapılan genel kurul çağrısından da sonuç alınamadığını, müdürün azli davasının açılabilmesi için bu hususun genel kuruldan talep edilmiş olmasının şart olmadığını, ancak ortağın bu konuyu öncelikle genel kurula getirebileceğini, bu sebeple yerel mahkemenin genel kurul yapılmadığı ve/veya genel kurulda çözülebilecek iken çözülmediği ve bu sebeple işbu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, davalı-karşı davacı tarafından şirkete zarar verme gayesinin bir devamı olarak açılan karşı davada müvekkilinin yöneticilikten azline yönelik hiçbir gerekçe sunulmadığını, müvekkilinin halihazırda şirketin tüm ticari ve idari faaliyetlerini yürüttüğünü, davalı-karşı davacının şirketin hiçbir faaliyetinde etkinlik göstermediğini, ilk derece mahkemesince yalnızca tanık beyanlarına dayanarak hüküm tesis edildiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-karşı davacı ... vekili, ilk derece mahkemesi kararının dosyadaki kanıtlar ve belgeler dikkate alınmadan, eksik inceleme neticesinde verildiğini, müvekkilinin dava konusu şirketin kurulmasından bu yana balon pilotluğu, pazarlama ve bakım işlerini tek başına üstlendiğini, davacı-karşı davalının şirketin yönetimine ilişkin hiçbir konuda müvekkiline yardım etmediğini, görevini gereği gibi yerine getirmediğini, davacı-karşı davalı ... tarafından şirketin işleyişi, uçuşların güvenliği için gerekli işlemlerin yapılmadığını, faturaların gününde ve usule uygun şekilde kesilmediğini, günlük tahsilatların şirket hesabına yatırılmadığını, gerekli güvenlik önlem ve bakımlarının aksatıldığını, ...'in şirket faaliyet bölgesine neredeyse hiç gelmediğini ve şirket yönetimine ilişkin görevlerini yerine getirmediğini, şirketi maddi ve manevi anlamda zarara uğratacak eylem ve işlemlerde bulunduğunu, davacı-karşı davalı ...'in şahsına ait İzmir merkezli ... Ltd. Şti. adı altında kurulmuş bir havacılık şirketi daha bulunduğunu, ancak bu şirketin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, bu şirkete ilişkin mali usulsüzlüklerin mevcut olduğunu; müvekkilinin davacıyı hatalı ve eksik işlemlerin giderilmesi için uyardığını, ancak davacının olumlu bir geri dönüşte bulunmadığını, müşterilerin güvenliğini göz ardı ederek uçuşları gerçekleştirdiğini, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, ilk derece mahkemesince davacı-karşı davalının bu davranışlarının gerek maddi gerekse manevi olarak şirkete ne denli zarar verdiği, şirketin faaliyette bulunamayacak hale getirildiğine ilişkin hiçbir değerlendirme yapmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Asıl ve karşı dava, iki ortaklı limited şirkette ortakların yönetim ve temsil yetkilerinin kaldırılması ve şirkete yönetim kayyumu atanması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre açıklanan biçimde azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı limited şirketin iki ortaklı olarak kurulduğu ve bu şekilde ticari faaliyetine devam ettiği; şirket ana sözleşmesinde şirketin iş ve işlemlerinin ortaklar kurulunca seçilecek bir veya birkaç müdür tarafından müstakil imza ile yürütüleceği, tarafların ilk 5 yıl için müdür olarak seçildikleri düzenlenmiş olup, son olarak 25.04.2013 tarihli genel kurul toplantısında tarafların 5 yıl süreyle şirket müdürü olarak seçilmelerine karar verildiği, bu tarihten sonra müdür seçimi yapılmadığı, şirket müdürü olan ortakların görev sürelerinin dava tarihinden önce dolduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince görev süreleri dolan müdürlerin karşılıklı olarak azil talepleri yönünden hukuki yarar bulunmadığına dair kararı yerindedir. Davalı-karşı davacı ...'in şirkete yönetim kayyımı atanması talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; yönetim kayyumu atanması istisnai bir durum olup, TMK'nın 427/4. maddesi uyarınca ancak organlardan yoksun kalınma ve yönetimin başka yoldan sağlanamama hallerinde şirkete yönetim kayyımı atanabilir. Somut olayda şirketin organlardan yoksun kalınması ve yönetimin başka yoldan sağlanamaması durumunun gerçekleştiğinin taraflarca kanıtlanamadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince bu talep yönünden de davanın reddi yerinde görülmüştür. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2019/1188, K. 2021/870, T. 09.01.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2019-1188-e-2021-870-k-abd862aa7173