Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2019/111 E. 2020/190 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2019/111
- Karar No
- 2020/190
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2021/43 KARAR NO: 2024/425 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 16/09/2020 NUMARASI: 2019/111 E. - 2020/190 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/02/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Yaptıkları araştırmalar neticesinde, davalı tarafın davaya konu ... ve ... sayı ile tescilli markalarını, tescilli olduğu hiçbir ürün üzerinde kullanmadığının tespit edildiğini, davalının Türk Patent sicilinde kayıtlı markasının varlığı sebebiyle, müvekkili şirketin muhtemel benzer marka başvurularının reddedilme tehlikesi ile karşı karşıya olduğundan müvekkili şirketin zarar gören sıfatını haiz olduğunu, markanın tescilli olduğu tüm mallar ve hizmetlerde kullanılmasının esas olduğunu, davalıya ve müvekkiline ait markalara ait Türk Patent kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere davalı tarafın 25 ve 35. Sınıfta ... sayı ile tescilli şekil markasının at üstünde polo oyuncusu figürlü "şekil" unsurundan oluşmakta olduğunu, müvekkili şirketin ülkemizde Türk Patent nezdinde 25. Sınıfta tescilli ... ve ... sayılı markalarının tümünün tek ve esas unsurunun da aynı şekilde polo oyuncusu figürlü şekil unsuru olduğunu, davalının 25. Sınıfta ... sayı ile tescilli "..." markası, "..." ibaresi ve at üstünde polo oyuncusu figürlü şekil unsurundan oluşmakta olup, bu markanın da esas unsurunun, hem markadaki pozisyonu hem de büyüklüğü ve diğer yönleri itibariyle at üstünde ... oyuncusu figürü olduğunun aşikar olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, bu nedenlerle öncelikle davalı taraf adına TPMK nezdinde ... ve ... sayı ile kayıtlı markalarının tescilli olduğu tüm emtiaları için iptali ve sicilden terkini ile, iptal şartlarının bulunmaması durumunda, davalı taraf adına Türk Patent nezdinde ... ve ... sayı ile kayıtlı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın iddiasının aksine müvekkilinin, marka tescilini yaptırdığı günden bu güne kadar aktif olarak markayı logosuyla berlikte kullanarak üretim faaliyetlerini gerçekleştirdiğini, dolayısıyla 5 yıl boyunca aralıksız kullanılmadığı iddiasının gerçeklikten tamamen uzak, mesnetsiz bir iddia olduğunu, müvekkilinin markayı kullandığı, ürettiği ürünleri kullanan tanık olabilecek şahıslar, satış yapıldığını gösteren faturalar, reklam ve tanıtım görselleri baskı poşet gibi mevcut ürünlerle sabit olduğunu, bu sebeple davacının SMK m.9/1'e dayanarak müvekkili markalarının iptali talebinin reddedilmesi gerektiğini, müvekkili markalarının hükümsüzlüğüne karar verilebilmesi için müvekkilinin bu markaları "kötü niyetli" olarak tescil ettirmiş olması gerekirken müvekkilin böyle bir niyetinin olmadığının çok açık olduğunu, ayrıca yasal düzenlemeye göre davacının, marka tesciline 9 yılı aşkın süredir sessiz kaldığına göre hükümsüzlük talebinde bulunma hakkını kaybetmiş olduğunu bu nedenlerle açılan haksız ve kötüniyetli davanın reddine, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında dosyada toplanan tüm deliller ve bilimsel gerekçeye sahip ayrıntılı bilirkişi raporu karşısında davalı marka sahibinin söz konusu " ... uyuncusu figürlü ve ... ibareli ... ve ... tescilli " markasını 25. Ve 35. Sınıfta tescilli olduğu emtiaları yönünden kullanılmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 10/03/2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini ancak çelişkileri gidermeden ve maddi gerçeği ortaya çıkarmadan karar verildiğini, tanzim edilen raporun "Sonuç" kısmında her ne kadar dava konusu müvekkiline ait ... ve ... sayılı markalarına yönelik kullanımın bulunmadığı sonucuna varmışsa da; bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, sunulan faturalarda tescilli markaların kullanıldığı ve yine 5 yıllık şirket sitesinde de reklamının yapıldığı açık ve sabit olduğunu, bilirkişi raporunun içeriğinde dava konusu markaların müvekkili tarafından ciddi kullanımının bulunmadığı belirtilmişken sonuç bölümünde bununla tamamen çelişir şekilde kullanımın bulunmadığı değerlendirmesi yapıldığını, raporun kendi içerisinde çeliştiğini, müvekkilinin kendisine ait imalathanesinde üretimini gerçekleştiren ve bu ürünleri kendisi pazarlayan bir tekstil üreticisi olduğunu, büyük fabrikaları, showroomları bulunmadığını, zaten üretim kapasitesi belli olan müvekkili için bu yorumun yapılmasının aykırı olduğunu, KHK 14. Maddesi şartları oluşmadığını, bilirkişi raporu içeriğinde markaların ciddi kullanımı olmadığı ancak kullanımın olduğu ifadeleri ile de sabit olduğunu, faturalarda markaların açıkça belirtilmemesinin kullanılmadığı anlamına gelmediğini, numune ve ayrıca fatura örnekleri dava dosyasına sunulmasına rağmen göz ardı edildiğini,-davacının, davalının markasının kullanmama nedeniyle iptalini talep ederken aynı zamanda müvekkilinin markalarını kötü niyetle tescil ettirdiğini ve kullandığını dolayısıyla bu markalara dayalı kullanımın aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, dava konusu markaların hem haksız rekabet teşkil edecek şekilde kullanıldığını hem de kullanılmadığından bahisle iptali isteminin kendi içinde çeliştiğini, gerekçeli kararda da davacı tarafın taleplerine karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu,-marka inceleme kılavuzu 8 ve 9. Sayfalarına göre tüketici daha pahalı ve risk faktörü yüksek ürünlerin alımında daha fazla özen gösterdiği, markalar arası diğer tüm ayırt edici özelliklerin dışında müvekkiline ait markalar ile davacının markası arasında mevcut fiyat farkı ve doğrudan etki olan tüketici dikkat ve özen farkı; bilirkişiler tarafından yapılan "ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya ve iktibasa neden olabileceği" değerlendirmesinin de bu kapsamda hatalı olduğunu, raporda davacı ile müvekkilinin markasının ürünlerinin fiyat farkıyla ilgili hiç bir inceleme dahi yapılmayarak ayrıca bir eksik incelemede bulunulduğunu, -müvekkilinin kötüniyetli olmadığından davacı tarafın 5 yıllık hak düşürücü süreyi de geçirdiğini, “...” markasının kötü niyetli bir başvuru olmadığını, davacının şekil için tanınmışlık reddedildiğini, ... ibaresi ve şekil ile birlikte kullanımın tanınmış olduğunu, müvekkilinin tescil aldığı yıllarda ...'dan haberi dahi olmadığını, müvekkilinin ülkemizde özellikle ERZURUM yöremizde yöresel bir at üstünde oynanan oyun olan ... oyununu referans aldığını ve bu müşteri kitlesine hitap ettiğini, bilirkişilerin büyük markayı koruyan bir tavır sergilediklerini, ... oyununu referans alınarak oluşturulmuş bir markanın hitap ettiği müşteri kitlesiyle ülkemizde yabancı bir kültüre ait olduğu bilinen ... oyununun ortalama tüketici nezdinde bile ayırt edici bir tercih oluşturacağını, ayırt edicilik değerlendirmesinin yapılmadığını, -iltibas, birebir benzerlik, çağrışım gibi redde sebep nedenlerden herhangi birinin mevcut olmadığını ve markalarının kendi sektöründe farklılığını yakaladığını, bilirkişi raporundaki çelişkiler, yapılan eksik inceleme nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına ... ve ... 25. Ve 35. Sınıfta tescilli olduğu emtiaları yönünden kullanılmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine ilişkindir. Markaların ... şekil+... ve ... şekil markası olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yanca istinaf edilmiştir.Bilirkişiler düzenlemiş oldukları 10/03/2020 havale tarihli raporlarında özetle:" davalı tarafın 2014-2015-2017 yıllarına ait ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, 2016 ve 2018 yıllarına ait yevmiye defterlerinin, kapanış tasdiklerinin yapılmamış olması nedeniyle kati delil vasfına haiz olmadığı, davalı tarafından, inceleme günü taraflarına sunulan son 5 yıla ait satış faturaları üzerinde yapılan incelemeler de, dava konusu ... şekil+... ve ... şekil unsurlu markalarına yönelik kullanımının bulunmadığını, davacının yukarıda belirtilen markaları ile davalının dava konusu olan ... ve ... sayı ile tescilli markalarının öncelikle görsel olarak ve tescilli olduğu mal ve hizmetler yönünden ayırt edilemeyecek derecede benzer olup, davacının markalarının tanınmışlığı hususu da dikkate alındığında, ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya ve iltibasa neden olabileceği" hususlarını bildirmişlerdir. 6769 sayılı SMK 9.maddesine göre, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir. Aşağıda belirtilen durumlarda 1.fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir. a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması,b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarda kullanılması,Markanın marka sahibinin izniyle kullanılmasa da kullanılması marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir. Davalı istinaf başvurusunda; davalının 5 yıllık hak düşürücü süreyi geçirdiğini, markayı kullandığını, raporda çelişki olduğu iddiasını ileri sürmüş olup, dava tarihinde yürürlükte olan 6769 sayılı SMK'nın 9. maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, söz konusu madde hükmünün, hem geçmişte tescil edilen markalar için hem de gelecekte tescil edilecek markalar için kullanma külfeti getirdiği, dava açılması için hak düşürücü süresinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Somut olayda, iptali istenen markanın, dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içerisinde ciddi ve yoğun olarak kullanıldığının davalı yanca ispatlanması gerektiği, bu kapsamda Mahkemece davalının ticari kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yaptırıldığı, sunulan rapora göre, davalının, dava konusu markayı, iptali istenen emtia sınıfında ciddi olarak kullandığına ilişkin ispat külfetini yerine getiremediği, delil olarak sunulan faturalarda markanın tescilli olduğu şeklinden farklı olarak kullanıldığı böylelikle Mahkemece verilen kararda bir hata görülmediği, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/09/2020 tarih ve 2019/111 E. 2020/190 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalıdan tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/02/2024